FOMC Tutanakları

Konunun bütünlüğü ve daha iyi anlaşılması açısından, daha önce yayınlanan FOMC Beklentisi başlıklı yazıyı incelemenizi tavsiye ederiz.

Bugün market mover olabilecek nitelikte FOMC tutanakları saat 21:00’de açıklanıyor. Tutanaklar önemli zira son tutanaklarda artık bu konuyu netleştirmemiz lazım şeklinde bir konsensüs olduğunu biliyoruz. 

Participants generally agreed that the Committee should provide additional clarity about its asset purchase program relatively soon

Daha önce kullandığım argümanları kısaca toparlamak istiyorum. Temel olarak iki düşünce tarzının çarpışması söz konusu olacaktır;

  • İstihdam piyasasında daha net toparlanma gördükten sonra hareket etmek isteyenler

While recognizing the improvement in a number of indicators of economic activity and labor market conditions since the fall, many members indicated that further improvement in the outlook for the labor market would be required before it would be appropriate to slow the pace of asset purchases.”

  • Bu yıl içinde varlık alımlarını sonlandırmak isteyenler

About half of these participants indicated that it likely would be appropriate to end asset purchases late this year”

arasında bir çekişme yaşanacak.

Son dönemde açıklanan verilere baktığımızda ikinci grubun biraz daha fazla güç kazandığını düşünüyorum. NFP çok kuvvetli gelmese de diğer göstergelerde toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor. Nitekim Empoloyment Trends Index açıklaması bunu doğrular nitelikte. İstihdam piyasasında toparlanma = sadece NFP değil.

Several participants emphasized that the asset purchase program was effective in supporting the economic expansion, that the benefits continued to exceed the costs, or that continuing purchases would be necessary to achieve a substantial improvement in the outlook for the labor market”.

Bazı üyelerin QE’yi ekonomik toparlanma üzerinde etkili gördüğünü son tutanaklarda biliyoruz. Ancak yayınlandığı gün paylaşmıştım. FED’in kendi çalışmaları bunu yalanlar nitelikte ve bu tutanaklarda bu çalışmaya atıfta bulunarak QE’nin etkilerinin sorgulanmış olmasına fazla şaşırmam.

QE’nin cost-benefitleri üzerinde her iki tarafı savunacak şekilde argümanlar geliştirmek kolay ancak daha önce paylaştığım gibi FED’in repo piyasası başta olmak üzere diğer bazı piyasaları bozduğunu da biliyoruz.

The repo market is also shrinking as the Fed scoops up Treasuries through its monthly bond purchases. The central bank owns about 17 percent of the market.”

Tutanaklarda iki noktaya dikkat etmemiz gerekiyor:

  • Forward Guidance olarak geçen konunun ne kadar netleştirildiği ve taraftarı olduğu

As an alternative, some suggested providing forward guidance about asset purchases based on numerical values for one or more economic variables, broadly akin to the Committee’s guidance regarding its target for the federal funds rate, arguing that such guidance would be more effective in reducing uncertainty and communicating the conditionality of policy. However, participants also noted possible disadvantages of such an approach, including that such forward guidance might inappropriately constrain the Committee’s decisionmaking, or that it might prove difficult to communicate to investors and the general public.”

  • Fwd. Guidance QE’ye yönelik olabileceği gibi asıl önemli olan ve benim de kritik bulduğum

He (Bernankeden bahsediyor) would also draw the distinction between the asset purchase program and the forward guidance regarding the target for the federal funds rate, noting that the Committee anticipates that there will be a considerable time between the end of asset purchases and the time when it becomes appropriate to increase the target for the federal funds rate.”

Eylül toplantısına yönelik böyle bir adım kesinlikle fiyatlanmış değil. Şahsen QE’nin indirildiği toplantıda eş zamanlı olarak Fwd. Guidance konusunun da açıklamaya yerleştirileceğini düşünüyorum. Ve bu pozitif fiyatlanacak bir gelişme. FED mutlaka QE’nin bitirilmesi-faizlerin arttırılması arasında bir ilişki olmadığını piyasaya empoze etmek isteyecektir.

İkinci nokta elbette QE’nin bitirilmesi konusunda komite içi dağılım nasıl, many, several, some, few, almost half vs gibi nicelik belirten kelimelerden hangisi kullanılmış. FED’in mortgage faizlerine değinmesi ve Bullard’ın şerhini geri çekmesi karşılığında enflasyona dikkat çekmesi noktalarında kaygının ne oranda var olduğu da kritik olacak

Fiyatlama açısından Eylül ayına işaret edecek bir detay ilk aşamada hisse ve bonoya satış getirebilir, doları da kuvvetlendirecektir. Ancak bunun fwd guidance ile birleştirilmiş olması durumunda yönün yukarı olma ihtimali çok daha yüksek.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

FED sonrası piyasalarda yeni normal

Haziran ayı istihdam verileri yaratılan 195,000 yeni iş ile ABD ekonomisindeki canlanmayı ve FED’in varlık alımlarını Eylül ayından itibaren kademeli olarak azaltmaya başlayacağı  görüşünü destekledi. ABD verisi sonrasında S&P 500 %1 artarak yeniden 1,600 seviyesinin üzerine yükselirken, 10 yıllık ABD faizi 23bp artarak 2,73 ile son iki yılın en yüksek düzeyine çıktı. Gelişmekte olan EMEA  ve Güney Amerika borsaları borsaları haber sonrasında %1,9 düşerken, altın %2,1 değer kaybettirerek  1.222 dolara geriledi.

Türkiye FED şoku ile, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının azaldığı, ekonomisinin yavaşlamaya başladığı, yurtiçinde sosyal gerilimin arttığı ve politik risk priminin yükseldiği talihsiz bir konjonktürde karşılaştı. Küresel risk iştahına duyarlı Borsa İstanbul dolar bazında Cuma günü %4.5, son üç ayda %23.1 gerileyerek gelişmekte olan borsalar arasında en çok kaybettiren piyasalar arasında yer aldı

Ekonomi yönetiminin açmazı

Ekonomik büyümede aşağı yönlü risklerin artması para politikasının gevşek tutulmaya devam edilmesini gerektiriyor. Ancak gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahındaki bozulma finansal istikrarı ve enflasyon hedefini tehdit ederek Merkez Bankası’nı para politikasını sıkılaşmaya zorluyor.

Merkez Bankası büyüme üzerindeki riskler nedeniyle para politikasını gevşek tutmaya devam ederse güçsüz Türk lirası maliyet enflasyonu kanalıyla fiyat istikrarını ve açık pozisyon zararları kanalıyla finansal istikrarı tehdit edecek. Yok eğer para politikasında sert bir sıkılaştırmaya gidilirse erken seçim sathına girme ihtimali yüksek Türkiye ekonomisi sert iniş riski ile karşı karşıya gelecek.

Büyümede aşağı yönlü riskler

İlk çeyrek rakamları uygulanan genişleyici para politikasına rağmen büyüme dinamiklerinde sert bir bozulmaya işaret ediyor. Kamunun katkısı çıkarıldığında büyüme durma noktasına gelmiş durumda. Sağlanan teşviklere ve düşük faizlere rağmen özel sektör yatırımlarında ciddi bir gerileme var.

İkinci çeyrekte iktisadi tablonun iyiye gitmesi bekleniyordu. Nisan ve Mayıs aylarındaki faiz indirimleri sorasında kredi büyümesi hızlanmaya başlamıştı. Ancak yaşanan protestolar nedeniyle Haziran ayında İstanbul’da otellerin doluluk oranının %30 civarında düşmesi, perakende satışların %15-20 civarında gerilemesi ve Avrupa’da durgunluğun devam etmesi ikinci çeyrekte büyümenin hızlanmasının zor olduğunu gösteriyor.

Birkaç haftalık veriden çıkıp genelleme yapmak doğru olmaz ancak içeride siyasal gerginlik dışarıda FED dalgası devam ederse üçüncü çeyrek büyümesi de tehlikeye girebilir. Büyüme tahminimizi iki hafta önce %4’ten %3,5’e indirmiştik. İşler böyle devam ederse önümüzdeki aylarda 2013 büyümesi için %3,0 ve hatta daha altını konuşuyor olabiliriz.

Yüksek faizin faturası

Ekonominin itici gücü olan şirketler tarafına baktığımızda iyimser bir tablo çıkmıyor. Küresel büyüme üzerinde artan baskılar şirketlerin bir yandan ciro artışlarını sınırlarken diğer yandan kar marjları üzerinde baskı yaratıyor. Avrupa’daki durgunluk ve Çin’in atıl kapasitesi dünya genelinde kar marjlarını aşağı çekiyor.

Gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahındaki bozulma yüzünden faizlerin artırılması
hane halkının ve şirketlerin finansal yükünü artırarak ekonomik görünümün daha da kötüleşmesine neden olacak. Faiz oranlarındaki yaşanan her 100 baz puanlık artış faiz ödemelerinde yaklaşık 9 milyar TL ( milli gelirin %0,6’sı) artışa yol açıyor.

Ekonomide sert iniş ihtimalinin arttığı bir ortamda şirketlerin söz konusu maliyet artışını fiyatlarına yansıtma ihtimali düşük. Alım gücü zaten düşük olan hanehalkının söz konusu faiz artışını harcamalarını kısarak karşılamaktan başka şansı yok.

Ekonominin zayıf karnı güçsüz lira

Döviz cephesinde işler daha iyi değil. Türkiye’de banka dışı şirketlerin yaklaşık 152 milyar dolarlık bir açık döviz pozisyonu var. Söz konusu açığın genelde hedge edilmemesi şirketlerin küresel şoklara karşı duyarlılığını artırıyor.

Türk lirası yılın ikinci çeyreğinde ABD dolarına ve avroya karşı sırasıyla %5 ve %8 değer kaybetti. Türk şirketlerinin yılın ikinci çeyreğinde yazacağı kur farkı zararı 8-9 milyar dolara (yaklaşık milli gelirin %1,0’i) ulaşabilecek.

Şirket sahiplerinin önemli kısmının servetini döviz varlıklarda tutması ve şirketlerin 6 ay civarında ödemesini hazırlamış olması kısa vadeli şokların etkisini sınırlıyor. Ancak yılın ikinci yarısına yayılan uzun süreli ve şiddetli bir şokun yapacağı tahribata hazır değiliz.

Bundan sonra ne olacak?

Yatırımcıları ilgilendiren mevcut durumun analizi değil yarın ile ilgili tahminler. 2008 sonrasında başlayan düşük faiz güçlü piyasa döneminin sonuna geldik mi? Yoksa piyasalardaki satış dalgası bir alış fırsatı mı?

Avrupa ekonomisinin durgunlukla boğuştuğu, Çin ekonomisinin sert iniş riskiyle karşı karşıya olduğu mevcut konjonktürde düşük faiz döneminin sonuna geldiğimize inanmıyoruz. Küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risklerin belirginleşmesi ve ABD ekonomisinden gelen zayıf verilere paralel önümüzdeki aylarda ABD tahvillerindeki satışların tersine döndüğünü görebiliriz.

Bernanke’nin orta vade için çizdiği temkinli tabloya rağmen piyasalardaki satışların bu kadar şiddetli olmasını normalin üstünde kaldıraçlı pozisyon taşıyan yatırımcıların stop loss emirlerine bağlıyoruz. Finansal kaldıraçın yüksekliği iyi ve kötü haberlerin yarattığı dalga boyunun normalden çok daha geniş olmasına neden açıyor.

Zayıf büyüme düşük faiz tahminimizi değiştirmiyoruz

Yaşanan son gelişmelere rağmen küresel büyümenin yavaş, emtiya fiyatlarının zayıf, faizlerin göreceli düşük seyretmeye devam edeceği baz senaryomuzda değişikliğe gitmiyoruz. Büyüme üzerindeki aşağı yönlü riskler nedeniyle ABD, Avrupa, Japonya, Çin ve İngiltere merkez bankalarının 2016 yılından önce faizlerde önemli bir artışa gitmesini beklemiyoruz.

Yılın ikinci yarısında ekonomi yönetimini zor bir dönem bekliyor. Bizim tahminimiz ekonomi yönetiminin nefesini tutabildiği kadar dayanıp küresel dalgayı faizlerde sert bir artış yapmadan atlatmaya çalışacağı yönünde.

Merkez Bankası’nın sert bir faiz artışına gitmeyeceği baz senaryomuzda Türkiye gibi iç talep ağırlıklı, dış kaynağa dayalı büyüyeyen emtia ithalatçısı ekonomilerin cazibesini koruyacağına inanıyoruz.

Türk lirası varlıklara devam

Gelelim piyasa önerilerine. Türk lirası ile ilgili uzun dönemli yapısal olumlu görüşümüzü koruyoruz. Gelişmekte olan ülke paralarındaki satış baskısı kısa vadede Türk lirasındaki değer kaybının sürmesine neden olabilir. Ancak Türkiye ekonomisinin küresel dalgalara karşı eskisine gore daha dayanıklı olduğunun görülmesi ve FED’in para politikasını uzun yıllar sıkılaştırmayacağının anlaşılmasıyla Türk lirası normal seyrine dönecektir. Döviz kurundaki yükselişi Türk lirası varlıklara yönelmek için fırsat olarak görüyoruz.

Küresel şok sonrasında uzun vadeli tahvillerin cazibesi artmaya başladı

G3 Merkez Bankalarınca uygulanan genişleyici para politikaları nedeniyle faiz oranlarının anlamsız seviyelere düştüğü gerekçesiyle 2012 sonbaharından beri sabit faizli devlet tahvillerinde alım önermiyorduk. Devlet tahvillerinde alım tavsiyemizi enflasyona endeksli uzun vadeli kağıtlarla sınırlamıştık.

Faizlerde yaşanan sert yükseliş sonrasında uzun vadeli devlet iç borçlanma senetleri ile ilgili görüşümüzü “AL” olarak değiştirdik. Mevcut faiz seviyelerinin Merkez Bankası’nın para politikasında sıkılaşmaya gitmesi, ABD uzun vadeli faizlerinin yükselmesi gibi senaryoları büyük oranda fiyatladığına inanıyoruz.

Verim eğrisinin kısa ve orta ucundaki sabit faizli tahvilleri Merkez Bankası’nın para politikasını sıkılaştıracağı gerekçesiyle halen önermiyoruz. Kısa vadeli yatırımcılar için mevduatı, orta vadeli yatırımcılar için ise değişken faizli özel sektör tahvillerini önermeye devam ediyoruz.

Borsa İstanbul için AL tavsiyesi vermeye başladık

Yaşanan sert düşüş sonrasında Borsa İstanbul 95,000 hedef değerine göre %30’luk artış potansiyeli ve 9,7 fiyat kazanç oranı ile yeniden cazip hale geldi. Risk alma iştahı ve dayanma gücü yüksek olan yatırımcıların önümüzdeki dönemde piyasalardaki dalgalanmaları yatırım yapmak için fırsat olarak kullanabileceklerine inanıyoruz.

Borsaya yatırım yaparken 3 temel riski göz ardı etmeyin 

I. Mevcut hedef fiyatlar ekonomideki yavaşlama ile döviz kuru ve faizlerdeki kalıcı bir yükselişin ekonomik büyüme ve şirket karları üzerinde yapabileceği tahribatı içermiyor. Söz konusu faktörler dikkate alındığında Borsa İstanbul hedef değeri 85,000 civarına artış potansiyeli ise yaklaşık %16 düzeyine gerileyebilir.

II. Küresel piyasalar güzellik yarışması prensibiyle çalışıyor. Borsa İstanbul yabancı sermaye yarışında en az bizim kadar cazip Brezilya, Güney Afrika ve Rusyadan güzellerle rekabet etmek durumunda.

III. Mevcut fiyatlar Gezi Parkı nedeniyle tırmanan toplumsal gerginliğin zaman içinde azalacağını varsayıyor. Faizlerin yükselmesi özel sektör yatırımlarını, dayanıklı tüketim malı harcamalarını ve altyapı harcamalarını azaltarak büyümeyi aşağı çekebilir ve genel seçimlere giden bir ekonomide siyasi belirsizliğin artmasına neden olabilir.

Serhat Gürleyen,CFA

Direktör | Araştırma

Ferbus, Edo ve Sigma

BaAYlA�kta gA�rdüAYünüz isimler, FED'in ekonomik tahminler yapmakta kullandA�AYA� modellere ait. Bizimkilerin adA� ne bilmiyorum ancak bir kaA� gün A�nce WSJ'de A�A�kan bir yazA� ile beraber FED modellerinin yeterliliAYi tartA�AYmaya aA�A�ldA�. Bu modeller tüketicilerin borsada 1 dolar kazandA�AYA�nda kaA� senti harcayacaAYA�ndan 0.5% faiz artA�AYA�nda bankalarA�n ne kadar kredi vereceAYine kadar geniAY bir yelpazede hesaplamalarda bulunuyor. YukarA�da iki grafik var ve modellerin aslA�nda baAYarA�sA�z olduAYunu gA�steriyor. Ancak çok A�ok önemli bir nokta: Bunlar tahmin etmekten ziyade A�eAYitli girdiler arasA�ndaki iliAYkiyi okuyan modeller.

Bu giriAYi yapma nedenim aAYaAYA�da gA�rdüAYümüz üzere 2 FED baAYkanA�nA�n yıl sonu itibarA� ile işsizlik oranA�nA�n 6.8-7.0% olarak gA�rmeleri ve QE'nin biteceAYine yA�nelik aA�A�klamalarA�.

YukarA�daki tablo 2006'dan bu yanan istihdam hareketini gA�steriyor. Normal koAYullarda 2002 resesyonu sonrasA�nda ortaya A�A�kan tabloyu günümüze uyarlamak daha mantA�klA� olurdu. Ancak en üstte saAYdaki grafikte gA�rdüAYünüz üzere pek çok diAYer veride olduAYu gibi bu resesyonda istihdam piyasasA�ndaki kayA�p normalden çok büyük toparlanma ise normalden çok yavaAY oldu. Bu nedenle son yA�llarA�n ortalamasA�nA� almak daha makul gA�rünüyor.2011 ortalamasA�na gA�re bakarsak A�zel sektA�r 175K 2012de ise 158K istihdam yaratabilmiAY. Kamunun trendine baktığımızda 2013te kayA�p vermeyeceAYini ve hafif artA�AY kaydedebileceAYini düAYünüyorum. Bu nedenle ortalama 175K bence makul bir seviye.

Azimdi biraz simulasyon yapalA�m. http://www.frbatlanta.org/chcs/calculator/ işsizlik oranA� üzerinde oynayabilecAYeiniz bir hesap makinesi iA�eriyor, Atlanta FED 2012 MartA�ndan bu yana sistemi geliAYtirdi.YA�l sonunda 6.5% hedefine ulaAYmak iA�in 261,700 kiAYilik ortalama aylA�k istihdam gerekiyor. Ancak dikkat etmekte fayda var bu oran gevAYek para politikasA�nA�n sonlanmasA� iA�in kritik, QE iA�in deAYil, QE elbette daha A�nce sona erecek.

AAYaAYA�da bahsedildiAYi gibi 7%yi baz alA�p bakalA�m. Bu kez 200,753 gerekiyor. Azimdilik zor ama imkansA�z deAYil.

Tabii her iki senaryoda 63.6 olan katA�lA�m oranA�nA� sabit tuttum. Oysa hem NFP analizlerinde hem de FED aA�A�klamalarA�nda biliyoruz ki bu oran da takip ediliyor. Bu oran iAYgücü piyasasA� düzeldikce artacaktA�r. 63.6% 1984 oranA�. 2002 resesyonu sonrasA� oran ortalama 66.1% civarA�nda. YukarA�daki rakamlarA� bu kez 66.1%lik participation oranA� ile simule ediyorum.

“SA�kA� durun” veya “evet, yanlA�AY duymadına�z!” gibi kelimeleri kullanarak bir cümle kurmam gerekirse sene sonunda 6.5% iA�in 711K gerekiyor. 7% iA�in ise 647K. Her ikisi de mümkün deAYil (gerA�i oranA�n 66.1%e 2013 içinde yükselmesi de mümkün deAYil).Bu ihtimalleri sonsuz uzatabilirsiniz.

Toparlarsak QE'nin bitmesi konusunda FED baAYkanlarA� fazla iyimser ancak olmayacak bir durum da deAYil. Her durumda bu 2013 iA�in düAYündüAYüm varlA�k fiyatlamalarA�nda bir deAYiAYikliAYe yol aA�mayacak ancak Cuma günü gA�rdüAYümüze benzer kafa karA�AYA�klA�klarA� AltA�n iA�in bir süre daha negatif olmaya devam edecek.

Azant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

zp8497586rq