Sistem Nasıl Çalışıyor-2

Bu yazı, 08.10.2014 tarihinde yayınlanan “Sistem Nasıl Çalışıyor-1” başlıklı yazının devamı niteliğindedir.

Kaostan Doğan Düzen

İkinci Dünya Savaşının Müttefiklerin zaferi ile biteceğinin belli olmaya başlaması ile beraber iki dünya savaşına neden olan genelde ekonomik özelde ticari çekişmeyi ortadan kaldırabilmek, yıkıntıya dönmüş dünyada ekonomik destek sağlayacak yapıları kurmak ve elbette zaten malum olan yeni krala taç takılması için görüşmeler başladı.

Aşağıda gördüğünüz 2009 tarihli Bancor çalışmasında bu dönemde nasıl tartışmalar yaşandığını ve aslında çoğunluğun kafasında ne olduğunu paylaşmıştım. 

Keynes’in o dönem önerdiği çözümü bugün fazla veren Almanya ve açık veren diğerleri göz önüne alarak düşünmek gerekiyor. SDR’ın rezerv para olarak kullanılma önerileri, SDR’i kotasından fazla olan ülkenin faiz alması kota altında kalanın faiz ödemesi vs gibi günümüz uygulamaları kötü bir Bancor taklidi.

Neticede Keynes’in değil ABD delegesi Harry Dexter White’ın dediği oldu ve sistemin merkezine Bancor değil ABD doları oturtuldu. Kendisi, ilginç bir şekilde, Rus casusu olarak suçlanmış, casusluk yaptığı artık kesinleşmiş olsa da ancak motivlerinin ne olduğu bilinmeyen birisidir. Bu yazıdan daha ilginç olabilecek bu konuyu bir kenara bırakarak Bretton Woods’a devam ediyorum. Söz konusu tarihte ABD dünya üretiminin neredeyse yarısını tek başına gerçekleştirirken ekonomisi ve savaş nedeni ile altın stokunun (o dönemde toplam 33 milyar dolarlık altının 26 milyar dolarlık kısmı) da büyük bir kısmını elinde tutuyordu. Bretton Woods dediğimizde dolar-altın bağı akla gelse de şu anda bu sistem özellikle kurumları bazında hala ayakta durmaktadır . ABD’nin de baskısı ile dolar 35 dolardan altına diğer para birimleri de dolara bağlandı.  Örneğin 6 Mart 1961’de 1 dolar, 4 DM 29 Ekim 1969’da ise 3.67 DM ediyordu. Kurlarda 1%lik marj kabul edilmişti. Hedef seviyeler aşıldığında Merkez Bankası dolar alarak dengeyi sağlıyordu.

Bretton Woods- Exorbitant Privilege (Fahiş Ayrıcalık) Valery Giscard d’Estaing   

Keynes’in “Altın standardının tam tersi” olarak tanımladığı (ama sistemde altın olduğu için altın standardı ile alakalı sanılan) Bretton Woods ana hatları ile bilinir. Aslında sistemin bir kısmı günümüze de yansıyan 3 bacağı vardır.

  1. Stabil kurlar ve IMF
  2. Yeniden yapılanma için Dünya Bankası
  3. Dünya Ticareti (GATT)

Ben 1. madde yani kurlar üzerinden devam edeceğim. Bu sistemin de  en büyük açıklarından birisi Altın miktarının sınırlı olmasıydı. Bu nedenle rezerv kabul edilen iki varlıktan, Altın ve Dolar, Dolar dünya ekonomisi büyüdükçe (1948-73 arasında dünya ticareti *3 büyüdü) daha fazla talep görmeye başladı. Ancak bu talebin karşılanmasının tek yolu dünyaya daha fazla dolar sürmek yani ABD’nin daha büyük açıklar vermesiydi. Öte yandan sadece Dolar altına bağlı diğerleri dolara peg edildiği için ABD doların değerini de düşüremiyordu yani kurunun değeri kontrolünde değildi. Yani Dolar altına karşı devalüe edilse bile bu diğer kurlar açısından bir anlam ifade etmiyordu. Bu “N”ci Kur Problemi olarak bilinir (aşmanın yolu onları da Altına bağlamak olurdu).

Triffin Dileması

Ekonomist Triffin Senatoya yaptığı bir sunumda Bretton Woods sisteminin ABD’yi açık vermeye teşvik ettiğini, en azından bunu kolaylaştırdığını ve bunun neticesinde açıkların büyüyerek Doların değerini düşüreceğini söyledi.Bu farkına varıldığında ülkeler dolar satıp altın talep edecektir. Açık verilmemesi durumunda ise (ki her hükümet bu tip “fahiş ayrıcalığı” sonuna kadar kullanır) global ekonomide likidite/büyüme sorunları yaşanacaktır. Bu nedenle sistem sürdürülebilir değildi tespitini yaptı.

İlk başta bu soruna Londra Altın Havuzu adı verilen bir çözüm bulundu. ABD (50%) ve 7 Avrupa devleti (50%) rezerv koyarak Altın fiyatının dengelenmesi hedefleniyordu. Ancak Haziran 1967’de Fransa havuzdan çekildiğini ve Altınını NY’dan Paris’e çektiğini açıklayınca bu uygulama da çöktü.

Kısacası var olan dolar miktarı kritik eşiği geçtiği için ülkeler dolarlarını Altın ile swap etmeye başladı. Önce Almanya, ardından İsviçre ve Fransa ABD’den altın almayı başladığından söz konusu ülkenin rezervleri 1938’den o güne en düşük seviyesine ulaştı ve bir sabah Başkan Nixon “Altın Penceresini” kapattığını açıkladı. böylece Bretton Woods’un ilk maddesinde açıkladığım bölümü sona erdi.

İkinci görselde Altın sistemi-Bretton Woods ve günümüzün uygulamasının bir karşılaştırmasını görebilirsiniz.

3. Sistemin KaAYA�laAYtA�rmasA�

Günümüz ve Hızla Gittiğimiz Aşama :Is the system of supernational currency management of the future to be born ready-made or gradually evolved?Probably the latter. Keynes 1930

ABD Doları Rezerve Para Birimi Olarak Kalsın Mı? Bir De ABD’ye Sorsak?

A�yi Günlerde

Kriz ZamanlarA�nda

“Rezerv para dolar olduğu için adamlar tüm dünyayı sömürüyor abi” bitmek bilmeyen komplo teorileri ve geyiklerin baş ve giriş cümlesidir. Gerçekten böyle mi rakamsal ve ekonomik olarak bir bakmakta fayda var. 3 ve 4. görsellerde çeşitli kanallar üzerinden ABD dolarının rezerv para birimi olmasının sağladığı gelir ve maliyetler var.

Güneşli bir yılda ABD doların statüsünden 40 ile 70 milyar dolar yani GDP’isinin 0.3-0.5%si arasında bir gelir elde ediyor. Kriz döneminde ise, ki hiç şüphe yok son beş yıl bu şekilde adlandırılabilir ABD’nin 5 milyar zararla 25 milyar kar yani 0.0% ve 0.2% gibi bir “avantajı” söz konusu. Kaynağım 5 yıl eski de olsa oranlar fazla değişmiş değil.

Madem O Kadar Avantajlı Euro Bölgesi-Çin veya Japonya İster mi? Exobitant Burden (Fahiş Yük)

Bu soruya cevap vermeden önce rezerv para birimi olmanın koşullarını paylaşmak istiyorum:

  • ekonomik büyüklük
  • global işlemlerde kullanılma miktarı
  • finansal piyasalarının gelişmişliği
  • makroekonomik stabilite

Yukarıdaki soruya bilimsel değil de içgüdüsel olarak herkesin vereceği cevap “Hayır”. Herkesin kurunu değersizleştirmeye çalıştığı bu ortamda Euro’nun veya Yen’in rezervlerde 60% paya sahip olması fikri bu ülkeler için bir kabus olsa gerek.ABD tam olarak neden ticaret açığı veriyor? Ve Çin neden fazlası veriyor (bu soruları Avrupa içinde de sorabiliriz)?

Çin parasının değerini düşük tutmak için Yuan basarak Dolar aldığında veya Brezilya ile ticaret fazlasına sahip G.Kore gelirini ABD doları alarak ABD tahviline yatırdığında (ABD bu ilişkide taraf bile değil) ABD’nin iç piyasada uygulamaya koymak istediği politikalar veya kendi ticaret stratejisi nasıl etkileniyor? Daha doğrusu ABD bu gelişmelerden memnun olmalı m?

Yukarıda örneğini verdiğim proses şu şekilde işliyor: Çin dolar aldığında veya finansal baskı politikasını sürdürdüğünde tüketimi azaltarak içeride tasarruf oranını arttırıyor. Bu fazlalık kendisine bir yer bularak akmalı, Almanya için de Çin için de geçerli. ABD tahvillerine gidiyor. Tasarruf=Yatırım, ancak yatırımlar aynı hızda artmıyorsa karşı tarafın tasarrufları azalmalı!!(kur savaşına gitmediğini var sayarak)  Yani ABD’nin ticaret ortakları dolar biriktiriyorsa ABD de de Cari Açık vermeli (geçen gün paylaştığım ve ABD’nin cari açığının krizden bu yana 50% azalması bu açıdan olumlu ancak bir yandan da daha az dolar demek) .

Şayet bu dinamik içeriden geliyor olsa (mesela Türkiye) yabancı tasarrufun çekilmesi için faiz oranlarının yükselmesi gerekirdi. Oysa bu dinamik dışarından ABD’ye empoze edildiği için ABD faizleri düşüyor. Yani ABD tüketicisi doların kuvveti ile boyundan büyük harcamıyor, harcatılıyor. ABD ticaret ve imalat sektörü daraldığında işten çıkartmalar artıyor, tasarruf hızı daha da hızlı düşüyor. Bu trendi tersine çevirmenin yolu ise iç talebi yükseltmek ve hizmet sektörünü kuvvetlendirerek istihdam yaratmak. Karşılığı borç oranlarının yükselmesi olacak. ABD istihdam verisini okurken bu noktayı da unutmamak gerek. 2008’e kadar uygulanan politikalar şimdi biraz daha net anlaşılıyor olmalı.

Bu noktada Brahmagupta’nın (sıfırla işle yapmayı ilk bulan matematikçi) prensiplerinden bahsetmek istiyorum. Sıfır =X-X . Bu prensibi anladığınızda finansal sistemi (ve daha pek çok şeyi) anlamanız kolaylaşıyor. Ayrıca:

  • A debt minus zero is a debt.
  • A fortune minus zero is a fortune.
  • Zero minus zero is a zero.
  • A debt subtracted from zero is a fortune.
  • A fortune subtracted from zero is a debt.

Yani Almanya’yı anlamadan Ispanya’yı Çin’i anlamadan ABD’yi anlayamazsınız. Veya hatalı anlarsınız.Böylece Altın sistem-Bretton Woods ve günümüzün dolar merkezli sitemini kısaca ve kabaca anlatmış oldum.  Kaynaklar bölümünde ABD’li siyasi ve ekonomistlerin doları rezerv para birimi olmaktan çıkartmak yönünde fikirlerini okuyabilirsiniz. Katılıyorum.

Kaosla Aramızda Sadece ABD Var

Siyasi görüşlerimizi bir yana Ortadoğu’da yaşanan soruna ilk müdahale etmesi beklenen ülke ABD oldu. Tıpkı 2008 krizi sırasında Dünyayı depresyondan kurtarması beklenen ülkenin de ABD olduğu gibi. Ancak ABD’nin enerji konusunda ulaştığı nokta, yukarıda da bahsettiğim gibi global ekonominin düzenleyicisi olmasına rağmen katlandığı maliyetin elde ettiklerinden fazla olmaya başlaması, global ekonomiden aldığı payın azalması ve önümüzdeki dönemde (2015 sonrası ABD ekonomi de durduğundan)  tüm bunlarında daha da netleşmesi ile dünya yeni bir ekonomik düzenleyiciye ihtiyaç duyacak. Bu konuda da çok net fikirlere sahip olacak kadar (çözüm altın olmayacak ama geçişte çok önemli olacak) araştırdım ancak şimdilik fazla paylaşımcı olmak istemiyorum. Ama kemerlerinizi bağlasanız iyi olacak…

Kaynaklar:

The Great Rebalancing Michael PettisPhilosophy of gold

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

TMI_dunya_borsalarA�_banner

 

Bir Cevap Yazın