Hız Tuzağı

Filmseverler hatırlayacaklardır; 2011 yılında vizyona giren, Brad Pitt’in canlandırdığı Billy Beane’in Oakland Athletics beyzbol takımında istatistiki veriler yardımıyla yakaladığı başarıyı anlatan “Moneyball” adlı filmi Oscar’a da en iyi film kategorisi başta olmak üzere 6 kategoride aday gösterilmişti.  Filmin alıntı yapıldığı “Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game” adlı kitabın yazarı Michael Lewis, 31 Mart’ta yayınlanmasına rağmen şimdiden En Fazla Satan Kitaplar kategorisinde ilk sıraya yerleşen “Flash Boys” ile bu sefer film kriterleri yerine birçok piyasa düzenleyici kurumu ve hatta FBI’ın dikkatini çekmiş durumda.

High Frequency Trader’ları konu alan kitap Amerika Hisse Senedi piyasalarındaki emir iletim hızına yönelik yapılan yatırımlarla kazanılan milisaniyelik avantajla nasıl gerçek emirlerin frontlandığı detaylandırılıyor. Aslında, emir iletim hızını arttırmaya yönelik yarışı 2007-2010 yılları arasında Spread Network adlı firma Chicago ile New York arasındaki 1300 kilometrelik mesafeye düz bir fiber-optik hattı döşemek için $300 milyon harcayarak başlattı. Hattı kullananların normalde 17 milisaniye olan erişim hızını 13 milisaniyeye indirebildiği ancak 4 milisaniyelik avantajın o dönemde senelik $14 milyonluk bir fatura karşılığında geldiğini belirtmek gerekir (bir insanın gözünü açıp kapama hızı 150 milsaniyedir).

Kitapta yer alan iddialar Amerika piyasalarında o kadar ses getirdi ki, Nisan ayının ilk haftasında halka açılarak $3 milyar piyasa değerine ulaşması beklenen HFT şirketi Virtu Financial (VIRT)’da bu kararını ertelemek zorunda kaldı.  Bir not olarak Virtu Financial’ın son 5 sene içerisinde sadece 1 gün zarar ettiğini belirtmeden geçemeyeceğim. HFT şirketlerine yönelik SEC, CFTC ve FBI’ın başlattığı inceleme, son dönemde NASDAQ’ta yüksek hacim ve hisse senedi fiyatına sahip hisse senetlerindeki satışlarında arkasındaki nedenlerden birisi olarak öne çıkmaktadır.

Son yıllarda hisse senedi piyasalarında artan HFT işlemlerinin ayrıca, Spot FX işlemlerindeki günlük $5 trilyonluk hacmin %40’ına ulaştığı belirtiliyor. Piyasa yapıcısı bankaların Londra, New York ve Chicago’da bulunan işlem serverlarına mümkün olduğu kadar yakın lokasyonlarda data merkezlerini kuran HFT’ler, emir iletim hızlarını 1 milisaniyenin altına indirmiş durumdalar. FX piyasalarında işlem yapan HFT’lerin ellerindeki hızın verdiği avantajla, en fazla işlem gören EUR/USD, USD/JPY ve EUR/JPY pariteleri arasında anlık arbitraj fırsatları yakalamaya çalıştığı, diğer kurumların gecikme süreleri nedeniyle yüksek montanlı emirler öncesi pozisyon aldıkları, FX platformları arasındaki arbitraj fırsatlarını yakaladıkları ve örnek olarak ekonomik verilere hızlı tepki vermeye yönelik modeller üzerinde yoğunlaştıkları bilinmektedir. Ancak, FX piyasalarının hisse senedi piyasaları gibi merkezileştirilmemiş oluşu ve eksik olan şeffaflık nedeniyle, Amerika’da HFT’lere yönelik incelemelerin FX piyasalarına uzanması şimdilik uzak bir ihtimal olarak gözükmektedir.

Regülasyon dalgasının finans piyasalarında yayıldığı bir dönemde, HFT’lere 1987 yapımı Wall Street filmindeki Gordon Gekko karakteriyle özdeşleşen “Insider Trading” konseptinin 21. Yüzyıl damgası vurulduğu takdirde, hisse senedi piyasalarına ek olarak global FX hacimlerinde de dalgalanmalara neden olabileceğinden gelişmeleri yakından takip etmekte fayda olacaktır.  

Cüneyt Akdemir

SGMK ve FX Müdürü | Uluslararası Piyasalar

Ya hep ya hiç

Tüm piyasalar açısından gerek teknik gerekse temel olarak çok kritik olduğunu düşündüğüm günlerden/seviyelerden geçiyoruz. 21 Ağustosta yayınlanacak olan tutanaklar FED’in parasal genişlemeyi bitirmeye ne kadar yakın olduğunu gösteren ilk işaret olacak. 

Ardından Jackson Hole toplantıları geliyor. Bu defa çok önemli bir sinyal çıkmayacak gibi görünse de piyasanı yakından takip edeceğine hiç şüphe yok. Günü geldiğinde daha fazla detaylandırırım ancak FED QE’yi bitirmeyi düşünüyorsa mutlaka faizlerin ne zaman arttırılacağına dair bazı gri alanları netleştirmeye çalışacaktır. Ve bu da beklenenin aksine, QE’nin sona ermesi nedeni ile düşeceğine inanılan, endeksleri çok daha yukarı seviyelere taşıyabilir. 

Son günlerde gelen ve 5% civarı sert bir geri çekilmeye işaret eden Hindenburg Omen gibi teknik göstergeleri bir yana bırakırsak Nasdaq ve Russell gibi hızlı hareket eden endeksler artık 2000 ve 2007 zirvelerinin net bir şekilde kırıldığına işaret ediyor. Tam 13 sene boyunca kırılamayan dirençlerin kırılması büyük bir hareketin işareti olabilir. Henüz iddialı olmak için erken olsa da endeksler iki yıl içinde çok yüksek primler kaydedebilir. Elbette bu görüşü değerlemeler açısından desteklemek çok kolay değil. Ancak yine de endekslerin önümüzdeki bir ay boyunca nasıl bir seyir izleyeceği sanırım önümüzdeki 24 ayın da belirleyicisi olacak. Değerli metallerde de önemli gelişmeler söz konusu. 

Uzun süre sonra ilk kez gümüş önderliğinde bir yukarı hareket görüyoruz. Gümüş ve Altın rasyosunun da 67 seviyesinden 61’e kadar gerilemesi hareketin güvenilirliğini arttırıyor. Altının 1350 seviyesini test etmesini bekliyorum. Ancak asıl sınav bu seviyenin aşılması ve 1420 seviyesinin görülmesi ile yaşanacaktır. Geçmiş döngülere baktığımızda Altında ayı düzeltmesinin (evet ben Altının boğa piyasasında olduğunu ve çok daha yükseleceğini düşünüyorum) bitmiş olabileceğine dair işaretler artıyor. Ancak elbette ABD reel faizleri Altının seyri üzerinde çok etkili olacak. Takip edilmesi gereken diğer bir değerli metal çifti de Paladyum ve Platin. Bu ikilinin de oranı 2002 seviyesine gerilemiş durumda. Yani Platin Paladyuma oranla zayıflamış. Kesinlikle takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir süredir 2.75% seviyesinden dönen ABD 10 yıllık getiriler de FED’in QE kararına bağlı olarak yönünü netleştirecektir. Aslında soru 2.75% kırılacak mı değil ne zaman kırılacak. Önümüzdeki yıllarda bütün dünyada faizlerin yükselmeye başlayacağına dair teorimi zaten paylaşmıştım. Ancak bu yükselişin hızı gelişmekte olan piyasalar da dahil olmak üzere pek çok varlığın fiyatlamasında çok etkili olacak.   

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar