Bu Anneannelerimizin Default’u Değil!

A�

Daha önce Arjantin konusunda detaylı olarak değinmiştim. Son gelişmelerin ışığında konuyu ve tarafların durduğu yeri bir kez daha özetlemek istiyorum.Zira bu anneannelerimizin “default’u” değil.

1- Arjantin 2001’de default etti

2- 2005 ve sonrasında yeniden yapılandırmaya gitti

3- Bono sahiplerinin 92%si bunu kabul ederken 8%’si etmedi

4- Arjantin çıkarttığı bir kanunla yeniden yapılandırmaya katılmayan yatırımcılara ödeme yapılmasını engelledi

5- Bazı hedge fonlar (toplamın 1%si)  ABD mahkemelerine başvurarak ödeme talep etti (ABD çünkü yeni bonoların güven sağlaması için burası tercih edildi)

6- Mahkeme (haklı olarak) Pari Passu-eşitlik- ilkesinin ihlal edildiğine ve bu fonlara tam ödeme yapılmadan kimseye ödeme yapılmayacağına hükmetti.

7-  Arjantin yeniden yapılandırmaya katılan yatırımcılara 539 mn dolarlık ödemeyi yapmak üzere BNY’ye yatırmış olmasına rağmen mahkeme bu ödemeyi engelledi.

8- Arjantin davayı kazanan 1%lik hedge fonlara ödeme yapması durumunda diğer 7%’ye de 15 bn dolar civarında bir ödeme yapması gerekeceğini VE RUFO maddesi, ki bu madde 31 Aralık 2014’e kadar herhangi bir kesime daha iyi koşullarla ödeme yapılırsa tüm bono sahiplerine de o koşulların sağlanacağını söylüyor, nedeni ile 2001 defualtu 120 bn dolar + bugüne kadar olan faizi + cezalar neticesinde 120-350 bn dolar arası bir para ödemesi gerekeceğini iddia ediyor.

9- Arjantin mahkemeden RUFO maddesini kaldırmasını veya konunun 2015’e ertelenerek maddenin kadük olmasını beklemeyi  talep etti (detaylara girmiyorum zorunlu-gönüllü ilişkisi vs var bu maddede). Ancak mahkeme kabul etmedi.

Dolayısı ile bu bildiğimiz anlamda finansal bir iflas değil. Bu konu ABD’nin tüm finansal sistemi nasıl elinde tuttuğunu da gösteriyor. Yarın öbür gün çok daha önemli olacak.  Merval dün 8% düştü ve karaborsada kur 13’e yakın. Yani konu çözülmezse 50%ye yakın bir devaluasyon olacak ve fakat Merval yine yukarı kopacak. Bildiğiz anlamda finansal gelişmelerin fiyatlandığı bir dönem yaşamıyoruz ve yaşamayacağız. Bu ne kadar iyi anlaşılırsa bundan sonra olacaklara karışı da o kadar hazır oluruz.

Şant Manukyan
Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

“Lost in Translation”

2013 yılının gündemini finans piyasaları açısından meşgul eden en önemli konuların başında gelen FED’in çıkış stratejisi hakkında yatırımcılar Aralık ayında cevap alabildiler.  FED’in tahvil alımlarında $10 milyarlık marjinal azaltma kararı ile resmen başlayan çıkış stratejisine rağmen, faiz oranlarının mevcut düşük seviyelerini koruyacağının belirtilmesiyle Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülke hisse senedi endeksleri tarihi zirvelerinde işlem görmeye devam ediyorlar.  Faiz tarafına müdahale için FED’in dile getirdiği işsizlik tarafında %6,5 ve enflasyonda ise %2’lik bağlayıcı olmayan eşiklere odaklanmaya başlayan piyasalar açısından bu sefer micro taraftaki gelişmelerin yönü belirleyeceği bilanço sezonuna girmiş bulunmaktayız. Gözü kapalı olarak alınan hisse senedinin büyük ihtimalle kazandırdığı bir dönemde olmamız nedeniyle, bilançolar ile tetiklenebilecek olası kar realizasyonları sırasında hipnoz durumundaki yatırımcıların iyi ve kötü ayrımını yapacak durumda olmamaları nedeniyle tehlikeli bir dönemece girdiğimizi söyleyebiliriz.

Yatırımcılara bu dönemde erken uyarı mekanizması görevi yapabilecek teknik analiz yöntemlerinden biri olan Point&Figure hakkında kısaca bilgi vermek isterim. Aslen, herkesin bir dönem oynadığı “X O X” oyunundan mantık olarak farklılık göstermemektedir. Hedef, oyunda olduğu gibi aynı dizide 3 tanesini bir araya getirmektir. Tanım olarak ise Point&Figure grafikleri güniçi dalgalanmaları ve kafa karıştırabilen teknik göstergeleri göz ardı eden kullanımı basit ve trendleri kolayca çizip finansal enstrümanlar arasında kuvvetli ile zayıf ayrımını yapabileceğiniz bir teknik analiz yöntemidir.

Grafikteki X’lerin anlamı yükselen fiyatları, O’lar ise düşen fiyatları,  trend çizgilerini ise yukarı ve aşağı yönlü noktalar göstermektedir. Dikey üst çizgi sene başlarını, grafikte yer alan 1’den 9’a rakamlar ve A’dan C’ye olan harfler yıl içerisindeki ayları belirtmektedir.  Bir grafikte fiyat hareketinin O’dan X’e dönebilmesi için grafik üzerinde yukarı yönlü üç adımlık (üç kutu boyutunda) hareket yaşanması gerekmektedir. Örnek olarak yan tarafta görülen Apple (AAPL) grafiğinde, tekrardan X kolonuna geçebilmemiz için Apple’ın 544 seviyesi ya da üzerine kapanması gerekmektedir. Diğer grafiklerde teknik analizcilerin uyguladığı teknik formasyonların kullanıldığı Point&Figure grafiklerinde, hisse senetleri için dikkat edilmesi gereken önemli bir gösterge de konu olan hissenin performansının gösterge endekse olan oranının gösterildiği “RS-Relative strength (göreceli güç)” grafiğidir.  RS hesaplaması hisse fiyatının gösterge endeksine bölünmesiyle elde edilen orandır. Hisse fiyatının olduğu gibi hissenin RS oranları da Point&Figure grafiğinde takip edilebilir.  Ortalama bir senenin üzerindeki dönemlerde değişkenlik gösteren RS grafiğinde, X kolonuna sahip bir hissenin gösterge endeksine oranla daha iyi bir performans göstermesi beklenmelidir.

Point&Figure grafiğinin etkinliğini gösteren klasikleşmiş bir örnek olarak 2001 yılındaki enerji devi Enron’un iflası öne çıkmaktadır.  Grafikte Enron hisse senetleri 2001 yılının Mart ayında aşağı trende girerek satış sinyali vermiştir.  O tarihte $68 seviyesinde işlem görmekte olan Enron’da sadece finansal raporlamalarına ve piyasadaki analistlerin tavsiyelerine bakılmış olsaydı; satışları normal bir blue-chip hissesinde olan kar realizasyonlarına bağlamak ve alım için fırsat kollamak gerekirdi.  2001 yılının Ekim ayına kadar çeyrek bazda finansal raporlamalarını düzenli yaparak kağıt üzerindeki karlılığını gösteren Enron’u takip eden Amerika’nın önde gelen finans kurumlarında çalışan analistler de Ekim ayına kadar piyasalarda aşina olduğumuz “Strong Buy”, “Recommend List” ya da “Accumulate” ibareleri ile Enron hisse senetlerinin desteklemeye çalıştılar. Ancak, sonu iflasa kadar giden Enron sagasında teknik analiz bir kez daha temel analiz kadar önemli olduğunu kanıtlamış oldu.

21 yüzyılın ilk yıllarındaki internet balonunun etkisinde hangi hisse senedini alırsanız alın kazandığınız piyasaya benzeyen likidite balonunda, rüzgar tersten esmeye başladığında portföyünüzdeki çürük elmaları ayıklamanızda yardımcı olması dileğiyle.

Cüneyt Akdemir

SGMK ve FX Müdürü | Uluslararası Piyasalar