Türk Lirası için neden iyimseriz?

2020’yi küresel risk iştahının güçlendiği, ABD Doları’nın değer kaybettiği ve gelişmekte olan ülke varlıklarının değer kazandığı pozitif bir havada bitiriyoruz. Aşının dağıtılmaya başlaması ile toplumsal bağışıklığın artacağı ve hayatın normale döneceği beklentisi risk iştahını destekliyor.

Zayıf dolar, düşük faizler ve öngörülebilir yüksek büyümeyi arkasına alan gelişmekte olan ülke varlıkları yükselişini sürdürüyor. Gelişmekte olan piyasalara para girişi kasım ayında 38 milyar dolar, aralık ayının ilk iki haftasında 18 milyar dolar ile 2013 yılından beri en güçlü dönemini yaşıyor.

Uluslararası yatırım bankalarının 2021 yılı raporlarında konsensüs olarak gelişmekte olan piyasaları öne çıkarması bizi tedirgin etmeye başlasa da, Türkiye varlıkları için iyimser görüşümüzü koruyoruz. Türkiye varlıkları kasım başından beri 2 milyar doların üzerinde giriş ile gelişmekte olan piyasalara girişin yüzde 3,6’sını alıyor.

Doların küresel olarak değer kaybettiği dönemin Türkiye varlıkları için tarihi fırsat yarattığına inanıyoruz. Dış borcunun yüzde 60’a yakını dolar bazında, ihracatının yarıya yakını Euro bazında olan Türkiye doların zayıflamasından yararlanan ülkeler arasında yer alıyor.

Doların zayıflaması salgın sonrası uygulanan finansal baskılama politikaları nedeniyle tırmanışa geçen para ikamesinin tersine çevrilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye’deki toplam mevduatın yüzde 55’e yakını döviz cinsi tutuluyor. Bu paranın yarıdan fazlası dolara yatırılmış durumda. Doların Türk Lirası’na karşı reel olarak değer kaybetmesi kademeli bir ters para ikamesi sürecini başlatabilir.

Merkez Bankası’nın perşembe günü yapılacak Para Politikası Kurulunda izleyeceği politika sadece bozulan fiyat istikrarın değil aynı zamanda finansal istikrarın yeniden tesis edilmesinde de büyük önem taşıyor.

Kasım ayındaki negatif sürpriz ile yüzde 14 seviyesini aşan enflasyon sonrası para politikasının yeterince sıkı olmadığına inanan piyasa oyuncularının sayısı artmaya başladı. Ancak Merkez Bankası’nın aralık ayında ilave faiz artışına gideceği beklentisi sayesinde Türk lirası aralık ayında gelişmekte olan ülke paralarına paralel bir seyir izliyor.

Para Politikası Kurulu öncesi son dönemeçte faiz artış beklentileri 100 – 200 baz puan arasında değişiyor. Bizce 100-125 baz puanlık bir faiz artışı bozulan enflasyon dinamiklerini kontrol altına almak ve finansal istikrarı korumak için yeterli olacaktır.

Perşembe günü yapılacak 100- 125 baz puan faiz artışı sonrası Türk Lirası cari enflasyon oranına göre yüzde 2 reel faiz ile makul bir getiri sunacaktır. Orta vadeli düşünen ve 2021 yılı enflasyonuna bakan yatırımcılar için ise Türk Lirası yüzde 4’e yakın ex-ante reel getiri beklentisi ile en cazip para birimi konumunda yer alacaktır.

Söz konusu yüksek reel getiri gelişmekte olan ülkelere yönelen yabancı sermaye akışımızdan iyi pay almak için yeterli olur. 2020 yılı mart-ekim döneminde finansal baskılama nedeniyle enflasyona karşı ezilen ve Türk Lirası’ndan yabancı para varlıklara kaçan yerleşik yatırımcının yeniden Türk lirasına dönmeye başlamasını sağlar.

Madem faiz artışı işe yarıyor 100 baz puan değil 200 baz puan yapalım ülkeye daha çok yabancı sermaye gelsin, dolar Türk Lirası’na karşı 7.0’nin altına gerilesin, enflasyon düşsün, ters para ikamesi hızlansın demeyin.

Finansal istikrarı korumak için kurdaki tehlikeli tırmanışı tersine çevirirken aynı zamanda Türk Lirası borçlanan yatırımcıları da korumamız gerekiyor. Ex-ante reel faizin yüzde 5’in üzerine çıkması bankacılık sisteminde takipteki alacakları artırarak finansal istikrarı bozabilir. Yüksek reel faiz ve güçlenen Türk Lirası şirketleri yeniden yabancı para borçlanmaya teşvik edebilir.

Bu nedenle haftaya perşembe günü yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında piyasa tahminlerinin alt ucunda yer alıyoruz. 200 baz puan artırıp ikinci dalga baskısıyla nisan ayında faiz indirmeye başlamak yerine 100 baz puan artırıp haziran gibi indirime başlamanın enflasyon beklentilerini yöneltmek için daha doğru olacağına inanıyoruz.

Faiz artışı beklentisinden bağımsız olarak Türk Lirası için dolara karşı 8.0 TL civarında başlattığımız olumlu görüşümüzü koruyoruz. Merkez Bankası’nın piyasa beklentisinin altında (100bp) faiz artışı yapması dolayısıyla Türk Lirası’nda oluşacak baskıyı döviz bozdurmak için fırsat olarak görüyoruz.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın