IMF’nin Dünyası…

IMF’nin geçen hafta yayınladığı tahminlere göre küresel büyüme 2012 yılında %3.2 seviyesinden, 2013 yılında  %3.5’e 2014 yılında %4.1’e hızlanacak. Gelişmekte olan ülkelerin büyümesi 2012 yılındaki  %5.1 seviyesinden 2013 yılında %5.5’e, 2014 yılında %5.9’a sıçrarken, gelişmiş ülkelerin büyümesi 2012 yılındaki  %1.3 seviyesinden 2013 yılında %1.4’e, 2014 yılında %2.2’ye yükselecek.

Küresel büyüme tahminleri, Ekim ayında yayınlanan Dünya Ekonomisinin Görünümü raporuna göre 2013 ve 2014 yıllarına göre 0.1 puanlık bir daralma  gösteriyor. IMF’nin ABD ekonomisi ve gelişmekte olan ülkeler için yaptığı tahminlerde çok çarpıcı bir değişiklik yok.

Mali uçurum endişesini geride bırakan  ABD ekonomisinin büyümesi hızlanıyor. IMF uzmanları gelişmekte olan ülkelerdeki yavaşlamaya rağmen Çin ve Hindistan’ın büyüme tahminlerinde iyimser tutumlarını koruyorlar. Küresel tahminlerdeki revizyonda 2013 yılında Avro bölgesindeki durgunluğun hızlanacağı (-0,3p) ve 2014 yılında Japonya ekonomisinde ani bir yavaşlama olacağı (-0.4p) tespitleri önemli rol oynuyor.
IMF raporunda alınan önlemler sonrasında Avro bölgesinde durgunluğu derinleştirecek yeni bir kriz çıkma  ihtimalinin oldukça azaldığı, Avrupa borç krizi konusunda risk algısının önemli oranda iyileştiği anlatılıyor. Ancak devlet tahvili faizlerindeki gerilemenin ve bankaların fonlama koşullarındaki iyileşmenin kredi mekanizması yoluyla ekonomiye halen yansımaması nedeniyle 2013 yılında %0.2 büyüme yerine %0.2 küçülme öngörülüyor. IMF’nin tahminleri geçen hafta yayınlanan Avro bölgesi PMI verisindeki iyileşme ile tezat teşkil ediyor. Ancak PMI verilerinin oynaklığı nedeniyle bir kaç gözlem beklemek de fayda var.

IMF uzmanları Japonya ekonomisinin 2013 yılı büyümesinde önemli bir gerileme öngörmüyorlar. Genişleyici maliye ve para politikalarının etkisiyle 2013 yılında Japonya ekonomisinin %1.2 büyüyeceği öngörülüyor. Buna karşı 2014 yılında büyümenin 0.4 puan yavaşlayarak %0.7’ye gerilemesi bekleniyor.

Raporda gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren  üç önemli tespit var. IMF uzmanları uluslararası mal ve hizmet ticareti tahminlerini 2013 yılı için 0.7 puan, 2014 yılı için 0.3 puan aşağı çekiyor. Petrol fiyatı tahminlerini 2013 yılında %4.1 aşağı çekip, 2014 yılında %1.3 artırıyorlar. Gelişmekte olan ülkeler için enflasyon tahminlerini 2013 yılı için 0.3 puan artırarak %6.1’e, 2014 yılı için 0.2 puan artırarak %5.5’e yükseltiyorlar.
Raporda Türkiye’ye yönelik doğrudan bir bilgi yok. Ancak tahminlerde yapılan değişikliklerin dolaylı etkilerini kısaca özetlemekde fayda var.

Daha sert küçülen ve uzun süre durgun kalacak bir Avrupa Türkiye’nin potansiyel büyümesinin gerisinde kalmasına neden olur. Petrol fiyatlarındaki gerileme  Avrupa’daki durgunluğun dış ticaret açığımız üzerinde yaratacağı baskıyı kısmen telafi eder. Petrol fiyatlarındaki gerlemeye rağmen gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun yüksek seyretmesi gelişmekte olan ülke Merkez Bankalarını paralarının değer kazanmasına izin vermek veya enflasyoun hedefini tutturamamayı kabul etmek gibi bir açmazla karşı karşıya bırakır.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Küresel büyüme hızlanıyor

Dünya ekonomisi yeni yıla ABD ve Çin’den gelen olumlu verilerin desteğiyle güçlü bir başlangıç yaptı. Büyümenin bileşenlerine baktığımızda iki itici güç görüyoruz: perakende satışlardaki artış ve yatırım harcamalarındaki güçlenme.

ABD ekonomisindeki mali uçurum endişelerine rağmen 2012’nin dördüncü çeyreğinde perakende satış rakamlarının dünya genelinde %3’ün  üzerinde büyüdüğü görülüyor. Perakende satışlardaki canlanma istihdamdaki ve gelirdeki artışın yanı sıra borçlanma kanallarının açılmasından kaynaklanıyor.

2012 yılında nihai talebin istikrarlı bir şekilde arttığını gören iş dünyası geleceğe daha iyimser bakmaya başladı. Yatırım harcamalarında ve siparişlerde son aylarda görülen artış sanayicinin parmağını yeniden taşın altına koymaya karar verdiğini gösteriyor.  Buna karşı sanayicinin üretimi artırmak yerine stokları eritmesi kısa vadede dalgalanmanın süreceğine işaret ediyor…

Bölgesel olacak baktığımızda Çin ekonomisinden başlayarak Asya’ya yayılan güçlü bir dalga göze çarpıyor. Çin’in munzam karşılık oranlarını ve faizleri düşürerek yaptığı parasal genişleme ile canlanan konut sektorü ekonomide sert iniş endişesinin giderilmesini sağladı. ABD ve Çin ile iş yapan bölgedeki gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızlanmaya başladı.

Asya’nın hasta adamı Japonya ekonomisinde iç talep halen cok zayıf seyrediyor. Ancak küresel büyümenin canlanmasına paralel ihracat cephesinde işler iyi gitmeye başladı. Daha önemlisi, Merkez Bankası’nın yönetim değişikliği sonrasında eskisine göre çok daha genişleyici bir para politikası izlemeye baslayacağı anlaşılıyor.

Avrupa’da risk iştahındaki artışa ve mali piyasalardaki düzelmeye rağmen reel ekonomide bir canlanma işareti görülmüyor. Açıklanan veriler Euro Bölgesi’nin yılın son çeyreğinde yüzde 1’in üzerinde küçüldüğünü gösteriyor. 2013 yılında Avrupa Bölgesi’nde kanamanın azalması ancak durgunluğun devam etmesi bekleniyor.

Dünya ekonomisinde görülen canlanmanın kısa vadede Türkiye üzerindeki etkisi sınırlı olacak. Küresel büyümedeki canlanma ticari ilişkilerimizin zayıf olduğu Amerika ve Asya’dan kaynaklanıyor. En büyük ticaret ortağımız Avrupa’da durgunluğun devam etmesi Türkiye ekonomisinin kendi yağında kavrulmaya devam edeceğini gösteriyor. Asya ülkelerinde ve ABD’de büyümenin canlanması orta vadede emtia fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye ekonomisinin zayıf karnı olan dış açık ve enflasyonda görülen düzelmeyi sınırlayabilir. Ancak henüz bu yönde kayda değer bir gelişme görülmüyor.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma