Yüksek faiz ortamında ekonomi büyür mü, borsa yükselir mi?

Rekor yükselişin ardından kar satışlarıyla haftaya başlıyoruz. Aşının dağıtımında yaşanan sorunlar ekonomilerin açılmasını geciktirecek endişesi satışın arkasındaki temel gerekçe. Manşetlere çıkan haberlerde salgın ve ekonomi yarışıyor. Başkan Biden ABD can kaybının önceki aya göre yüzde 25 yükselerek 500 bine ulaşabileceğini söylüyor. Avrupa’nın ve özellikle İngiltere’nin ekonomisini uzun süre kapatmak zorunda kalacağından endişe ediliyor.

Geçen hafta açıklanan PMI verileri dünya ekonomisinde K şeklinde toparlanma görüşümüzü destekliyor. K’nın yükselen bacağını temsil eden ABD’de ocak ayı öncü İmalat Sanayi PMI rakamı mevsimsellikten arındırılmış 58.0 ile Mart 2015 sonrası en güçlü ikinci döneme işaret ediyor. K’nın gerileyen bacağı Euro bölgesinde, ocak ayı PMI verileri ikinci dalgaya karşı alınan önlemlerin yıkıcı etkisini gösteriyor. İmalat Sanayi PMI verisi 54.5 ile son 7 ayın, Hizmet PMI serisi 45.0 ile son iki ayın en düşük seviyesinde bulunuyor.

2021 yılına yönelik yapılan tahminler de benzer bir eğilim gösteriliyor. Dünya Bankası Euro bölgesi büyüme tahminini iki hafta önce yüzde 4,5’ten yüzde 3,6’ya çekmişti. Geçen hafta Almanya kendi ekonomisi için büyüme tahminini yüzde 4,4’den yüzde 3,0’e çekti.

Türkiye salgın cephesinde Avrupa ülkelerinden pozitif ayrışmaya devam ediyor. Hafta sonu eve kapatma önlemi alındığından beri can kaybında kademeli ama düzenli bir gerileme görülüyor. Günlük can kaybı son bir ay içinde 90 kisi azalarak 144 seviyesine geriledi. Önlemler devam ettirilirse şubat sonu itibariyle can kaybının 70 – 80 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. Mart sonu itibariyle ekonominin yeniden açılmasını konuşmaya başlarız.

Ancak salgına karşı alınan önlemler ve uygulanan sıkı para politikasının sonuçlarını ekonomi cephesinde görmeye başladık. Aralık ayı PMI rakamı 50.8 ile son 7 ayın en düşük seviyesine geriledi. Avrupa ekonomisinde yaşanan yavaşlama yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinde yavaşlamanın devam edeceğine işaret ediyor.

Ekonominin yavaşladığı bir ortamda sıkı para politikasının sürdürülüp sürdürülmeyeceği yatırımcıların kafasındaki temel sorulardan birisi. Avrupa ekonomisinin yavaşlaması ve Türkiye hizmet sektöründeki daralma derinleşirse para politikası gevşetilir mi? Geçen hafta yapılan Para Politikası Kurulu toplantısında Merkez Bankası bu soruya hayır demekle kalmadı, faizlerin uzun süre yüksek tutulacağı ve gerekirse artırılacağı sinyali verdi.

Merkez Bankası’nın verdiği mesaj bizim kafamızdaki eylem planı ile uyumlu. Son üç yılda iki büyük kur şoku yaşayan ve gelişmekte olan ülkelerin 4 katına yüzde 15’e yaklaşan bir enflasyonla mücadele eden Türkiye’nin faizleri erken indirerek ekonomiyi desteklemek gibi bir lüksü yok.

2019 tecrübesi enflasyonu düşürmeden ve güveni tesis etmeden finansal baskılamaya başvurulmasının acı sonuçlarını bize gösterdi. Acı ilacı içip 2021 yılında enflasyonu düşürmek ve yanlış politikalarla tırmanan dolarizasyon eğilimini kırmak zorundayız.

Avrupa’nın yüzde 3-4 bandında büyüdüğü ve aşının salgına karşı etkili olduğu bir senaryoda sıkı para politikasına rağmen Türkiye ekonomisinin yüzde 4’e yakın bir hızla büyüyebileceğini tahmin ediyoruz. Faize duyarlı inşaat, otomotiv, gayrimenkul gibi döngüsel sektörler için 2021 kolay bir yıl olmayacak. Ama dişimizi sıkarsak yılın ikinci yarısında salgının kontrol altına alınması ve hizmet sektörünün açılmasıyla birlikte daha sağlıklı bir büyümenin temellerini atabiliriz.

Gelelim merak edilen soruya… Bu senaryoda borsa yükselmeye devam edilebilir mi? Yüksek faiz ortamını ve büyümenin yavaşlamasını hisse senedi piyasaları sevmez. Sigortacılık dışında kısa vadede yüksek faiz ortamından yararlanacak bir sektör görmüyoruz.

Dolayısıyla kısa vadede Borsa İstanbul’da oynaklığın ve kar satışlarının arttığını görebiliriz. Orta vadeli seyir Merkez Bankası’nın sözünün arkasında durup duramayacağına bağlı olarak belirlenecek.

Büyümenin yüzde 3,5 – 4,0 civarına yükseldiği, enflasyonun yüzde 11 civarına gerilediği, siyasetin para politikasına müdahale etmediği pozitif bir senaryoda yabancı yatırımcılar geri gelmeye devam eder ve Borsa İstanbul dünya ile arasındaki makası kapatmaya devam eder.

Bir Cevap Yazın