Yeniden dengelenmede kısa bir mola

TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı dış ticaret verilerine göre ihracat yıllık bazda %8,2 azalarak 12,1 milyar dolar, ithalat ise yıllık bazda %3,7 artarak 19,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece aylık dış ticaret açığı 7,4 milyar dolar ile geçen senenin %32 üzerinde geldi. 

Dış ticaret açığındaki artışta altın ithalatındaki artış etkili oldu. Geçtiğimiz sene net ihracat ile dış ticaret açığını azaltıcı etki yapan altın ticareti bu sene net ithalata dönerek açığın büyümesine  neden oldu.

Ama asıl rahatsız edici olan altın hariç dış ticaret açığının içinde bulunduğumuz olumlu konjonktüre rağmen azalmaması.

Son aylarda dış ticaret açığının azalmasına katkı yapması beklenen üç temel gelişme yaşandı:  

  1. Avrupa ekonomisindeki canlanma işaretleri
  2. FED’in varlık alımlarını azaltacağı endişesiyle yaşanan parasal sıkılaşma
  3. Merkez Bankası’nın para politikasını sıkılaştırması.

Buna rağmen dış ticaret cephesinde sadece sınırlı bir düzeltme yaşanıyor. Euro bölgesi PMI verilerindeki güçlenmeye rağmen Avrupa’ya ihracatımız Ekim ayında yatay seyretti. Türk lirasında yaşanan değer kaybına ve faizlerdeki artışa rağmen tüketim malı ithalatındaki hızlı artış devam ediyor. Çin’den yapılan ithalat engellenemez bir şekilde artarak toplam dış açığımızın beşte birini oluşturuyor. Söz konusu konjonktür BDDK tarafından geçen hafta açıklanan makro ihtiyati tedbirlerin  önemini daha da artırıyor. Ekonomi yönetimi kredi kartı harcamalarında ve tüketici kredilerinde vadeleri  kısaltan ve teminat oranlarını artıran yeni tedbirler ile borca dayalı tüketimi kısıtlayarak ekonomideki dış ticaret lehine dengelenmemeyi hızlandırmayı amaçlıyor.

BDDK tarafından alınan önlemleri önemsiyor ve destekliyoruz. Temkinli para politikası duruşunun, zayıf seyreden sermaye akımlarının ve alınmakta olan makro-ihtiyati önlemlerin önümüzdeki aylarda finansal koşullarda önemli bir sıkılaşma sağlamasını bekliyoruz. Söz konusu sıkılaşma tüketici kredilerinin büyüme hızının sürdürülebilir seviyelere indirilmesinde önemli katkı sağlayacak, altın-hariç cari açıktaki iyileşmeyi destekleyecektir. Bu nedenle Ekim ayı dış ticaret dengesindeki bozulmaya rağmen 2014 için eskisine göre daha iyimseriz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Dengelenme devam ediyor

Ekim ayı dış ticaret açığı 5,5 milyar dolar ile piyasanın 8 milyar dolarlık  beklentisinin çok altında geldi. Piyasa oyuncuları bütçe rakamlarında ithalat gümrük vergilerinde görülen artıştan yola çıkıp yüksek bir dış ticaret açığı tahmini yapmıştı. Bunun yanı sıra Merkez Bankası’nın “dördüncü çeyrekte iç talep canlanacak” sinyali piyasa oyuncularının yanılmasında etkili oldu.

Detaylara bakıldığında tahminlerdeki sapmanın ihracatın normalden hızlı büyümesinden ziyade ithalattaki gerilemeden kaynaklandığı görülüyor. Ekim ayında ihracat tahminlere paralel geçen senenin aynı ayına göre %12’ye yakın artarken ithalat %6 civarında daraldı.
Dış ticaret rakamları bize iki ana mesaj veriyor. Yılın son çeyreğinde iç talepte beklendiği gibi güçlü bir canlanma olmuyor. Büyümenin bileşenleri arasındaki dengelenme  istendiği gibi güçlü bir ihracat artışı ile değil, mütevazı bir ihracat artışı ve hızla daralan ithalat yoluyla oluyor.

İhracat %12 artarken bu yorum da nereden çıktı demeyin.  Dış ticaret performansının daha doğru yorumlanabilmesi için değerli taş ve maden rakamlarına göre düzeltme yapılması gerekiyor.

Kıymetli taşlar ve madenler rakamları hariç bakıldığında Ekim ayında ihracatın senelik büyümesi %11,6’dan %1,7’ye, ithalatın senelik gerilemesi ise %5.6’dan %4.0’e geriliyor.
Değerli taşlar ve madenler hariç balıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı Ekim ayı için %71’den %64’e, yılın ilk on ayında ise %67’den %60’a geriliyor. Benzer şekilde Avrupa Birliğinin ihracatımız içindeki payı Ekim ayında %40’dan %45’e, ilk 10 ayda %38’den %43’e yükseliyor.

Yanlış anlaşılmasın altın ihracatındaki artış olmasaydı cari açıkta yaşanan toparlanma  olmazdı demiyoruz. Yılın ilk dokuz ayında cari açığımızda 21 milyar dolarlık çok ciddi bir daralma yaşandı.  Parasal olmayan altın ticareti bu daralmanın sadece %40’ını açıklıyor. Geriye kalan 13 milyar dolara yakın daralma ekonomi yönetiminin aldığı önlemlere paralel iç talebin yavaşlaması sayesinde gerçekleşti.

ABD yaptırımları nedeniyle Türkiye’nin İran’a olan ihracatının durması veya sert bir şekilde azalması durumunda 2013 yılında dış ticaret dengesi ve büyümenin dengelenmesi açısından önemli bir farklılık beklemiyoruz. Türkiye ihraç ettiği altını büyük ölçüde ithal etmek zorunda olan bir ülke. 2012 yılındaki büyük montanlı net altın ihracatı ABD’nin yaptırımlarından bağımsız olan arizi bir durum.

Türkiye ekonomisindeki dengelenmenin önündeki engel bizce ABD’nin ekonomik yaptırımlarından değil, Kasım ayında yaşanan not artırımı sonrasında 2013 yılında artması beklenen portföy girişleri ve dış borçlanmadan kaynaklanabilir.

Bunun için falcı olmaya da gerek yok. Gelişmekte olan ülke verileriyle yapılan karşılaştırmalar yatırım yapılabilir notuna ulaşan gelişmekte olan ülkelere para girişinin önemli boyutta arttığını gösteriyor. Borçları imkanları artan ve maliyetleri düşen ülkelerde dış borç ve kredi büyümesindeki hızlı artış cari dengenin bozulmasına yol açıyor.

Söz konusu olumsuz gelişmenin Türkiye’de yaşanmaması için en büyük şansımız ne yaptığını iyi bilen bir ekonomi yönetimimizin olması.

Serhat Gürleyen, CFA

Araştırma Direktörü