Simyacı

 

 

Paulo Coelho’nun adının kitlelerce duyulmasını sağlayan ve çok satan bu kitabındaki hikayenin aslında bizim bildiğimiz anlamıyla altın veya simya ile çok ilgisi yok.  Ancak altın yatırımı yapanlar için simyanın önemi büyük. Dünyadaki arzı sınırlı, üretim maliyeti yüksek olan altın, bakırdan üretilebilseydi fiyatı geri dönmemek üzere düşerdi. Son zamanlarda bakırdan değilse de kağıttan yapılıp yapılmadığı tartışılıyor: Dünyada  2008 krizinden sonra tırmanışını hızlandıran altın fiyatları, finansal simyacıları gündeme getirdi. Altın özelinde değerli madenlere ya da emtiaya olan yüksek talep, yatırımcıların bu ürünlere yatırım yapmasını ve yatırımlarını nakte çevirmesini kolaylaştıracak ürünleri de beraberinde getirdi. Bu ürünler dünya piyasalarında gelişimine 2008 krizinden çok önce başlamış olmakla beraber bizim gündemimize biraz daha geç girdi. Ortaçağ’da bakır başta olmak üzere, ucuz elementlerden altın yapamayan simyacıların aksine, finansal simyacılar kağıttan altın yapmayı başardılar. Bunu söylerken altını temsil eden finansal ürünlerin kağıt değerinde olduğunu söylemiyorum. Bu finansal ürünlerin sanayide kullanımı hariç, yatırım anlamında altının bütün işlevlerini yerine getirebildiğine işaret ediyorum.

Hızlı yükseliş, altını bireysel yatırımcılar nezdinde de popüler kıldı. Bu yükselişleri izleyen sert düşüşler, muhafazakar yatırımcılar kadar spekülasyon arayan oyuncular için de altını popüler hale getirdi.

Burada ürünlere girmeden önce altın ile ilgili karışıklık yaratan bazı kavramlara açıklık getirmek gerekiyor. Gazetelerde ya da kuyumcularda gördüğümüz gram altın fiyatı Türk Lirası bazında olduğu için, değer artış azalışları kadar Türk Lirası’ndaki değişiklikleri de yansıtıyor. Türk Lirası değer kaybettiğinde -yani dolar yukarı gittiğinde-, altın da paralel bir yükseliş gösteriyor. Dolayısıyla fiyatı 93 TL’den 96 TL’ye yükseldi dediğimiz zaman, aslında altının mı yükseldiğini, yoksa kurun 1,80’den 1,82’ye yükselmesinin mi buna neden olduğunu bilmemiz gerekir. Sonuç değişmez desek de, bu yükseliş dolar kaynaklıysa altına yatırım yapmadan dolarla da aynı sonuca ulaşabiliriz. Başka bir deyişle, Türk Lirası bazında altın aldığımız zaman aslında dolaylı olarak dolara da yatırım yapmış oluyoruz. Bu ikilem gazetede global piyasalarda altın fiyatlarındaki ralliyi okuyan yatırımcıların baktıklarında önemli değişiklik göremediği zamanları açıklıyor. Doların değer kaybı sonucunda ons altın fiyatının 1,600 dolardan 1,700 dolara yükseldiği bir periyotta kur da aynı nedenle 1,82’den 1,70’e gerilemiş olabilir. Bu da altın fiyatının Türk Lirası bazında çok da değişmemesine neden olur.

Bu hatırlatmadan sonra altında pozisyon almak isteyen yatırımcıların Türkiye’de ne gibi alternatifleri olduğunu sıralayalım ve bu alternatifleri kısaca tanıtalım. Altında pozisyon almak derken, sadece altının yükselişi yönündeki değil, düşüşü yönündeki de beklentileri değerlendirmeyi kastediyorum.

En çok rastlanan fiziki olarak altın almak ve satmak; bir ölçü birimi olan “çeyrek”, artık ülkemizde tek başına da altını ifade eden bir söz haline geldi. Külçe, tam, yarım veya çeyrek olsun bu şekilde yatırım yapmanın avantajı, aldığınız altını fiziki olarak görmektir. Ancak yüksek bir alım satım makasına razı gelmeniz gerekiyor. Altını bozmak istediğiniz zaman bu anlamda zararlı olabiliyorsunuz. Ayrıca altınla ilgili olumsuz beklentileriniz olduğunda tek yapabileceğiniz, varsa elinizdeki altını satmak olur. Ancak elinizde altın yoksa düşüşü yönünde pozisyon alamazsınız.

Bankaların da altın mevduatı, sertifikası gibi ürünleri bulunuyor. Bu ürünler fiziki olarak arkasında altın olan yatırım araçları; yani karşılığında isterseniz gidip fiziki olarak  altın alabilirsiniz anlamına geliyor. Alım satım makası ve kısa pozisyonla ilgili kısıtlar burada da var, ancak saklamayla ilgili külçe altın almaya göre bir rahatlık da mevcut. Bu günlerde bankalar altın günleri düzenleyerek yastık altındakileri ekonomiye kazandırmanın peşine düştüler. Değişik bankalar belli şubelerde yatırımcılara evlerindeki çoğu ziynet eşyası altınları getirip TL olarak ya da yine altın olarak mevduat yapma imkanı sunuyorlar.

Altın fonları 2000’lerin ikinci yarısında popülaritesini arttırdı. Bu fonlar da ağırlıklı olarak fiziki altına yatırım yapıyorlar. Alım satım makası ile ilgili problem burada söz konusu değil, fon katılma paylarını aynı fiyattan alıp satmak mümkün. Ancak bu fonlar kısa vadeli yatırımlar için uygun değil. Çünkü fon fiyatı, içindeki varlıkların bir gün önceki piyasa ortalamasına göre belirlenmiş fiyatlardan hesaplanıyor. Yani siz bugün altının yeterince yükseldiğini düşündüğünüzde; verdiğiniz satım emri, bugünkü ortalamadan yarın gerçekleşiyor. Uzun vadeli bir yatırım olduğunda bu çok da önemli bir fark değil. Bu üründe bir diğer problem de fonun en iyi ihtimalle %100’ünün altına yatırılabilecek olması. Pratikte bu oran daha düşük oluyor ve fon altının yükselişinden ve düşüşünden %100 oranında değil %90, %95 gibi oranlarda etkileniyor. Yine kısa pozisyon alma ihtimali yok. Altına dayalı borsa yatırım fonları da var. Bu fonların konvansiyonel fonlardan bir farkı gün içinde İMKB Hisse Senetleri Piyasası’nda işlem görüyor olmaları. Dolayısıyla altının yükseldiğini düşündüğünüz an, o seviyeye denk gelen fiyattan fonunuzu satabilirsiniz ya da yeterince düştüğüne inandığınızda alabilirsiniz. Ancak bu defa işin içine tekrar alım satım makası girecek. Tabi bu alım satım makası fiziki olarak altın almakla kıyaslandığında ufak kalacaktır.

Bu noktada simyaya geri dönüyoruz; altın yatırımı yapmanın alternatif yolları, likiditesi sorunlu yukarıdaki ürünler yerine daha likit, daha kolay alınıp satılan ve işlem maliyetlerinin çok daha ucuz olduğu türev ürünlere yönelmekte yatıyor. Dünyada çok yaygın olmasına karşın ülkemizde o kadar yaygın olmayan bir ürün vadeli işlem sözleşmeleridir. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nda işlem gören altına dayalı sözleşmeler, yatırımcılara dilerlerse Türk Lirası ya da Amerikan Doları bazında altın yatırımı yapma imkanı sağlıyor. Üstelik burada uzun pozisyon alabileceğiniz gibi kısa pozisyon da alabilirsiniz. Altının 1,900 dolara yükseldiği anda “artık yeter bu düşer” diyorsanız satış yapabilirsiniz. Bir cazip nokta da burada pozisyon aldığınızda pozisyon büyüklüğü kadar değil, daha küçük bir kesri olan teminat tutarı kadar para yatırmanız gerekir. Bu paraya da ayrıca nema ödenir. Örnek olarak 100 gramlık bir tek sözleşmenin fiyatı 99,700 TL olsun; 100 gram alarak ya da satarak pozisyon almak isteyen bir yatırımcının bu tutarı değil, 750 TL teminatı yatırması yeterli olacaktır. Eğer dolar bazında sözleşmede pozisyon alınması isteniyorsa, yaklaşık 1600-1700 dolar büyüklüğünde bir sözleşme almak (satmak) için 200 TL teminat yatırmak yeterlidir. Yatırımcı eğer elindeki 100,000 TL ile altın almak yerine VOB’da sözleşme almak isterse, yapması gereken 750 TL yatırıp 1 sözleşme almaktır. Eğer 100,000 TL’yi teminat olarak yatırıp bunun izin verdiği oranda sözleşme alırsa, parasının 10 katından fazla pozisyon alır ve kendine bu oranda bir kaldıraç yaratır. Karı ya da zararı altının hareketinin bu oranda artmış olarak portföyüne yansıyacaktır. Buna dikkat ettikten sonra kontrollü bir şekilde bu kaldıraçtan istifade etmek mümkündür. VOB’da dezavantaj vade sonlarında pozisyonu devam ettirmek için pozisyon kapatıp yeni pozisyon alma zorunluluğudur. Likidite ile ilgili problemler piyasa yapıcılığının devreye girmesi ile geride kalmıştır. İş Yatırım Türk Lirası veya Amerikan Doları bazında tüm altın sözleşmelerinde piyasa yapıcılığı yaparak piyasaya likidite ve derinlik kazandırmaktadır.

Altın yatırımı yapmanın bir diğer alternatifi ise, İMKB’de Varant Pazarı’nda işlem gören altın varantlarında işlem yapmaktır. Burada İş Yatırım’ın ihraç ettiği hem alım, hem satım varantları işlem görmektedir. Dolayısıyla altın yükselişine pozisyon almak isteyen yatırımcı alım varantı, altının düşüşüne yatırım yapmak isteyen yatırımcı satım varantı alarak beklentisini pozisyona çevirebilir. Varantlar ile ilgili püf noktaları başka bir yazının konusu olmakla beraber, avantajları özetle yine kaldıraç sağlamaları, düşük işlem maliyetlerine sahip olmaları olarak özetlenebilir. Dezavantaj noktası ise, belli bir vadeleri olması ve bu nedenle yatırım perspektifinin bu vadeyle sınırlı olmasıdır. Mevcut durumda varantlar kısa ve orta vadeli alım satım için uygundur, ancak uzun vadeli yatırımcılar için çok uygun değildir.

Altına yatırım yapan anapara korumalı fonlar ya da benzer yapılandırılmış ürünler de mevcuttur. Burada listelediğimiz ürünler piyasalardaki gelişmelere yönelik beklentilerden yararlanmak için sağlıklı işleyen piyasalarda işe yarar. Yazının başında belirttiğimiz gibi altında işlem yapan oyuncuların büyük çoğunluğu bunu spekülatif amaçla yapmaktadır. Ancak dünyanın çok kötü bir sona gittiğini ve Mad Max ya da Waterworld’deki bir distopyanın bizi beklediğine inanan yatırımcılar da alternatif olarak altın yatırımı yapmaktadır, bu şekilde düşünenler için finansal ürünler bir çare olamaz çünkü felaket beklentileri gerçekleşirse bu finansal ürünler ya da finansal kurumlar da ayakta kalamaz. Onlar için en iyi çare fiziksel olarak altını alıp sağlam bir kasaya koymakta yatıyor. Simyaya geri dönersek, altına dayalı ürünlerle sentetik olarak altın üretildiğini söylemek kısmen doğru olsa da tamamen doğru değildir. Çünkü bu ürünleri ihraç eden kurumlar kendilerini gerçek altın alarak ya da satarak korumaktadırlar. Elbet bunu yapmayan, riske eden kurumlar olabilir. Ayrıca altındaki sert hareketler bu kurumların sermayelerini eritebilir. Ancak bunun sistemin geneli için bir risk oluşturduğunu söylemek iddialı olur. Daha doğrusu global para sisteminin geldiği noktada sistemik risk altında ya da değerli metallerde değildir.

Yasin Demir

Müdür Yardımcısı | Yurtiçi Piyasalar

“Dünyanın Yatırımı” Sosyal Medya’da

Marka iletişiminin en dinamik ve hızlı büyüyen mecrası, online kullanım alışkanlıklarının merkezi, teknoloji dünyasının en büyük yatırımı olan sosyal medyaya, İş Yatırım bu ay itibariyle “merhaba” dedi!

Bundan 16 yıl önce sermaye piyasalarına katkı sağlamak amacıyla kurulan İş Yatırım, teknoloji ve iletişim imkanlarının hızla gelişmesi, internetin birçok alanda diğer mecralara göre önem değerinin katlanarak artması sonucunda online dünyadaki erişimini artırarak belirlediği birçok sosyal medya platformunda iletişime başladı. Tüketicinin satın ve karar alma tercihlerini önemli ölçüde etkileyen sosyal medya ortamı, büyüyen ağlarla birlikte artık göz ardı edilemez bir mecra haline geldi. İş Yatırım’ın sağladığı hizmetin ciddi bir teknolojik altyapı içermesi, finans ve yatırım dünyasının dijital gücüyle giderek daha da global hale gelmesi, sosyal medya iletişiminin gerekliliklerinden sadece birkaçı.

Sosyal Medya ve Finans Dünyasının Paralel Noktası

İş Yatırım’ın sosyal medya iletişimiyle paralel durumda olduğu birçok nokta bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, “hızlı ve çabuk tüketilebilir bilgi”. Borsa ve sermaye piyasalarında gelişen haberler, anlık değişime uğrayan gündem konuları, trend markaların hisse senetleri ve daha birçok konu, aslında sosyal medya ortamının yabancısı olmadığı bir frekansta yaşanıyor. GSM ve telekomünikasyon, gıda ve mevduat bankacılığı, bugün sosyal medya iletişimine en fazla yatırım yapan sektörler arasında. İş Yatırım’ın yer aldığı menkul değerler ve yatırım bankacılığı sektörü henüz tam anlamıyla sosyal medya ile tanışmasa da, bilgi akış frekansıyla diğer birçok sektöre göre daha hazır konumda. Twitter platformunun anlık durum güncelleme özelliği, bütünüyle finans sektörünün haber akışı ve tüketim kültürüyle paralellik göstermekte. Aslında bu, Twitter’ın yatırım bankacılığı sektörünün sosyal medyada önem vermesi gereken en önemli platformlardan biri haline getiriyor.

İş Yatırım Blog: Uzman Görüşlerle Sektöre Bakış Açısı

Bir markanın sosyal medyada dünyasındaki büyüklüğü, oluşturduğu mecraların sayısından çok sunduğu içerik ve kalitesidir. İçeriğin sadece dijital dünyada değil, geleneksel medyada da “kral” olduğu bir dönemde, oluşturulan kanallardaki iletişim planının doğrudan bu konuya yönelik belirlenmesi gerekir. Aksi takdirde bir markanın ne kadar çok kanalı olursa olsun, takipçileriyle paylaşacağı “kişiye/konuya özel, kaliteli içerik” planı olmadığı sürece rakiplerinden ayrışması pek mümkün görülmemektedir. İş Yatırım’ın sosyal medyadaki en önemli içerik kaynağını blog adresi temsil etmektedir. İş Yatırım Blog adı altında, şirket bünyesinde belirlenen beş bölüme ait yazarlar, belirli dönemlerde yazılarını yayınlayacak, takipçilerinin uzman görüş penceresinde sektörü değerlendirmelerini sağlayacaktır. Araştırma, Yurt içi ve Uluslararası Piyasalar, Yatırımcı İlişkileri ve Yatırım Danışmanlığı; şirket içinde belirlenen bu beş bölümü temsil etmektedir. Bu nedenle İş Yatırım Blog, markanın sosyal medya iletişimindeki en önemli kanalı konumundadır.

Yatırım ve Finans Dünyasını Nabzını Tutan Tweetlere Hazır Olun

İş Yatırım’ın Twitter sayfasında, bilinen klasik sosyal medya marka iletişiminin aksine neredeyse günün her saatinde bir güncellemeye rastlamak mümkün olabilecek. İş Yatırım ile ilgili kurumsal haberlerin yanı sıra, strateji raporları, kredi notları, uzman görüşleri, Uluslararası Piyasalar bölümünden Asya Pazarı değerlendirmesi ve daha birçok konuyla ilgili içerikler, Twitter üzerinden takipçilerle paylaşılabilecek.

https://twitter.com/isyatirimdan

Halka Arz Edilince Biz de “Beğen”dik

Markalar sosyal medyada çoğunlukla ağırlık merkezlerini Facebook sayfaları üzerine kursalar da, yukarıda belirtilen örneklerden de görüldüğü gibi, İş Yatırım’ın içerik stratejisi daha çok blog ve Twitter üzerine kurulmuş durumda. Ama bu Facebook’un kullanıcılara ve markalara sunduğu fonksiyonel yayın seçeneklerinin göz ardı edilmesi anlamına gelmiyor. 31 milyonu aşkın Facebook kullanıcısıyla dünyada altıncı sırada bulunan Türkiye için burası gerçekten önemli bir sosyal medya platformu. Dolayısıyla İş Yatırım sosyal medya iletişiminde Facebook’a da yer verdi. Ayrıca bu kanalda TradeMaster adında ürününe özel oluşturulmuş bir marka sayfası daha mevcut.

http://www.facebook.com/isyatirim

http://www.facebook.com/TradeMaster

Video ve Sunumlar Takipçileriyle Buluşmaya Hazır

Dünyanın en büyük video paylaşım platformu Youtube’da, artık İş Yatırım’a özel içerikler de yer almakta. Eğitim videoları, ürün tanıtımları, röportajlar ve daha birçok içeriğe İş Yatırım Youtube kanalından erişilebilecek.

http://www.youtube.com/isyatirim

https://www.slideshare.net/isyatirim

İş Ağı ve Özgür Ansiklopedi’den Takip Edin

Türkçe dil seçeneğinin eklenmesiyle en çok tercih edilen kariyer ve iş ağı platformlarından biri olan LinkedIn, profesyonel ara yüzü ve rahat kullanımıyla sosyal medya iletişimindeki önemli kanallardan bir tanesi. IS Investment adı altında oluşturulan LinkedIn sayfasını çalışanlar profillerine bağlayabilirken, şimdiden 900’ü aşkın kullanıcı da takip etmektedir.

http://www.linkedin.com/company/is-investment

Sosyal medyanın belki de en eski ama kullanıcıdaki güven algısı en yüksek platformu olan Vikipedi’de, İş Yatırım’a özel oluşturulmuş sayfadan şirketle ilgili detaylı tarihçe ve ürün bilgisine erişilebilir. Vikipedi sayfası, internet sitesinden sonra şirketle ilgili en detaylı içere yer verilmiş kanal durumunda.

http://tr.wikipedia.org/wiki/İş_Yatırım

Sosyal medya; kendisini sürekli yenileyen, bazen on dakikalık haberin bile eski kabul edildiği, marka iletişimindeki en yenilikçi bakış açısına sahip ve belki de en önemlisi olan “kullanıcı deneyiminin geribildirim olarak edinilebildiği” yepyeni ve bambaşka bir dünya. İş Yatırım olarak sosyal medya iletişimine başlamanın heyecanını yaşıyor, takipçilerimizle kısa sürede pek çok başarı elde etmeyi diliyoruz.

İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.