Kördüğüm sandıkta mı çözülecek Meclis’te mi?

ysk-secim-sandik-gorevlileri

Eylül ve ekim ayında yapılan anketler ve Mutsuzluk Endeksi modelimiz kasım başında yapılacak erken genel seçimlerin Meclis’teki parçalı yapıyı değiştirmeyeceğine işaret ediyor. Seçmenin siyasi tercihinde önemli değişikliklere yol açacak olağanüstü gelişmeler yaşanmazsa haziran seçimlerinde olduğu gibi parçalı bir Meclis yapısı ile karşı karşıya kalacağız.

Çin Borsası ve Souk al-Manakh

Chinese stock investors check their shar

A�in endeksinde deAYer kaybA� A�ngiltere’nin GDP’si kadar oldu manAYetlerini gA�rmüAYsünüzdür. Bu tam olarak ne ifade ediyor? A�in hisseleri A�ngilterea��nin GDPa��si kadar yükselirken bu karlarla destekleniyor muydu? üretim mi artmA�AYtA�?A�Krediler üretkenA�yatA�rA�mlara mA� aktarA�lmA�AYtA�? Benim de detaylarA�na yeni vakA�f olduAYum az bildiAYiniz bir balondan ufak bir kesit paylaAYarak hisse piyasalarA�nA�n sildiAYi deAYerin anlamsA�z olduAYunu vurgulamak istiyorum.

Artık demir almak zamanı geldi bu limandan…

Gelişmekte olan piyasalar Nisan ayına iyimser bir erken bahar havasında girdiler. ABD ekonomisindeki yavaşlama sinyallerinin mevsim normallerine göre çok kötü hava koşullarından kaynaklandığının görülmesi ve Çin ekonomisinde sert iniş endişelerinin azalması gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını artırdı.

Türkiye beklenmeyen bir atakla yarışta öne geçti

Türkiye Mart ayında açık ara en güçlü performans gösteren borsa oldu. MSCI Türkiye endeksi %17 getiri ile gelişmekte olan ülke borsalar ortalamasının altı katına yaklaşan bir performans sergiledi.

Borsa İstanbul’daki yükselişte gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahındaki artısın yanı sıra iki temel neden rol oynadı:

  • Merkez Bankası’nın Türk lirası zorunlu karşılıklara faiz ödeyebileceğinin sinyalini vermesi
  • Yolsuzluk suçlamalarına rağmen yerel seçimlerde AKP’nin oy oranını büyük ölçüde koruması.

Merkez Bankası’nın hayat öpücüğü piyasayı kurtardı

Merkez Bankası ile başlayalım. Ekonomide sert bir yavaşlama olması durumunda Merkez Bankası’nın zorunlu karşılıklara faiz ödeyebileceği açıklaması üzerine bankaların %35 ağırlık ile önemli bir paya sahip olduğu Borsa İstanbul sert bir şekilde yükseldi. S&P, Moody’s ve Fitch gibi derecelendirme kuruluşları tarafından yayınlanan raporlarda kırılganlığı öne çıkartılan banka hisseleri Merkez Bankası açıklaması sonrası yeniden hayat buldu. 17 Aralık sonrasında sektör geneline göre daha fazla kan kaybeden kamu bankaları güçlü performansıyla dikkat çekti.

Seçim sonrası istikrar beklentisi yükselişi hızlandırdı

Yerel seçimler ile devam edelim. Geçici resmi sonuçlara göre AKP 30 Mart 2014’te yapılan yerel seçimlerde Türkiye genelinde %43 oy alarak açık ara birinci oldu. Parti 2009 yılı yerel seçimlerinde Türkiye genelinde %39 oy almıştı. Kesinleşmemiş sonuçlara göre AKP Ankara ve İstanbul’da oyların sırasıyla %48 ve %45’ini alarak bu iki şehirde de belediye başkanlığını korudu. Haziran ayında yaşanan Gezi olayları ve 2013 sonunda patlak veren yolsuzluk suçlamaları 2014 yılı yerel seçimlerini AKP ve Başbakan Erdoğan’ın güven oylamasına dönüştürdü. İktidar ve muhalefet partilerinin izlediği sert politika da yerel seçimlerin genel seçim ortamına dönüşmesinde etkili oldu.

Seçim sonuçları Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olma ihtimalini artırdı gözüküyor

Yerel seçimleri başarıyla arkada bırakan Başbakan Erdoğan önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejiyi yakında oluşturacak. Ortak beklenti yerel seçimlerdeki yüksek destekten sonra Başbakan Erdoğan’ın Ağustos’ta iki turlu halk oylamasıyla seçilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması ve yerini Cumhurbaşkanı Gül’e bırakması.

Başbakan’ın mevcut anayasa ile cumhurbaşkanlığına aday olacağı konusunda şüphelerimiz var. AKP’nin yerel seçimlerde aldığı oylar BDP’nin desteğini almadan Başbakan’ın cumhurbaşkanlığını ikinci turda kazanmasını zorlaştırıyor. CHP ve MHP’nin genel kabul gören ortak bir aday üzerinde – Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ gibi anlaşması durumunda Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı hedefi zora düşebilir.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı konusundaki kararını etkileyecek bir diğer konu da Gülen Cemaati ile yaşanan kavga. Yakın dönemde yapılan kanun değişiklikleri ile yasama organı üzerinde artan kontrol ve MİT’in yetkilerinin arttırılması başbakanlığın gücünü daha da arttırdı. Erdoğan’ın Gülen cemaati ile kavgasını başbakanlık görevinde sürdürmesi daha mantıklı.

Erdoğan’ın Başbakan olarak erken seçime gitme ihtimali bizce daha yüksek

Başbakan Erdoğan’ın belediye seçimlerinin rüzgarını AKP iktidarını sağlamlaştırmak için kullanıp erken seçimi gündeme getirmesini daha olası bir senaryo olarak görüyoruz. Seçim sonuçları Türk seçmeninin istikrar ve büyümeyi yolsuzluk ve rüşvet iddialarına göre daha fazla önemsediğini gösteriyor. Muhalefetin ülkeyi yöneteceğine karsı güven eksikliği de AKP’nin oy oranlarını korumasında etkili oluyor. Hükümetin bu konjonktürü kullanmak istemesi daha olası.

Yurtdışından ve yurtiçinden kaynaklanan şoklara rağmen yılın ilk çeyreğinde ekonomide önemli bir yavaşlama yaşanmaması yerel seçimde AKP hükümetini destekledi. Avrupa ekonomisindeki canlanmaya duyarlı ihracatımızdaki artış iç talepteki yavaşlamayı şimdiye kadar telafi etti. Bu durumun değişebileceğinin farkında olan hükümet yılın ikinci yarısında ekonomik büyümede olası bir yavaşlama endişesiyle erken seçim yapmak isteyebilir.

Bundan sonra ne olacak?

Seçimlerden önce piyasa oyuncularının çoğu AKP’nin %40-%45 bandında oy almasının piyasa için en iyi senaryo olduğu düşüncesindeydi. Açıklanan sonuçlar piyasanın iyi senaryo bandı içinde geldi. Piyasalar “politik istikrar” diye isimlendirilebilecek bu senaryoyu satın almaya iki hafta önce gelen ve AKP’nin %45 oy olacağını öngören Konda anketi sonrasında başladı. Borsa seçim öncesi hafta ortasında başlayan yükseliş ile sene basından beri kaybının fazlasını geri aldı.

Yaptığımız hesaplamalar son dönemde yaşanan yükselişe rağmen Türk varlıklarının gelişmekte olan ülkelere göre daha yüksek bir risk primiyle işlem gördüğünü gösteriyor. Ancak risk primindeki artısın önemli bir kısmının ekonomi cephesinde artan risklere ait olduğunu kabul etmek lazım.

Borsa İstanbul 73,000-74,000 seviyesine yaklaştığında pozisyonların azaltılmasını öneriyoruz.

Gelişmekte olan ülkelerle yapılan karşılaştırmalar Türkiye’nin benzer ülkelere göre büyümesinin daha düşük, enflasyonunun daha yüksek, cari dengesinin daha bozuk olduğunu gösteriyor. Seçim sonuçlarından bağımsız olarak Türkiye ekonomisi büyümede sert iniş, enflasyonda artış ve dış borçlanmada kırılganlık gibi önemli risklerle karşı karşıya bulunuyor. Mevcut değerlemeler bu risklere karsı yeterli marj içermiyor.

Özetleyecek olursak piyasalarda politik istikrarın yarattığı olumlu hava ile birlikte kısa süreli bir yükseliş yaşandı. Ancak bu olumlu havanın uzun soluklu olmayacağını düşünüyoruz. Gerek toplumda artan kutuplaşma, gerekse ekonomi cephesinde artan riskler ve hedef değerimize yaklaşan fiyatlar nedeniyle piyasalarda yaşanacak yükselişin fırsat bilinip Borsa İstanbul 73,000-74,000 seviyesine yaklaştığında pozisyonların azaltılmasını öneriyoruz.

Serhat Gürleyen

Direktör | Araştırma

Mevduata Cazip Alternatif

İş Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Başak Selçuk, konuk yazar olarak mevduata alternatif yatırım araçlarıyla ilgili sorularımızı cevapladı. Değerli görüşleri için kendisine teşekkür ederiz…

Tasarruflarımı mevduata alternatif nerede değerlendirebilirim?

Türkiye’deki tasarrufların %70’in üzerinde bir kısmı mevduatta kalan kısım ise fonlarda ve hazine bonolarında değerlendiriliyor. %10’un altında olan çok sınırlı bir kesim de Borsa’da yatırım yapmayı tercih ediyor.

Hal böyle olunca, yatırımcıların büyük bir kısmı piyasaya yeni giren bankaların sundukları cazip mevduat faiz oranları üzerinden bile hesaplansa, nette %8,5 (1 aylık bileşik brüt mevduat faizi %10) civarında bir getirinin üzerine çıkamıyor. Tüketici enflasyonuna ilişkin beklenti de yıllık %7-7,5 civarında olunca yatırımcıların reel getirisi %1-1,5 ile sınırlı kalıyor.

Alternatif yatırım arayışını artıran bu durumda, ihraçcı şirketin kredi riskine bağlı olarak devlet tahvillerinin üzerine “Ek Getiri” ödeyen ve düzenli faiz geliri sunan “Özel Sektör Tahvilleri” son 3 yılda ulaştığı 42,7 milyarlık ihraç rakamı ile değerlendirmeye değer bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Mevcut piyasa koşullarında 2 yıllık devlet tahvillerinin üzerine %3 (300 baz puan) ek getiri ödeyen özel sektör tahvili yatırımcılarına %12,60 (nette %11,30) bileşik getiri sunuyor. Bu rakam 1 aylık bileşik mevduat faizi ile kıyaslandığında oldukça cazip.

İş Yatırım, son olarak  Mercedes Benz Finansman’ın 75 milyon TL büyüklüğünde 2 yıl vadeli sabit faizli tahvili ile Rönesans Holding’in 175 milyon TL’lık 3 yıl vadeli değişken faizli tahvil ihraçlarını nitelikli yatırımcıya satış yöntemiyle gerçekleştirdi.

En son halka arz yöntemiyle gerçekleştirilen ihraç ise Pakpen Plastik Boru ve Yapı Elemanları’nın geçtiğimiz Mayıs sonunda tamamlanan 100 milyon TL nominal tutarlı 2 yıl vadeli 3 ayda bir kupon ödemeli işlemi oldu. Pakpen’in gösterge devlet tahvilinin üzerine %4 (400 baz puan) ek getiri ödeyen tahvili yatırımcısına Ağustos ayındaki faizlere göre güncellenen yeni kuponu ile yıllık bileşik %14,17 getiri sunuyor.

Mevduata göre vergi avantajı var mı?

Bireysel yatırımcıların stopaj kesintisi sonrası elde edeceği net getiride özel sektör tahvilleri yatırımcıların sıklıkla tercih ettikleri 6 aydan kısa vadeli mevduata göre %5 avantajlı. Bireysel yatırımcılar için 6 aydan kısa vadeli mevduata uygulanan stopaj kesintisi %15 düzeyindeyken, bu oran özel sektör tahvilleri için %10.

2-3 yıl vade çok uzun tasarrufumu farklı alanlara kaydırmak istersem ne olacak?

Türkiye’de vergi teşviklerine rağmen kısa vadeli yatırım tercihi devam ediyor, TL mevduatın ortalama vadesi halen 60 gün ancak çoğu mudi genelde mevduatını uzatmayı tercih ediyor.

Özel sektör tahvilleri ise bazı kıymetlerde aylık, bazılarında ise 3 ve 6 aylık kupon ödemesi yaptığı için yatırımcılara alışmış oldukları düzenli getiriyi sunmaya devam ediyor.

Yatırımcılar tahvillerini vadesinden önce satmak isterlerse ikincil piyasada oluşacak fiyata göre anaparalarını o güne kadarki birikmiş faizleri ile birlikte geri alıyor. Ancak, tahvillerin fiyatları piyasa faiz oranlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak değişebildiğinden geri alınacak anapara miktarında piyasa riski mevcut.

Oysa ki tahvilleri vadesine kadar elinde tutan yatırımcılar için faiz oranlarındaki artış ya da azalışlar, ihraççının ödeyeceği toplam faiz tutarında bir değişikliğe neden olmayacağından tahviller tasarrufların uzun vadeli kısmı için daha uygun…

Kredi riskinden çekiniyorum, hangi özel sektör tahvilini satın alayım?

Kredi riskinin tespiti için ihraççı firmanın finansal durumunun analiz edilmesi gerekiyor, halka arz yöntemi ile yapılan ihraçlarda dokümanlar çok detaylı hazırlandığından, yatırımcılara bu analizi yapmak için yeterli veri sağlanıyor. Halka arz yöntemini uygulayan ihraççılar kamuya aydınlatma, finansal denetim ve raporlama yükümlülüklerine girdiklerinden ihraççıların finansal durumunun takibi daha kolay oluyor.

Bu nedenle İş Yatırım olarak halka arz yöntemi ile gerçekleşen ihraçları öncelikle şeffaflık ve bilgiye kolay ulaşım açısından öneriyoruz.

Bunun yanı sıra bağımsız derecelendirme kuruluşları tarafından kredi derecelendirme notu almış ve almış olduğu kredi notu en üst 3 seviyede olan ihraççıların tahvil ihraçları da içermekte oldukları düşük kredi riskleri nedeniyle rahatlıkla tercih edilebilir.

Nasıl Yatırım Yapılabilir?

Halka arz yöntemiyle yapılan tahvil ihraçlarına bireysel ve kurumsal yatırımcılar herhangi bir nitelik sınırlaması olmadan katılabilir. Genelde 1.000 TL’lik minimum talep tutarı belirlenen ihraçlardan yatırımcılar dilediği tutarda talepte bulunabilir.

Başak Selçuk

Müdür | Kurumsal Finansman

Kusursuz Fırtına…

İki ana kredi derecelendirme kuruluşu tarafından yatırım yapılabilir kredi notu seviyesine yükseltilen ve IMF ile olan borcu kapanan Türkiye’de, havalar yavaş yavaş ısınmaya başladı.  Ancak, meteorolojik açıdan herkes aynı derecede şanslı değil.  Amerika’nın güney ve doğu eyaletlerini yakından ilgilendiren Atlantik fırtına sezonu 1 Haziran itibariyle başladı.  Peki 2013 Atlantik kasırga sezonu için kısaca bilmemiz gerekenler nelerdir…

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) 2013 kasırga sezonunda normalin üzerinde bir hareketlilik beklendiğini 30 Mayıs’ta açıkladı.  NOAA’nın beklentilerine göre 13-20 aralığında isim verilecek tropikal fırtına, 7-11 aralığında Saffir-Simpson Kasırga Rüzgar Ölçeği’ne göre Kategori 1 ya da 2 (119-177 km/saat) derecesinde kasırga ve 3 ila 6 aralığında Kategori 3, 4 ya da 5 (178-252 km/saat ve üzeri) derecelerinde kasırga olabileceği belirtildi.  2013 yılı kasırga sezonunda ise aşina olmamız gerekecek isimler sırayla, Andrea, Barry, Chantal, Dorian, Erin, Fernand, Gabrielle, Humberto, Ingrid, Jerry, Karen, Lorenzo, Melissa, Nestor, Olga, Pablo, Rebekah, Sebastien, Tanya, Van, Wendy ve ardından Yunan alfabesi (Alfa, Beta…) ile devam edecek.

Peki, bir yatırımcı gözüyle bakacak olursak Kuzey Amerika’nın önemli petrol havzalarından birisi olan Meksika körfezini, önemli limanları ve geçtiğimiz seneki Sandy Kasırgası’nda olduğu gibi Dünya’nın en gelişmiş borsalarını tatil ettirebilecek kasırgalardan çekinmeli miyiz yoksa doğabilecek fırsatlara karşı hazır mı olmalıyız?

Öncelikle, ilk akla gelebilecek petrol fiyatlarının oluşan kasırgalara verdiği tepkilere bakacak olursak, aslında korkulacak bir tablonun olmadığını görmekteyiz.  Amerika tarihinde en fazla maddi zarara neden olan ilk on kasırgaların tropikal fırtına oluşumu ile kasırganın kuvvetini yitirdiği tarihler aralığında petrol fiyatlarının beş kez %3-9 aralığında yükseldiği beş kez %4-8 aralığında ise gerilediği gözlemlenmiştir.  Geçmiş veriler baz alınarak özellikle Meksika körfezinde oluşabilecek fırtınaların sadece kısa vadeli petrol arzını etkileyerek petrol fiyatları üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığı gözlemlenmiştir.

Hisse senedi tarafında ise kasırgalara hazırlık ve kasırgaların ardından oluşabilecek hasarların giderilmesi açısından ilk akla gelen sektörler ve şirketlere göz atacak olursak; Sigorta sektöründen Travelers (TRV), Chubb (CB), Allstate (ALL), hırdavat malzemeleri için Home Depot (HD) ve Lowe’s (LOW),  Jeneratör şirketi General Holdings (GNRC), Çatı sistemleri için Beacon Roofing Supply (BECN), Eagle Materials (EXP), Owens Corning (OC) öne çıkmakta.

Son günlerde hisse senedi endekslerinde, tahvil getirilerinde ve kurlarda yaşanmakta olan hareketlilik göz önüne alınırsa, piyasaların takip ettiği asıl kusursuz fırtına Washington D.C. merkezli olması bekleniyor. Özellikle 19 Haziran, 31 Temmuz ve 19 Eylül tarihlerine dikkat edilmesi gerekiyor. FED’in bu tarihlerde çıkış stratejileri üzerine yapacağı açıklamalar ya da hamleler global piyasaları etkisi altına alabilecek daha önce benzeri görülmemiş bir kasırgaya neden olabilecek potansiyele sahip. 

Cüneyt Akdemir

Müdür | Uluslararası Piyasalar 

Bir Satışın Anatomisi

Geride bA�raktA�AYA�mA�z günlerde pek çok kaynaktan altA�nda yaAYanan hareketin nedenlerine yA�nelik yorumlarA� yeterince dinlemiAY veya okumuAY olduAYunuzu düAYündüAYümden bu konuya girmiyorum. AA�A�klamalarA� temel, teknik veya komplo teorileri AYeklinde sA�nA�flandA�rabiliriz.

1.630 seviyesinin aAYA�lamamasA� ve 1.520’nin kA�rA�lmasA� bir satA�AYA�n habercisiydi ancak hA�zA� herkesi AYaAYA�rttA�. Benim yapmak istediAYim daha A�nce yaAYanan benzer geliAYmeler üzerinden giderek gelecek hakkA�nda makul bir tahminde bulunmak.YaAYanan iki günlük satA�AYA�n son 30 yA�lA�n en sert satA�AYA� olduAYuna dair yorumlar kulaAYA�nA�za A�alA�nmA�AYtA�r. O halde 30 yıl geriye dA�nerek 1980 balonunu incelememiz doAYru olacaktA�r. AltA�n 1979 yA�lA�nA� sonu 1980 yA�lA� Ocak ayA�na kadar sadece 2 ay civarA�nda bir sürede yüzde 100’ün üstünde deAYer kazanmA�AY ve 800 dolarA� hA�zla aAYmA�AYtA�. Bu tip bir yükseliAYin ardından sert bir satA�AY gelmesi AYaAYA�rtA�cA� olmasa gerek. Nitekim 450 dolarlara da aynA� hA�zla gerilemiAYti. Bugün ise 1.900 dolara olan rally bile çok uzun vadeye yayA�lan bir hareket AYeklinde gerA�ekleAYti. Zirve A�ncesi son dibi aldA�AYA�mA�zda ise yükseliAYin sadece yüzde 25 civarA�nda olduAYunu görüyoruz. Zirvenin ardından aylarca süren bir konsolidasyon yaAYandA�. Yani 1980 spekülatif hareketinin benzeri bir hareketi bu kez gA�rmediAYimize inanA�yorum. Yine aynA� sertlikte bir hareket 1999 sonunda Nasdaq’ta yaAYandA�. Endeks çok kA�sa, yine birkaA� ay, bir süre içinde yüzde 80 prim yaptA� ve ardından hA�zla deAYer kaybederek ayA� piyasasA�na girdi.

Peki… Bu iki A�rnek bu kez geA�erli deAYil ise tarihten hangi A�rneAYi altA�nda yaAYanan bu iki günlük harekete baz olarak kullanabiliriz? Bence 1987 Kara Pazartesi iyi bir A�rnek olabilir.Tüm dünyada yaAYanan ama elbette ABD borsalarA�nA�n A�ne A�A�ktA�AYA� bu A�A�küAYte Dow sadece 2 gün içinde yüzde 40 civarA�nda bir düAYüAY kaydetmiAYti. AraAYtA�rma komiteleri kuruldu, bilgisayarlardan margin callara pek çok gerekce A�ne sürüldü ancak yine de satA�AY kA�smen karanlA�kt kaldA�. Bu satA�AY A�ncesinde Dow’da aAYA�rA� hA�zlA� veya volatil diyebileceAYimiz bir yükseliAY kaydedilmemiAYti. Ancak satA�AY sonrasA�nda endeks 1987 yA�lA�nA�n tüm primini geri verdiAYi gibi yeni bir zirve yapmasA� da 1989 yA�lA�nA� buldu. Volatilite satA�AY A�ncesi dA�neme gA�re satA�AY sonrasA� altA� ayda yükseldi. 1929 senaryolarA� yoAYun bir AYekilde tartA�AYA�lA�r oldu.

AltA�nda da benzer bir senaryo bekliyorum. 1.420 aAYA�lmadA�AYA� sürece satA�AYlar devam edebilir ve 1.270 seviyeleri gA�rülebilir. Ancak boAYa piyasasA�nA�n bittiAYini düAYünmüyorum. AltA�n 2011 zirvesinden bu yana yüzde 29 gerilemiAY durumda. Azayet bu gerileme ekonomik aktivitenin ve riskin azalmasA�ndan kaynaklanA�yor olsa ise bakA�r gibi endüstriyel bir emtia da 2011 zirvesinde gA�re tam da yüzde 29 gerilemiAY olmazdA�. Her durumda bu seviyelerden alA�m yapmak riskli ve yeni bir yukarı hareket iA�in de bir iki yıl beklemenizi gerektirebilir.

Azant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Hissedarlıktan İstifa!

Uzun zamandan beri beklenen yeni Sermaye Piyasası Kanunu, nihayet kısa bir süre önce yürürlüğe girdi. Bu yeni kanun ortaklar/yatırımcılar, halka açık şirketler ve sermaye piyasası kurumları açısından önemli bir çok yenilik/değişiklik içeriyor. Yatırımcılar ve halka açık şirketler açısından baktığımızda, bana göre öne çıkan iki önemli konuya dikkat çekmekte yarar görüyorum.

Ayrılma Hakkı

Yatırımcılar açısından baktığımda belki de en önemli yenilik “Ayrılma Hakkı”dır. Buna göre, önemli nitelikteki işlemlere genel kurulda olumsuz oy kullanan ve muhalefet şerhini toplantı tutanağına işleten ortak, hisselerini şirkete satarak ortaklıktan ayrılma hakkına sahip olabiliyor. Yatırımcılara tanınan bu yeni hak, özellikle küçük ortakların aleyhine olan ya da olduğu düşünülen bazı gelişmelerde, yatırımcılara sahip oldukları hisseleri satmak için tanınan önemli bir haktır.

Akla gelebilecek ilk soru büyük olasılıkla, bahse konu önemli nitelikteki işlemlerin ne olduğudur. Bu konuya kanun açıklık getirmiş ve şirketlerin;

  • Birleşme, bölünme işlemlerine taraf olması, tür değiştirme veya sona erme kararı alması,
  • Mal varlığının tümünü veya önemli bir bölümünü devretmesi veya üzerinde bir ayni hak tesis etmesi veya kiralaması,
  • Faaliyet konusunu tümüyle veya önemli ölçüde değiştirmesi,
  • İmtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi,
  • Borsa kotundan çıkması.

gibi konuların önemli nitelikte sayılıcağını belirtmiştir. Burada gözden kaçmaması gereken, önemli nitelikteki işlemlerin sadece yukarıda sayılan konularla sınırlı olmadığıdır.

Peki şirket yukarıda sayılan bir konuda genel kurul kararı aldı, ortak itirazını tutanağa işletti ve sahip olduğu hisseleri şirkete satarak pay sahipliğine  son vermek istedi. Bu noktadan itibaren yatırımcının gündemi, satış  işlemini hangi fiyattan gerçekleştireceğidir. Kanun bu konuya da açıklık getirmiş ve buna göre şirket, ortağın talebi üzerine, söz konusu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihten önceki 30 gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların ortalamasından hisseleri satın almakla yükümlüdür. Böylece, kapanış  fiyatında meydana gelebilecek yukarı ya da aşağı yönlü dalgalanmaların olumsuz etkilerini de engellenmiş oluyor.

Çıkarma Hakkı

Kanun, belirli koşullar çerçevesinde ortaklara ortaklıktan çıkma hakkı verirken, şirketlere de bazı haklar tanıyor. Bunlardan en dikkat çekeni, “Çıkarma Hakkı’dır. Buna göre;

  • Pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dahil olmak üzere başka bir şekilde sahip olunan payların halka açık ortaklığın oy haklarının, SPK tarafından belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda, paya sahip olan bu kişiler açısından, azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı doğuyor. Bu kişiler, SPK tarafından belirlenen süre içinde, azınlıkta kalan ortakların paylarının iptalini ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni payların kendilerine satılmasını ortaklıktan talep edebilirler. Bu durumda satım bedeli, “Ayrılma Hakkı”nda belirtilen yönteme göre belirlenecek.

Ortaklıktan çıkarma hakkının doğduğu durumlarda, azınlıkta kalan pay sahiplerine satma hakkı doğacak ve belirlenen süre içinde, paylarının adil bir bedel karşılığında satın alınmasını talep edebilecekler.

Bu düzenlemeler daha güvenli bir yatırım ortamının oluşmasına katkı sağlarken, yabancı yatırımcıların da bu konularda bilgilendirilmeleri, yatırım fırsatlarının farklı açılardan da değerlendirilmesine yardımcı olacaktır.  Özellikle Mart ayı ile birlikte yatırımcıların ajandasında genel kurullar da olacak; gündemde yer alacak konulara  göre, yatırımcıların haklarını bilmeleri ve gözetmeleri menfaatlerine olacaktır. Bu konularda yeterince şeffaf ve bilgilendirmede cömert davranan şirketler de, yatırımcıların portföylerinde önceliğe sahip olacaktır.

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri

Geride kalmaya devam edecek miyiz?

Dünya borsaları ABD’de mali uçurum riskinin ötelenmesi, beklentilerden iyi gelen küresel büyüme verileri ve Avro bölgesindeki durgunluğun dibe vurduğunu işaret eden göstergelerin desteğiyle 2013 yılı Ocak ayında da yükselişini sürdürdü.

Küresel risk iştahındaki artış ve en kötünün geride kaldığı beklentisi küresel sermayenin gelişmekte olan ülkelerden daha fazla Avro bölgesinin yüksek borçlu gelişmiş ülkelerine yönelmesini sağladı.

Geçen sene %61 getiri ile MSCI gelişmekte olan ülkeler liginde şampiyonlar kupasını kazanan İMKB, son haftada yabancı yatırımcılardan gelen satışlarla %9’a yakın gerileyerek  Ocak ayıni %1,6 yükseliş ile gelişmekte olan ülke ortalamasının (%1,3) hafif üzerinde kapattı.

Borsadaki gerilemede Merkez Bankası’nın para politikasını beklenenden  önce ve daha sert sıkılaştırabileceği endişesi ve Moody’s’in kısa vadede Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyesine çıkarmayacağının işaretini vermesi etkili oldu.

Geçmişi bırakıp, geleceğe bakalım… Dünya piyasalarındaki yükseliş sürer mi? Türkiye piyasaları dünyadan olumsuz anlamda ayrışmaya devam eder mi? Bu soruların cevapları küresel konjonktüre olduğu kadar ekonomi yönetiminin izleyeceği politikalara da bağlı olarak şekillenecek.

Küresel konjonktür ile başlayalım. 2013 yılında risk iştahının yüksek,  büyümenin zayıf ve faiz oranlarının düşük  olduğu bir  konjonktür öngörmeye devam ediyoruz.

Geçtiğimiz aylarda ABD ve Avrupa’da yaşanan  gelişmeler  2011 ve 2012 yıllarında piyasaları vuran felaket senaryolarının 2013 yılında da tekrarlanma olasılığını düşürdü.

Küresel büyüme cephesinde kısa vadede temkinli iyimser görüşümüzü koruyoruz. Ocak ayı verileri  ABD, Avrupa ve Çin’de beklentilerin çok üzerinde gelerek küresel büyümenin yeniden hızlanmaya başladığını gösterdi ve dünya borsalarındaki yükselişi destekledi.   Ancak Avrupa ve Japonya yüksek borcu ve yapısal sorunları yüzünden küresel büyümeyi aşağı çekmeye devam ediyor.

Dolayısıyla küresel büyümenin yavaş seyretmesine rağmen sistemik risklerin azaldığı, faiz oranlarının düşük kalacağı, risk iştahının görece yüksek seyredeceği  uzun yıllar sürecek yeni normal bir konjonktürle karşı karşıyayız.  

Türkiye ile devam edelim. Küresel büyümeden çok risk iştahına duyarlı olan Türkiye ekonomisinin genel görünümünde 2013 yılında bir bozulma öngörmüyoruz.

Büyüme hızının düşük faiz ortamının desteğiyle %3’den %4’e ‘artmasını bekliyoruz. Cari açık ve enflasyon büyümenin canlanmasına paralel sırasıyla %7 ve %7.5’e yükselecek. Ancak bunu genel görünümü bozan bir gelişme  olarak görmüyoruz. Ocak sonunda yaptığı tele-konferansda verdiği ihtiyatlı mesajlara rağmen Moody’s’in 2013 yılı içinde Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir ülke seviyesine çıkarmasını bekliyoruz.

Toparlayacak olursak, Ocak ayının son haftasında yabancı yatırmcılardan gelen  satışı trend değişikliğinden ziyade geçici bir dalga olarak görüyor ve  piyasalar ile ilgili görüşlerimizde bir değişikliğe gitmiyoruz.Türk lirası ile ilgili uzun dönemli yapısal olumlu görüşümüzü koruyoruz. Orta ve uzun vadeli sabit faizli devlet tahvillerinde alım önermiyoruz.

Borsa için 55,000 seviyesınde verdiğimiz olumlu görüşümüzü koruyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Roadshow

Sermaye birikiminin ve yerli yatırımcının borsaya ilgisinin son derece yetersiz olduğu ülkemizde, şirketler hisse senetlerine olan ilgiyi artırabilmek amacıyla yılın belirli dönemlerinde yurt dışında yerleşik kurumsal yatırımcıları ziyaret ederek faaliyet ve finansal performansları hakkında bilgilendirme toplantıları düzenlerler. Borsada işlem gören payların e’inin yabancı yatırımcılara ait olduğu dikkate alındığında,  “roadshow” diye  ifade edilen bu toplantılar   şirketler için doğal, bazen de gerekli bir aktivite halini alır.

Roadshow sürecinde bazı konulara dikkat edilmesi gerekir. Her şeyden önce, şirketi temsil eden yetkililerin mesleki bilgi ve tecrübelerinin yeterli olması aranır. Yatırımcıyla yeni tanışılıyorsa, karşılaşılacak ilk soru muhtemelen kaç yıldır bu şirkette çalışıldığı sorusu olacaktır; dolayısıyla, makul seviyede bir kurumsal hafızaya sahip olmak da aranan özellikler arasındadır. Roadshow sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise, hangi bilginin ne ölçüde paylaşılacağının bilinmesidir; bir başka ifadeyle, içsel bilginin, yani sermaye piyasası aracının değerini ve yatırımcının yatırım kararını etkileyebilecek ve henüz kamuya açıklanmamış bilgilerin paylaşılmamasıdır. Burada önemli olan, daha önce açıklanmış bilgilerin doğru yorumlanmasının sağlanmasıdır. Geleceğe dönük beklenti ve değerlendirmeler ise, yine daha önce eş anlı olarak kamuyla paylaşılan bilgilerden farklı olmamalıdır.

Bu toplantıların iki yönlü etkisi vardır. Başarılı geçen roadshow süreci, yatırımcılar nezdinde şirketin farkındalığının artırılması ve uzun vadeli yatırım talebinin oluşturulması açısından şirkete ve ortaklar dahil ilgili bütün taraflara fayda sağlarken, sektörünüze ve şirketinize yurt dışından nasıl bakıldığı konusunda da bilgi edinmiş olursunuz.

Karşı yönlü etkisi ise, farklı bakış açıları ve eleştiriler, şirketin kendini değerlendirme sürecinde bir çeşit konsolidasyon etkisi yaratıp ileriye dönük planlarda dikkate alınırken, yatırımcıların “ortaklık haklarının kullanımının iyileştirilmesi” gibi taleplerini şirket temsilcilerine doğrudan ve yüz yüze iletebilmelerine de olanak sağlanır.

Yukarıdakilere ilave edebileceğim bir diğer konu ise, roadshow sürecine katılan temsilcilerin iyi birer kondisyona sahip olmaları gereğidir(!). Bazen uzun süren ve üst üste gelen yolculuklar, eksi 25-30   derecelere varan soğuk hava koşulları, gün boyu devam eden uzun ve yoğun dikkat gerektiren toplantılar, gerçekten sağlıklı ve dayanıklı bir bünye gerektirebiliyor .

Biz de, borsada işlem gören paylarımızda yabancı pay sahipliği q seviyesinde olan bir şirket olarak, yılın belirli dönemlerinde roadshow süreçlerini yaşıyoruz; sonuncusunu da kısa bir süre önce ABD’de gerçekleştirdik. Yediğin içtiğin bir yana misali, şirketimizle ilgili olan kısmı bir yana bırakacak olursak, içinde bulunduğumuz makro ekonomik durum, şirketlerle ilgili geleceğe yönelik olumlu beklentiler ve temettü ödeyen şirketlerin bu politikalarının arkasında durmaları, Türkiye’ye karşı –ikinci bir not artırımına endekslenmemiş – pozitif bir yaklaşım içinde olunduğunu memnuniyetle paylaşmak isterim.

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri

Londra Metal Borsası (LME): Nedir, Ne Değildir?

Günlük hayatta iletişim, elektronik, inşaat, otomotiv gibi sektörlerde doğrudan olmasa da sıkça karşımıza çıkan metaller, endüstri için olduğu kadar finansal piyasalarda da önemli bir yere sahip. Metaller kullanım alanlarına göre endüstriyel ve değerli metaller olarak iki grupta incelenebilir. Finansal piyasalarda işlem yapan yatırımcılar değerli metallere aşina olduğundan, bu hafta daha az bilinen endüstriyel metal piyasalarına değineceğiz.

Önemli endüstriyel metaller arasında alüminyum, bakır, kurşun, nikel, kalay, çinko, çelik ve demir yer alıyor. Fiziksel piyasada yer alan oyuncular (üretici ve tüketici), maliyetlerini global fiyatlarda oluşabilecek dalgalanmalara karşı korumak amacıyla (hedging) pozisyonlarını finansal piyasalara da taşımaktadırlar. Dünyada, metal hedging’i konusunda öncü borsalar Şangay Futures Borsası (SHFE) ve Londra Metal Borsası’dır (LME).

Şangay, yönetmelik yalnızca Çin’de yerleşik olan kurumların ve Çin vatandaşlarının işlem yapmasına izin verdiğinden Londra’ya göre daha kapalı bir borsadır. Buna karşın birçok metalde dünyanın en büyük üreticisi ve tüketicisi rolünü üstlenen Çin’de oluşan fiyatlar küresel metal fiyatlarını önemli ölçüde etkilemektedir.1877 yılında kurulan Londra Metal Borsası ise küresel anlamda en etkin çalışan metal borsası niteliği taşımaktadır. Bugün, global demir dışı metal işlemlerinin %80’inden fazlası gerçekleştirilmektedir.

Londra Metal Borsası’nda iki adet alüminyum alaşımı dahil olmak üzere, dokuz metal işlem görmektedir. İşlem hacmi bakımından en aktif kontrat alüminyum (Primary Aluminum) iken, en az işlem geçen kontrat çelik (Steel Billet) kontratıdır. Şubat 2008’de işleme açılan çelik kontratları, fiziksel piyasayla yeterince korelasyon sağlanamaması ve hedging işlemlerinin büyük bölümünün tezgah üstü piyasalarda gerçekleşmesi nedeniyle hala istenen hacme ulaşamamıştır.

LME’de her işlem günü, İMKB’de olduğu gibi 2 ana seansa bölünmüştür. Her seansın içinde ise iki “Ring”, bir “Kerb” adı verilen daha kısa bölümler yer alır. Ring (halka, çember) adı, borsanın 1877 yılındaki kuruluşundan daha eski bir döneme dayanır. 19. yüzyılın başlarında, tüccarların küçük gruplar halinde bir dairenin etrafında toplanıp pazarlık etmesiyle doğmuş bir gelenektir. Günümüzdeki modern Borsa salonunda da bu gelenek devam etmekte, Borsa üyesi kurumların temsilcileri bu daire şeklindeki alanda oturarak trade etmektedir. Ring’lerin her birinde, her metal 5 dakikalık periyodlar halinde trade edilir. Örneğin: Bakır 14:30-14:35 (…); Alüminyum 14:55-15:00; Nikel 15:00-15:05 gibi.

Seansların sonunda ise “Kerb” adı verilen ve tüm metallerin aynı anda trade edildiği daha uzun süreli bölümler yer alır. Ringlerde sadece tek bir metal trade edilmekle birlikte, gün boyunca telefon aracılığıyla tüm metallerde işlem yapılabilmektedir. Borsanın resmi çalışma saatleri TSİ 10:00-19:00 olmakla birlikte, elektronik olarak 03:00-21:00 saatleri arasında işlem yapılabilmektedir.

Londra Metal Borsası’nda işlem gören kontrat vadeleri bilinen future piyasalarından farklılık gösterir. Alışılagelmiş vadeli işlem piyasalarında yer alan aylık kontratlar dışında, LME’de her iş günü için bir kontrat işlem görür ve her gün yeni bir kontrat işleme açılır. Aktif olarak işlem gören kontratlar 3 ay vadeli olanlardır. Yapısı itibariyle, LME’yi future’dan çok forward bir piyasa olarak tanımlamak daha doğru olur. Yatırımcının isteği doğrultusunda her vadede işlem yapılabilmekle birlikte, organize borsada kabul edilen kontrat vadeleri:

  • 0-3 ay arası: her gün
  • 3-6 ay arası: her Çarşamba
  • 6 ay sonrası: her ayın 3. Çarşamba günüdür. Bunların dışında kalan vadeler tezgah üstü olarak işlem görür.

LME’yi diğer vadeli işlem piyasalarından ayıran bir diğer özelliği ise cash (spot) ve 3 aylık kontratlar için 2 ayrı resmi kapanış fiyatı belirlenmesidir. İstendiği takdirde yatırımcılar bu fiyatlar üzerinden pozisyon alabilir. Diğer borsalarda çok fazla karşımıza çıkmasa da kapanış fiyatından gerçekleştirilen emirler, LME’de sıklıkla kullanılmaktadır. Bu borsaya özgü bir diğer emir tipi ise “ortalama fiyatlı emirler”dir. Belirli bir tarih aralığında açıklanan resmi cash kapanış fiyatlarının ortalamasıyla pozisyon almak veya kapamak için bırakılan emirlerdir. Her iki tip emirde, işlem yapılacak metalin vade eğrisi göz önüne alınarak fiyatlama yapılır. LME, CME’ye kıyasla spekülasyona daha kapalı bir borsa olduğundan bu yöntemin çoğu zaman etkin bir şekilde işlediğini söyleyebiliriz.

2012 yılının Aralık ayında Hong Kong Exchanges & Clearing Limited tarafından satın alınan Londra Metal Borsası, 130 yılın üzerindeki geçmişiyle metal piyasalarında halen en etkin ve güvenilir borsa olma özelliğini koruyor.

Elif Keskin

Uzman | Uluslararası Piyasalar