Piyasalarda Üçlü Bayram Sevinci

Piyasalar 19 Mayıs kutlamalarına üçlü bayram sevinci ile girdi;

  • Türkiye IMF’ye borcunu sıfırladı.
  • Merkez Bankası politika faizini 50bp düşürdü.
  • Moody’s ülkemizin kredi notunu yatırım yapılabilir düzeye yükseltti.

Türkiye IMF’ye borcunu sıfırladı: Yanlış anlaşılmasın, IMF ile anlaşma yapılmasına karşı değiliz. IMF’nin kontrolünde uygulanan program ve piyasa koşullarına göre daha ucuz ve uzun vadeli sağlanan kaynak son 10 yılda Türkiye’nin dışarıdan ve içeriden gelen şoklara karşı koyma gücünü artırdı.

Ancak 2006 yılında Türk lirasındaki değer kaybı karşısında “faizlerin yükseltilmesi”  gibi kritik bazı  yaptırımlar, Ak Parti hükümetini yola tek başına devam etme kararı almaya zorladı.

2008 yılında küresel krizin etkilerinin görülmesine rağmen IMF ile yeni bir standby anlaşmasına gitmeyen  hükümet son beş yılda IMF’ye borçlarını sıfırladı. Alınan karar korkulduğu gibi Türkiye’nin risk algısını bozmadı. Önümüzdeki 5 yılda IMF’ye kaynak sağlayan ve karar mekanizmalarında etkili bir bir Türkiye göreceğiz.

Merkez Bankası politika faizini 50bp düşürdü: Sermaye girişlerindeki artış ve kredilerin referans değer olan %15’in çok üzerinde artması Merkez Bankası’nı finansal istikrarı korumak adına bir yandan faiz oranlarını düşürürken diğer yanda kredi kullanımını zorlaştırıcı ve döviz rezervlerini artırıcı önlemler almaya zorladı. Küresel talepteki yavaşlama ve emtia fiyatlarındaki gevşeme enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskleri azaltarak Merkez Bankası’nın  faizi düşürme kararı almasını kolaylaştırdı.

Moody’s ülkemizin kredi notunu yatırım yapılabilir düzeye yükseltti: Son olumlu gelişme kredi notu cephesinde yaşandı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ülkemizin uzun vadeli yabancı para birimi cinsinden kredi notunu bir not artırarak Baa3’e yükseltti. Böylece ülke kredi notumuz, Fitch’in ardından Moody’s tarafından da ‘yatırım yapılabilir’ seviyesine yükseltildi. Not artırımı sonrasında tüzükleri gereği yatırım yapılabilir ülkeler dışında pozisyon alamayan kurumsal yatırımcıların Türkiye piyasalarına yönelmesinin önü açıldı. Bu değişikliğin mali piyasalar üzerindeki etkisini önümüzdeki aylarda kademeli olarak göreceğiz.

Piyasaların tepkisi: Üç koldan birden gelen iyi haberlerle Borsa – İstanbul 93,000 seviyesine kadar yükselerek yeni bir rekor kırdı. DİBS ve Euro tahvil faizleri 20-30 baz puan süşerek tarihi olarak gördüğü en düşük seviyelerine geriledi.  Bayram kutlamalarına katılmayan tek piyasa döviz piyasası oldu. Türk lirası Merkez-kaç kuvvetinin etkisinde dolar-avro sepetine karşı 2,10 seviyelerine yaklaştı.

Bundan sonra ne olacak? Türkiye piyasalarında orta vadede yukarı yönün devam etmesini bekliyoruz. Yurtdışındaki seyre bağlı olarak kısa vadede zaman zaman kar satışları ve düzeltmeler görülebilir. Hedge fonların satışlarının uzun vadeli kurumsal yatırımcıların alışlarıyla dengeleneceği bu dönemlerin uzun süreli olmayacağını ve alış fırsatı olarak kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.

Borsa İstanbul için Haziran 2012’de verdiğimiz ‘biriktir’ tavsiyesini koruyoruz. Faizlerdeki kalıcı düşüş nedeniyle değerleme modellerimizde kullandığımız uzun vadeli faizleri %7’den %6’ya düşürüyoruz. Buna bağlı olarak Haziran 2014 için endeks hedef değerimizin 105,000 seviyesinin üzerine çıkacağını tahmin ediyoruz.

Serhat Gürleyen

Direktör | Araştırma

Foreks’te bir senenin ardından…

Türkiye’de kaldıraçlı alım satım lisansına sahip yerleşik aracı kurumların 2011 yılında mevzuatta yapılan değişiklikler ardından yatırımcılarına sundukları kaldıraçlı işlemlerde bir seneyi aşmış bulunmaktayız.  2012 yıl sonu itibariyle piyasa yapıcısı lisansına sahip aracı kurum sayısı 22 ulaştı. Mart ayı sonunda açıklanması beklenen 2012 yılı hacim rakamları öncesinde, en son dokuzuncu ayda açıklanan rakamlara göre aracı kurumların işlem hacmi yaklaşık 1,7 trilyon TL’ye ulaşırken, İş Yatırım diğer piyasalarda olduğu gibi kaldıraçlı işlemler piyasasında da hacim sıralamasında ilk sırada yer aldı. (Açıklanan işlem hacmine yatırımcı işlemleri için yapılan hedge işlemlerini de kapsamaktadır) Artan lisans sahibi aracı kurum sayısına paralel olarak medyada yer alan reklamlar sayesinde, kaldıraçlı işlemlerin piyasa bilinilirliği artarken Takasbank’taki hesap sayısının da yıl boyunca arttığı gözlemlendi. Regülasyon öncesi kaldıraçlı işlemlerde tecrübesi olan yatırımcılar en iyi alım/satım spreadini, servis kalitesi ve güvenilirlikle birlikte sunan aracı kurumları değerlendirme fırsatı buldular.

Peki yurtdışı piyasalarda, herhangi bir regülasyona bağlı olmayan kurumlarda kaldıraç oranları 1:500’e ulaşırken, kaldıraç oranı yurtiçi kurumların sınırlandığı 1:100 ile kalmalı mıdır ya da FX piyasasının regüle edildiği Amerika ve Japonya gibi ülkelerde olduğu gibi daha düşük seviyelere mi çekilmelidir? Türkiye’de yatırımcının kendi seçimine bağlı olarak maksimumda kullanabildiği 1:100 kaldıraç oranı, Amerika’da majör paritelerde 1:50 (diğer paritelerde 1:20), Japonya’da ise 1:25 ile sınırlıdır.  Yurtiçi aracı kurumlarda yatırımcılar kaldıraç oranını belirlemekte serbest olmakla beraber, çoğunlukla tercih edilen kaldıraç oranı 1:100’dür.

Yurtdışı organize piyasalara Türkiye’deki aracı kurumlar vasıtasıyla ulaşıp işlem yapabilen yatırımcılar, kaldıraçlı işlem platformları olmadığı takdirde hangi yatırım araçlarını kullanabilirler? Örneğin, organize bir borsa olan CME’de işlem gören Foreks’e dayalı vadeli kontratlardan EUR/USD’da yatırımcı $2.475 teminat ile $162.462’lık pozisyon büyüklüğünde, ya da başka bir deyişle EUR/USD’da yaklaşık 1:67 kaldıraçla işlem yapabilmektedir. Benzer şekilde yine CME’de işlem gören İngiliz Sterlini’nde 1:70, Japon Yeni’nde ise 1:46 kaldıraç ile işlem yapılabilme olanağı bulunmaktadır. Yukardaki örneklerden görülebileceği gibi yatırımcıların kaldıraca olan erişimi organize piyasalar yoluyla da mümkündür.  Bu nedenle 1:100 kaldıracı, yatırımcının seçtiği organize olmayan bir piyasada işlem yapabilmenin risk-primi olarak kabul etmek gerekecektir.

Organize piyasa ile kaldıraçlı işlem piyasası arasındaki öne çıkan farklardan birisi, yukarıdaki örneklerden görülebileceği gibi yatırımcıların işlem yapabilmesi için gereken teminat tutarıdır.  Vadeli kontratlardaki başlangıç teminatı tutarı, kaldıraçlı işlem yapan aracı kurumlarda hesap açılması için gerekli minimum bakiyelerin kat kat üzerindedir. Bu nedenle, henüz regülasyon açısından yeni bir piyasa olan kaldıraçlı işlemlerde alınması gereken önlemlerden biri olarak piyasadaki ‘minimum hesap açılış limitlerinin’ yukarıya çekilmesi öne çıkmaktadır. Bu şekilde en azından kaldıraç’ın cazibesinde kaldıraçlı işlemlerin kumar olarak görülmesinin önüne geçilebilir, gün içi hareketlerde anaparasını kaybedenlerin etkisinde yeni gelişen bu piyasanın kötü bir nam salması engellenebilir.

Yatırımcı nezdinde alınacak önlemlere ek olarak, aracı kurumların da sermaye yapıları dikkatle incelenmeli, aracı kurumların Takasbank yükümlülüklerini tamamlayıp tamamlamadıkları yakından takip edilmelidir. Buna ek olarak önceki blog yazımda belirttiğim gibi, aracı kurumların yatırımcı işlemleri için arka planda seçtikleri hedge yöntemleri doğrultusunda aldıkları piyasa riski sermayelerinin kat kat üzerine çıkabileceğinden risk kriterleri yakından takip edilmelidir.  Kurumların sermaye yapılarına oranla yatırımcıya karşı alabilecekleri risklere karşı sınırlamalar getirmek, piyasanın sağlıklı bir şekilde çalışması ve yatırımcıların muhtemel kayıplardan korunması açısından önem taşımaktadır.

Türkiye açısından yeni bir piyasa olan kaldıraçlı işlemlerde, kaldıraç oranını aşağı çekerek Japonya örneğinde olduğu gibi işlem hacimlerini dolayısıyla yatırımcı ilgisini azaltmak yerine, yukarıda kısaca değindiğim hesap açılış seviyeleri, kurumlar bazında açık pozisyon limitleri gibi hızlıca uygulanıp piyasaya olan güveni tazeleyebilecek önlemler ilk etapta daha etkili olacaktır.  Bu şekilde bölgesel finans merkezi hedefimiz doğrultusunda, hem yatırımcılar hem de aracı kurumlar açısından kaldıraçlı işlemlerin cazibesinin ve güvenilirliğinin korunmasıyla piyasanın temelleri sağlamlaştırılmış olacaktır. 

Cüneyt Akdemir

Müdür Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar

A’dan B’ye Foreks’te Hedge Yöntemleri

Piyasada sayıları her geçen gün artmakta olan kaldıraçlı alım/satım lisansına sahip aracı kurumların hepsinde, yatırımcı olarak EUR/USD paritesinde işlem yapabilme imkanınız bulunmaktadır.  Peki, kurumların yatırımcılarına sundukları spreadlerdeki farklılık nereden kaynaklanmaktadır? Ya da işlem yaptığınız aracı kurumlar arka planda yatırımcı işlemlerinden doğan risklerini ne şekilde hedge etmektedirler?Hiç merak ettiniz mi?

FX piyasalarında hedge metodları olarak A ya da B-book denilen yöntemler uygulanmaktadır.   A-book modeli aracı kurumun tamamıyla acentelik yaparak, yatırımcıların işlemlerinin aracı kurumun likidite almakta olduğu kurumlar ile birebir hedge etmesidir. Bu modelde aracı kurum üzerinde pozisyon taşımadığı için piyasada doğabilecek fiyat hareketlerinden etkilenmediği gibi aracı kurumun üzerindeki risk minimize edilmektedir.  Yurt dışı foreks piyasalarında işlem yapan birçok aracı kurumun son zamanlarda yöneldiği metod budur.

B-book modelinde ise, yatırımcı işlemleri karşılığında aracı kurumun yatırımcıya karşı pozisyon almasıdır.  Örnek olması açısından, yatırımcının 1 lot uzun pozisyon açtığı EUR/USD’a karşılık aracı kurumun 1 lot kısa EUR/USD’da pozisyon almasıdır.  Yani, yatırımcının işlem karı aracı kurumun işlemdeki zararına; yatırımcının işlemden elde edeceği zarar aracı kurumun işlemdeki karına eşit olacaktır.  Yatırımcıya karşı pozisyon alan kurumların yatırımcı işlemlerini hedge etmemesinden dolayı işlem maliyeti sıfır olacağı için sabit spread ya da dar spread teklifleri olacaktır.  Ayrıca, Spot EUR/USD paritesi Dünya’da herhangi bir borsada işlem görmediği için, her aracı kurumdaki fiyatlar farklılık gösterebilecektir. Yukarıda B-Book yapan aracı kurumlardaki kısaca açıkladığım kar/zarar ilişkisini hatırlayarak yatırımcıya karşı pozisyon alan aracı kurumdaki fiyatların yatırımcıların stop seviyelerine ulaşma olasılığının tahminini sizlere bırakıyorum.

Diğer yandan her A-book modeli uygulayan aracı kurum aynı mıdır sorusunun cevabı da hayır olacaktır. Bu sorunun cevabında öne çıkacak olan, aracı kurumun sermaye yapısı ve likidite sağlamakta olan kurumlar ile arasında olan işlem limitleridir.  Çünkü, bildiğiniz gibi Türkiye’de yatırımcı teminatları Takasbank’ta saklandığı için, aracı kurum hedge işlemleri için doğabilecek teminat yükümlülüklerini kendi kaynaklarından fonlamak zorundadır.  Geçtiğimiz senelerde piyasalarda yaşanan likidite krizi nedeniyle kurumların işlem limiti almaları eskisi kadar kolay olmadığından, bazı aracı kurumlar yatırımcı işlemlerini birebir olarak hedge etmek için tek bir yurt dışı foreks brokerının likiditesinin kullanmaktadır. Likidite alınan foreks broker şirketinin içyapısındaki A ya da B-book yapısı net olmadığı için, aracı kurum dolaylı olarak B-book likiditesi kullanmaktadır. Ancak, yurtdışı piyasalarda foreks dışında diğer yatırım araçlarında işlem geçmişi olup, bankalar ile işlem limitleri bulunan aracı kurumların sunduğu acentelik modeli tamamıyla temiz A-book yapısıdır.

Türkiye’deki lisanslı aracı kurumlar arasında, kimin hangi yolu seçtiği açıkça belirtilmemektedir. Ancak, ilgilenen yatırımcılar her üç ayda bir Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği’ne rapor edilen ve TSPAKB’in internet sitesinde yayınlanan Kaldıraçlı Alım-Satım İşlem Hacimlerini ve Kaldıraçlı İşlemler Aracılık Komisyon rakamlarını karşılaştırılarak aracı kurumların hedge yöntemleri konusunda tahminde bulunabilirler.

Cüneyt Akdemir

Müdür Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar