Ne mutlu Türkiye varlığı olana…

Dünya borsaları küresel kriz sonrası en güçlü yükselişini yaşıyor. ABD seçimlerinin sorunsuz bir şekilde geçirilmesi ve aşının bulunmasıyla dünya borsaları iki hafta içinde yüzde 10’un üzerinde getiri sağladı.

Salgın nedeniyle ağır darbe yiyen varlıklardaki toparlanma doğal olarak daha sert oluyor. Salgının merkezi konumundaki Avrupa ve Güney Amerika borsaları yüzde 15 yükseldi. Havacılık, enerji, bankacılık gibi fırtınanın merkezindeki sektörlerin getirisi yüzde 20’ye ulaşıyor.

Türkiye varlıkları açık ara dünyanın en çok kazandıran yatırım araçları konumunda. MSCI Türkiye Kasımın ilk iki haftasında yüzde 30 getiri ile gelişmekte olan piyasaların (Çin hariç) üç katı getiri sağladı. Bu sayede sene başından beri kaybının yarısına yakınını geri aldı.

Türkiye varlıklarının olağanüstü performansında destekleyici küresel konjonktür kadar ülkeye özgü dinamiklerde etkili oldu. MSCI Türkiye’nin yılın ilk 10 ayında yüzde 40 değer kaybetmesinin arkasında üç temel dinamik vardı.

(i) Salgının merkezi konumundaki Avrupa ekonomisine bağımlılığımız; (ii) Demokratların iktidara geldiğinde S-400 nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulayacağı endişesi; (iii) Salgın sonrası uygulanan yanlış politikalar nedeniyle 50 milyar dolardan fazla rezerv kaybedilmesi.

Yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bu mayın tarlasından mucizevi bir şekilde az hasarla çıkmasını sağladı. İki hafta içinde Türkiye için hayati önemi olan üç temel gelişme yaşandı: (i) Aşının bulunması sonrasında Avrupa ekonomisi ile ilgili beklentiler iyileşiyor; (ii) Seçim sonrası Demokratlar tarafından yapılan açıklamalar Türkiye ekonomisine yaptırım ihtimalini azaltıyor; (iii) Ekonomi yönetiminde yapılan değişiklikler sonrası uygulanan yanlış ekonomi politikalardan geri dönülüyor.

Bu kadar geçmişi konuşmak yeter. Biraz da geleceğe bakalım… İki haftada yüzde 10’un üzerinde değer kazanan dünya borsalarındaki yükseliş devam eder mi? Yoksa yatırımcılar elde ettikleri kârın bir kısmını ceplerine koymayı mı tercih eder?

Geçmiş verinin incelenmesi sene sonu yaklaşırken fon yöneticilerinin kârlarını artırmaktan ziyade korumaya odaklandığını gösteriyor. Senelik performanslarını ve ikramiyelerini tehlikeye atmamak bu eğilimin arkasındaki temel gerekçe. Okulların kapanması ile birleşen Noel tatiline çıkarken genelde riskli pozisyonlarını normal seviyelerine indiriyorlar.

Bu kez farklı olabilir mi? Sanmıyoruz… Son dönemde görülen pozitif fiyatlamaya rağmen önümüzdeki aylarda iki temel risk görüyoruz.

Demokrat zaferine rağmen Senato ve Temsilciler Meclisindeki parçalı yapı Ek Mali Paketin ölçek olarak küçülmesine ve gecikmesine neden olabilir. Bu süreçte Fed tarafından atılacak genişleyici adımlar piyasayı destekler ancak reel ekonomiye katkısı sınırlı olur.

Aşının bulunmasına rağmen onaylanması, büyük ölçekte üretim yapılması ve kitlelerce kullanılması için iki üç aya ihtiyacımız var. Maalesef bu süreçte salgına karşı sosyal mesafeyi artırmak dışında elimizde bir silah yok. Küresel riskler bir kenara Türkiye’nin geleceğinde uygulanacak ekonomi politikalar esas belirleyici olacak. Yeni ekonomi yönetimi yaptıkları açıklamalar ile beklentilerin önemli ölçüde iyileşmesini sağladı. Piyasalar 19 Kasım’da yapılacak Para Politikası Kurulu’nda politika faizinin 400 baz puan civarında artırılmasını bekliyor. Bu yapıldığında mevcut piyasa faizi ile politika faizi arasındaki anlamsız makas kapanacak.

Gelişmekte olan ülke paralarının tahmini reel getirileri kısa vadeli Türk Lirası nominal faizlerin yüzde 14,5-15,0 bandında uzun süre kalmasını gerektiriyor. İkinci dalganın yükseldiği ve sosyal mesafe kurallarının artırıldığı bir ortamda Türkiye sıkı para politikasını uzun süre sürdüremeyebilir.

Yatırımcılara söz konusu riskler nedeniyle Türkiye varlıklarındaki kârlarını cebe atmalarını söylemiyoruz. AK Parti’nin 2002–2009 dönemindeki fabrika ayarlarına geri döneceğine ve yapısal reformları hayata geçireceğine piyasaları ikna etmesi durumunda Türkiye varlıklarının önünde daha gidecek çok yol var. Değerlemeler halen çok ucuz.

Ancak önümüzdeki süreç inişli çıkışlı ve zor bir yolculuk olacak. Ankara bu yola çıkacak mı? Çıkarsa nereye kadar devam edecek? Bu soruların analitik bir cevabı yok. Yatırımcılara son dönemdeki kazançlarını tehlike atmamak için kendilerine uygun bir zarar durdur seviyesi tespit etmelerini ve varlık fiyatları bunun altına indiğinde pozisyon azaltmalarını öneriyoruz.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın