Hedeflerin tutmadığı bir yıl daha…

TÜİK tarafından açıklanan fiyat endekslerine göre Aralık ayında tüketici fiyatları aylık bazda 0,5 artarak, piyasanın %0,4 ve bizim %0,3’lük tahminimizin üzerinde gerçekleşti. Gıda fiyatları enflasyondaki artışın arkasındaki temel nedendi. Böylece Kasım ayında %7,3 seviyesinde bulunan yıllık enflasyon Aralık ayında %7,4’e yükseldi.

Üretici fiyatları aylık bazda %1,1 artarak yıllık rakamı %5,7’den %7,0’ye çekti. Tarım fiyatlarının %2,5 artması üretici fiyatlarındaki artısı yukarı çekti. Ancak imalat sanayi fiyatlarındaki %0,8 ve enerji fiyatlarındaki %1,1 yükseliş de rahatsızlık vericiydi.  Gıda fiyatları Aralık ayında %1,5 artarak aylık enflasyonu 0,4 yüzde puan (yp) yukarı çekti. Aylık bazdaki artışa rağmen senelik gıda enflasyonu %9,8’den %9,7’ye geriledi.

Enflasyon sepetindeki yüksek ağırlığı nedeniyle gıda fiyatları TÜFE’nin en belirleyici ve dalgalı bileşeni olmaya devam edecek. Enflasyondaki gerilemenin sürmesi için gıda fiyatlarının yıllık değişiminin Merkez Bankası’nın tahmini olan %7’ye gerilemesi gerekiyor.
Giyim grubundaki fiyat düşüşü mevsimselliğin üzerinde gelerek şaşırttı. Ay içerisinde % 2,6 gerileyen giyim grubu fiyatları, geçen sene Aralık ayındaki %1,5’lik düşüşün çok altında kaldı. Fiyatları aylık %1,1 artan ulaştırma grubu enflasyondaki yükselişe katkı sağlayan sektörler arasında yer aldı. Döviz kurunda ve enerji fiyatlarındaki artış Ocak ayında da enflasyonu yukarı çekecek. Manşet enflasyondaki artışa rağmen çekirdek göstergelerde aşağı yönlü eğilim devam ediyor.

Mevsimlik ürünleri dışarıda bırakan A tanımlı çekirdek göstergeye baktığımızda fiyatların aylık %0,7 arttığını görüyoruz. A tanımı dışındaki göstergelerdeki mevsimsel oynaklığın yüksekliği nedeniyle senelik değişimlere bakıyoruz. Merkez Bankası’nın ön plana çıkartmayı tercih ettiği H ve I tanımlı göstergelerde de yıllık fiyat artışlarının gerilediğini görüyoruz. Buna göre “H tanımlı göstergenin yıllık seviyesi % 7,3’den %7,1’e, I tanımlı göstergenin yıllık seviyesi %7,2’den %7,1’e geriledi.

TÜFE enflasyonu Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda işaret ettiği %6,8’in oldukça üzerinde %7,4 seviyesinde yılı kapattı.

2014 yılı için %7,0 olan tahminimizi koruyoruz. Döviz kurundaki sert yükseliş ve senenin ilk günü gelen kamu zamları nedeniyle %1,1’in üzerinde gelecek Ocak ayı enflasyonuna rağmen tahminimizi değiştirmememizin arkasında üç neden var.

  • 2013 yılında %10’a yakın yükselen gıda fiyatlarındaki artısın 2014 yılında yavaşlamasını bekliyoruz.
  • Ekonomideki yavaşlama nedeniyle üreticilerin maliyetlerindeki artısı fiyatlarına tam olarak yansıtamamasını bekliyoruz.
  • Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerindeki bozulmayı kontrol altına almak için yılın ilk yarısında faizleri 100bp artırmasını bekliyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Sert iniş tehlikesi mi? Ne inişi?

TÜİK’in açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %4,4 büyüme kaydetti. Çeyreklik büyüme performansı, bizim %4,3’lük ve piyasanın %4,1’lik  tahmininin üzerinde gerçekleşti.

Üçüncü çeyrek rakamıyla birlikte, Türkiye ekonomisinin yılın ilk dokuz ayında geçen senenin aynı dönemine göre %4,0 büyüdüğünü gördük.

Takvim etkisi dışarıda bırakıldığında, üçüncü çeyrekteki yıllık büyümenin %4,3 ile oldukça kuvvetli olduğu görülüyor. Mevsim ve takvim etkisinden arındırdığımızda bir önceki çeyreğe göre büyüme %0,9 seviyesinde.

İlk yarı milli gelir performansı beklentilerin üzerinde gelmiş ancak büyümenin büyük bir kısmı kamu yatırım ve tüketimi üzerinden geldiği için sürdürülebilirliği konusunda endişelerimiz olduğunu belirtmiştik.

Üçüncü çeyrekte durum değişiyor. Kamu yatırımları gücünü korurken kamu tüketiminde sert bir yavaşlama var.  Kamu kesimi harcamalarının büyümeye etkisi 0,4 yp ile sınırlı kalıyor.

Özel kesim 4,3 yp katkı ile yeniden büyümenin itici gücü haline geliyor. Hane halkı tüketimi %5,1, özel sektör yatırımları %5,3 artarak büyümeyi yukarı çekiyor.  Özel sektör yatırımlarının 2011 son çeyreğinden beri ilk kez böylesine hızlanması bizi sevindiriyor. İş dünyasının FED dalgasına rağmen geleceğe güvenle baktığını görmek sevindirici.

Dikkat çekmek istediğimiz bir diğer husus stok büyümesi. Üçüncü çeyrekteki büyümenin 1,9 puanı stoklardaki artıştan geliyor.

Verilerdeki tek olumsuz husus net ihracatın büyümeyi 2.2 yp aşağı çekmesi.  Parasal sıkılaşma ve alınan makro ihtiyati tedbirler ile önümüzdeki dönemde durumun değişeceğini umuyoruz. Sevindirici olan husus altın ticaretine göre düzeltme yapıldığında tablonun büyük ölçüde düzelmesi.

İç talebin güçlenmesine rağmen ekonomideki yeniden dengelenmenin devam etmesini bekliyoruz. Açıklanan makro ihtiyati tedbirler ve para politikasındaki sıkılaşmanın desteğiyle altın-hariç cari dengede görülen iyileşmenin 2014 yılında da devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Ekim ayı ödemeler dengesi iç talepteki canlanmaya rağmen daralan bir cari açık ve FED’in varlık alımlarını azaltacağı endişelerine rağmen yüksek kaynak girişi ile görüşümüzü destekliyor.

Güçlü üçüncü çeyrek verisi sonrasında 3,7’lik milli gelir tahminimizde yukarı yönlü sapma ihtimali arttı. Üçüncü çeyrekte stoklardaki artışın bayram tatili öncesinde önden yüklemeli üretimden kaynaklandığı düşüncesiyle tahminimizi değiştirmiyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Araştırma | Direktör

Yeniden dengelenmede kısa bir mola

TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı dış ticaret verilerine göre ihracat yıllık bazda %8,2 azalarak 12,1 milyar dolar, ithalat ise yıllık bazda %3,7 artarak 19,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece aylık dış ticaret açığı 7,4 milyar dolar ile geçen senenin %32 üzerinde geldi. 

Dış ticaret açığındaki artışta altın ithalatındaki artış etkili oldu. Geçtiğimiz sene net ihracat ile dış ticaret açığını azaltıcı etki yapan altın ticareti bu sene net ithalata dönerek açığın büyümesine  neden oldu.

Ama asıl rahatsız edici olan altın hariç dış ticaret açığının içinde bulunduğumuz olumlu konjonktüre rağmen azalmaması.

Son aylarda dış ticaret açığının azalmasına katkı yapması beklenen üç temel gelişme yaşandı:  

  1. Avrupa ekonomisindeki canlanma işaretleri
  2. FED’in varlık alımlarını azaltacağı endişesiyle yaşanan parasal sıkılaşma
  3. Merkez Bankası’nın para politikasını sıkılaştırması.

Buna rağmen dış ticaret cephesinde sadece sınırlı bir düzeltme yaşanıyor. Euro bölgesi PMI verilerindeki güçlenmeye rağmen Avrupa’ya ihracatımız Ekim ayında yatay seyretti. Türk lirasında yaşanan değer kaybına ve faizlerdeki artışa rağmen tüketim malı ithalatındaki hızlı artış devam ediyor. Çin’den yapılan ithalat engellenemez bir şekilde artarak toplam dış açığımızın beşte birini oluşturuyor. Söz konusu konjonktür BDDK tarafından geçen hafta açıklanan makro ihtiyati tedbirlerin  önemini daha da artırıyor. Ekonomi yönetimi kredi kartı harcamalarında ve tüketici kredilerinde vadeleri  kısaltan ve teminat oranlarını artıran yeni tedbirler ile borca dayalı tüketimi kısıtlayarak ekonomideki dış ticaret lehine dengelenmemeyi hızlandırmayı amaçlıyor.

BDDK tarafından alınan önlemleri önemsiyor ve destekliyoruz. Temkinli para politikası duruşunun, zayıf seyreden sermaye akımlarının ve alınmakta olan makro-ihtiyati önlemlerin önümüzdeki aylarda finansal koşullarda önemli bir sıkılaşma sağlamasını bekliyoruz. Söz konusu sıkılaşma tüketici kredilerinin büyüme hızının sürdürülebilir seviyelere indirilmesinde önemli katkı sağlayacak, altın-hariç cari açıktaki iyileşmeyi destekleyecektir. Bu nedenle Ekim ayı dış ticaret dengesindeki bozulmaya rağmen 2014 için eskisine göre daha iyimseriz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Büyümede İş Yok

Bahar aylarında tırmanan Gezi Parkı olayları, Suriye ile yaşanan gerginlik ve Fed dalgasına rağmen ekonomik büyüme yılın üçüncü çeyreğinde güçlü seyretmeye devam ediyor. Türk lirasındaki değer kaybına ve faizlerdeki yükselişe rağmen eylül ayı sanayi üretimi ve ekim ayı PMI rakamları büyümenin yılın ikinci yarısında güçlendiğini gösteriyor. TÜİK’in açıkladığı takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi endeksi eylül ayında önceki yılın ayına göre yüzde 6.4 artarak, piyasanın yüzde 3.8’lik ve bizim yüzde 4.5’lik tahminimizin çok üzerinde geldi. Son haftalarda beklentilerden iyi gelen ekonomik verilere rağmen 2013 yılı için yüzde 3.3 olan büyüme tahminimizi  piyasanın tahmini yüzde 4.0’e yakın – değiştirmemiştik.

Çünkü Fed’in varlık alımlarını azaltabileceği endişesiyle yaşanan döviz ve faiz şoklarının büyümeyi yavaşlatacağından endişe ediyorduk. Eylül ayı sanayi üretimi endişelerimizde haksız olduğumuzu gösterdi. Fed şokunun ekonomik aktivite üzerindeki etkisi sınırlı oldu. Merkez Bankası’nın piyasa oyuncularını dinlemeyerek Türk lirasını savunmak için kısa vadeli faizlerde şok artışa gitmemesi büyümenin dışsal şoka rağmen devam etmesinde hiç şüphesiz etkili oldu. Aylık üretim rakamlarında sık görülen dalgalanma nedeniyle eylül ayı rakamlarından yola çıkıp aşırı iyimser olmak istemiyoruz. Ekim ayındaki yedi günlük bayram tatili nedeniyle şirketler Eylül ayında önden yükleme yapmış olabilirler.

Ancak son aylarda tüketici ve reel sektörün güvenindeki artış ve ekim ayı PMI verileri büyümenin yılın dördüncü çeyreğinde de devam ettiğini gösteriyor. Fed Başkan adayı Yellen’in Fed’in genişleyici para politikasına devam edeceği açıklaması Türkiye’nin büyümesi için ihtiyaç duyduğu yabancı kaynağı ucuza temin etmesini ve büyümeyi destekliyor. Bu nedenle eylül ayı rakamları sonrasında 2013 yılı için yüzde 3.3’lük büyüme tahminimizi yüzde 3.7’ye artırıyoruz.

Peki bu büyüme yeterli mi? Genç nüfusun bu kadar yüksek olduğu bir ülke için cevabımız olumsuz. Geriden gelen bir gösterge de olsa ağustos ayı istihdam verileri ekonomide görülen canlanmanın yetersiz olduğunu gösteriyor. Yüksek tarım dışı istihdam (yüzde 12.5) ve genç nüfus işsizliği (yüzde 19.2) rakamları potansiyelinin altında büyüyen bir ekonomiye işaret ediyor. Arka arkaya üç aydır gerileyen sanayi istihdam verileri büyümede aşağı yönlü risklerin devam ettiğini gösteriyor. Son aylarda talep tarafında görülen canlanmanın istihdam cephesindeki olumsuz görünümü ne kadar değiştireceğini önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Ekonomi Toto

Kalbin normalden yavaş veya hızlı çalışmasına ritim bozukluğu (aritmi) deniliyor ve kardiyak ölümle (ani kalp durması)  sonuçlanabilecek ağır rahatsızlıklara yol açabiliyor. Bu yüzden ciddiye alınarak tedavi edilmesi gerekiyor.

Dünya Sağlık Haftası’na da daha çok var. Nereden çıktı bu aritmi muhabbeti demeyin.  Ekonominin kalbi olarak tanımlayabileceğimiz sanayi üretimi verilerinde uzun süreden beri aritmi belirtileri görülüyor.

İşgünü sayısı ve mevsimselliğe göre düzeltilmiş aylık sanayi üretimi verisinin gösterdiği oynaklık endişe verici boyutlarda. Sanayi üretiminin 2005-2012 dönemi için ortalama yıllık büyüme oranı %4,1, oynaklığı ise %8,8 düzeyinde.

Söz konusu oynaklığın ne kadarı küresel krizle Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalar nedeniyle, ne kadarı sanayi üretimi endeksinin metodolojisinden ve iş günü sayısı, mevsimsellik gibi  faktörlerin tam olarak düzeltilememesinden kaynaklanıyor söylemek zor.

Ancak ekonomi yönetiminin, uzmanların ve piyasa oyuncularının oynaklığı, ortalama değerinin iki katı olan bir seriye her ay bakarak Türkiye’nin durumunu değerlendirmesi ve bir nevi ekonomi toto oynamak zorunda kalması bizi rahatsızlık ediyor.

İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş diyelim. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)  Cuma günü ekonomideki gelişmeler nedeniyle güncelliğini kaybeden sanayi üretimi verisinde çok önemli değişiklikler yaptı.

TÜİK tarafından yayınlanan yeni seride 2005 olarak alınan baz yılı 2010 olarak değiştirilirken, görüşülen iş yeri sayısı 4850’den 5067’ye, izlenen ürün sayısı 1382’den 1868’e çıkartıldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırma işlemlerinde yöntem değişikliğine gidildi. Doğrudan hesaplama yöntemi yerine dolaylı hesaplama yöntemine geçildi. Bu sayede ekonomik faaliyet bazında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endekslerin ağırlıkları ile genel endekse ulaşılabilecek.

Yapılan çalışma sonrasında imalat sanayinin ağırlığı 4 puandan fazla azalarak %81,5’e gerilerken madenciliğin ve elektrik üretiminin payı sırasıyla %6,1’e ve 12,4’e yükseldi.  İmalat sanayi alt kalemleri içinde tekstil ve giyim eşyalarının payı 5 puan  gerilerken, gıdanın , metal ürünleri ve makine imalatının payı arttı.

Yeni seri sanayi üretimindeki oynaklığı azaltacak mı?  Yeni doğan çocuğa don biçmek doğru olmaz.

2005 – 2012 dönemi için yayınlanan yeni seri uzun dönemli ortalama ve oynaklıklarda önemli bir farklılığa yol açmadı.  Ortalama büyüme %4,1’den %4,2’ye yükselirken, oynaklık %8,8’den %8,6’ya düştü. 

Ancak TÜİK’in hakkını verelim. Yeni seri 2009 sonrası  oynaklıkda önemli ilerleme sağladı.  2010-2012 dönemi ortalama büyüme %8,2’den %8,3’e yükselirken, oynaklık %5,8’den %5,1’e geriledi.

Bize ayrılan yerin sonuna geldik, toparlayalım. TÜİK’in Türkiye ekonomisini daha iyi temsil eden bir sanayi üretimi  serisi oluşturulması çalışmasını, gerek küresel piyasalarda artan dalgalanma, gerekse ekonomi yönetiminin izlediği aktif ekonomi politikası, TÜİK’in ürettiği verinin doğru, hızlı ve nitelikli olmasını zorunlu kılıyor.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma