Londra Metal Borsası (LME): Nedir, Ne Değildir?

Günlük hayatta iletişim, elektronik, inşaat, otomotiv gibi sektörlerde doğrudan olmasa da sıkça karşımıza çıkan metaller, endüstri için olduğu kadar finansal piyasalarda da önemli bir yere sahip. Metaller kullanım alanlarına göre endüstriyel ve değerli metaller olarak iki grupta incelenebilir. Finansal piyasalarda işlem yapan yatırımcılar değerli metallere aşina olduğundan, bu hafta daha az bilinen endüstriyel metal piyasalarına değineceğiz.

Önemli endüstriyel metaller arasında alüminyum, bakır, kurşun, nikel, kalay, çinko, çelik ve demir yer alıyor. Fiziksel piyasada yer alan oyuncular (üretici ve tüketici), maliyetlerini global fiyatlarda oluşabilecek dalgalanmalara karşı korumak amacıyla (hedging) pozisyonlarını finansal piyasalara da taşımaktadırlar. Dünyada, metal hedging’i konusunda öncü borsalar Şangay Futures Borsası (SHFE) ve Londra Metal Borsası’dır (LME).

Şangay, yönetmelik yalnızca Çin’de yerleşik olan kurumların ve Çin vatandaşlarının işlem yapmasına izin verdiğinden Londra’ya göre daha kapalı bir borsadır. Buna karşın birçok metalde dünyanın en büyük üreticisi ve tüketicisi rolünü üstlenen Çin’de oluşan fiyatlar küresel metal fiyatlarını önemli ölçüde etkilemektedir.1877 yılında kurulan Londra Metal Borsası ise küresel anlamda en etkin çalışan metal borsası niteliği taşımaktadır. Bugün, global demir dışı metal işlemlerinin %80’inden fazlası gerçekleştirilmektedir.

Londra Metal Borsası’nda iki adet alüminyum alaşımı dahil olmak üzere, dokuz metal işlem görmektedir. İşlem hacmi bakımından en aktif kontrat alüminyum (Primary Aluminum) iken, en az işlem geçen kontrat çelik (Steel Billet) kontratıdır. Şubat 2008’de işleme açılan çelik kontratları, fiziksel piyasayla yeterince korelasyon sağlanamaması ve hedging işlemlerinin büyük bölümünün tezgah üstü piyasalarda gerçekleşmesi nedeniyle hala istenen hacme ulaşamamıştır.

LME’de her işlem günü, İMKB’de olduğu gibi 2 ana seansa bölünmüştür. Her seansın içinde ise iki “Ring”, bir “Kerb” adı verilen daha kısa bölümler yer alır. Ring (halka, çember) adı, borsanın 1877 yılındaki kuruluşundan daha eski bir döneme dayanır. 19. yüzyılın başlarında, tüccarların küçük gruplar halinde bir dairenin etrafında toplanıp pazarlık etmesiyle doğmuş bir gelenektir. Günümüzdeki modern Borsa salonunda da bu gelenek devam etmekte, Borsa üyesi kurumların temsilcileri bu daire şeklindeki alanda oturarak trade etmektedir. Ring’lerin her birinde, her metal 5 dakikalık periyodlar halinde trade edilir. Örneğin: Bakır 14:30-14:35 (…); Alüminyum 14:55-15:00; Nikel 15:00-15:05 gibi.

Seansların sonunda ise “Kerb” adı verilen ve tüm metallerin aynı anda trade edildiği daha uzun süreli bölümler yer alır. Ringlerde sadece tek bir metal trade edilmekle birlikte, gün boyunca telefon aracılığıyla tüm metallerde işlem yapılabilmektedir. Borsanın resmi çalışma saatleri TSİ 10:00-19:00 olmakla birlikte, elektronik olarak 03:00-21:00 saatleri arasında işlem yapılabilmektedir.

Londra Metal Borsası’nda işlem gören kontrat vadeleri bilinen future piyasalarından farklılık gösterir. Alışılagelmiş vadeli işlem piyasalarında yer alan aylık kontratlar dışında, LME’de her iş günü için bir kontrat işlem görür ve her gün yeni bir kontrat işleme açılır. Aktif olarak işlem gören kontratlar 3 ay vadeli olanlardır. Yapısı itibariyle, LME’yi future’dan çok forward bir piyasa olarak tanımlamak daha doğru olur. Yatırımcının isteği doğrultusunda her vadede işlem yapılabilmekle birlikte, organize borsada kabul edilen kontrat vadeleri:

  • 0-3 ay arası: her gün
  • 3-6 ay arası: her Çarşamba
  • 6 ay sonrası: her ayın 3. Çarşamba günüdür. Bunların dışında kalan vadeler tezgah üstü olarak işlem görür.

LME’yi diğer vadeli işlem piyasalarından ayıran bir diğer özelliği ise cash (spot) ve 3 aylık kontratlar için 2 ayrı resmi kapanış fiyatı belirlenmesidir. İstendiği takdirde yatırımcılar bu fiyatlar üzerinden pozisyon alabilir. Diğer borsalarda çok fazla karşımıza çıkmasa da kapanış fiyatından gerçekleştirilen emirler, LME’de sıklıkla kullanılmaktadır. Bu borsaya özgü bir diğer emir tipi ise “ortalama fiyatlı emirler”dir. Belirli bir tarih aralığında açıklanan resmi cash kapanış fiyatlarının ortalamasıyla pozisyon almak veya kapamak için bırakılan emirlerdir. Her iki tip emirde, işlem yapılacak metalin vade eğrisi göz önüne alınarak fiyatlama yapılır. LME, CME’ye kıyasla spekülasyona daha kapalı bir borsa olduğundan bu yöntemin çoğu zaman etkin bir şekilde işlediğini söyleyebiliriz.

2012 yılının Aralık ayında Hong Kong Exchanges & Clearing Limited tarafından satın alınan Londra Metal Borsası, 130 yılın üzerindeki geçmişiyle metal piyasalarında halen en etkin ve güvenilir borsa olma özelliğini koruyor.

Elif Keskin

Uzman | Uluslararası Piyasalar

Uzaydan Görülebilen Stoklar

Her yıl Kasım ayının 4. Perşembe günü kutlanan Şükran Günü sonrasında küresel piyasalarda genel olarak Yılsonu /Noel Baba rallisi olarak bilinen süreç başlar. Piyasaların tatil havasına girmeye başladığı bu dönemde genellikle alımların güçlendiği, yılsonuna yaklaştıkça hacimlerin azaldığı gözlemlenir. Son on yıla bakıldığında, 2008 yılında yaşanan global mali kriz süreci gibi olağanüstü durumlar dışında çoğunlukla bu görüntünün oluştuğunu görüyoruz.

Emtia piyasalarına kısaca göz atıldığında, özellikle endüstriyel metaller tarafında Kasım ayı itibariyle bu sürecin kendini hissettirmeye başladığı görülüyor. Ekim ayında sert satış baskısı altında kalan LME alüminyum, Kasım’da %10 değer kazanarak $2100/ton seviyesine yaklaştı. 50-100-200 günlük hareketli ortalamalar ve önemli direnç seviyelerinin kırılmış olması hafif metaldeki hızlı yükselişin kısa zamanda $2200’e ulaşacağı beklentisini gündeme getirdi. Aynı zamanda yılsonuna yaklaşırken kapatılan pozisyonlar ve “short covering” etkisinin metal fiyatını yukarı taşıyan etkenler olduğuna tanık olduk. ABD’deki mali uçurum görüşmeleri, yeni yılın ilk günlerinde diğer piyasalarla birlikte alüminyuma da güçlü yükselişler getirdi. Yılın ilk iki işlem gününde toplam %5.4 değer kazanarak piyasanın beklentisini karşılamaya oldukça yaklaştı.

Son dönemde, alüminyum teknik olarak güçlü görünse de, temel dinamikler incelendiğinde metaldeki yükselişin yeterince desteklenmediği görülüyor. Bu anlamda, son dönemde Çin’in ürün bazında açıkladığı ithalat-ihracat verileri dikkat çekiyor. Ekim ayında, ülkenin alüminyum ithalatını yıllık bazda dörde katlamış olması ve piyasadaki en büyük oyuncu olarak net ithalatçı konumunu korumuş olması temel anlamda metali destekler nitelikte bir veri olarak öne çıkmıştı. Ancak Şangay Futures Borsası (SHFE) ve Londra Metal Borsası (LME) stoklarına bakıldığında metalin bu denli güçlü olmadığı göze çarpıyor. SHFE stokları, Temmuz ayından bu yana kısa düşüşler dışında sürekli artış kaydediyor. Bu süre içinde %317 artarak 46,000 tondan, Aralık ayında 192,000 tona ulaşan alüminyum stokları Haziran 2011’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. LME stoklarında ise 2012 yılı başından bu yana %5’in üzerinde artış ile tarihi zirve olan 5.24 milyon tona ulaşıldı.

Bunun yanı sıra, Çin Devlet Rezerv Bürosu’nun (SRB) zarar eden maden üreticilerine destek vermek amacıyla metal alımı yapması ilk etapta talep yaratıyor izlenimi oluştursa da, orta vadede stok fazlasına yol açacağından aslında bu da alüminyum fiyatı üzerinde baskı oluşturması beklenen bir etken. Bu yılki LME haftasında, alüminyum traderları arasında geçen “Uzaydan bakıldığında Dünya üzerinde çıplak gözle görülen şey nedir?” “Vlissingen (LME’nin Hollanda’daki kayıtlı alüminyum deposu) stokları.” şeklindeki diyaloglar basit şakalar gibi görünse de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Temel anlamda metal üzerinde baskı oluşturan bir diğer faktör ise üretim. Bu alanda da önemli oranda artış göze çarpıyor. Son beş yıla bakıldığında, dünyanın en büyük alüminyum üreticisi olan Çin’in birincil alüminyum üretiminin %51 oranında artış gösterdiği görülüyor. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü’nün raporuna göre, 2012 yılı Ocak-Aralık döneminde üretim 18 milyon tona ulaştı. Azalan maliyetler, üretimdeki artışı tetikleyen en önemli etken olarak öne çıkıyor olsa da hammadde ithalatındaki artışın da önemli bir yere sahip olduğu dikkat çekiyor.

İthalat verilerine hammadde bazında daha yakından baktığımızda, 2012’nin son beş aylık döneminde, Çin’in alümina ithalatında ciddi oranda artış yaşandığını görüyoruz. Yıllık bazda, Ağustos’ta sekiz, Eylül’de beş kat artış gösteren ithalat, Ekim ayında yavaşlayarak yalnızca %41 artmış olsa da Kasım’da tekrar güçlü bir çıkış gerçekleştirdi. Ülke, Kasım ayında alümina ithalatını %139 artırarak 543bin tona çıkardı. Böylece ülkenin alümina ithalatı Ocak-Kasım döneminde %175 artışla 4.6 milyon tona ulaşmış oldu. Boksit ithalatı ise bir süredir yıllık bazda geriliyor olmasına rağmen aylık bazda artış göstermeye devam etti. Ocak-Kasım döneminde ülkenin toplam boksit ithalatının 36 milyon tona ulaştığı kaydedildi.

Tüm bu veriler dahilinde, pek çok yabancı kurumun 2013 ilk yarı için alüminyum piyasası beklentisini yaklaşık 1 milyon ton arz fazlası olarak belirlemiş olması şaşırtıcı değil. Diğer yandan alüminyum talebindeki büyümenin diğer metallere oranla daha hızlı olacağı beklentisi ve olumlu teknik görünüm bir süre daha metal fiyatındaki yukarı yönlü hareketliliği destekleyebilir. Ancak yine de uzun vadeli görünüm çok güçlü olmadığından temkinli yaklaşmakta fayda var.

Elif Keskin

Uzman | Uluslararası Piyasalar