Piyasalar neyi fiyatlıyor?

Dünya borsalarındaki iyimser hava devam ediyor. İkinci dalganın büyüme beklentilerini aşağı çekmesine, ABD ek mali paketinin seçim sonrasına kalmasına, dördüncü çeyrek büyüme beklentilerinin bozulmasına rağmen hisse senedi piyasalarında ABD ve Çin öncülüğündeki yükseliş devam ediyor.

Piyasalardaki iyimserliğin arkasında üç temel varsayım yatıyor: (i) ABD seçimleri Demokratların mutlak zaferiyle sonuçlanacak. (ii) Salgına karşı aşı iki üç ay içinde devreye girecek. (iii) ABD – Çin güç kavgası vahşi ticaret savaşından hizmet sektörü, insan hakları, çevreci politikaların da dahil olduğu daha geniş bir yayılacak.

Demokrat zaferiyle (Mavi Dalga) başlayalım. Geçmiş veri piyasaların Cumhuriyetçileri Demokratlara tercih ettiğini gösteriyor. Sermaye kazançları ve kurumlar vergisinin yükseltilmesi, asgari ücretin ve sağlık harcamalarının artırılması, piyasaların sevmediği Demokrat politikaları. Bu defa ne değişti de piyasalar Demokratların iktidara gelmesini satın alıyor.

Piyasalar bölünmüş bir politik yapıdan ve Trump yönetiminde uygulanan öngörülemeyen politikalardan memnun değil. Temsilciler meclisi ve senatonun Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından paylaşılmış olması seçime giden ABD ekonomisini yavaşlatıyor. Mavi Dalga senaryosu bu tıkanıklığın aşılmasında ve piyasanın istediği genişleyici maliye politikasının uygulanmasına imkan verecek.

Batı Avrupa ülkelerinde vaka sayısındaki artışa, ekonomiyi yavaşlatacak önlemlerin kademeli olarak devreye alınmasına rağmen küresel risk iştahında bir bozulma yok. Yaşlı kesimin ilk dalgaya göre kendini daha iyi koruması, salgına karşı ilaç tedavisinin gelişmesi ve koruyucu bir aşının iki üç ay içinde devreye gireceği inancı risk iştahını canlı tutuyor.

Mavi Dalga senaryosunda Amerika’nın daha az saldırgan politikalar yürütmesi bekleniyor. ABD – Çin güç kavgasının tek boyutlu ticaret savaşından hizmet sektörü, insan hakları, çevreci politikalarında devreye girdiği çok boyutlu bir müzakere sürecine dönüşmesi bekleniyor.

ABD’nin rekabet avantajının olduğu hizmet sektöründe Çin’in kademeli olarak açılması ve üretim sürecini çevresel faktörleri dikkate alarak düzenlemesi ticaret savaşı ve yaptırım tehdidini azaltarak gelişmekte olan piyasaları destekleyebilir.

Mavi Dalga zaferi Çin ve Meksika gibi Başkan Trump döneminde ağır yaptırımlara maruz kalan gelişmekte olan ülkeleri olumlu etkileyecek. Buna karşın Rusya ve Türkiye gibi ülkelere yaptırımların yeniden gündeme gelebileceğinden endişe ediliyor. S400 savunma sistemi, Halkbank davası gibi konular önümüzdeki aylarda yeniden ısıtılarak karşımıza getirilecek.

Türkiye varlıkları konusunda temkinli iyimser görüşümüzü koruyoruz. Ankara’nın normalleşme adımlarına piyasa olumlu tepki vermeye başladı. Faizlerin artırılması, aktif oranının düşürülmesi, swap sınırlamalarının kademeli olarak azaltılması Türkiye’ye olan ilgiyi artırmaya başladı.

Ankara 2018 yılındakine benzer bir oyun planıyla piyasalarla olan ilişkisini normalleştirmeye çalışacak. Yabancı yatırımcılarla dijital toplantılar gerçekleştirilmesi, Hazine’nin yurtdışından uzun vadeli borçlanması, Merkez Bankası’nın sıkılaşmayı sürdürmesi (22 Ekim’de politika faizinde 200bp artış bekliyoruz) bu stratejinin kaçınılmaz adımları.

ABD yaptırımı riski Ankara’nın normalleşme stratejisini bozar mı? Hayır…Tam tersine güçlendirir. Ekonominin yavaşladığı, ABD ve Avrupa ile ilişkilerin gerildiği bir ortamda uygulanan piyasa dostu politikalar finansal istikrarsızlık riskini azaltarak Ankara’ya bir koruma kalkanı sağlayabilir.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın