Büyümede İş Yok

Bahar aylarında tırmanan Gezi Parkı olayları, Suriye ile yaşanan gerginlik ve Fed dalgasına rağmen ekonomik büyüme yılın üçüncü çeyreğinde güçlü seyretmeye devam ediyor. Türk lirasındaki değer kaybına ve faizlerdeki yükselişe rağmen eylül ayı sanayi üretimi ve ekim ayı PMI rakamları büyümenin yılın ikinci yarısında güçlendiğini gösteriyor. TÜİK’in açıkladığı takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi endeksi eylül ayında önceki yılın ayına göre yüzde 6.4 artarak, piyasanın yüzde 3.8’lik ve bizim yüzde 4.5’lik tahminimizin çok üzerinde geldi. Son haftalarda beklentilerden iyi gelen ekonomik verilere rağmen 2013 yılı için yüzde 3.3 olan büyüme tahminimizi  piyasanın tahmini yüzde 4.0’e yakın – değiştirmemiştik.

Çünkü Fed’in varlık alımlarını azaltabileceği endişesiyle yaşanan döviz ve faiz şoklarının büyümeyi yavaşlatacağından endişe ediyorduk. Eylül ayı sanayi üretimi endişelerimizde haksız olduğumuzu gösterdi. Fed şokunun ekonomik aktivite üzerindeki etkisi sınırlı oldu. Merkez Bankası’nın piyasa oyuncularını dinlemeyerek Türk lirasını savunmak için kısa vadeli faizlerde şok artışa gitmemesi büyümenin dışsal şoka rağmen devam etmesinde hiç şüphesiz etkili oldu. Aylık üretim rakamlarında sık görülen dalgalanma nedeniyle eylül ayı rakamlarından yola çıkıp aşırı iyimser olmak istemiyoruz. Ekim ayındaki yedi günlük bayram tatili nedeniyle şirketler Eylül ayında önden yükleme yapmış olabilirler.

Ancak son aylarda tüketici ve reel sektörün güvenindeki artış ve ekim ayı PMI verileri büyümenin yılın dördüncü çeyreğinde de devam ettiğini gösteriyor. Fed Başkan adayı Yellen’in Fed’in genişleyici para politikasına devam edeceği açıklaması Türkiye’nin büyümesi için ihtiyaç duyduğu yabancı kaynağı ucuza temin etmesini ve büyümeyi destekliyor. Bu nedenle eylül ayı rakamları sonrasında 2013 yılı için yüzde 3.3’lük büyüme tahminimizi yüzde 3.7’ye artırıyoruz.

Peki bu büyüme yeterli mi? Genç nüfusun bu kadar yüksek olduğu bir ülke için cevabımız olumsuz. Geriden gelen bir gösterge de olsa ağustos ayı istihdam verileri ekonomide görülen canlanmanın yetersiz olduğunu gösteriyor. Yüksek tarım dışı istihdam (yüzde 12.5) ve genç nüfus işsizliği (yüzde 19.2) rakamları potansiyelinin altında büyüyen bir ekonomiye işaret ediyor. Arka arkaya üç aydır gerileyen sanayi istihdam verileri büyümede aşağı yönlü risklerin devam ettiğini gösteriyor. Son aylarda talep tarafında görülen canlanmanın istihdam cephesindeki olumsuz görünümü ne kadar değiştireceğini önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Mesela yani

A�arAYamba sabahA� A�in bankalarA�nA�n geri dA�nmeyen kredileri artA�k her an geri dA�nebilecekmiAY gibi deAYil, bilanA�olarA�nda hak ettikleri yerde gA�stereceklerine dair bir haber vardA�. Toplam kredi hacmi içinde geri dA�nmeyen kredi oranA� 0.96%. Yani 1%'in altA�nda bir orandan bahsediyoruz. A�zellikle BatA� bankalarA� aA�A�sA�ndan imrenilecek bir rakam olsa gerek. A�yle pek çok A�in verisinde olduAYu gibi bu veride de gerA�ek çok farklA�. 2012 rakamlarA� üzerinden birkaA� A�rnek vermek istiyorum. ICBC -ki dünyanA�n en büyük bankasA�, 1990 tarihli geri dA�nmeyen kredileri alacak olarak gA�stermeye ve orijinal deAYerinden taAYA�maya devam ediyor. 2010 tarihinde geri A�denmesi gereken ancak A�denmeyen bir alacaAYA�n büyüklüAYü A�z sermayenin 1/3üne denk düAYüyor. 2004'te kamu tarafA�ndan yeniden yapA�landA�rA�lmadan A�nce geri dA�nmeyen kredilerin oranA� 21%'ken AYu anda 71%'si kamuya ait bankanA�n son aA�A�klamasA�nda 1% olarak gA�rünüyor.

BankanA�n bilanA�osunda bulunan 313 milyar yuanlA�k Huarong BonolarA� Kamuya ait Huarong Asset Management Şirketina ait. Bu Şirket bonolardan gelen para ile bankanA�n geri dA�nmeyen kredilerini nominal fiyatA�ndan satA�n aldA�. 2010 yA�lA�nda bonolar itfa olmaya baAYlayA�nca da Finans BakanlA�AYA�'ndan vadenin 10 yıl daha uzadA�AYA�na dair bir notu da banka aldA�. HiA� AYüphe yok 2020 itfasA� gerekirse 2030 yA�lA�na ertelenebilir.

Agricultural Bank of China bilanA�osunda ise Finans BakanlA�AYA�'ndan alacak olarak gA�rülen 474.21 milyar Yuan sermayenin 73%'sine denk düAYüyor. 2008 yA�lA�nda bakanlA�k 15 yA�llA�k bir dA�nemde yA�llA�k A�demelerle miktarA�n geri A�deneceAYini aA�A�kladA�. 2007 yA�lA�nda yeniden yapA�landA�rma A�ncesi bu varlA�AYA�n büyüklüAYü 568 milyar yuan ve sermayenin 105%'i kadardA�. Yine bu yıl geri dA�nmeyen krediler 24% olurken bu yıl son A�eyrekte oran 1.4% oldu. SOE yani KA�Ta��ler ve yerel hükümetlere aA�A�lmA�AY olan kredilerin önemli bir kA�smA�nA�n geri dA�nmeyeceAYini düAYünen çok sayA�da analist var. Zira bu kredilerin pek A�oAYu verimsiz yatA�rA�mlara harcandA� ve yatA�rA�mlarA�n getirisi kredilerin maliyetlerinin çok daha altA�nda. OranA�n bu kadar düAYük olmasA�nA�n bir diAYer nedeni de hA�zla artmaya devam eden kredi büyüklüAYü. DolayA�sA�yla hem rakamlar gerA�ekA�i deAYil hem de payda daha hA�zlA� artA�yor.

O zaman tekrar sA�yleyelim; A�ina��de geri dA�nmeyen kredi oranA� 0.96%.

Mesela yani!… (Kemal Sunala��A� rahmetle anarak)

Azant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

zp8497586rq

ABD için iyi Dünya için kötü mü?

Dünya piyasalarında 2011 Mart ayı sonrasındaki en sert satış dalgalarından birisi yaşandı. FED’in varlık alımlarını (QE3) 2013 yılı ikinci yarısında azaltabileceği korkusu hisse senedi piyasalarından tahvile, petrolden altına yayılan bir satış dalgasına yol açtı. Beklentilerden çok daha düşük gelen Çin PMI verileri piyasalardaki satışların sertleşmesinde etkili oldu.

Bernanke’nin yaptığıı konuşmada ve açıklanan FED tutanaklarında ekonomideki iyileşmenin devam etmesi durumunda varlık alımlarının sonbahar aylarında  azaltılabileceği yönündeki işaretler Perşembe günü piyasalarda sert bir satış dalgasına neden oldu.

Açıklama sonrası ABD 10 yıllık devlet tahvili faizi  15 baz puana yakın  artarak yeniden %2,0 seviyesinin üzerine yükselirken Wall Street’te hisse senetleri üzerindeki etki sınırlı düzeyde kaldı.

Satış dalgasından en çok etkilenen ülke Japonya oldu. ABD faizlerindeki artışa paralel Japonya’da da faizlerin yükseleceği endişesi uzun vadeli devlet faizlerinden başlayarak hisse senedine yayılan bir satış dalgasına yol açtı.

BOJ tarafından yapılan çalışmaların faiz oranlarındaki 100 baz puanlık bir artışın Japonya’da bölgesel bankaların sermaye yeterliliğinde %20, büyük bankaların sermaye yeterliliğinde %10’luk bir erimeye yol açacağını göstermesi satışları sertleştirdi.

Perşembe günü banka hisselerinin önderliğinde Nikkei’de yaşanan %7,3’lük satış dalgası BOJ tarafından piyasalara verilen 20 milyar dolarlık likidite ile ancak sakinleştirilebildi.
Küresel risk istahına duyarlı Türkiye piyasaları kaçınılmaz olarak bu satış dalgasından etkilendi. Türk lirası dolar-avro sepetine karşı 2,12 seviyelerini zorlarken, 10 yıllık tahviller 20 baz puandan fazla artarak 6,30 seviyesini geçti. Borsa – İstanbul haftanın son iki gününde %2,5 düşerek 91.000 seviyesindeki desteğine çekildi. JCR tarafından yapılan not artırımı piyasaların moralini düzeltmek için yeterli olmadı.

Piyasaları önce sat sonra araştır tepkisini anlaşılabilir buluyoruz. 2013 yılının milyar dolarlık sorusu ABD ekonomisindeki canlanma sürecinin dünya ekonomisini ve piyasaları nasıl etkileyeceğidir.

Genel olarak kabul gören ve bizim de katıldığımız görüş güçlü ABD büyümesinin  döviz kur ve tahvil piyasalarındaki etkisini güçlü dolar ve yüksek faizler  olarak özetleyebiliriz.
Geçmiş verilerin incelenmesi bu dönemlerde küresel risk iştahının ve gelişmekte olan piyasaların performansının zayıf olduğını gösteriyor.  Faiz oranlarındaki yükseliş Türkiye gibi yabancı tasarruflar ile büyüyen ülkeleri özellikle olumsuz etkiliyor.

Söz konusu dönemlerde hisse senedi ve piyasalarının yönü  büyümenin artış hızı, enflasyon ve merkez bankalarının politikaları gibi bir çok parametreye bağlı olarak belirleniyor.
ABD’de görülen  canlanma ekonominin ısınmasına, enflasyonda bir artışa ve para politikasında sıkılaşmaya yol açmıyorsa uzun dönemli faizlerdeki artışa rağmen Wall Street yükselmeye devam ediyor. Enflasyon canavarının uyandığı ve FED’in devreye girdiği dönemlerde ise Wall Street aşağı yönlü dalgalı bir seyir izliyor.

Türkiye gibi dışa açıklığı sınırlı ve yabancı tasarruflara bağımlı ülkeler küresel büyümeden daha çok küresel risk iştahına ve faiz oranlarına duyarlılar. ABD dolarındaki güçlenme ve faiz oranlarındaki artış küresel risk iştahının güçlenmesinden kaynaklanıyorsa gelişmekte olan ülke paraları güçlü kalmaya devam ediyor, borsa kısa süreli bir satış dalgasından sonra yükselmeye devam ediyor.  Tahvil cephesi ise ABD faiz oranlarındaki yükselişin hızına bağlı olarak uzun soluklu bir ayı piyasasına girebiliyor.

Lafı uzatmayalım. ABD ekonomisindeki canlanma nedeniyle doların avroya karşı 2014 sonuna kadar 1,2 bandına yükseldiği, 10 yıllık faizlerin 2,0’den 2,5 seviyesine artacağı bir senaryo Türkiye piyasalarına kısa vadede satış getirebilir.  Orta vadede ise küresel portföylerde Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler lehine olan değişimin devam edeceğine inanıyoruz.

Serhat Gürleyen,CFA

Araştırma | Direktör

ABD Verilerini Anlamak -1

Cuma günü aA�A�klanan NFP'da gA�rülen büyük düAYüAY, ardından Welch'in topa centilmenlik dA�AYA� sert bir AYekilde girmesi ve bu verinin politik olarakta çok kritik olmasA� (Obama'nA�n Beyaz Saraya geA�tiAYi Ocak 2009daA� oran 7.8% olmuAYtu, AYimdi yine oradayA�z) tartA�AYmanA�n standartlarA�n dA�AYA�na A�A�kmasA�na neden oldu. Daha A�nce Nixon zamanA�nda işsizlik verileri gerA�ekten de manipule edildiAYi iA�in Welch'in iddialarA� komplo teorisi olmayabilir. Ancak bu beni aAYan bir konu olduAYundan teknik noktalardan ayrA�lmamak daha doAYru olacak.

ABD işsizlik verisi ve oranA� dediAYimizde hepinizin bildiAYi gibi temelde 2 farklA� anketten bahsediyoruz.Household ve Establishment survey olarak bilinen bu iki anketin teknik adlarA� Current Population Survey ve Current Employment Statistics surveydir.

Household anketi adA� üstünde 60,000 hane baz alA�narak yapA�lan bir anket.Ajanslardan veri toplu halde geA�se de aslA�nda iAYgüA�ü, istihdam ve işsizlik oranA� gibi veriler iA�in bu ankete bakA�yoruz. Establishment survey ise kamu organlarA� da dahil olmak üzere yaklaAYA�k 141,000 iAY yerini baz alarak istihdam, A�alA�AYma saatleri,ücretler gibi verileri saAYlA�yor. Bu anket tarA�m dA�AYA� sektA�rün yaklaAYA�k 1/3'ünden saAYlanA�yor.

SA�k yapA�lan bir hata haftalA�k işsizlik baAYvurularA� aA�A�klandA�AYA�nda bu veriyi aA�A�klanacak NFP'a baz kabul etmek. Zira yukarA�da saydA�AYA�m her iki anket ayA�n 12'sini iA�eren haftayA� (A�zellikle household) veya 12'sini de iA�eren ücret A�deme haftasA�nda toplanA�yor. Yani ay sonunda toplanmA�AY IJC aslA�nda o ayA�n NFP'u iA�in bir anlam ifade etmiyor.

Anketler FarklA� YapA�lara Sahip

Household anketi 16 yaAY üzerindeki kiAYileri iAY sahibi-iAYsiz veya iAY güA�ünün dA�AYA�na AYeklinde sA�nA�flandA�rA�yor. A�AY sahibi olarak kabul edilmeniz iA�in “anket haftasA�nda”A� ücret aldA�AYA�nA�z bir iAYte A�alA�AYmanA�z, kendi iAYinizde A�alA�AYmA�AY olmanA�z,kendi mesleAYinizi icra etmeniz, tarA�mda (bir tarlada) A�alA�AYmA�AY olmanA�z veya ücretsiz bile olsa en az 15 saat kendi tarlanA�zda/aile Şirketinde A�alA�AYmA�AY olmanA�z gerekiyor.KA�tü hava koAYullarA�, grevler, tatil dA�nemi vs gibi “geA�ici” koAYullar nedeni ile iAYte olmayanlar da iAY sahibi kabul ediliyor.Bu ankette 1 kiAYi sadece “1 kiAYi” olarak sayA�lA�yor (evet mantA�ksA�z bir cümle kurdum ama okumaya devam edin lütfen)

Bu ankete gA�re iAYsiz kabul edilmeniz iA�in ise sA�z konusu haftada bir iAYe sahip olmamanA�z ancak A�alA�AYamaya müsait olmanA�z ve sA�z konusu hafta dahil 4 haftalA�k süre içinde aktif iAY arA�yor olmanA�z gerekiyor (tümü).

Establishment anketi ise fabrika, ofis, devlet kurumlarA� vsdeA� A�alA�AYA�p referans haftasA�nda ücret alanlarA� kapsA�yor.2 iAYiniz varsa bu ayrA� ayrA� deAYerlendiriliyor. SektA�rünüze gA�re saatler ve ücretler sA�nA�flandA�rA�lA�yor.

O halde:

  • Household anketinde tarA�m iAYA�ileri, kendi iAYine sahip kiAYiler, aile iAYinde ücretsiz A�alA�AYanlar iAY sahibi gA�rünürken Establishmet anketinde gA�rünmüyorlar.
  • Household anketinde ücretsiz izine A�A�kanlar iAY sahibi gA�rülürken Establishmentta gA�rünmüyor.
  • Household anketi 16 yaAY ve üstünü kapsarken Establishmentta yaAY sA�nA�rA� yok.
  • Householdda kiAYi sadece 1 pozisyon sahibi gA�rünürken Establishmentta kaA� iAYiniz varsa istatistiAYe o sayA�da giriyorsunuz.
  • Householdda yarA� zamanlA� bir iA�iniz varsa istatistiAYe iAY sahibi olarak geA�erken Establishment anketinde geA�emiyorsunuz.

DetayA�na girmenin faydasA� yok, bu verilerin istatistiki yA�ntemleri de farklA�. A�rneAYin Household anketinde yeni mevsimsel düzeltmeler sadece anket ayA� iA�in uygulanA�rken Establishment anketinde son 3 aylA� veri düzeltiliyor.Establishment anketinde yeni Şirketlerin yarattA�AYA� istihdamA� daha iyi okuyabilmek iA�in kapanan Şirketlerde yaAYanan kayA�p direkt olarak veriye girmektense birth/death modeli üzerinden ayarlamalar yapA�lA�yor.

A�AYsizlik oranlarA�na gelirsek:

Household anketi üzerinden takip edilen popüler oran U3.Bunun aA�A�klamasA�nA� yukarA�da yapmA�AYtA�m. U1 15 haftadan daha uzun süre iAYsiz kalanlarA� gA�steriyor. U2 iAYini (tam veya yarA� zamanlA�) kaybedenleri gA�steriyor. U4 ise para arzA� gA�stergesi M2 misali U3'e ek olarak iAY bulmaktan vaz geA�erek aramayA� durduranlarA� da kapsA�yor. U5 U4'e A�alA�AYmayA� isterdim ancak ancak aktif bir arayA�AY içinde deAYilim diyen kesimleri ekliyor. Son olarak U6 tam zamanlA� A�alA�AYmak istemesine rağmen iAY bulamayan YarA� zamanlA� A�alA�AYanlarA� kapsA�yor.

O halde U3'te keskin bir düAYüAY olurken 14.7%de sabit kalmasA� da anlaAYA�lA�yor.Bu çok sorulan bir soru oldu.

Peki NFP düAYük gelmesine rağmen bu veri neden “nispeten” pozitif? AslA�nda 150K'nA�n üzerindeki bir NFP son derece yetersiz.Bu verinin de detaylarA� kuvvetli bir NFP'u temsil etmiyor. Ancak önemli bir kaA� noktayA� cuma günü belirtmiAYtim. InAYaat sektA�rü 4 aydA�r geniAYliyor, Kamuda son 2 ayda iAYten A�A�kartmalar sonlanmA�AY durumda,A�alA�AYma süresi taban yapA�yor, KatA�lA�m oranA� ve Employment ratio çok düAYük rakamlardan yukarı tepki vermeye A�alA�AYA�yor. 27 hafta ve üstünde iAYsiz olanlarA�n sayA�sA� 2009dan bu yana ilk kez 5 milyonun altA�na 4,844 milyona geriledi.

Gelelim kA�ssadan hisseye. GeA�en hafta aA�A�klanan FOMC toplantA�sA�nda yine çok önemli ve piyasanA�n üzerinde fazla durmadA�AYA� bir cümle vardA� (sonra aaa FED sürpriz yaptA�).” At the conclusion of the discussion, most participants agreed that the use of numerical thresholds could be useful to provide more clarity about the conditionality of the forward guidance but thought that further work would be needed to address the related communications challenges.”A� FED A�nümüzdeki toplantA�larda aA�A�k bir hedefle karAYA�mA�za A�A�kmaya hazA�rlanA�yor. Burada AYimdilik en büyük aday Evans'A�n 3%'e7% oranA� . KiAYisel olarak FED'in 7.8%lik işsizlik oranA�nA�n kalitesinden pek memnun olduAYunu düAYünmüyorum. ABD ekonomisinin hA�zla toparlanabileceAYinden de AYüpheliyim (GDP 1.3%'e revize edilirken GDI sadece 0.1%A� oldu). Fiscal Cliffte hA�zla üzerimize geliyor. Ancak herAYey iyiye doAYru gidiyorsa ve Evans kuralA� aA�A�klanA�rsa piyasa hesaplarA�nA�/fiyatlamalarA�nA� deAYiAYtirmek zorunda kalabilir.

Devam edecek…

Azant Manukyan

Müdür YardA�mcA�sA� | Uluslararası Piyasalar

zp8497586rq

Piyasalara Bakış

Küresel risk iştahı yaz tatiline çıkmamaya kararlı. Ekonomi cephesinde açıklanan veriler boğa piyasasını desteklemiyor. Ama yatırımcıların umurunda değil. Avrupa’nın borç krizini çözmek için doğru yönde adımlar atmaya başlaması ve ABD Merkez Bankası’nın durgunluk riskine karşı ilave miktarsal genişleme (QE3) silahını çekeceğine duyulan güven risk iştahının sürmesini sağlıyor.

 

Avrupa ve ABD’de açıklanan veriler durgunluk ile büyüme arasında sıkışan bir gelişmiş dünyaya işaret ediyor.  Eylül ayı PMI verisi 45,1 ile önceki aya göre hafif gerileyerek Avrupa’nın durgunlukta kalmaya devam edeceğini gösteriyor. ABD imalat sanayi PMI verisinin 50 civarında gelmesi ve büyümeyi  %2’nin altına çekmesi bekleniyor.

Avrupa borç krizi konusunda risk algısı iyileşmeye devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın alıma başlayacağı beklentisiyle İspanya ve İtalya’nın borçlanma piyasalarından başlayarak bankacılık hisselerine ve borsa geneline yayılan yükseliş devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası ilave parasal genişlemeye gideceği ve tahvil alımına başlayacağına yönelik somut bir açıklama henüz yapmadı.  Ama yatırımcılar 6 Eylül’de yapılacak toplantı öncesinde beklentileri satın almaya devam ediyorlar.

Sistemik öneme sahip İspanya ve İtalya’nın batmasına izin verilmeyeceğine güvenen yatırımcıların alımlarıyla MSCI Avro bölgesi endeksi Ağustos ayında %6,4, son üç ayda %15,4 getiri sağladı. Wall Street sene sonunda otomatik olarak devreye girecek mali tedbirlerin gölgesinde bir parça hız kesmesine rağmen aybaşına göre 2,1%, son üç ayda %7,2 yükseldi.

Gelişmekte olan ülke borsaları Ağustos ayında -%0,5 son üç ayda %4,5 getiri ile gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaya devam etti. Gelişmiş ülkelerdeki durgunluk bu ülkelere ihracat ile büyüyen gelişmekte olan ekonomilerde kaçınılmaz olarak bir yavaşlama getiriyor. Bu yavaşlama küresel büyümeye duyarlı olan BRIC ülkelerinde (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) daha güçlü bir şekilde hissediliyor.

Çin’in Ağustos ayı PMI verileri 49,2 ile son 9 ayın en düşük seviyesine geriledi.  Piyasa beklentisi PMI verisinin Temmuz ayındaki 50,1 değeri ile benzer seviyelerde kalmasıydı. İhracat siparişlerinin arka arkaya ikinci ay 46,6 seviyesinde kalması dış talep eksikliğinin Çin ekonomisinin büyümesine köstek olmaya devam edeceğini gösteriyor.

Açıklanan rakamlar Çin ekonomisindeki yavaşlamanın öngörülenden daha sert olacağını gösteriyor. Çin 2012 büyüme hedefini %7,5 olarak açıkladığında çoğu uzman hükümetin beklentileri düşük tutmak için hedefi özellikle düşük tuttuğunu savunmuşlardı. İlk sekiz aylık veriler büyümenin hedefin altında kalması ihtimalinin arttığını gösteriyor.

Türkiye hisse senetleri 2012 yılının sürprizi olmaya devam ediyor. MSCI Türkiye endeksi sene başına göre %35,7 yükselerek gelişmekte olan ülkeler arasında Mısır’dan sonra (%48,4) en çok kazandıran borsa oldu. Borsanın “BİRİKTİR” tavsiyesi verdiğimiz Haziran başından beri dolar bazında getirisi %27,5 oldu.

İMKB’nin üstün performansında geçen sene alınan tedbirler sayesinde ekonomide iç ve dış talep arasındaki dengesizliği azaltan, enflasyonda yönü aşağı çeviren ve para politikasında normalleşmeyi başlatan bir “yumuşak iniş” sağlanması etkili oldu.

Türkiye’nin küresel büyümedeki yavaşlamaya duyarlılığının düşük olması da bu süreci destekledi. Küresel büyümenin yavaşlaması başta Çin olmak üzere Asya’nın ihracat şampiyonlarını ve bu ülkelere emtia satan Brezilya ve Avustralya gibi ülkeleri olumsuz etkiledi. Türkiye iç talebe ve dış kaynağa dayalı büyümesiyle gelişmekte olan ülkelerden ayrışmayı başardı.

Türkiye ihracattan ziyade iç talebe duyarlı ekonomisiyle dünya ekonomisinin  yavaşlamasından doğrudan etkilenmiyor. Hatta Çin’in yavaşlaması ve büyüme modelinde tüketimin ağırlığını artırması nedeniyle emtia fiyatlarında yaşanan gerilemeden olumlu etkileniyor. Ancak küresel yavaşlamanın “sert inişe” dönüşmesi durumunda Türkiye’nin de olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır.

Serhat Gürleyen, CFA

Araştırma Direktörü