Kapitalizmin Krizi üzerine-2: Hayek ve Özel Para

Adam Smith’e Göre Devlet:

İlk yazıyı 2015-2017 değişim dönemi diyerek bitirmiştim. Aslında benim kafamdaki ikinci yazı bu değildi, ancak gelişmeler nedeni ile sıralamayı değiştirmek doğru olabilir. Yaşananlar bahsettiğim değişimle doğrudan ilişkili olduğundan, anlaşılması da büyük önem taşıyor. Önce doğru bilinen bir yanlışa değinmek istiyorum. Piyasa güçlerine inanan görüşlerin çoğunluğu kaynağından değil de türevin türevinden öğrenildiği için Adam Smithsanki her şeyi piyasa güçlerine ihale etmiştir gibi anlatılır.

Smith “The Wealth of Nations” adlı eserinde devletin görevlerini yani “devleti Devlet yapan” unsurları 3 başlık altında tanımlar:

  • Savunma
  • Adalet
  • Altyapı
  • Sosyal Kurumlar

Aşağıda konuları derinlemesine anlattığı bölümlerin giriş kısımlarını paylaşıyorum.

*The first duty of the sovereign, that of protecting the society from the violence and invasion of other independent societies, can be performed only by means of a military force

*The second duty of the sovereign, that of protecting, as far as possible, every member of the society from the injustice or oppression of every other member of it

*The third and last duty of the sovereign or commonwealth is that of erecting and maintaining those public institutions and those public works, which, though they may be in the highest degree advantageous to a great society, are, however, of such a nature that the profit could never repay the expence to any individual or small number of individuals, and which it therefore cannot be expected that any individual or small number of individuals should erect or maintain.

Bu girişi yapma nedenim “gerçek” Adam Smith’i tanıtmaktan ziyade bir noktaya dikkat çekmek. Smith devletin görevlerinden birisini “para basmak” veya “arzı kontrol etmek” olarak tanımlanmamıştır. Oysa bugün değil yaygın tam anlamı ile ezici görüş bu “monopolün” devletlerin hakkı olduğu yönündedir.

“Bit” pazarına Nur mu yağıyor?

Sanırım bu açıklamadan sonra konuyu nereye getireceğim belli olmuştur: Bitcoin ve özel para kavramı. Bu konu hakkında ciddi miktarda literatür oluşmaya başladı. Gerek yabancı gerekse yerli kaynaklardan Bitcoin’in ne olduğuna dair pek çok yoruma ulaşabilirsiniz. Bu konuyu gerçekten anlamak isteyenler konunun yaratıcısı Satoshi Nakamoto (gerçek adı değil) tarafından 2008 Kasımında yazılan Bitcoin: A Peer-To-Peer Electronic Cash System başlıklı çalışmayı okuyarak işe başlamalı (mümkünse IT’ci bir arkadaşınızla beraber). Konumuz Bitcoin olmadığından ben sadece bir özeti paylaşıyorum:

Bitcoin bir “Merkez Bankası” veya muadili tarafından “basılamaz”. Daha ziyade bir emtiayı anımsatan şekilde bilgisayar diline yerleşmiş olan “mining” “block chain” “block” gibi tabirlerle tanımlanan bir proses neticesinde bitcoin “üretilir”.

Basitleştirmek gerekirse bilgisayar aşırı karmaşık bir algoritmaya uygun bir rakam bulduğunda bir bitcoin “üretilmiş” olur. Yeni her block yeni 25 bitcoin anlamına gelir. Şu ana kadar olan istatistiklere göre her 4 yılda bir yeni block’lar üretilerek basılabilecek bitcoin miktarı 50% azalmaktadır. Daha önce bir block karşılığı 50 bitcoin olurken 2012 Kasımı’ndan itibaren bu miktar 25’e gerilemiştir. Cari durumda olabilecek max. bitcoin miktarı 21 milyon olarak hesaplanmıştır. Yani az önce belirttiğim algoritmaya uygun sayı adedi sadece 21 milyondur. Block üretimi karşılığında bitcoin üretimi azalan bir seyir izlediğinden uzmanlar yakın tarihte block üreticilerinin teşvik edilmesi için bir işlem vergisi oluşabileceğini düşünüyor.

Bir Bitcoine sahip olmanız ve başkalarının sizin adınıza bitcoinleri kullanmaması için herkesin bir “cüzdanı” olması gerekiyor. Bitcoin “public key cryptography” olarak tanımlanan bir sistemi kullanarak kişilere özgü kamuya açık ve özel anahtarlar üretiyor. Sadece özel anahtar kullanılarak işlem yapılabiliyor ancak kamuya açık anahtarınızla da işlemi yapanın siz olup olmadığınız herkes tarafından tespit edilebiliyor.

Basit bir işlem şu şekilde gerçekleşecek:

  • A kişisi B kişisine 1 birim bitcoin gönderecek.
  • B kişisi A’ya adresini gönderiyor
  • A bir “işlem mesajına” B’nin adresini ve bitcoini koyuyor.
  • A özel anahtarı ile işlemi onaylıyor ve karşı tarafa doğrulaması için kamu anahtarını açıklıyor.
  • A bitcoin sistemine işlemi açıklıyor (2. Aşamadan sonrası sistemde otomatik)

İşlem tamamlandıktan sonra detaylar olabilecek en çok sayıda bilgisayara gönderiliyor ve hepsi daha önceki işlemlerin de tutulduğu block zincirlerine ekleniyor (sistem bir şekilde işlemin geçerliliğini okuyabiliyor –proof of work- diyorlar) ve sistem her zaman en güncel blok zincirini tespit edebiliyor.Yani işleminiz Ağdaki herkese açıklanıyor… Böylece A kişisi B’ye gönderdiği bitcoinleri bir daha kullanamıyor. İşlemleri şuradan görebilirsiniz.

Görüldüğü üzere işlem boyunca adınız soyadınız, vergi numaranız, e-mailiniz, kullanıcı adınız ve şifreniz gibi detaylar yok. Her hesap bir adres ve özel anahtara bağlı ve bunların kayıtlı olmasına gerek yok (bu açıdan nakit kullanarak ödemeye benziyor). Adres ise 27-34 alphanumeric sembolden oluşan ve 1 veya 3 ile başlayan “31uEbMgunupShBVTewXjtqbBv5MndwfXhb” gibi bir şey. Sadece okuyarak yorum yazmış olmamak için bu aşamaları şahsen de test ettim.

Bitcoin fiyatlarının 1200 dolara gelmesi ile bunun bir balon olduğu, Lale, Nasdaq, Konut baloları ile karşılaştırıldığını ve çöküşün kaçınılmaz olduğuna dair de pek çok yorum yazıldı. Hayır Bitcoin bunlarla karşılaştırılabilecek bir enstrüman değil.

Bitcoin adı ile değil “kavramı” ile tartışılması gereken bir konu. Basit bir sorun üzerinden gidelim. Paranın 3 fonksyonu vardır. Hesap birimi olması (unit of account), değişim birimi olması (medium of exchange) ve saklama aracı olması (store of value). Bitcoin’in benzetildiği yukarıdaki “balonlar” bu tanımlara uyuyor mu? Bitcoin uyuyor mu?

Bitcoin veya XYZCoin sadece Paypal veya Western Union yerine bir elektronik ödeme sistemi mi (ki yaratıcısı bunu düşünmüş) yoksa kamunun kontrolü dışında bir para olabilir mi? önemli olan ve ABD’de tartışılan da bu. Lale bir ölçüde olsa da Nasdaq balonu veya konut balonu veya South Sea hiçbir zaman devletin para basma gücüne meydan okuyabilecek bir sisteme dönüşme potansiyeli olan finansal gelişmeler değildi. Bir trader için Bitcoin’in fiyatı önemli olabilir. Bu yazı dizisi için ise Bitcoin’in temsil ettiği fikir çok önemli.

Hayek Ve Özel Para

Bu da içine girdiğimizde çıkmanın oldukça zor olacağı diğer bir konuya bizi getiriyor. Konuyu, görüşleri kesin doğru olduğundan değil ancak alternatifi düşünmeye sevk ettiğinden, Nobel ödüllü ve Avusturya okuluna mensup ekonomist F.A Hayek’in “Denationalisition of Money” adlı eserini kaynak kullanarak tartışacağım. 2000 yıllık yerleşik görüşü destekliyor olsanız bile aksi görüşe şahit olmak için okunmalı.

Hayek kitabını o dönemde Avrupa Birliğinin temellerinin atılması üzerine yazmıştır. Aslında kitapta Euro’nun (henüz sadece teorik kavramı vardır) neden çalışmayacağına vs de değinmiştir ancak ana fikri “Para’nın kontrolü özelle ellerde olmalı”dır. This seems to me both preferable and more practicable than the utopian scheme of introducing a new European currency, which would ultimately only have the effect of more deeply entrenching the source and root of all monetary evil, the government monopoly of the issue and control of money.” Ütopik bir fikir olan yeni bir Avrupa para birimine oranla daha tercih edilebilir ve uygulanabilir görün görünüyor, zira son noktada bu (Euro) tüm parasal kötülüklerin anası olan devletin para basma ve kontrol etme monopolü sadece daha da pekiştirecektir”.

Kitabı özetlemeyeceğim ancak Hayek’in özel parasını özetlememde fayda var. Hayek devletin (legal tender vs) izin vermesi durumunda serbest piyasanın çok daha kaliteli, limitli ve değerli “fiat para üreteceğini savunur (dikkat edin altına dayalı değil, bir Avusturya ekonomisti açısından bu büyük bir sapma aslında). Bir özel firma (Hayek banka olarak veriyor) Ducat” adından yeni bir birimi piyasaya sürer ve söz konusu birimi taban olmak kaydı ile ör. min 100 dolar ve Euro karşılığı istenildiğinde geri alacağını açıklar. Bu garanti nedeni ile Banka 100 dolar değerindeki Ducat’ı muhtemelen 105 dolardan satacaktır. Ardından Banka tüketicilerin talebine bağlı olarak Ducat’ı bir (ihtiyaçlardan oluşan) sepete fixler ve 1 Ducat’ın “her zaman” bu sepeti satın alacağını açıklar. Bu noktada Bitcoin’de şu anda olmayan bir eksiklik Banka tarafından tamamlanacaktır. Aşırı volatilitede veya sepet/değer kazanır/kaybederse Banka piyasa işlemleri ile bu gelişmeleri telafi edecek ve dengede tutacaktır. Aksi durumda zaten piyasa daha dengeli olan diğer bir paraya geçiş yapacaktır. Teori elbette burada bitmiyor. Hayek pek çok unsur gibi “kanuni para” (legal tender) kavramının devlet tarafından nasıl manipüle edildiğini de anlatıyor. Gresham Kanunu, deflasyon, enflasyon, ödemeler dengesi, muhasebe vs de değindiği konular arasında.

Devletin monopol olduğunu, cari kağıt para (fiat money) sisteminin aslında batı icadı olmadığı ve Çin’in (Bitcoin’i kısmen ilk yasaklayan ülke) çok önceki yüzyıllarda uyguladığı gibi konulara girmiyorum. Ancak devam etmeden önce başka bir “monopole” bankalara değinmemiz gerekiyor. Tüm ders kitaplarında paranın (bankacılık sistemi tarafından) yaratılması aynı şekilde anlatılır. Fractional Reserve Banking olarak bilinen sisteme göre mevduatınızı bankaya yatırdığınızda banka belli kısmını rezerv olarak tuttuktan sonra kalanını kredi olarak kullandırır. Bu miktar başka bir bankaya mevduat olarak girer ve yine rezerv kısmı ayrıldıktan sonra krediye dönüşür ve böyle devam eder. Money Multiplier yani para çarpanı da bu gelişmenin özetidir.

Tartışmaya açık olsa da ben kendi fikrimi belirtiyorum; yukarıda yazdıklarım tamamen yanlış. Cari sistemde mevduat krediyi yaratmaz aksine kredi mevduatı yaratır ve bankalar bu operasyonun ardından rezervleri bulur. In many cases, banks borrow in that market specifically to meet reserve requirements.” . Banks do not, as too many textbooks still suggest, take deposits of existing money fromsavers and lend it out to borrowers: they create credit and money ex nihilo – extending a loan to the borrower and simultaneously crediting the borrower’s money account. Eski FSA Başkanı Adair Turner “The Fed is responsible for distributing currency and coin to depository institutions, and for ensuring that enough currency and coin are in circulation to meet public demand”.

Konuyu daha detaylı tartışmak isteyenler mail atabilir. Ana fikir içinde bulunduğumuz finansal sistemde para yaratma yetkisi sadece FED’e ve FED’in istediğinde kontrol edebileceği bankalara aittir. İşte şeytanın gizli olduğu detay…

Sonuç olarak belki Bitcoin değil ama Bitcoin denemesi “özel para” ve devletin para üzerindeki monopolünün sorgulanmasına neden olabilir. Cornell’in de bulunduğu Ithaca’da Ithaca hours veya Berkshares gibi özel paraya benzer uygulamalar zaten mevcut, ABD’de daha önce özel para uygulaması olduğunu da biliyoruz. Şöyle bir model düşünün; Apple, Amazon veya Google (Hayek uygulayıcı üzerinde piyasa denetimini a thousand hounds olarak tanımlıyor) bir bankaya benzer şekilde Bitcoin’lerinizi mevduat olarak kabul edeceğini açıklasa, yukarıda çok kabaca anlattığım fraktal sisteme göre kredi uygulamasına geçse, volatiliteye müdahale etse ve Hayek’in düşüncesine paralal bir “özel merkez bankası” konumuna yükselse Dolara veya Euro’ya ne olur? Sayısı limitli, arkasında Google’ın varlıklarının bulunduğu ve değerini kaybetmeyen bir para birimi? (Evet komplikasyonları var ama hiç uygulanmamış bir şey değil bu, sadece alışık değiliz).

Tesadüf diye bir şey yoktur sadece vakti gelmiş fikirler vardır ve “Bitcoin” fikrinin şimdi ortaya çıkması da bir tesadüf değildir. Balon mu değil mi tartışması ise fikrin önemi göz önüne alındığında aşağıda gördüğünüz o bir kuş hayır uçak hayır Süperman tartışmasıdır. 

Son olarak Hayek’in Denationalisition of Money adlı kitabından bir paragrafla bitiriyorum:

The addictive drug of cheap Money

The belief that cheap money is always desirable and beneficial makes inevitable and irresistible the pressure on any political authority or monopolist known to be capable of making Money cheap by issuing more of it.Yet loanable funds made artificially cheap by creating more money for lending them, not only help those to whom they are lent, though at the expense of others, but for a while have a general stimulating effect on business activity. That at the same time such issues have the effect of destroying the steering mechanism of the market is not so easily seen. But supplies of such funds for additional purchases of goods produce a distortion of the structure of relative prices which draws resources into activities that cannot be lastingly maintained and thereby become the cause of an inevitable later reaction. These indirect and slow effects are, however, in their nature very much more difficult to recognise or understand than the immediate pleasant effects and particularly the benefits to those to whom the additional money goes in the first instance.

Sistem’de görülen değişim işaretleri ile devam edeceğim…

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Sanal Para: Bitcoin

Bitcoin iki üç yıldır dönem dönem gündeme gelse de; ABD Kongresi”nde ele alınana kadar geleneksel medyanın kadrajına girmemişti. Son haftalarda hızlı değer artışlarıyla beraber daha hararetle tartışılmaya başlandı. Dün BDDK’nın da konuyla ilgili açıklama yapma ihtiyacı hissetmesi üzerine, ben de bu konuda bir şeyler karalamaya karar verdim.

Bitcoin özetle; kapsamlı algoritmalarla oluşturulan anahtar şifrelerden oluşan sanal bir para. Bu oluşturma işlemi yüksek işlemci performansı gerektirdiği için çok kolay bir şekilde üretilemiyor. Üretiminin devam ettiği durumda da ulaşabileceği maksimum adet 21,000,000; arzı bu miktarla sınırlı. Bitcoin internet üzerinde çeşitli alışveriş işlemlerinde kullanılabiliniyor. Yaygınlığı, kabul görmesi gittikçe artıyor. En son Güney Kıbrıs’ta Lefkoşa Üniversitesi okul ücreti olarak bitcoin kabul edeceğini açıklamış. P2P denilen yöntemle transferi yapıldığı için; fiziki olmamasına rağmen anonim bir şekilde el değiştirebiliyor. Bu da yasadışı ticarette bitcoin’i tercih edilen bir takas aracı haline getiriyor. İtirazlar ve endişeler bu noktada yükselmeye başlıyor. Diğer yandan bitcoin’in kardeşleri de var. Bunların da yaygınlığı gittikçe artıyor.

Peki bitcoin yeni bir para birimi olabilir mi? Bu sanal para geleneksel paraların pabucunu dama atabilir mi? Üretimini ve kullanımını düşündüğümüzde yeni bir para sistemine kavuşabilir miyiz? İnternette Bitcoin’in potansiyel reformlarına inanan çok sayıda insan var; para üretiminin artık devletlerin tekelinden çıkmasından, para transferi ve depolaması için bankalara ihtiyaç kalmayacak olmasından hareketle mevcut ekonomik sistemin bile değişebileceğini savunanlar var.

Peki gerçekten bu mümkün mü? Bitcoin üzerinden gidersek, arzı sınırlı olduğu için bunu bir para birimi olarak adlandırmak çok doğru değil. Bunu altın, gümüş gibi bir emtiaya benzetmek daha doğru olacaktır. Para miktarı, ekonomik aktiviteye bağlı olarak artabilir, gereğinden hızlı da artabilir (enflasyon), hatta azalabilir de. Bu anlamda arzedilen Bitcoin miktarı değişemeyeceği için bir paranın fonksiyonunu gösteremeyecektir. Dolayısıyla Bitcoin’in bir kredi unsuru olması da mümkün değil çünkü Bitcoin arzı tamamlandıktan sonra krediye konu olduğunda; faizini ödeyecek yeni Bitcoin bulunamayacaktır. Bu ancak diğer sanal para birimlerinin arzıyla halledilebilecek bir konu olur. Sonuçta değişik isimlere sahip envai çeşit “altcoin”, sn. Asaf Savaş Akat’ın tanımlamasıyla sikkeler, her biri kendi türü içinde limit taşısalar da aslında toplamda limitsiz bir arzı mümkün kılıyorlar. Bu şekilde baktığımızda her türün bir limiti olan fakat tür sayısının limiti olmayan bir sistem söz konusu oluyor ki, Bitcoin özelinde bir metadır desek bile bu sitemin tümü bir para sistemi olabilir. Peki böyle yeni bir sistem geçerli olabilir mi? İnternette spekülasyonu yapılıyor ama zaman içinde bakkaldan sanal para ile ekmek almak mümkün olacak mı?

Yeni para sistemi için yeni bir ekonomik sistem gerekir. Teknoloji ne kadar ilerlemiş olsa da, fiziki sınırları ortadan kaldırmış olsa da; ekonomik sistem uzun zaman önce neyse şimdi de o… Değişen para politikaları, maliye politikaları üretilen zenginliğin miktarını, paylaşılmasını, sosyal yönleri vs. manipüle etmeye yönelik ama takas sisteminde bir değişiklik yok; madeni paradan kağıt paraya, çek defterinden kredi kartına kadar bütün takas araçları, Ecu, Euro, Yeni Türk Lirası vs. yeni paralar vs. işin özünde hiçbir değişiklik yapmıyor. Hükümranlığın en temel göstergelerinden biri para bastırmak; para yaratma hakkını gücünü elinde tutmak; bu tarih boyunca böyle olmuş. Bir yeri fetheden, tahta yeni geçen hükümdar ilk iş para bastırmış. Reich gibi zenginlik kavramı ile devlet kavramı içiçe geçmiş. Günümüzde de bu şekilde devam ediyor; eğer bitcoin kalıcı ve kayrarlı olacaksa, üreticisinin hükümranlığını da tescil etmiş olur. 21.yy”da bu üstünlüğü kurmak için ordular tanklar tüfekler elbette şart değil, bilgi ve teknoloji de önemli sermaye ve silah unsurları; peki bitcoin üreticileri bilgi ve teknolojiyi üstünlük kuracak şekilde bulunduruyorlar mı ? Özetlersek yeni ekonomik sistem yok, yeni para sistemi de yok. Hükümranlık egemenlik yok; o zaman yeni para birimi de yok.

Kaba bir tahminle günümüzün en çok kabul görmüş takas birimleri dolar, euro ve altındır. Birçok insan bunların değerlerine bile güvenemiyor. Ortada haklı gerekçeler de var ama hayat da bir yandan devam ettiği için sistemin dışına çıkmak pek mümkün değil. Yine de milyarlarca dolar (euro, bitcoin vs. herneyse) toplamındaki servet sahibi olan insanlar, fonlar, şirketler vs. de kendilerini bu paraların spekülatif değerlerinden korunmanın yollarını arıyorlar. 1990″lardan bu yana en popüler olanı, 2008 kriziyle beraber popülaritesi tavan yaptı; enflasyona endeksli tahviller. İnsanlar devletlerin para arzını kontrol etmeme riskine karşı kendilerini korumak için ürünler geliştiriyorlar. Peki Bitcoin’in spekülatif arzına nasıl önlem alınabilir? Bu mümkün mü yoksa bu sanal paranın da Minsky anı gelecek mi? 21 milyonla sınırlı enflasyon olmaz dense de; envai çeşit sanal paranın piyasaya sürülmesi, bunlarda bir enflasyon yaratacaktır ve değerleri hızla düşecektir. Dolayısıyla bu anlamda bir otorite olmadığı için, üreticisi anonim olan bir para biriminin arzını kontrol etmek mümkün olmayacaktır.

2.Dünya Savaşı’nda Almanların sahte İngiliz Poundu basma çalışmalarını anlatan Die Faelscher filmi bu konuda güzel bir örnektir. Almanlar İngilizlere ekonomik bir darbe vurabilmek için gerekirse uçakla havadan atacakları (Helicopter Ben- Bernanke bundan söz etmiyordu kuşkusuz) sahte para basmaya çalışmışlar. Eğer başkasının geçerliliğini kabul ettiği ve benim de üretebileceğim bir para varsa; hele bir de sahte de olmayacaksa neden üretmeyeyim ki?

Yasin Demir

Müdür | Hazine ve SGMK

Lalenin Cazibesi

17. yüzyılın başlarındaki Otuz Yıl Savaşı nedeniyle Avrupa’da madeni paraların ayarının bozulup değerinin düşürüldüğü bir dönemde, kökleri Osmanlı’ya dayanan zamanın lüks öğelerinden biriydi laleler.  Lale soğanlarının üretiminde yaşanan bitkisel salgın ve gelişim süresinin uzun olması, lalelerin nadir olma niteliğini öne çıkartırken 1630’larda Hollanda’da vadeli kontrat piyasasının oluşmasına neden olmuştur.  Haliyle spekülatörlerin bugün olduğu gibi o dönemde de olması, finans piyasalarının çalkalandığı bir dönemde yatırımcıların önünde yeni alternatif olarak öne çıkıp “Tulip Mania” hadisesi tarihe bir ders olarak yazılmıştır.

Son dönemde birçok medya organında, “Bitcoin” adı altında elektronik bir para birimi hakkında yazılar okumaktayız. Bitcoin’in altyapısı Matrix filmindeki kodların süzüldüğü siyah-yeşil ekranlara bakıp telefon ucundaki sanal Dünya’da olan biteni görmeye benziyor.  O nedenle hem size hem de kendime işkence yapmamak için yazılım dünyasında yeni bir kariyer peşinde olmadığımı peşinen söylemek isterim.

Kısaca yapının öne çıkan noktalarına bakmak gerekirse, herhangi bir regülasyon ya da devletin kontrolünde olmayan Bitcoin, 2009 yılında bir bilgisayar yazılımcısının oluşturduğu bir internet emtiası olarak öne çıkıyor. Tedavüle çıkan Bitcoin’ler, madenlerde Altın arayan işçiler gibi kendi bilgisayarlarına yükledikleri program üzerinden veri madenciliği yapan bilgisayar yazılımcılarının bulguları üzerinden otomatik oluşmaktadır. Ancak, sistemdeki Bitcoin sayısı, Merkez Bankaları’nın likidite sağlamak için başvurdukları baskı makinalarından çıkabilecek sınırsız banknot gibi uçsuz bucaksız değil.  Programlama sayesinde Bitcoin ağı üzerindeki toplam Bitcoin sayısı 2140 senesinde maksimum 21 milyon olacak şekilde ayarlanmıştır. Özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde ödeme yapan kişiye yönelik anonimlik sağlayan Bitcoin, en yaygın olarak Japonya’da Bitcoin borsası adı altında Mt.Gox’da işlem görmektedir.

Peki Bitcoin, sağladığı gizlilik sayesinde, internet üzerinden illegal malların alım satımına yönelik kullanılan finansal bir buluş mudur? İnternet üzerinde bitcoin ile alışverişe olanak sağlayan siteler göz önüne alındığında açıkçası güvenilmesi güç bir temele sahip.  Ayrıca, Mt.Gox’taki işlemlere bakacak olursak 1630’lardaki Lale Soğanı çılgınlığına benzer bir trendi görmek mümkün.

Ancak, fikir olarak gerçekten orijinal bir atılım diyebiliriz.  Zamanında Paypal nasıl internet üzerinden para transferini kullanıcıların birbirlerine para göndermelerini kolaylaştırıp başarıya ulaştıysa, Bitcoin örneği de üzerine dikkatle çalışıldığı takdirde hayatımızı değiştirebilir.  Bu nedenden ki girişim sermayesi şirketleri Bitcoin örneği şirketlere yatırım yapmakta (Opencoin örneğinde olduğu gibi) olup, Sosyal Ağ filminde tanıştığımız Winklevoss ikizleri gibi yatırımcılar da anonim yapısına rağmen açık açık sahip oldukları Bitcoin tutarlarını açıklamaktadır. Haliyle bilgisayar ortamında olması ve regülasyonun kontrolünde olmaması nedeniyle hackerlara yeni bir iş kolu çıkmış gözüküyor.

Merkez Bankaları’nın likidite musluklarını sonuna dek açtığı, güvenli liman sayılan Altın’ın gün içerisinde 100 dolar gerilediği bir ortamda haliyle bu tür enstrümanlar son dönemdeki fiyatlardan görülebileceği gibi ilgi çekecektir.  Ancak, altyapısı net olmayan ve yastık altı kültürünü bilgisayar ortamına taşıyan elektronik bir para birimine güvenir misiniz derseniz cevabım hayır olacaktır.  Ama blog yazımı Matrix’ten bir cümle ile bitirip açık kapı da bırakmak isterim;

“A world without rules and controls, without borders or boundaries; a world where anything is possible. Where we go from there is a choice I leave to you.”

Cüneyt Akdemir

Müdür Yardımcısı | Uluslararası Piyasalar