Samuraylar geliyor

samurai

Çocukken izlediğimiz kovboy filmlerinde kötü niyetli Kızılderililer masum beyazların şehrini ele geçirmek üzere iken son dakikada süvariler yetişir ve kötü sona engel olurdu. Kızılderililerin aslında topraklarını beyazlara karşı savunan masum insanlar olduğunu öğrendiğimde hayal kırıklığına uğramıştım.

Küresel kriz sonrasında beş yıl boyunca ABD Merkez Bankası (Fed) piyasalar için süvarilerin rolünü oynadı. Çarşamba günü Fed varlık alımlarını sona erdirdiğinde bile durum değişmedi. Piyasa oyuncuları olası bir kızılderili saldırısında süvarilerin devreye gireceğine olan inancını korumaya devam etti. Ancak haftanın sürprizi batıdan değil doğudan geldi. Fed’in varlık alımlarını sona erdirmesinin hemen ardından devreye giren samuraylar piyasaların imdadına yetişti. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) piyasadan aldığı varlık miktarını artırması ve emeklilik fonlarındaki hisse miktarını yükseltmesi piyasalarda bayram etkisi yarattı. Normal şartlar altında, Japonya Merkez Bankası’nın piyasalardan alacağı varlık miktarını yıllık 60-70 trilyon yen aralığından 80 trilyona çıkarması böyle bir etki yaratmazdı. Açıklama sonrası BoJ tarafından yapılan alımlarda aylık 800 milyar yen (8 milyar dolarlık) bir artış sağlanacak.

Söz konusu tutar dünya piyasaları için önemli bir rakam değil. Fed’in 2014 yılı başından itibaren kademeli olarak azaltarak Çarşamba günü bitirdiği varlık alımları aylık 15 milyar düzeyindeydi. BoJ, 2,5 trilyon dolarlık bilançosu ile Fed’in yarısından biraz daha fazla bir büyüklüğe sahip. Dolayısıyla samurayların ABD süvarilerinin yarattığı boşluğu doldurması söz konusu değil. Peki BoJ’un kararı neden bu kadar etkili oldu. Piyasa etkisinin bu denli sert olmasının bir nedeni beklenmedik bir karar olması. Piyasalarca Abenomi olarak adlandırılan genişleyici politikalar sayesinde Japonya ekonomisi göreceli bir iyileşme patikasına girmişti. Ekonomi yönetiminin aldığı kararlar sayesinde Japonya parasını ABD dolarına karşı yüzde 15’den fazla değer kaybettirerek uluslararası rekabet gücünü göreceli olarak artırmıştı. Çekirdek enflasyon Nisan ayındaki yüzde 1,5 seviyesinden yüzde 1,0’lere gerilese de Avrupa’ya göre daha yüksek bir seviyede seyrediyordu. Bu yüzden Japonya Merkez Bankası’nın ilave genişlemeye gitmesi beklenmiyordu. Piyasa tepkisinin bu denli sert olmasının diğer nedeni eşanlı olarak Devlet Emeklilik Fonu’nun hisse senedine ayırdığı kaynağı yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarmasıydı. Devlet Emeklilik Fonu 127 trilyon yenlik (1,2 trilyon dolar) büyüklüğüyle küresel piyasalar için bile önemli bir oyuncu.

Emeklilerin servetinin yarısının riskli varlıklar olarak tanımlanan hisse senedi piyasasına yatırılmasının ne kadar doğru bir karar olduğu tartışılabilir. Ama piyasaların Cuma günkü tepkisi son derece etkili bir hamle olduğunu gösteriyor. Açıklama sonrası Nikkei endeksi Cuma günü yüzde 5’e yakın artarken, Japon yeni son yedi yılın en düşük seviyesine geriledi. Avrupa ve ABD borsalarında yüzde 1-yüzde 2 aralığında yükselişler görüldü. ABD dolarındaki artışa paralel başta altın ve petrol olmak üzere emtia fiyatlarında aşağı yönlü bir seyir görüldü.

Bu arada olan Merkez Bankası’nın açıkladığı yılın son enflasyon raporuna oldu. Dünya piyasalarındaki yükselişi kutlayan piyasalar Başkan Başçı’nın konuşmasına odaklanamadı. Başkan görece temkinli konuşmasında Türkiye’nin 2015 yılında enflasyonu düşürmek için önemli bir fırsat yakaladığını, yüzde 2’lik reel faizin enflasyonu düşürmek için yeterli olduğunu vurguladı.

Başkanın normal görev süresi içinde enflasyonun düştüğünü görmesini çok isteriz. Ancak orta vade için bizim görüşümüzde önemli bir değişiklik yok. Türkiye kırçıllı keçiyi kerteriz alarak enflasyon hedeflemesi yapmaya devam ediyor. Dolayısıyla enfl asyonla mücadelede başarımız merkezi ordumuzun değil süvarilerin veya samurayların kararlılığına bağlı olarak belirlenecek.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

isvarant banner

Bir Cevap Yazın