Hisse Halka Arzıyla İle İlgili Bilmeniz Gereken 7 Önemli Konu

1. Hisse Halka Arzı Nedir?

Halka arz, bir şirketin paylarının Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem görmesi için yatırımcılara çağrı ve ilan yoluyla satışıdır. Şirketler finansman kaynağı, likidite, kurumsallaşma, tanıtım ve itibar sağlamak amacıyla halka açılırlar.

“Dot-com” Balonu?

7’den 70’e herkesin varlığını öğrendiği Twitter’ın halka arzı son günlerde ivme kazandı. NASDAQ’ta halka açılan Facebook’un aksine Twitter’ın NYSE’yi seçtiği çıkan haberlerde belirtiliyor.

Twitter’ın 50-55 milyon adet hisseyi $28-30 fiyat aralığından satışa çıkartarak halka arzdan yaklaşık $1,5 milyar elde etmesi bekleniyor.  Bu fiyatlamadan gerçekleşecek halka arz ile Twitter’ın piyasa değeri $15-16 milyar aralığına ulaşacak. İş modeli hakkında yorum yapmadan, son dönemde halka arz piyasasında internet bazlı şirketlerin isimlerini daha sık olarak görmeye başladık.  Facebook (FB)’un 2012 yılının Mayıs ayındaki blockbuster halka arzı öncesinde aralarında iş dünyasının sosyal medya buluşma noktası olan Linkedin (LNKD), çoğumuzun sanal ortamda patlıcan ekerek bilfiil çiftçi olmamıza olanak sağlayan Farmville gibi oyunların yaratıcısı Zynga (ZNGA), boğazda yarı fiyatına brunch keyfine olanak sağlayan kuponları sunan Groupon (GRPN) gibi birçok internet bazlı firma halka açıldı.  Ancak son dönemdeki bu trend, akıllara yaklaşık 13-14 sene öncesindeki “dot-com” balonunun bir benzeri mi sorusunu da getirmiyor değil.

1997-2000 yılları arasında şirket isminin sonuna “.com” ekleyip yatırımcıları büyüme potansiyelleriyle cezbeden şirketlerin halka arzlarından milyonlarca dolar elde ettikleri bir dönemdi.  P/E oranları gibi birçok temel göstergenin göz ardı edildiği “dot-com” balonunda tepe noktası, teknoloji ağırlıklı NASDAQ endeksinin 5000 seviyesinin üzerine çıktığı 2000 yılında görüldü.  Amerika’nın en önemli spor olayı olan Super Bowl XXXIV Amerikan Futbol Finali’nde 30 saniyesi $2 milyonun üzerinde satılan televizyon reklamlarında, henüz karlılığa ulaşmamış 17 “dot-com” şirketinin tanıtımı yer almıştı.  Halka arzında $300 milyon piyasa değerine ulaşan Pets.com gibi aralarında lifeminders.com, e-stamp.com, epidemic.com gibi adlarını hatırlamadığımız bu şirketler sene sonunu göremeden kapılarını kapatmak zorunda kaldılar. Aynı dönemdeki çürük elmaların aksine bugünlerde Nasdaq endeksinin önemli şirketlerinden olmayı başaran Amazon.com (AMZN) ve Ebay Inc (EBAY) gibi başarı hikayeleri de görülmedi değil.

İçinde olduğumuz dönemde halka açılan internet bazlı şirketlerin performanslarına baktığımızda P/E oranlarının yeniden yüksekten uçmaya başladığı ve çoğu şirketin halen kara geçemediği görülmektedir.  Halka arz fiyatlarından bugüne olan fiyat performanslarına bakıldığında, adı çokça dile getirilen Zynga ve Groupon sırasıyla %64 ve %41 gerilerken kısa pozisyon yüzdeleri de düşüşe paralel %4 seviyelerinde. Ana halka arzlardan Facebook ise halka arzın ilk dönemlerinde gerilese de 48,45 kapanış fiyatıyla halka arz fiyatının %27,5 üzerine işlem görürken P/E oranı ise 210 seviyesinde.

Facebook’un $118 milyarlık piyasa değerinin altında $29 milyar piyasa değerine sahip olan Linkedin (LNKD) ise halka arz fiyatının tam tamına %446 üzerine işlem görmekte.  Ancak, P/E oranı Linkedin için de 700 ile hayali seviyelerde.  Diğer göze çarpan ihraçlardan, internet radyo şirketi Pandora (P), internet emlak sitesi Zillow (Z), ve sosyal ağ sitesi Yelp (YELP) ise henüz kara geçemezken $4 milyarlık piyasa değerleriyle halka arz fiyatlarının gözle görülür bir şekilde üzerinde işlem görmekteler.  Bu şirketlerdeki kısa pozisyon oranları ise toplam halka açık hisse sayılarının %17-22 aralığındadır. Son dönemde halka arz edilen şirketler dışında piyasada senelerdir işlem görmekte olan Ebay Inc (EBAY) , Expedia (EXPE), Google (GOOG), Travelzoo (TZOO) gibi şirketler incelendiğinde P/E oranlarının ve kısa pozisyon yüzdelerinin daha normal seviyelerde olduğu görülmektedir.

Washington Post’un Amazon.com’un CEO’su tarafından satın alınması, Amerikan Başkanı Obama’nın gazetelerin ömrünü tükettiği açıklaması gibi baskı medyasının son günlerini geçirdiğimiz dönemde Twitter’ın yaşamımızdaki önemi artarak devam edecek. Seveni sevmeyeniyle sermaye piyasalarında da halka arzıyla adından söz ettirecek Twitter’ın, “dot-com” balonunda patlayan şirketlerden birisi olmayacağı kesin, ancak son dönemde halka arz edilen internet şirketleri için aynı inancı göstermek pek de kolay olmayacak.

Cüneyt Akdemir

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Hangi borsa daha güvenilir?

Küresel çalkantı dönemlerinde hisse senedi yatırımcılarının risk alma iştahında azalma meydana gelmesi ve daha güvenilir borsa/şirket arayışlarına girilmesi doğal bir reflekstir. Peki bir hisse senedinin güvenilir olup olmadığı konusunda yatırımcılar rotayı nasıl belirlemeli? Konuyu etkileyebilecek bir çok değişken olması nedeniyle bu soruya standart bir formulle yanıt verilmesi zor, ancak güven konusuna biraz değindiğimizde, rota da kendiliğinden belirlenecektir.

Hisse senedini güvenli kılan en önemli unsurlardan biri, o hisse senedinin fiyatını ve yatırım kararlarını etkileyebilecek önemli gelişmelere zamanında, doğru, tam ve mümkün olan en düşük maliyetle  erişimin mümkün olmasıdır. Bir diğer önemli unsur ise, spekülatif (kar amaçlı alım satım)  işlemler ya da önemli iktisadi/siyasi gelişmeler karşısında, hisse senedi fiyatında meydana gelebilecek ani dalgalanmaların asgari seviyede olmasıdır. Hisse senedi fiyatının bu tür ani ve etkili gelişmeler karşısında istikrarını koruyabilmesi ise,  öncelikle hisse senedinin derinliğiyle,  yani fiyat adımlarının sıralı ve kuvvetli olan çok sayıda alım satım emirleri içermesine bağlıdır.

Hisse senedinin derinliği, şirketin halka açıklık oranının yüksekliği ile doğrudan ilgilidir. Buna göre, faaliyet ve finansal performansı ile büyüklüklerinin aynı olduğu varsayılan iki şirketi ele aldığımızda, halka açıklık oranı yüksek olan şirketin hisse senetlerinin, diğer şirketin hisse senetlerine göre daha güvenli olduğu söylenebilir. Bu tür hisse senetleri, istendiği zaman ya da beklenmeyen önemli ve ani  gelişmeler karşısında kolay satılabilme  kabiliyetinin yüksekliği nedeniyle, diğer hisse senetlerine göre daha fazla tercih edilir ve yatırım kararlarında öncelik taşır. Yukarıda belirttiğim varsayımlar çerçevesinde, bu şekilde öncelikli olarak tercih edilen şirketlerin daha değerli olması da beklenen bir sonuçtur.

Bu konuda mutlaka dikkat edilmesi gereken bir  husus ise, şirketlerin halka arz oranlarıyla fiili dolaşım oranlarının aynı olmayabileceği ve bu iki kavramın kesinlikle farklı anlamlar taşıdığıdır. 100 milyon TL sermayesinin  0’unu, yani 30 milyon TL’sini halka arz eden bir şirket düşünelim; şirketin kurucusu, yakın aile üyeleri ya da şirketin bağlı ortaklıkları tarafından borsadan söz konusu şirketin hisse senetlerinde 10 milyon adet alım yapılmış olsun; bu durumda,  şirketin halk arz oranı 0 olmakla birlikte, fiili dolaşım oranı, yani yatırımcıların borsada işlem yapabileceği büyüklük, olmaktadır. Bu konuda mağduriyetleri önlemek için tedbir alma gereği hisseden Sermaye Piyasası Kurulu da, 23.07.2010 tarihli kararıyla şirketlerin fiili dolaşım oranlarının, halka arz oranları olarak kabul edileceğini ilan etti. Buna göre, bizim örneğimize konu olan şirketin halka arz oranı 0 değil, olarak kayda geçecektir. Dolayısıyla yatırımcıların, yatırım kararlarını verirken ve şirketin kurumsal yapısı hakkında değerlendirme yaparken, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından ilan edilen fiili dolaşım oranlarını dikkate almaları son derece önemlidir. Zira, şirketlerin fiili dolaşım oranları (gerçek halka arz oranları), ortaklar dahil bütün menfaat sahiplerinin haklarının gözetilmesi konusunda da etkili olmaktadır.

Güvenilir borsa üzerine değerlendirme yaparken elbette uyuşmazlık durumları için ihtisas mahkemelerinin önemi ve benzeri konulardan da söz edilmelidir. Ancak, daha ziyade piyasa işleyişi üzerinde durduğumuz için, bir hisse senedinin ne kadar güvenilir olduğu, iktisada giriş  derslerinde anlatılan tam rekabet koşullarına ne derece yakın olduğuyla ilgilidir. Bu tür hisse senetlerinin sayısının çokluğu ise, işlem görülen borsaya olan güveni ve ilgiyi artırır.

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri

Halikarnas Balıkçısı: “İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor…”

Cevat Şakir Kabaağaçlı’ nın bu meşhur sözü, sadece geçmiş için değil gelecek için de düşündürücüdür. Ancak konumuz geleceğe değer biçilen borsa olduğuna göre değerden yoksun kalmak bir yana dursun, önce değerin nasıl belirlendiğinin anlaşılması gerekir. 

Borsanın değeri bahse konu olduğunda, çoğu zaman payları borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerleri, yani şirketlerin ödenmiş/çıkarılmış sermayeleri ile hisse fiyatlarının çarpımı sonucu ortaya çıkan değerlerinin toplamı dikkate alınır. Bazıları tarafından bu değer, önemli bir gösterge olarak kabul edilir ve başka borsalarla yapılan karşılaştırmalarda ya da borsa değeri/milli gelir rakamlarına göre ülkelerin sermaye piyasalarının gelişmişlik düzeyleri üzerine yapılan analizlerde kullanılır. Ne var ki, bu yazıyı kaleme almamın gerekçesini de bu yaygın kabul görmüş fakat bana göre tam doğru olmayan bu değerlendirme oluşturuyor. Çok basit olarak ifade etmek gerekirse, şirketler çeşitli amaçlarla ihtiyaç duyduğu fonu elde etmek ve daha kurumsal bir yapıya kavuşmak amacıyla sermayelerinin belirli bir oranını halka arz eder ve halka arz edilen paylar da borsada işlem görmeye başlar. Şirket sermayesinin sadece belirli bir oranının borsada işlem görmeye başlaması, aslında şirket sermayesinin çoğunluğunun borsada işlem görmediği anlamına gelir. Bu durumda, özellikle ortalama halka açıklık oranının düşük olduğu borsalarda, borsa değerinin işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri üzerinden ifade edilmesi yanıltıcı olur.

İşlem gören şirket sayısındaki artış borsanın değerini yükseltir mi?

Borsanın değerini yükseltmenin en kolay yolunun borsada işlem gören şirket sayısının arttırılması olduğunu düşünenler, borsa değerini çoğu zaman toplam değer üzerinden görenlerdir. İşlem gören şirket sayısında meydana gelecek artış sermaye piyasalarının gelişimi ve özellikle toplam değer anlamında borsanın değerinin artması açısından elbette etkilidir; ancak, borsanın gerçek değerini şirketlerin halka açık kısımlarının oluşturması, esas olanın işlem gören şirket sayısındaki artışın değil, halka arz oranlarının yükselmesi olduğu gerçeğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

İMKB’ de durum nasıl?

İMKB’ de durumun nasıl olduğuna baktığımızda, borsa değeri olarak çoğu zaman işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerleri üzerinden analizler yapıldığını görüyoruz ki bu da, aslında İMKB’nin ortalama halka açıklık oranının düşük bir seviyede olmasından kaynaklanıyor.

Aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi 2009 yılında 3 olan İMKB’nin ortalama halka açıklık oranı, 2010 ve 2011 yıllarında 48 yeni şirketin daha borsada işlem görmeye başlamasına rağmen, 2011 sonunda %’e geriliyor.

Buna göre borsada işlem gören şirketlerin sayısında meydana gelen artış, genel olarak önemli olmakla birlikte, halka arz oranları düşük kaldığı sürece borsaların gerçek değerinin artması bir yana, toplam değer kadar artmayacağı ve hatta fiyatların sabit kalacağı varsayımıyla azalması kaçınılmaz olacaktır.

Son olarak, sermaye piyasalarının işleyişi , faaliyet gösterilen sektöre ve şirketin sektördeki konumuna ilişkin doğru, güvenilir ve etkin bilgilendirme neticesinde yatırımcıların borsaya olan ilgisinin arttırılması, halka arz oranlarının yükselmesi ve dolayısıyla borsanın değer kazanması konusunda şüphesiz etkilidir. Bu gayret, Mart 2012’ de başlatılan yatırımcı seferberliği projesine de katkı sağlamak açısından önemlidir.

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri