Şirketlerde Kredi Derecelendirme (Rating)

Türkiye’nin kredi derecesinin Fitch Ratings tarafından yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilmesinin ardından, kredi derecelendirmesi konusuna bir de şirketler açısından bakmak yararlı olacaktır.

Kredi derecelendirmesi temel olarak, şirketin borcunu ana para ve faiziyle birlikte geri ödeyebilme  istek ve kabiliyetini ölçer. Bir baska ifadeyle, şirketin borcunu borçlanma koşullarına uygun olarak geri ödeyememe  riskini ölçer. Diğer yandan, kredi derecelendirmesinin kesinlikle al ya da sat gibi bir yatırım tavsiyesi olmadığı da bilinmelidir. Ancak yatırım kararlarının verilmesinde son derece etkili bir bilgi olduğu da kesindir. Şirketlerin kredi derecelendirmesiyle ilgili etkisi çok temel olarak üç menfaat sahibi grubunda görülür; kredi derecesi yaptıran/alan şirketler, yatırımcılar ve başta bankalar olmak üzere kredi kuruluşları.

Şirketin aldığı kredi derecesi yükseldikçe şirkete yönelik risk algısı azalır. Risk algısı azalan şirket de, bankacılık sektöründen daha düşük maliyetlerle kredi alma olanağı elde ederken, sermaye piyasalarında da daha düşük faizlerle borçlanma aracı ihraç edebilme avantajına sahip olur.

Yatırmcılar açısından bakıldığında ise, borçlanma aracı ihraç eden her şirketin finansal analizini yapabilecek,  bilanço kalitesi ile gelir gider yapısını inceleyebilecek teknik bilgi ve/veya zamana sahip olunmadığı bilinen bir gerçektir. Bu durumda derecelendirme şirketleri tarafından geri ödeyememe riskinin daha düşük olduğu açıklanan şirketlerin borçlanma araçları, yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir. Bu açıklamaların harf dizisi gibi kolay anlaşılabilir yöntemlerle yapılması da yatırımcıların karar verme sürecine olumlu katkıda bulunmaktadır.

Bankalar ve diğer kredi kuruluşları ise kredi talep eden şirketlerin sahip oldukları kredi derecesi nedeniyle istihbarat ve mali analiz süreçlerini mümkün olan en kısa süreye indirerek, krediye yönlendirilebilecek kaynağı bilinen en düşük riskli şirketlere aktarma olanağı bulabilmektedir. Böylece, risk yönetimi çalışmaları da daha etkin bir şekilde yerine getirilebilmektedir.

Kredi derecelendirmesinin sayılan bu üç önemli taraf için en yüksek seviyede etki yaratılabilmesi elbette, derecelendirme şirketlerinin tarafsız, bağımsız ve konusunda ehil olması, kısaca güvenilir kuruluşlar olmasına bağlıdır. Zira, son 10 yıl içinde yaşanan şirket skandalları sadece bağımsız denetim şirketlerine değil, derecelendirme şirketlerine olan güvenin de sorgulamasına neden olmuştur. Söz konusu şirketlerden en meşhur olanı, 2000 yılında ABD’nin Fortune 500 (en büyük 500 şirket) sıralamasında en ön sıralarda yer alan fakat bundan sadece bir sene sonra batan Enron’dur. O tarihte en büyük denetim şirketlerinden biri tarafından denetlenen ve aynı zamanda yine en büyük derecelendirme şirketleri tarafından derecelendirilen Enron’un, likidite sıkıntısına girdiği ortaya çıktığında kredi notu düşürüldü. Ancak, derecelendirme süreci son derece sıkıntılı geçti; örneğin, Moody’s tarafından Ekim 2001’de Baa1’den Baa2’ye düşürülen not, sadece daha düşük, ama yine  yatırım yapılabilir bir seviyeyi gösteriyordu. Herkes tarafından malum olan gelişmeler nedeniyle sadece bir ay sonra bu not B2 gibi batık sayılabilecek bir seviyeye indirildi. Bu ve benzeri olumsuz gelişmeler yatırmcılarda derecelendirme şirketlerine karşı olan güven duygularında sorgulamaya neden oldu ve özellikle kurumsal yönetimi yeniden dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Bu sıkıntı için bir çok gerekçe ileri sürülebilir ve hatta bunlardan bazıları kabul edilebilir dahi olabilir; ama değişmeyecek olan bir kural var, o da derecelendirme şirketlerinin güvenilir yapılarını korumaları gerektiğidir.

Derecelendirme süreci çoğu zaman kredi derecesi  talep eden şirket ve derecelendirme kuruluşu arasında temel ilkeler ve süreç hakkında bilgilendirmenin yapıldığı bir ön görüşmeyle başlar ve ardından, kredi derecelendirmesi sözleşmesi imzalanır. Bu aşamayı üst düzey yöneticiler ve ilgili diğer yöneticiler tarafından, derecelendirme uzmanlarına şirketin finansal ve faaliyet performansı ile risk yönetimi hakkında bilgilendirme yapılması amacıyla gerçekleştirilen toplantılar izler. Talep edilen gerekli bilgi ve dokümanların derecelendirme uzmanlarına verilmesi ve derecelendirme uzmanlarının gerçekleştireceği çalışmalar sonucunda, derecelendirme komitesinin vereceği karar doğrultusunda, şirkete verilen kredi derecesi ilan edilir. Derece alan şirketin sermaye piyasası araçlarının bir borsada işlem görmesi durumunda ise, derece alan şirket tarafından kamuyu aydınlatma yükümlülükleri de yerine getirilmelidir.  Kredi derecelendirme sürecinde, şirketin kurumsal yönetim uygulamalarının da dikkat çekici bir öneme sahip olduğunun bilinmesi gerekir. Buna göre, iyi kurumsal yönetim uygulamaları şirketin kredi derecesini ilk etapta yükseltilmesinde etkili olmasa dahi, kötü kurumsal yönetim uygulamalarının kredi notunu olumsuz etkileyeceği kaçınılmazdır.

Türkiye’de kredi dereceledirme yaptıran ilk yatırım şirketi olan İş Yatırım’ın uzun vadeli ulusal kredi notu, Fitch Ratings tarafından Ocak 2008’den bu yana durağan görünümle AAA olarak ilan ediliyor. Özellikle 2008 sonlarından bu yana dünyada etkisini derinden hissettiren ve bu süreç içerisinde makro ekonomik dengeleri değiştiren küresel çalkantı ortamında, İş Yatırım’ın aldığı bu AAA derecesi, ortakları açısından şirketin güçlü finansal yapısı hakkında son derece önemli bir gösterge oldu.

Bu başlıkta yazılacak elbette daha çok konu var ama bu yazıyı da yatırımcılara, alınan kredi notlarının derecelendirme şirketleri tarafından şirketle ilgili gözden geçirme çalışmaları sonucunda  güncellenerek ilan edildiği bilgisini hatırlatarak sonlandıralım. Daha gelişmiş bir sermaye piyasası için, daha fazla şirketin kredi derecelendirmesi yaptırması dileğiyle…

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri

0 thoughts on “Şirketlerde Kredi Derecelendirme (Rating)

  • Merhaba,
    “güçlü finansal yapısı hakkında son derece önemli bir gösterge oldu.” demişsiniz ama bu güçlü finansal yapısı nasıl olur değinmemişsiniz. Yazının son paragrafında “elbette çok konu” var demişsiniz.
    Rica etsem güçlü finansal yapının oluşturulmasında temel değerler nelerdir?
    Bunları yeni yazınızda değinirseniz sevinirim.

Ozan Altan için bir cevap yazın Cevabı iptal et