Neden AB Toplantısı ve Regülasyonlar?

1_May_2004_enlargement_celebration_in_Parc_du_Cinquantenaire

Dikkatinizi A�ekmiAY olabilir, piyasada da sorulan bir soru. Neden Pazar günü Yunanistan iA�in standart bir Euro Bölgesi toplantA�sA� deAYil de AB toplantA�sA� yapA�lA�yor (kendi aA�A�klamalarA�: herkesi ilgilendirdiAYi iA�in).

GerA�ek nedeni hakkA�nda elbette bir bilgim yok ama makul bir teori paylaAYabilirim. Zira geA�tiAYimiz günlerde avukatlarA�n iAYe A�oktan karA�AYtA�AYA� haberi A�A�ktA� bile.A�nce artA�k herkesin bildiAYi nokta. Euro’dan A�A�kA�AY diye aA�A�k bir madde yok. AB’den A�A�kA�AY iA�in ise Lisbon AnlaAYmasA�nA�n 50. maddesi var.A�Ancak bu madde bir ülkenin yani cari durumda Yunanistan’A�n talebi ile olabiliyor. Tsipras’A�n buna cesaret edebilmesi sA�z konusu olmadA�AYA�na gA�re bu madde de konumuz dA�AYA�nda. Daha “gri” bir madde ise madde (2 ve) 7. Bu madde der ki AYayet AB deAYerlerini aAYA�ndA�racak bir adA�m atarsanA�z AB üyeliAYinizi dondurabilir. Bu madde ile Eurodan A�A�kA�AY arasA�nda bir iliAYki kurulup kurulamayacaAYA� avukatlarA�n iAYi.

Lalenin Cazibesi

17. yüzyılın başlarındaki Otuz Yıl Savaşı nedeniyle Avrupa’da madeni paraların ayarının bozulup değerinin düşürüldüğü bir dönemde, kökleri Osmanlı’ya dayanan zamanın lüks öğelerinden biriydi laleler.  Lale soğanlarının üretiminde yaşanan bitkisel salgın ve gelişim süresinin uzun olması, lalelerin nadir olma niteliğini öne çıkartırken 1630’larda Hollanda’da vadeli kontrat piyasasının oluşmasına neden olmuştur.  Haliyle spekülatörlerin bugün olduğu gibi o dönemde de olması, finans piyasalarının çalkalandığı bir dönemde yatırımcıların önünde yeni alternatif olarak öne çıkıp “Tulip Mania” hadisesi tarihe bir ders olarak yazılmıştır.

Son dönemde birçok medya organında, “Bitcoin” adı altında elektronik bir para birimi hakkında yazılar okumaktayız. Bitcoin’in altyapısı Matrix filmindeki kodların süzüldüğü siyah-yeşil ekranlara bakıp telefon ucundaki sanal Dünya’da olan biteni görmeye benziyor.  O nedenle hem size hem de kendime işkence yapmamak için yazılım dünyasında yeni bir kariyer peşinde olmadığımı peşinen söylemek isterim.

Kısaca yapının öne çıkan noktalarına bakmak gerekirse, herhangi bir regülasyon ya da devletin kontrolünde olmayan Bitcoin, 2009 yılında bir bilgisayar yazılımcısının oluşturduğu bir internet emtiası olarak öne çıkıyor. Tedavüle çıkan Bitcoin’ler, madenlerde Altın arayan işçiler gibi kendi bilgisayarlarına yükledikleri program üzerinden veri madenciliği yapan bilgisayar yazılımcılarının bulguları üzerinden otomatik oluşmaktadır. Ancak, sistemdeki Bitcoin sayısı, Merkez Bankaları’nın likidite sağlamak için başvurdukları baskı makinalarından çıkabilecek sınırsız banknot gibi uçsuz bucaksız değil.  Programlama sayesinde Bitcoin ağı üzerindeki toplam Bitcoin sayısı 2140 senesinde maksimum 21 milyon olacak şekilde ayarlanmıştır. Özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde ödeme yapan kişiye yönelik anonimlik sağlayan Bitcoin, en yaygın olarak Japonya’da Bitcoin borsası adı altında Mt.Gox’da işlem görmektedir.

Peki Bitcoin, sağladığı gizlilik sayesinde, internet üzerinden illegal malların alım satımına yönelik kullanılan finansal bir buluş mudur? İnternet üzerinde bitcoin ile alışverişe olanak sağlayan siteler göz önüne alındığında açıkçası güvenilmesi güç bir temele sahip.  Ayrıca, Mt.Gox’taki işlemlere bakacak olursak 1630’lardaki Lale Soğanı çılgınlığına benzer bir trendi görmek mümkün.

Ancak, fikir olarak gerçekten orijinal bir atılım diyebiliriz.  Zamanında Paypal nasıl internet üzerinden para transferini kullanıcıların birbirlerine para göndermelerini kolaylaştırıp başarıya ulaştıysa, Bitcoin örneği de üzerine dikkatle çalışıldığı takdirde hayatımızı değiştirebilir.  Bu nedenden ki girişim sermayesi şirketleri Bitcoin örneği şirketlere yatırım yapmakta (Opencoin örneğinde olduğu gibi) olup, Sosyal Ağ filminde tanıştığımız Winklevoss ikizleri gibi yatırımcılar da anonim yapısına rağmen açık açık sahip oldukları Bitcoin tutarlarını açıklamaktadır. Haliyle bilgisayar ortamında olması ve regülasyonun kontrolünde olmaması nedeniyle hackerlara yeni bir iş kolu çıkmış gözüküyor.

Merkez Bankaları’nın likidite musluklarını sonuna dek açtığı, güvenli liman sayılan Altın’ın gün içerisinde 100 dolar gerilediği bir ortamda haliyle bu tür enstrümanlar son dönemdeki fiyatlardan görülebileceği gibi ilgi çekecektir.  Ancak, altyapısı net olmayan ve yastık altı kültürünü bilgisayar ortamına taşıyan elektronik bir para birimine güvenir misiniz derseniz cevabım hayır olacaktır.  Ama blog yazımı Matrix’ten bir cümle ile bitirip açık kapı da bırakmak isterim;

“A world without rules and controls, without borders or boundaries; a world where anything is possible. Where we go from there is a choice I leave to you.”

Cüneyt Akdemir

Müdür Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar

Foreks’te bir senenin ardından…

Türkiye’de kaldıraçlı alım satım lisansına sahip yerleşik aracı kurumların 2011 yılında mevzuatta yapılan değişiklikler ardından yatırımcılarına sundukları kaldıraçlı işlemlerde bir seneyi aşmış bulunmaktayız.  2012 yıl sonu itibariyle piyasa yapıcısı lisansına sahip aracı kurum sayısı 22 ulaştı. Mart ayı sonunda açıklanması beklenen 2012 yılı hacim rakamları öncesinde, en son dokuzuncu ayda açıklanan rakamlara göre aracı kurumların işlem hacmi yaklaşık 1,7 trilyon TL’ye ulaşırken, İş Yatırım diğer piyasalarda olduğu gibi kaldıraçlı işlemler piyasasında da hacim sıralamasında ilk sırada yer aldı. (Açıklanan işlem hacmine yatırımcı işlemleri için yapılan hedge işlemlerini de kapsamaktadır) Artan lisans sahibi aracı kurum sayısına paralel olarak medyada yer alan reklamlar sayesinde, kaldıraçlı işlemlerin piyasa bilinilirliği artarken Takasbank’taki hesap sayısının da yıl boyunca arttığı gözlemlendi. Regülasyon öncesi kaldıraçlı işlemlerde tecrübesi olan yatırımcılar en iyi alım/satım spreadini, servis kalitesi ve güvenilirlikle birlikte sunan aracı kurumları değerlendirme fırsatı buldular.

Peki yurtdışı piyasalarda, herhangi bir regülasyona bağlı olmayan kurumlarda kaldıraç oranları 1:500’e ulaşırken, kaldıraç oranı yurtiçi kurumların sınırlandığı 1:100 ile kalmalı mıdır ya da FX piyasasının regüle edildiği Amerika ve Japonya gibi ülkelerde olduğu gibi daha düşük seviyelere mi çekilmelidir? Türkiye’de yatırımcının kendi seçimine bağlı olarak maksimumda kullanabildiği 1:100 kaldıraç oranı, Amerika’da majör paritelerde 1:50 (diğer paritelerde 1:20), Japonya’da ise 1:25 ile sınırlıdır.  Yurtiçi aracı kurumlarda yatırımcılar kaldıraç oranını belirlemekte serbest olmakla beraber, çoğunlukla tercih edilen kaldıraç oranı 1:100’dür.

Yurtdışı organize piyasalara Türkiye’deki aracı kurumlar vasıtasıyla ulaşıp işlem yapabilen yatırımcılar, kaldıraçlı işlem platformları olmadığı takdirde hangi yatırım araçlarını kullanabilirler? Örneğin, organize bir borsa olan CME’de işlem gören Foreks’e dayalı vadeli kontratlardan EUR/USD’da yatırımcı $2.475 teminat ile $162.462’lık pozisyon büyüklüğünde, ya da başka bir deyişle EUR/USD’da yaklaşık 1:67 kaldıraçla işlem yapabilmektedir. Benzer şekilde yine CME’de işlem gören İngiliz Sterlini’nde 1:70, Japon Yeni’nde ise 1:46 kaldıraç ile işlem yapılabilme olanağı bulunmaktadır. Yukardaki örneklerden görülebileceği gibi yatırımcıların kaldıraca olan erişimi organize piyasalar yoluyla da mümkündür.  Bu nedenle 1:100 kaldıracı, yatırımcının seçtiği organize olmayan bir piyasada işlem yapabilmenin risk-primi olarak kabul etmek gerekecektir.

Organize piyasa ile kaldıraçlı işlem piyasası arasındaki öne çıkan farklardan birisi, yukarıdaki örneklerden görülebileceği gibi yatırımcıların işlem yapabilmesi için gereken teminat tutarıdır.  Vadeli kontratlardaki başlangıç teminatı tutarı, kaldıraçlı işlem yapan aracı kurumlarda hesap açılması için gerekli minimum bakiyelerin kat kat üzerindedir. Bu nedenle, henüz regülasyon açısından yeni bir piyasa olan kaldıraçlı işlemlerde alınması gereken önlemlerden biri olarak piyasadaki ‘minimum hesap açılış limitlerinin’ yukarıya çekilmesi öne çıkmaktadır. Bu şekilde en azından kaldıraç’ın cazibesinde kaldıraçlı işlemlerin kumar olarak görülmesinin önüne geçilebilir, gün içi hareketlerde anaparasını kaybedenlerin etkisinde yeni gelişen bu piyasanın kötü bir nam salması engellenebilir.

Yatırımcı nezdinde alınacak önlemlere ek olarak, aracı kurumların da sermaye yapıları dikkatle incelenmeli, aracı kurumların Takasbank yükümlülüklerini tamamlayıp tamamlamadıkları yakından takip edilmelidir. Buna ek olarak önceki blog yazımda belirttiğim gibi, aracı kurumların yatırımcı işlemleri için arka planda seçtikleri hedge yöntemleri doğrultusunda aldıkları piyasa riski sermayelerinin kat kat üzerine çıkabileceğinden risk kriterleri yakından takip edilmelidir.  Kurumların sermaye yapılarına oranla yatırımcıya karşı alabilecekleri risklere karşı sınırlamalar getirmek, piyasanın sağlıklı bir şekilde çalışması ve yatırımcıların muhtemel kayıplardan korunması açısından önem taşımaktadır.

Türkiye açısından yeni bir piyasa olan kaldıraçlı işlemlerde, kaldıraç oranını aşağı çekerek Japonya örneğinde olduğu gibi işlem hacimlerini dolayısıyla yatırımcı ilgisini azaltmak yerine, yukarıda kısaca değindiğim hesap açılış seviyeleri, kurumlar bazında açık pozisyon limitleri gibi hızlıca uygulanıp piyasaya olan güveni tazeleyebilecek önlemler ilk etapta daha etkili olacaktır.  Bu şekilde bölgesel finans merkezi hedefimiz doğrultusunda, hem yatırımcılar hem de aracı kurumlar açısından kaldıraçlı işlemlerin cazibesinin ve güvenilirliğinin korunmasıyla piyasanın temelleri sağlamlaştırılmış olacaktır. 

Cüneyt Akdemir

Müdür Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar