İkinci dalga senaryoları: Bardağın dolu tarafı

Aşağı yönlü oynaklığın arttığı bir haftayı geride bıraktık. Bazı eyaletlerde vaka sayısının artması ikinci dalga ve ekonomilerin yenden kapatılması korkusunu tetikleyerek dünya borsalarında kısa süren ama sert bir satış dalgasına neden oldu. ABD hisselerinin (S6P 500) %7, ABD dışı gelişmiş ülkelerin %5 gerilediği satış dalgasıyla birlikte salgının vurduğu hava yolu, otel, restoran hisselerinde %20-%30 civarında kayıplar görüldü.

Bizim görüşümüzde bir değişiklik yok. Ekonomilerin açılmasıyla beraber salgında ikinci bir dalganın görülmesini kaçınılmaz görüyoruz. Ancak bu bir felaket haberi değil. Çünkü ikinci dalganın kademeli ve sınırlı olarak görüleceğine ve ekonominin küresel olarak kapatılmasına yol açmayacağına inanıyoruz.

İyimserliğimizin arkasında iki temel neden var. Dünya nüfusunun %90’ının yaşadığı Kuzey Yarımküre’nin yaz mevsimine girmesi önümüzdeki altı aylık dönemde salgının yayılma hızını yavaşlatacak. Geçtiğimiz altı aylık dönemde salgına karşı tedavide sağlanan tecrübe ikinci bir dalganın yol açacağı can kaybını sınırlayacak.

Dolayısıyla ilk dalgada olduğu gibi toplumun tamamını eve kapatarak ekonomi durdurulması yoluna gidilmeyecek. Tam tersine devletler toplumun salgına karşı bağışıklığının artması için vaka sayısındaki artışın yönetilebilir bir şekilde artmasına izin verecekler.

Yeni dönemde toplumun tamamının eve kapatılması yerine bölgesel kapatmalar ve seyahat yasakları görülecek. Salgına karşı kırılgan yaşlı ve hasta nüfus korunurken üretken kesim ekonomiye katkı yapmaya devam edecek.

Peki; böyle bir senaryoda yatırım stratejisi ne olmalı? Risk artıyor diye emin limanlara mı yönelmeli? Salgın sonrası normalleşmeyi satın almak için hisse senedi emtia gibi riskli varlıkları mı almalı?

Risk almak istemiyorsak, ABD doları ve gelişmiş ülke hazine bonoları emin liman olarak görülebilir mi? Yoksa altın gibi alternatif yatırım araçlarına mı yönelmeli? Risk almak istiyorsak son 10 yıldır dünyayı yenen ABD hisselerini tercih etmeye devam mı etmeliyiz. Yoksa değerlemesi daha ucuz olan Avrupa ve gelişmekte olan ülke hisselerine mi yönelmeliyiz?

Bizim görüşümüz dengeli bir portföyde hisse senedi gibi riskli varlıkların ağırlığının daha yüksek olması gerektiği yönünde. Risk almak isteyen yatırımcılar aşağıda belirteceğimiz gerekçelerle ABD dışı hisse ağırlıklarını artırabilirler. Avrupa ve gelişmekte olan ülke hisseleri gerek haber akışıyla gerekse değerlemeleriyle ABD hisselerine göre daha makul konumda.

Riskten kaçınan yatırımcılar dolar yerine kısa vadede euro ve altın ağırlıklarını artırabilirler.

Kısa vadede dolardaki değer kaybının sürmesi için iki gerekçe var. Salgını kontrol altına almadan ekonomisini açan ABD ikinci dalga senaryosunda diğer gelişmiş ülkelerden daha kırılgan durumda. Ekonomik durgunluk, salgın ve toplumun taleplerine karşı duyarsızlık nedeniyle Cumhuriyetçilerin seçimi kaybetme ihtimali artıyor.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Piyasalar V şeklinde bir canlanmayı satın alıyor…

Dünya borsaları korona salgını dolayısıyla yaşanan kaybı geri almaya devam ediyor. Beklentilerden güçlü tarım dışı istihdam verisi ekonomide V şeklinde bir toparlanma beklentisini güçlendirerek ABD borsasının kriz öncesi seviyelere yaklaşmasını sağladı.

Floyd protestolarının hız kesmeden devam etmesi risk iştahını bozmadı. Tam tersine, emin liman olarak görülen dolar, altın ve ABD tahvillerindeki gerileme hız kazandı. Piyasalar toplumsal protestoların artması ve Başkan Trump’a desteğin azalmasından rahatsız gözükmüyor.

Ekonomik durgunluk, salgın karşısında başarısızlık ve toplumun tepkilerine karşı duyarsızlık nedeniyle Başkan Trump’a kamuoyu desteği geriliyor. Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçiminde Demokratların ezici bir üstünlük kazanma ihtimali artıyor.

Demokratların başa gelmesi ihtimalinin artması küresel risk iştahı açısından iyi haber olabilir. Demokratların zaferi son yıllarda tırmanan küreselleşme karşıtı politikalardan geri dönülmesini ve ABD-Çin gerginliğinin azalmasını sağlayabilir.

Türkiye ekonomisi ve piyasalar korona sonrası yeni normale alışmaya çalışıyor. Salgına karşı başarılı bir mücadele veren ve ekonomisini kademeli olarak açan Türkiye küresel risk iştahındaki toparlanmadan yararlanan ülkeler arasında yer alıyor.

Yabancı yatırımcıların genelde satış yönünde olmalarına rağmen, yerleşik yatırımcıların alışlarıyla dövizden, devlet iç borçlanma senetlerine, hisse senedinden, euro-tahvile, tüm varlık gruplarında sert bir yükseliş görülüyor.

Enflasyondaki katılığa rağmen gerileyen faizler nedeniyle oluşan reel kayıp yerleşik yatırımcıyı alternatif araçlar aramaya zorluyor. Vergi sonrası -%4 civarındaki reel kayıptan kaçmaya çalışan yerleşik yatırımcının ilk tercihi dolara ve altına yönelmek oldu.

Ancak küresel risk iştahının güçlenmesine paralel dolar ve altının değer kaybetmesi nedeniyle son dönemde hisse senedine bir yöneliş görülüyor. Tarihsel olarak %3 civarı temettü getirisi sağlayan Borsa İstanbul vergi sonrası -%4 reel faiz olan bir ortamda yerleşik yatırımcı için cazip bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Cuma günü ABD borsalarında yaşanan çılgın yükseliş Borsa İstanbul’daki fırsat penceresinin devam edeceğine işaret ediyor. Borsa İstanbul’un ilk direnç seviyesi olan 110.500 seviyesini zorlanmadan geçmesini ve 113.000 seviyesini hedeflemesini bekliyoruz.

Risk iştahının güçlenmeye devam etmesi durumunda orta vadeli hedef 116.000 – 120.000 bandı olacak. Tarihsel değerlerine ve gelişmekte olan benzer ülkelere göre düşük değerleme çarpanları Türkiye hisse senetlerine yatırımı cazip kılıyor.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma