Negatif Getiriler ve Sigorta Sektörü

fft99_mf1770371

Eksi getirili bono konusunu bu kez de sigorta sektörü üzerinden incelemek istiyorum. Bunun için yatırımcılarla 2015 Nisanında paylaştığım bir analizi kullanacağım bu nedenle oranlar güncel değil ancak kavramlar geçerli. Sorun genelde aktarıldığı gibi sadece yükümlülükler ve düşük getiri değil. Almanya’da regülatör Zinszusatzreserve yani ZZR olarak bilinen ek rezerv uygulamasını 2011’de getirdi ve 2014/15 döneminde sisteme maliyeti 20 bn Euro oldu. Söz konusu şirketlerin hesabına göre 2024 yılında bu miktar 100 bn Euro olabilir.

Düşük faizlerin Sigorta şirketleri için sorun olduğu genel cümlesi doğru olmakla beraber hangi detaylar nedeni ile sorun olduğunu da anlamak gerek. Allianza göre dikkat edilmesi gereken noktalar:

  • Cari poliçelerde verilen garantinin ağırlıklı ortalaması
  • İş modelinde bu ürünlerin payı
  • Garanti, getiri ve sigortalı katılımı arasındaki spread
  • Aktif –Pasif uyumu
  • Ve aşağıda bahsettiğim sermaye sorunu

Bu gözlükle baktığımızda ve aşağıdaki grafiği  değerlendirdiğimizde nakit akımlarında “hemen” bir sorun olması söz konusu değil. Sigorta şirketleri daha önceki yatırımları sayesinde taahhütlerini karşılar durumda (ve bonolardan ciddi ana para karı yazdıklarını da not etmek gerek). Diğer yani konut, araba vs tarzı sigorta şirketleri ise yıllık fiyatlama yaparak primleri değiştirebildiğinden daha korunaklı görünüyor.

Sigorta

SektA�rde Gelir vs Taahüt

Krizin ardından Basel3 kriterleri nasıl geliştirildi ise benzer bir kriter “seti” de sigorta sektörü için geçerli. Bu setin adı da “Solvency2” ve amacı da benzer, AB sigorta şirket sermayelerinin ve finansal yapılarının sert fırtınalara dayanmasını sağlamak. Özellikle de AIG’de yaşananlardan sonra.  Solvency2’nin 3 ana bacağı var. 1- Söz konusu şirketin 12 aylık dönemde yükümlülüklerini 99.5% ihtimalle karşılayabilecek durumda olması ve buna yönelik modeller, min sermaye vs hesaplamaları. 2-Risk yönetimi ve kuralları, ki bu min 3-5 yıllık dönemleri kapsıyor. 3- raporlama, şeffaflık vs

Çok detaya kaçmadan aşağıdaki ekte  hangi varlıkların nasıl değerlendirildiğini görüyorsunuz. Okuduğum bir örnek üzerinden konuyu biraz detaylandırdığımda konu netleşecek.

S2

Rakamları tabloya aktarırsak:

varlA�k tipi

Bu durumda regülasyon durasyon riskini azaltan, güvenli bir AB Devlet tahvili aldığınızda size avantaj sağlamış ve sermaye yükümlülüğü getirmemiş (0.0%). Şayet bononuz eksi getirili hale geldiğinde mantık satmanızı gerektiriyor. Hele -0.2%’den daha düşük değilse alıcınız da hazır: ECB.  Negatif getirili bir varlığın getiri,likidite vs pencerelerinden nakitten daha iyi olduğunu söylemek zor. Bunu yaptığınızda ise nakdin getireceği sermaye yükü 0.9%. Ancak bir şekilde regülatör eksi faizleri göz önüne almadığında durasyon uyumu, çeşitlendirme vs gibi faktörleri modele koyduğunuzda model sağ kolonda gördüğünüz gibi “eksi getirili” bir bononun size yükünün -2.1% olacağını söylüyor. Nakde geçmeniz durumunda ise +0.8%! yani daha pahalı.

Bir portföy örneği üzerinden giderseniz yani 100bn dolarlık eksi getirili bonoyu satıp nakde veya benzerinegeçerseniz oluşacak karşılık miktarı ciddi bir büyüklük olacak. İşte bu yüzden bonolar eksiye geçtikçe geçiyor ama satması gerekenler regülasyonun bir “cilvesi” gereği sat(a)mıyor. Çok karışık bir piyasa ve çok az şeyi tam anlayabilen bir yatırımcı kitlesi ile volatilite arttıkça daha büyük bir şenlik bizi bekliyor olacak.

Günümüze dönersek; son cümle isabetsiz olmamış diyebiliriz sanki 🙂

Şant Manukyan
Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev

brexit_mail altA�

Bir Cevap Yazın