Tarih Yazılırken: There are no flags, and we’re fixed.

Yarın 14 Ağustosta finans dünyasında bundan sonra kimsenin şahit olamayacağı bir işlem son kez yapılacak. Dikkatimizden kaçmasın diye bugünden paylaşıyorum:) Gümüş Fixing sona erecek….

Gümüş Fixing 19yy. sonunda (gümüş 1897 altın ise 1919’da başladı) gerçekten anlamlıydı. Zira iletişimin zor, dünyanın büyük olduğu o dönemlerde finans merkezleri arasında farklı fiyatlamalar olması son derece mümkündü. Fixing bir benchmark olarak bu soruna çare oluyordu. Şu anda da çeşitli ürünlerin tetiklenip tetiklenmediği, stokların veya anlaşmaların değeri vs fixinge göre belirlenebilir (ve bu konuda manipülasyon iddiaları zaten var)  ancak fiyatın ne olduğunu Bloomberg veya CNBC’yi açan herkes anında zaten görebiliyor.

İlk Fixing işlemleri NM Rothschild & Sons, Mocatta & Goldsmid, Samuel Montagu & Co, Pixley & Abell ve Sharps & Wilkins adlı şirketler arasında yapılırdı. İlk Fixing de Sharp&Wilkins ofisinde gerçekleşmiştir. Günümüz sistemine ana hatları ile 1967’de geçildi. 1999’da ise tamamen telefon bazlı bir işleme dönüştü. Şu anda ise Bank of Nova Scotia-ScotiaMocatta, Barclays Bank Plc, HSBC Bank USA ve Societe Generale arasında yapılıyor(du).

Kabaca işlem şu şekilde ilerliyor, Başkan üyelere bir açılış fiyatı deklare eder, üyeler bunu yatırımcılarına iletir ve gelen talimata göre kendilerini alıcı veya satıcı olarak açıklarlar. Arz ve talebin birleştiği seviyede de fiyat FIX’lenir. Görselde tarihten bir Fixing görüyorsunuz. DB ve SG oyundan çıktıklarını/çıkacaklarını açıkladılar. Şu anda sadece HSBC ve NS aktif ve son Fix 14 Ağustosta yapıldıktan sonra bu gelenek tarihe karışacak.

Gümüş Fixingi altında farklı olarak günde sadece 1 defa USD-GBP-EUR bazında açıklanır. Fiyat fix edildiğinde de başkan konu kısmında gördüğünüz cümleyi telafuz eder “There are no flags, and we’re fixed”. Ama bu kez sonsuza kadar 🙂

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

Tarımsal emtialar için heyecanlı günler bizi bekliyor

2012 yılı ABD’de son 50 yılın en şiddetli kuraklığının yaşanmasıyla gözlerin tahıl fiyatlarına çevrildiği bir yıl oldu. ABD, mısır ve soyada dünyanın en büyük üreticisi konumunda bulunuyor (soya için bu durum geçtiğimiz Cuma günü biraz değişti). Aynı zamanda tüm tahıl grubu için büyük ihracatçıların da başında geliyor. Dolayısıyla geçtiğimiz yaz yaşanan kuraklık tahıl fiyatları üzerinde oldukça etkili oldu. Mısır ve soya fiyatlarında tarihi rekor seviyeler görüldü.

Yılın son aylarında hem talep hem de kuraklık paniğinin azalması ile tahıl fiyatlarında gerilemeler yaşandı. Ancak yılın ilk ayları tekrar heyecanın arttığı aylar olacaktır. Bunun ilk örneğini Cuma günü açıklanan ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) aylık arz-talep raporunda (WASDE) gördük. Ocak ayında açıklanan WASDE raporu, yılın son rakamları olduğu için ve önceki yıllarda Ocak ayı raporları sonrası taban ya da tavan fiyat görülmesi oranının yüksek olması nedeniyle de önem taşıyor.

Cuma günü yayınlanan WASDE raporunda dikkat çeken noktalar ise şu şekilde:

  • Mısırda ABD stok tahmini artması beklenirken 602 milyon kileye çekildi. Bu seviye, 1996’dan bu yana en düşük seviye olması açısından önemli. ABD üretim tahmini 10,725 milyar kileden 10,78 milyar kileye çekilse de bu seviye kurumun ekim zamanı yaptığı 14,8 milyar kile seviyesinin çok altında olmasıyla mısır fiyatları için destek oluşturmaya devam ediyor. Mısırda çeyrek dönem mısır stokları 8,2 milyar kile beklentisinden daha aşağı, 8,03 seviyesine çekilirken bu seviye yılın aynı dönemi için 2003 yılından bu yana en düşük seviye. ABD’de mısır ekim alanı 97,2 milyon akre seviyesine yükseltilirken bu seviyenin 1937’den bu yana en yüksek seviye olması dikkat çekici.
  • Buğdayda global ve ABD stok tahmini aşağı çekildi. Global stok tahmini geçen seneki seviyenin yaklaşık %10 altında. ABD dışında Rusya da bu seneki olumsuz hava koşulları nedeniyle üretim ve stok seviyesi aşağı çekilen önemli üreticiler arasında bulunuyor. Ancak buğdayda stok seviyesinin mısır kadar kritik seviyelerde düşük olduğunu söyleyemeyiz.
  • Soyada çeyrek dönem stok seviyesi 1,966 milyar kile seviyesine gerilerken bu seviye yılın aynı dönemi için 2003 yılından beri en düşük seviye. Soyada ABD üretim ve stok tahminleri yukarı çekilse de fiyatları etkileyen en önemli faktör Güney Amerika için açıklanan seviyeler oldu. En önemli gelişme Brezilya üretim tahmininin 81’den 82,5 milyon metrik tona yükseltilerek yeni bir rekor seviyeye çekilmesi oldu. Aynı zamanda en büyük soya üreticisi konumunu da ilk kez ABD’nin elinden alması bekleniyor. Bu gelişmeler önümüzdeki sezon için Güney Amerika soya üretiminin mevcut koşullar göz önüne alındığında oldukça yüksek bir seviyede gerçekleşeceğini ve dolayısıyla ABD ihracat talebini düşüreceğini bekleyebiliriz.
  • Pamukta hala rekor seviyelerde bulunan stok seviyesi fiyatlar için baskılayıcı unsur olmaya devam ediyor. Son WASDE raporunda da global stok tahmininin yukarı çekildiğini gördük. Ancak pamuk için de fiyatları belirleyici en önemli gelişme Mart ayından itibaren başlayacak olan ekim döneminde belirlenecek olan ekim alanı miktarı olacak. Düşük fiyatlar nedeniyle üreticilerin pamuk ekim alanlarını düşürüp daha yüksek fiyatlı ürünleri tercih etmelerini beklemek çok yanlış olmaz. 

ABD’de hala kuraklığın etkileri devam ediyor. Geçen seneki oldukça düşük hasat sonrası artık önemli olan ilkbahardaki ekim sürecine kadar yeterli yağışlarla toprağın uygun seviyeye gelip gelmemesi olacak. Yetersiz nem durumunda önümüzdeki yaz hasat dönemi yine yükselen tahıl fiyatlarına şahit olabiliriz.

Takip edilmesi gereken ve önümüzdeki günlerde tahıl fiyatlarında, özellikle soyada, heyecan yaratacak bir diğer etken ise Güney Amerika üretim durumu olacak. Brezilya’da kısa süreli bir kuraklık ve Arjantin’de aşırı yağışlar nedeniyle soya ekimi gecikse de şu an hava koşullarının olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Beklenildiği gibi Brezilya’da rekor seviye üretim olması soya fiyatlarını baskılayacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç ay bunun belli olacağı ve fiyatların volatil olacağı bir dönem olacak.

Son olarak konuyla ilgili dikkat çekmek istediğim tahıl fiyatlarının dolaylı etkilerinin olduğu birkaç nokta. Gıda üretimi dışında hayvan yemi olarak da geniş kullanım alanı olan tahılların yüksek seviyelerde fiyatlanmasının devamı gıda fiyatlarını da yukarı taşıyacaktır. Bunun da ülke ekonomileri üzerindeki etkileri önem taşıyor. Tarım sektörü ile ilgili şirketlere de bu dönemde dikkat etmekte fayda var. Özellikle gübre ve tarım kimyasalları üreten şirketlerin ilkbahar dönemindeki ticaret potansiyeli şirket hisseleri için olumlu olabilir. Özellikle yüksek fiyatlar nedeniyle üreticilerin daha fazla ekim yapacağı varsayımı göz önüne alınırsa bu tip şirketleri izlemeye almakta fayda olabilir. Bunun için daha detaylı bir analiz yakın zamanda ilginize sunacağım. Şimdilik Güney Amerika hava durumunu ve tahıl fiyatlarını izlemeye devam ediyorum.

Ayşegül Kabakçı

Uzman Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar

Uzaydan Görülebilen Stoklar

Her yıl Kasım ayının 4. Perşembe günü kutlanan Şükran Günü sonrasında küresel piyasalarda genel olarak Yılsonu /Noel Baba rallisi olarak bilinen süreç başlar. Piyasaların tatil havasına girmeye başladığı bu dönemde genellikle alımların güçlendiği, yılsonuna yaklaştıkça hacimlerin azaldığı gözlemlenir. Son on yıla bakıldığında, 2008 yılında yaşanan global mali kriz süreci gibi olağanüstü durumlar dışında çoğunlukla bu görüntünün oluştuğunu görüyoruz.

Emtia piyasalarına kısaca göz atıldığında, özellikle endüstriyel metaller tarafında Kasım ayı itibariyle bu sürecin kendini hissettirmeye başladığı görülüyor. Ekim ayında sert satış baskısı altında kalan LME alüminyum, Kasım’da %10 değer kazanarak $2100/ton seviyesine yaklaştı. 50-100-200 günlük hareketli ortalamalar ve önemli direnç seviyelerinin kırılmış olması hafif metaldeki hızlı yükselişin kısa zamanda $2200’e ulaşacağı beklentisini gündeme getirdi. Aynı zamanda yılsonuna yaklaşırken kapatılan pozisyonlar ve “short covering” etkisinin metal fiyatını yukarı taşıyan etkenler olduğuna tanık olduk. ABD’deki mali uçurum görüşmeleri, yeni yılın ilk günlerinde diğer piyasalarla birlikte alüminyuma da güçlü yükselişler getirdi. Yılın ilk iki işlem gününde toplam %5.4 değer kazanarak piyasanın beklentisini karşılamaya oldukça yaklaştı.

Son dönemde, alüminyum teknik olarak güçlü görünse de, temel dinamikler incelendiğinde metaldeki yükselişin yeterince desteklenmediği görülüyor. Bu anlamda, son dönemde Çin’in ürün bazında açıkladığı ithalat-ihracat verileri dikkat çekiyor. Ekim ayında, ülkenin alüminyum ithalatını yıllık bazda dörde katlamış olması ve piyasadaki en büyük oyuncu olarak net ithalatçı konumunu korumuş olması temel anlamda metali destekler nitelikte bir veri olarak öne çıkmıştı. Ancak Şangay Futures Borsası (SHFE) ve Londra Metal Borsası (LME) stoklarına bakıldığında metalin bu denli güçlü olmadığı göze çarpıyor. SHFE stokları, Temmuz ayından bu yana kısa düşüşler dışında sürekli artış kaydediyor. Bu süre içinde %317 artarak 46,000 tondan, Aralık ayında 192,000 tona ulaşan alüminyum stokları Haziran 2011’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. LME stoklarında ise 2012 yılı başından bu yana %5’in üzerinde artış ile tarihi zirve olan 5.24 milyon tona ulaşıldı.

Bunun yanı sıra, Çin Devlet Rezerv Bürosu’nun (SRB) zarar eden maden üreticilerine destek vermek amacıyla metal alımı yapması ilk etapta talep yaratıyor izlenimi oluştursa da, orta vadede stok fazlasına yol açacağından aslında bu da alüminyum fiyatı üzerinde baskı oluşturması beklenen bir etken. Bu yılki LME haftasında, alüminyum traderları arasında geçen “Uzaydan bakıldığında Dünya üzerinde çıplak gözle görülen şey nedir?” “Vlissingen (LME’nin Hollanda’daki kayıtlı alüminyum deposu) stokları.” şeklindeki diyaloglar basit şakalar gibi görünse de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Temel anlamda metal üzerinde baskı oluşturan bir diğer faktör ise üretim. Bu alanda da önemli oranda artış göze çarpıyor. Son beş yıla bakıldığında, dünyanın en büyük alüminyum üreticisi olan Çin’in birincil alüminyum üretiminin %51 oranında artış gösterdiği görülüyor. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü’nün raporuna göre, 2012 yılı Ocak-Aralık döneminde üretim 18 milyon tona ulaştı. Azalan maliyetler, üretimdeki artışı tetikleyen en önemli etken olarak öne çıkıyor olsa da hammadde ithalatındaki artışın da önemli bir yere sahip olduğu dikkat çekiyor.

İthalat verilerine hammadde bazında daha yakından baktığımızda, 2012’nin son beş aylık döneminde, Çin’in alümina ithalatında ciddi oranda artış yaşandığını görüyoruz. Yıllık bazda, Ağustos’ta sekiz, Eylül’de beş kat artış gösteren ithalat, Ekim ayında yavaşlayarak yalnızca %41 artmış olsa da Kasım’da tekrar güçlü bir çıkış gerçekleştirdi. Ülke, Kasım ayında alümina ithalatını %139 artırarak 543bin tona çıkardı. Böylece ülkenin alümina ithalatı Ocak-Kasım döneminde %175 artışla 4.6 milyon tona ulaşmış oldu. Boksit ithalatı ise bir süredir yıllık bazda geriliyor olmasına rağmen aylık bazda artış göstermeye devam etti. Ocak-Kasım döneminde ülkenin toplam boksit ithalatının 36 milyon tona ulaştığı kaydedildi.

Tüm bu veriler dahilinde, pek çok yabancı kurumun 2013 ilk yarı için alüminyum piyasası beklentisini yaklaşık 1 milyon ton arz fazlası olarak belirlemiş olması şaşırtıcı değil. Diğer yandan alüminyum talebindeki büyümenin diğer metallere oranla daha hızlı olacağı beklentisi ve olumlu teknik görünüm bir süre daha metal fiyatındaki yukarı yönlü hareketliliği destekleyebilir. Ancak yine de uzun vadeli görünüm çok güçlü olmadığından temkinli yaklaşmakta fayda var.

Elif Keskin

Uzman | Uluslararası Piyasalar