Rus Ruleti

rus ruleti

ABD ile Rusya arasında tırmanan gerginlik dünya ekonomisini soğuk savaş sonrasında görülen en ciddi jeopolitik risklerden biriyle karşı karşıya bırakıyor. Ukrayna ile Avrupa Birliği arasındaki serbest ticaret görüşmelerinden rahatsız olan Rusya’nın ülkede iç savaş kışkırtmasıyla başlayan gerginlik Rusya ve batı ülkeleri arasında bir Rus ruletine dönüştü.

YakA�n tarihten bir kesit

NATO

Dün A�A�kan Ukrayna Nato’ya üye olmak istiyor haberini gA�rmüAYsünüzdür.A�Daha A�nce de 90’lar ve 2000’lerde Rus-ABD iliAYkisine deAYindiAYim zamanlar oldu. Ancak NATO konusu gerA�ekten önemli ve bilmemiz gereken bir nokta. Tam olarak anlamak iA�in de 1989-90 yA�llarA�nda neler olup bittiAYini bilmemiz gerekiyor. 1989 AralA�AYA�nda Malta Zirvesinde SSCB DoAYu Avrupa’da güA� kullanmayacaAYA�nA� ABD ise geliAYmelerden “faydalanmayacaAYA�nA�” aA�A�kladA�.

“SavaAY kitabA�nA�n birinci sayfasA�nA�n birinci kuralA�; asla Moskova’ya yürüme, ikinci kuralA�; asla A�in’e kara ordusu ile girme” A�A�2. Dünya SavaAYA�’nA�n en büyük A�ngiliz generallerinden Montgomery

Azubat 1990 yA�lA�na girdiAYimizde ben Robert Kolej’in bahA�esinde koAYuAYtururken Avrupa’da soAYuk savaAYA�n artA�k bittiAYi netleAYmiAYti. Yerine koyulacak düzende ise Bonn ve Washington birleAYmiAY bir Almanya’nA�n merkez olmasA� konusunda anlaAYmA�AYtA�. Ancak ekonomik zorluklar yaAYadA�AYA� bilinse de SSCB halen çok büyük bir güA�tü ve D. Almanya’da 380K askerle pratikte 1945 zaferi neticesinde de teoride iAYgalci bir güA� olarak sA�z sA�yleme hakkA�na sahipti. ABD ve Almanlar SSCB’nin geri A�ekilmesini ama NATO’dan benzer bir beklenti içinde olmamasA�nA� talep ediyordu.

Bugün bildiAYimiz kadarA� ile 9 Azubat 1990’daA�A�ABD’yi temsilen DA�AYiAYleriA�BakanA�A�Baker Moskova’da gA�rüAYtüAYü Gorbachev’e “BileAYik bir Almanya’yA� her türlü ittifak dA�AYA�nda ve ABD askeri olmadan mA� gA�rmek istersiniz yoksa NATO’ya baAYlA� ve NATO’nun daha fazla geniAYlemeyeceAYi bir ortamda mA�?” sorusunu sordu ve Gorbachev’den “NATO’nun daha fazla geniAYlemesi kesinlikle kabul edilemez” cevabA�nA� aldA�.

DA�nemin B. Almanya AYansA�lyesi Kohl ve dA�AY iAYleri bakanA�A�A�Hans-Dietrich Genscher’in de SSCB dA�AYiAYleri bakanA� ve daha sonra Gürcistan’A�n baAYkanA� olacak Eduard Shevardnadze’ye “NATO doAYruya yayA�lmayacak” dediAYini okuyoruz(daha sonra Alman arAYivlerinden bu gA�rüAYmeler yayA�nlandA�).

Bu teminatlar karAYA�lA�AYA�nda da Gorbachev’in birleAYmeye A�AYA�k yaktA�AYA� yazA�lA�yor.A� Ertesi gün haberlerin nasA�l yankA� bulduAYunu NYT’den okuyabilirsiniz.A�A�lk sayfanA�n yarA�sA�ndan itibaren konu tamamen NATO etrafA�nda dA�nüyor.

Gorbachev daha sonra anA�larA�nda ve rA�portajlarA�nda Baker’A�n kendisine “a�?Look, if you remove your troops and allow unification of Germany in NATO, NATO will not expand one inch to the east/ Birliklerinizi A�eker ve NATO AYemsiyesinde birleAYmeyi onaylarsanA�z NATO doAYuya doAYru bir inch bile yayA�lmayacaktA�r” dediAYini sA�yledi. Ancak dikkat ederseniz AYu ana kadar yazA�lA� bir anlaAYma veya metin yok.

A�SSCB’nin A�A�kmesi:Rebus Sic Stantibus/KoAYullar DeAYiAYtiAYi Taktirde

BatA� ortada yazA�lA� bir anlaAYma olmadA�AYA�nA� ve yayA�lmanA�n ABD inisiyatifi ile deAYil aksine DoAYu Avrupa’nA�n talebi ile olduAYunu sA�ylüyor. DahasA� 1990 yA�lA�nda VarAYova PaktA�’nA�n hayatta olduAYunu ve zaten NATO’nun doAYuya doAYru geniAYlemek gibi bir alternatifi bulunmadA�AYA�ndan bu konuda bir sA�z verilmiAY olmasA�nA�n da mümkün olmadA�AYA�nA� savunuyor.A�NATO’nun bu konuda aA�A�klamasA�A�AYuradan okunabilir. Ancak resmi bir kurum olduAYu iA�in ben yorumsuz paylaAYA�yorum. Rusya ise Napolyon’un 700bin AlmanlarA�n ise 5 milyon asker ile giriAYtiAYi saldA�rA�larA� unutmuyor. Ukrayna’nA�n NATO’ya kA�sa vadede girmesini zaten mümkün gA�rmüyorum ama okuduAYum kitaplar ve dokümanlardan A�A�kardA�AYA�m sonuA� buna asla izin de verilmeyeceAYi.

Putin’in kullandA�AYA� “Novorossia” kelimesi, ayrA�lA�kA�A�larA�n esir askerleri teAYhir etmesi… Tarihin bu kA�sa A�zetini bilmeden Rusya’nA�n neleri gA�ze alabileceAYini veya Ukrayna’da neler olabileceAYini anlayabilmek zor.

Konuya iliAYkin incelenebilecek iA�erikler:A�

Azant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

Dünyanın gerisinde kalmak…

dunyanin_gerisi

Dünya piyasalarında yaşanan yükseliş ve politik belirsizliğin azalmasına paralel Borsa İstanbul ağustosun son haftasında görece güçlü bir performans gösterdi. Ancak ay genelinde Borsa İstanbul küresel piyasaların oldukça gerisinde kaldı. Ağustos ayı başından itibaren küresel piyasalardaki %2,0’lik yükselişe rağmen MSCI Türkiye %3,4 geriledi.

Neler oluyor? Küresel risk iştahına duyarlı ve yüksek betalı bir piyasa olan Borsa İstanbul Ağustos ayında neden dünya piyasalarının 6 puana yakın gerisinde kaldı. Bundan sonra ne olacak? Borsa İstanbul dünya piyasalarının gerisinde kalmaya devam edecek mi?

Türkiye piyasaları sonbahara dalgalı bulutlu bir hava ile giriyor. Başbakanın ve yeni bakanlar kurulunun açıklanması ile yaz aylarında piyasaları etkileyen politik belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı.

Ancak Avrupa ekonomisinden gelen yavaşlama işaretleri ile Irak ve Ukrayna kaynaklı jeopolitik riskler nedeniyle ekonomi cephesinde aşağı yönlü riskler devam ediyor. Bu nedenle Borsa İstanbul’un önündeki risklerin fırsatlardan daha fazla olduğuna inanıyoruz. 

Siyaset cephesiyle başlayalım. Başbakanın ve yeni bakanlar kurulunun açıklanması ile AKP hükümetinin piyasa dostu politikalar izlemekten vazgeçeceğine yönelik endişeler büyük ölçüde giderildi. Başbakan yardımcısı Babacan’ın ve Maliye Bakanı Şimşek’in mevcut görevlerini sürdürmesi piyasaları rahatlattı.

Ancak komplo senaryoları sevenler için siyaset sahnesinde risklerin ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. Popülist söylemleri ile tanınan Kurtulmuş, Akdoğan ve Canikli gibi isimlerin bakanlar kuruluna girmelerini genel seçimler giden yolda ve sonrasında izlenebilecek popülist politikaların işaretleri olarak okumak mümkün.

Ekonomi cephesiyle devam edelim. Temmuz ayı rakamları büyük pazarlarımızdan Irak’ta yaşanan iç savaşa rağmen ekonomideki yeniden dengelenmenin devam ettiğini göstererek piyasalara moral verdi. Irak’a olan ihracatımızdaki %45 gerilemeye rağmen Avrupa’ya olan ihracattaki %11 artış Temmuz ayını kurtardı.

Ancak Avrupa ekonomisinden gelen son veriler benzer performansın önümüzdeki aylarda sürdürülmesinin zor olduğunu gösteriyor. Ağustos ayına ait öncü göstergeler Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın hız kestiğini gösteriyor. Irak’a olan ihracatımızın sert bir şekilde gerilediği bir ortamda Avrupa ekonomisindeki yavaşlama işaretleri Türkiye ekonomisi için zorlu bir döneme işaret ediyor.

Jeopolitik riskler ile devam edelim. Rusya ile ABD ve Avrupa arasındaki restleşme devam ediyor. Batının Rus şirketlerinin ve bankacılık sektörünün finansman imkanlarını kısıtlamasına karşı Rusya gıda ithalatına sınırlamalar getirdi.
Moskova batının Ukrayna’ya müdahaleye devam etmesi durumunda ithalat alanındaki sınırlamaları havacılık, otomotiv ve gemi yapımı gibi sektörleri de kapsayacak şekilde genişleteceğinin işaretini verdi. AKP hükümeti ve iş dünyası bu durumun Türkiye için yeni ihraç pazarları yaratabileceğine inanıyor.

Biz tam tersini düşünüyoruz. Rusya’ya konulan yaptırımlar Türkiye için önemli bir risk oluşturuyor. Batı ile Rusya arasında devam eden gerginlik Avrupa ekonomisini yeniden durgunluğa sokarak Türkiye ekonomisinin büyümesini önemli ölçüde aşağı çekebilir.

En büyük ihracat pazarlarımızdan Irak’ta iç savaş devam ederken Avrupa’nın durgunluğa girmesi seçimlere giden Türkiye’nin iç talebi canlandırmak için popülist politikalara başvurmasına neden olabilir.

Toparlayacak olursak: Avrupa ekonomisinden gelen yavaşlama işaretleri ile Irak ve Ukrayna kaynaklı jeopolitik riskler nedeniyle Borsa İstanbul’un önündeki risklerin fırsatlardan daha fazla olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yükselişleri satış fırsatı olarak görmeye devam ediyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Tamam mı devam mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini geride bıraktığımız, başbakan ve ekonomi yönetimine yönelik belirsizliklerin büyük ölçüde ortadan kalktığı bu hafta piyasaların gündemini Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu kararı belirleyecek. 

Merkez Bankası faiz indirmeye devam edecek mi, yoksa duracak mı? Yurt içi enflasyon dinamikleri ve küresel risk iştahındaki bozulmaya paralel Türk lirasında yaşanan değer kaybı Merkez Bankası’nın faiz indirmeye devem etmesini zorlaştırıyor.

Geçen hafta yayınlanan anketler piyasa ekonomistlerinin Merkez Bankası’nın faiz indirimine ara vermesini beklediğini gösteriyor. Türk lirası verim eğrisi piyasaların faiz indirimini değil önümüzdeki bir yılda 50—100 baz puanlık faiz artışını fiyatlamaya başladığını anlatıyor. Ancak, büyüme cephesinde aşağı yönlü riskler büyük resmi karıştırıyor.

Ukrayna ve Iraktan eşanlı olarak gelen jeopolitik şoklar Türkiye’nin dışa dönük dengelenmesi konusunda riskleri artırıyor. Batının Rusya’ya karşı yaptırımlarını artırmasının Avrupa ekonomisinin zaten zayıf olan büyümesini durduracağından endişe ediliyor.

İkinci büyük ihracat pazarımız olan Irak’ta iç savaş yaşandığı bir dönemde gelecek Avrupa şoku Türkiye’nin büyümesini önemli ölçüde aşağı çekebilir. Genel seçimlere bir yıldan az kalan mevcut konjonktürde ekonomide yaşanabilecek bir yavaşlama hükümet için önemli tehdit oluşturabilir. Bu nedenle Merkez Bankası’nın faiz kararı AKP hükümeti için hayati önem taşıyor.

Politika sahnesindeki karışıklık faiz cephesinde alınacak kararın önemini artırıyor. Kredi derecelendirme kuruluşları geçen hafta yayınladıkları raporlarda cumhurbaşkanlığı seçimlerinin politik belirsizliği çözmediğini vurguladı. Açıklanan raporlara göre, Erdoğan sonrası dönemde partiyi seçimlere kimin götüreceği, ekonomi yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlikler devam ediyor.

2015 seçimlerine giden süreçte AKP yönetimi önceliği kaçınılmaz olarak yapısal reformlara değil büyümeyi canlandıracak politikalara verecek. Derecelendirme kuruluşları bu süreçte Merkez Bankası gibi kurumlar üzerindeki baskının artabileceğinden endişe ediyor.

Hal böyle iken Merkez Bankası faiz indirmeye devam edebilir mi? Bizim görüşümüz Türk lirasında ve faizlerdeki baskı nedeniyle Merkez Bankası’nın önümüzdeki hafta beklemeyi tercih edeceği yönünde. Ancak büyüme cephesinde artan aşağı yönlü riskler nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz hassasiyetinin sürdüğüne inanıyoruz. Küresel risk iştahının düzeldiği ilk ortamda Merkez Bankası faizleri indirerek ve makro ihtiyati politikaları gevşeterek büyümeyi destekleyecektir.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Piyasalarda bahar sevinci…

Küresel risk iştahı iyileşmeye devam ediyor. Dünya piyasaları Paskalya tatiline erken bahar sevinci içinde girdi. ABD şirket karlarındaki yükseliş ve güçlü ekonomik veriler piyasalardaki olumlu havayı destekleyen temel itici gücü oluşturdu. 

Mevsim normallerinin çok altında seyreden hava sıcaklığı ve bitmek bilmeyen kar fırtınaları yüzünden ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde sert iniş yapacağından endişe ediliyordu. Ancak açıklanan şirket karları kötümserleri yalanlıyor. Bugüne kadar açıklanan ilk çeyrek karlarının %60’ı beklentilerden daha iyi geldi. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yılın son çeyreği için %30’lar mertebesindeydi.

Dörtlü Ukrayna görüşmelerinde bölgede istikrarın sağlanması için atılacak adımlar konusunda anlaşmaya varılması piyasaları destekleyen diğer bir gelişmeydi. Yapılan anlaşmaya göre ilk aşamada bölgedeki isyancıların silahlarını bırakması hedefleniyor. Ukrayna hükümeti bunun karşılığında karar alma mekanizmalarında bölgelerin rolünü artıracak bir reform süreci başlatacak.
Görüşmeler sonrası iyimserliğimizi sınırlayan iki temel neden var. Toplantılarda Ukraynalı muhalif güçleri temsil eden kimse yoktu. Rusya sınıra yığdığı askeri gücünü geri çekme konusunda bir taahhütte bulunmadı.  Buna rağmen piyasalar gerginliğin daha fazla yükselmeyeceği bir çözüm için umutlanıyor.

Küresel risk iştahına duyarlı Borsa İstanbul gelişmekte olan piyasalar liginde başa güreşmeye devam ediyor. MSCI Türkiye yerel seçimlerin hemen öncesinde başladığı yükselişini sürdürerek son üç ayda %27 getiri ile gelişmekte olan ülkelere (%8) tur bindirdi. Borsa İstanbul seçimlerin hemen sonrasında kar satış hedefi olarak önerdiğimiz 73,000 – 74,000 hedef bandına ulaştı.

Başkan Başçı’nın Merkez Bankası genel kurulunda yaptığı konuşma piyasalardaki yükselişi destekleyen diğer bir etkendi. Hükümetin Merkez Bankasına faiz indirimi için baskı yaptığı söylentilerinden rahatsız olan piyasalar Başçı’nın faiz indiriminin kısa vadede gündemde olmadığı konuşmasıyla rahatladı.

Başçı’nın konuşmasından şu aşamada faiz indirimi yerine makro ihtiyati tedbirler yoluyla gevşetici bir adım atılmasının daha uygun olacağını bunun için de doğru adresin BDDK olduğu mesajını aldık. Büyümenin görece güçlü ve enflasyonun yükseliş eğiliminde olduğu mevcut iktisadi görünüm faiz indirimi için uygun değil.

Gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının yeterince yüksek olmaması kısa vadede faiz indirimini engelleyen bir diğer neden. Başçı bu nedenle olası bir yavaşlama riski karşısında faiz indirimi yerine BDDK’nın makro ihtiyati tedbirler yoluyla gevşetici bir adım atmasının daha uygun olacağını işaret ediyor.

Yaşanan gelişmeler sonrasında piyasalarla ilgili görüşlerimizde bir değişiklik yok. Portföylerde ağırlığın Türk lirasına verilmesini önermeye devam ediyoruz. Kısa vadede faiz indirimine gidilmeyeceğine işaret edilmesi Türk lirasını destekleyici bir gelişme.

Kısa ve orta vadeli sabit faizli tahvilleri önermiyoruz. Faiz indirimi beklentilerinin ötelendiği bir ortamda verim eğrisinin kısa ve orta bölgesinde ılımlı bir satış bekliyoruz. Bunun yerine kısa uçta banka mevduatını orta bölgede değişken faizli özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

Son dönemde yaşanan sert yükseliş sonrasında Borsa İstanbul’u değerleme olarak eskisi kadar cazip bulmuyoruz. Makro ihtiyati daraltıcı adımların geri çekileceği beklentisiyle kısa vadede borsada yükseliş sürebilir. Söz konusu yükselişlerin pozisyon azaltmak için fırsat olarak kullanılabileceğine inanıyoruz. 

Serhat Gürleyen

Direktör | Araştırma