Türkiye’ye FED’den Mesaj Var…

Janet Yellen’in Fed başkanı olarak ilk defa yaptığı para politikası sunumunu merakla izledik.

Beklendiği üzere Yellen, kendi döneminde Fed’in para politikasının Bernanke dönemiyle tam anlamıyla süreklilik göstereceğini söyledi. Sözel yönlendirme konusunda da Bernanke’nin daha önce söylediklerinin üzerine yeni bir şey eklemedi. Ekonomideki toparlanmanın varlık alımlarının bu sene içinde sonlanmasıyla uyumlu olduğunu ancak faizleri artırmak için henüz çok erken olduğunu yineledi.

İstihdamdaki artışa ve işsizlik oranındaki sert düşüşe rağmen, emek piyasasında toparlanmanın hala istenilen seviyenin çok altında kaldığını belirtti. Yani buraya kadar bizi şaşırtan bir şey yoktu.

Biz daha çok gelişen ülke finansal piyasalarında yaşanan dalgalanmaya dair bir şeyler söyleyip söylemeyeceğini merak ediyorduk. Yellen bizi kırmayarak konuşmasında gelişen finans piyasalarında Ocak ayında yaşanan  dalgalanmaya değindi. Değindi değinmesine, ancak şu aşamada bunu fazla önemsemediklerini de hissettirdi.

Gelen bir soruya Yellen, gelişen ülke para birimleri ve finansal piyasalarında yaşanan satış baskısı ve dalgalanmayı yakından izlediklerini ancak bunun ABD ekonomisi için bir risk oluşturmadığını belirtti. Yani, yeni Fed başkanı da eskileri gibi “biz ABD için varız ve bizi etkilemediği sürece geri kalan piyasalarda ne olup bittiği umurumuzda değil” mesajı verdi.

Yellen’in anlattıklarının dışında asıl dikkatimizi çeken Fed’in hazırladığı para politikası raporunda gelişen ekonomilerde yaşanan dalgalanmaya yönelik hazırlanmış bölüm oldu. Bizim gibi Fed de yaşanan bu dalgalanmanın bol ve artan likidite döneminde gelişen ülkelerde açılan uzun carry trade pozisyonlarının bir kısmının ABD’de yükselen faizler ve artan volatilite nedeniyle kapanması tarafından tetiklendiğini düşünüyor.   Hatırlanacağı üzere 2009-2012 yılları arasında gelişen ekonomilere 190 milyar dolar portföy girişi olmuştu. Sermaye girişi 2005-2009 arasında ise sadece 40 milyar dolar civarındaydı.

Fed’in gelişen ekonomilerde yaşanan dalgalanma ve bu ülkelerin kırılganlıkları üzerine yazdıkları genel olarak bizim görüşlerimizle uyumlu. Fed de bizim gibi raporunda küresel yatırımcıların gelişen ülkeleri top yekûn satmadıklarını, gelişen ülke para birimleri ve finansal piyasalarındaki satışın ülkelerin “dış kırılganlıklarıyla” paralel olduğunu söylüyor.   Fed dış kırılganlığı 6 kriterin kombinasyonu olarak oluşturduğu basit bir endekse göre ölçüyor.

  • cari açık – GSYH oranı
  • merkezi hükümet borcu – GSYH oranı
  • enflasyonun son 3 sene ortalamasından farkı
  • kredi/GSYH’in 5 senelik ortalamasından farkı
  • toplam dış borç – ihracat oranı
  • rezerv – GSYH oranı

 Ekonomiyle ilgilenen çoğu kişinin tahmin edebileceği gibi Türkiye 2. kriter hariç diğerlerinin tamamından en kötü puanı alıyor!  Diğer bir deyişle, bu kriterlerle oluşturulan Fed endeksine göre en kırılgan gelişmekte olan ülke biz oluyoruz. Bu endekse göre en kırılgan gelişen ülkelerin en güçlü satış baskısına sahne olan piyasalar olduğu gösterilmiş.

Yani, Fed’e göre Mayıs 2013’ten beri Türk lirasının  dolar karşısında %18 değer kaybetmesi ve 2 yıllık faizlerin 2 katından fazlasına çıkması “normal”.   Türkiye’deki gibi diğer kırılgan ülke merkez bankalarının faiz artışı yoluyla sermaye çıkışlarını engellemeye çalışmaları kabul edilebilir ancak, asıl sorun yukarıda 6 göstergeyle belirtilen yapısal problemler. Ve bu problemleri çözmek uzun süren ve bazen acı verici olabilecek yapısal reformlar gerektiriyor.

Küresel piyasalarda risk algısının düzelmesi ve gelişen ülke piyasalarında panik satışların durulmasıyla, Merkez Bankası’nın Ocak sonunda yaptığı sert faiz artışının etkisi kur tarafında hissedilmeye başlandı. TL 2 haftadır en iyi performans gösteren para birimi durumunda.  ABD’de açıklanan verilerin her ne sebeple olsun zayıflaması, yatırımcıların “taperingi”  para politikasından ayrı tutmaya başlamaları ve cazip faizler nedeniyle gelişen ülke para birimlerinde bir süre daha değerlenme hareketi görmeyi bekliyoruz. Carry tradeçilere en cazip faiz olanağını sunan TL’nin de bu ortamda değerlenmeye devam etmesi şaşırtıcı olmaz.

Ancak, ABD’de verilerin tekrar kuvvetlenmesi ve ilk ibarelerini ücretlerde az da olsa artış olarak gösteren enflasyonun az da olsa kıpırdanması durumunda piyasalar bu sefer Fed’in faiz artışı zamanlamasını fiyatlamaya başlayacaklar. Ve yukarıdaki 6 kırılganlık kriterinden zayıf not alan ülke para birimleri tekrar satış baskısı altına girecek. O zaman geldiğinde, ki ben 2014 4. çeyrek başı gibi tahmin ediyorum,  tekrar 6 kriteri ve o zamana kadar yapılmış veya yapılamamış yapısal reformları konuşacağız.

Dr. Uğur Küçük

Uzman | Araştırma

Bir Cevap Yazın