İşsizlik ve FED

fed

Cuma günü açıklanacak NFP verisi (yine) çok önem taşıyor. Ancak FED bu veriye çok fazla önem verdiği için değil. Piyasa FED’in bu veriye çok fazla önem verdiğine “inandığı” için. Dolayısı ile verinin fiyatlama üzerinde etkisi olacağı konusunda hepimiz mutabık olsak da FED üzerindeki etkisi tartışmaya açık.

“Lost in Translation”

2013 yılının gündemini finans piyasaları açısından meşgul eden en önemli konuların başında gelen FED’in çıkış stratejisi hakkında yatırımcılar Aralık ayında cevap alabildiler.  FED’in tahvil alımlarında $10 milyarlık marjinal azaltma kararı ile resmen başlayan çıkış stratejisine rağmen, faiz oranlarının mevcut düşük seviyelerini koruyacağının belirtilmesiyle Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülke hisse senedi endeksleri tarihi zirvelerinde işlem görmeye devam ediyorlar.  Faiz tarafına müdahale için FED’in dile getirdiği işsizlik tarafında %6,5 ve enflasyonda ise %2’lik bağlayıcı olmayan eşiklere odaklanmaya başlayan piyasalar açısından bu sefer micro taraftaki gelişmelerin yönü belirleyeceği bilanço sezonuna girmiş bulunmaktayız. Gözü kapalı olarak alınan hisse senedinin büyük ihtimalle kazandırdığı bir dönemde olmamız nedeniyle, bilançolar ile tetiklenebilecek olası kar realizasyonları sırasında hipnoz durumundaki yatırımcıların iyi ve kötü ayrımını yapacak durumda olmamaları nedeniyle tehlikeli bir dönemece girdiğimizi söyleyebiliriz.

Yatırımcılara bu dönemde erken uyarı mekanizması görevi yapabilecek teknik analiz yöntemlerinden biri olan Point&Figure hakkında kısaca bilgi vermek isterim. Aslen, herkesin bir dönem oynadığı “X O X” oyunundan mantık olarak farklılık göstermemektedir. Hedef, oyunda olduğu gibi aynı dizide 3 tanesini bir araya getirmektir. Tanım olarak ise Point&Figure grafikleri güniçi dalgalanmaları ve kafa karıştırabilen teknik göstergeleri göz ardı eden kullanımı basit ve trendleri kolayca çizip finansal enstrümanlar arasında kuvvetli ile zayıf ayrımını yapabileceğiniz bir teknik analiz yöntemidir.

Grafikteki X’lerin anlamı yükselen fiyatları, O’lar ise düşen fiyatları,  trend çizgilerini ise yukarı ve aşağı yönlü noktalar göstermektedir. Dikey üst çizgi sene başlarını, grafikte yer alan 1’den 9’a rakamlar ve A’dan C’ye olan harfler yıl içerisindeki ayları belirtmektedir.  Bir grafikte fiyat hareketinin O’dan X’e dönebilmesi için grafik üzerinde yukarı yönlü üç adımlık (üç kutu boyutunda) hareket yaşanması gerekmektedir. Örnek olarak yan tarafta görülen Apple (AAPL) grafiğinde, tekrardan X kolonuna geçebilmemiz için Apple’ın 544 seviyesi ya da üzerine kapanması gerekmektedir. Diğer grafiklerde teknik analizcilerin uyguladığı teknik formasyonların kullanıldığı Point&Figure grafiklerinde, hisse senetleri için dikkat edilmesi gereken önemli bir gösterge de konu olan hissenin performansının gösterge endekse olan oranının gösterildiği “RS-Relative strength (göreceli güç)” grafiğidir.  RS hesaplaması hisse fiyatının gösterge endeksine bölünmesiyle elde edilen orandır. Hisse fiyatının olduğu gibi hissenin RS oranları da Point&Figure grafiğinde takip edilebilir.  Ortalama bir senenin üzerindeki dönemlerde değişkenlik gösteren RS grafiğinde, X kolonuna sahip bir hissenin gösterge endeksine oranla daha iyi bir performans göstermesi beklenmelidir.

Point&Figure grafiğinin etkinliğini gösteren klasikleşmiş bir örnek olarak 2001 yılındaki enerji devi Enron’un iflası öne çıkmaktadır.  Grafikte Enron hisse senetleri 2001 yılının Mart ayında aşağı trende girerek satış sinyali vermiştir.  O tarihte $68 seviyesinde işlem görmekte olan Enron’da sadece finansal raporlamalarına ve piyasadaki analistlerin tavsiyelerine bakılmış olsaydı; satışları normal bir blue-chip hissesinde olan kar realizasyonlarına bağlamak ve alım için fırsat kollamak gerekirdi.  2001 yılının Ekim ayına kadar çeyrek bazda finansal raporlamalarını düzenli yaparak kağıt üzerindeki karlılığını gösteren Enron’u takip eden Amerika’nın önde gelen finans kurumlarında çalışan analistler de Ekim ayına kadar piyasalarda aşina olduğumuz “Strong Buy”, “Recommend List” ya da “Accumulate” ibareleri ile Enron hisse senetlerinin desteklemeye çalıştılar. Ancak, sonu iflasa kadar giden Enron sagasında teknik analiz bir kez daha temel analiz kadar önemli olduğunu kanıtlamış oldu.

21 yüzyılın ilk yıllarındaki internet balonunun etkisinde hangi hisse senedini alırsanız alın kazandığınız piyasaya benzeyen likidite balonunda, rüzgar tersten esmeye başladığında portföyünüzdeki çürük elmaları ayıklamanızda yardımcı olması dileğiyle.

Cüneyt Akdemir

SGMK ve FX Müdürü | Uluslararası Piyasalar

Piyasalara yeni yıl hediyesi

Küresel piyasalar ABD’de mali uçurum riskinin ötelenmesi, beklentilerden iyi gelen Çin PMI verileri ve Euro Bölgesi’nde ekonomik aktivitedeki daralmanın sonuna yaklaşıldığına işaret eden göstergelerin desteğiyle 2013 yılına yükselerek başladı.

Cumhuriyetçiler ve Demokratlar yeni yılın ilk saatlerinde yapılan bir oylama ile ABD’nin mali uçuruma düşmesini engelleyen tasarıyı onayladı. Başkan Obama tarafından imzalandıktan sonra yürürlüğe girecek tasarı sayesinde harcamalarda yapılacak kesintilerin devreye girmesi iki ay ertelenirken yıllık geliri 400,000 doların altında olan bireylerde vergi indirimlerine devam edilmesine karar verildi.

Son dakikada varılan anlaşma, şubat ortasında karşımıza çıkacak borçlanma limiti ve mart başında devreye girecek harcama kesintileri öncesinde müzakere yapmak için taraflara zaman kazandırdı. Ancak daha önemlisi Cumhuriyetçiler ve Demokratların olası bir felaket senaryosunu engellemek için anlaşabildiklerini gördük.

Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen şoklara ve ABD’de mali uçurum endişelerine rağmen küresel büyümenin devam etmesi piyasaların yeni yıla yüksek moralle başlamasını sağlayan diğer bir gelişmeydi.

Aralık ayı verileri (ISM sanayi 50.7, tarım dışı istihdam artışı 155,000) mali uçurum endişeleriyle yavaşlamasına rağmen ABD ekonomisinin düşük hızla büyümeye devam ettiğini gösterdi. Gelişmiş ekonomiler arasında en kötü performans gösteren ülke olan Japonya’da (PMI sanayi 45,0) bile geleceğe yönelik beklentilerde bir iyileşme görülüyor.

Beklentilerin altında gelen PMI sanayi verileri (46.1) Avrupa’nın yüksek borç, rekor işsizlik ve durgunluk sarmalından çıkmasının uzun süreceğini gösteriyor. Ancak Merkez Bankası’nın yaptığı atak sonrasında Avro bölgesinde durgunluğu derinleştirecek yeni bir kriz çıkma ihtimali oldukça azaldı.

Avrupa borç krizi konusunda risk algısı iyileşmeye devam ediyor. Bütçe açığı hedeflerin üzerinde gelen Yunanistan için ek destek sağlanması, vadelerin uzatılması ve borç faizlerinde indirime gidilmesi risk algısını iyileştirerek İtalya ve İspanya’nın borçlanma maliyetlerinin Aralık 2010 sonrasında gördüğü en düşük seviye olan %4-%5 bandına gerilemesini sağladı.

ABD ve Avrupa ekonomilerindeki yavaşlamaya rağmen gelişmekte olan ülkeler görece güçlü seyrini sürdürüyor. Ancak gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışmanın belirginleştiği görülüyor. Aralık ayı PMI rakamları Çin, Hindistan, Kore ve Türkiye’de büyümenin hızlanmaya başladığını, Rusya, Macaristan, Çekoslovakya ve Brezilya’da ise büyümenin hız kestiğini gösteriyor.

Söz konusu gelişmeler küresel büyümenin güçlü olduğu eski güzel günlere geri döneceğimiz anlamına gelmiyor. Ancak 2013 yılında büyümenin dünyada ve Türkiye’de 2012 yılına göre daha iyi olacağına inanmanız için yeterli gerekçemiz var.

Serhat Gürleyen, CFA

Araştırma Direktörü

Fiscal Cliff’den Budget Deficit’e

Uzunca bir süredir duyduğunuz ve global piyasaları negatif etkileyen mali uçurum ‘fiscal cliff’ konusunun son haftalarda piyasaları daha fazla tedirgin ettiğini izledik. Bu sorun aslında kamu harcamalarında kısıtlamaya gidilmesi ve Başkan Bush döneminde ekonomiyi canlandırma adına konulan düşük vergi oranlarının 31 Aralık’ta son bulmasıyla başlayacaktı. Bu tarihe kadar uzlaşma olmaz ise vergi artışı ve azalan kamu harcamaları nedeniyle ABD ekonomisine yaklaşık 600 milyar dolar tutarında bir maliyet, global büyümede de 0,5 – 1%  aralığında gerileme, ABD işsizlik oranının tekrar 9,1%’a dönmesine yol açacak bir risk olarak gündemimizde yer aldı.  Yeni yeni toparlanma aşamasına giren ABD’nin bu iç sorunu gibi gözüksede büyüme oranlarındaki gerileme ile sınırlı kalmayacağı tahmin edilerek endeks getirlilerinde de sert  değer kayıpları öngörülüyordu.

Bu sorunun çözülmesi  için vergi indirimlerinin kısmen veya tamamen uzatılması en mantıklısı olur gibi düşünülse de, olayın iç yüzünün biraz daha karışık olduğunu biliyoruz. Seçim süresince 1%’lik zengin kesimi teşkil edenlerin vergi oranlarında artırım ve en az gelire sahip 20%’lik kesimden düşük vergi oranı vaadinde bulunurak tekrar başkan seçilmesi kolaylaşan Obama ile Temsilciler Meclisini ellerinde tutan ve 1%’lik zengin kesim’in desteğini alan Cumhuriyetçiler’in vergilendirme konusunda uzlaşamaması, piyasada risk algısının azalmasına yol açtı. Aslında her iki parti’nin de vergi kesintilerinin devamlılığı tarafında uzlaşabileceği sinyali alınırken azınlık 1%’lik zengin kesim’in vergi oranın 35%’ten %39,6’ya çekilerek artırılması uzlaşmanın varılamadığı önemli noktaların başında yer alıyordu. Son dakikalara kadar süren toplantılar yılın ilk saatlerinde meyvesini verirken hazırlanan paket demokratların elinde olan Senato’dan ve cumhuriyetçilerin egemenliğinde olan Temsilciler Meclisi’nden 257 oya karşılık 167 oyla kabul edildi. Demokratların ve Başkan Obama’nın son günlerdeki ısrarı sonucunda, zengin kesim’in vergi oranı’nın %39.6’ya çekilirken, vergi artış sınırının ise hane halkı gelirinin  $450 bin, kişisel gelirin ise $400 bin olarak belirlendiğini, işsizlik sigortasının uzatıldığını, sermaye ve temmettü kazançları’nın %23,8’e artırılması kararlaştırılarak vergi kalemi üzerinden kısmi olarak bu sorun halledilmiş oldu. Cumhuriyetçiler vergi indirimlerine ilave kamu hacama kesintilerini daha fazla yer almasını isteselerde sonuç alamadılar.

Mali uçurum son dakikada önlenmiş ve piyasalara derin bir nefes aldırmış olsa da, önümüzdeki aylarda yine politik tansiyon eşliğinde bütçe açığı sorunu ile volatil hareketler kaçınılmaz olacak. ‘Debt Ceiling’ olarak adalandırlılan ve son 40 yol içerisinde 91 kez arttırılan bütçe tavanı ve limitin artırılması konusu için anlaşmanın Şubat sonu gibi yapılması bekleniyor. Mali uçurumun bertaraf edilmesi ile bütçe’ye gelecek maliyeti(açık) 3 trilyon olması hesaplanırken, $1,2 trilyon tutarındaki ‘sequestration’ yani harcama kesintileri (medicare gibi devlet sağlık sigortası  kesintileri) ise  henüz(2 ay daha) devreye girmiş değil.

Kısacası belki de mali uçurumdan aşağı uçmak (vergi artırımı, kamu harcamalarında kesintiye gitmek) bazılarınca bütçe açığı sorununu aşmak anlamına geliyordu ama ABD ekonomisini durgunluğa yeniden sokmamak için kısa vadede en mantıklı hareketin yapıldığını ve piyasaya 2 ay gibi bir süre tanınmış olduğunu düşüyorum. Zaten dünkü yukarı yönlü piyasa hareketi ve VIX endeksindeki -18%’lik aşağı yönlü hareket bunu desteklemiş oldu. Ekonomik yönden bakacak olursak, vergi oranı artış limiti’nin en azından $400/$450 bin dolar gelirlilerden itibaren başlatılması tüketici harcamalarını ve dolayısıyla tüketim ve perakende sektörlerini destekler nitelikte olurken, lüks mal ve otomobil üreticilerine negatif etkisi olacaktır.

Orkun Duruöz

Bölüm Yönetmeni | Uluslararası Piyasalar