Le Boche payera tout (2.Bölüm)

Gelelim asıl önemli konuya. Önce Schauble ECB’yi ve düşük faiz oranlarını  AFD‘nin yükselişinden sorumlu tuttu: “I said to Mario Draghi … be very proud: you can attribute 50 per cent of the results of a party that seems to be new and successful in Germany to the design of this policy”  ardından bir başka politikacı ve Ulaştırma bakanı Alexander Dobrindt düşük faizleri  hem emeklileri vurduğunu hem de emeklilik hazırlıklarını çok zorlaştırdığını söyledi.

Son olarak da Finans Bakanlığı : “ECB bağımsızdır. Ancak bu bağımsızlık ancak hukuken verilmiş yetkiler çerçevesindedir. Ama şu anda hükümetin yasal bir adım atmayı düşündüğü doğru değil”“The ECB is independent. However, independence exists only in the framework of the legally-given mandate. But it is not correct that the federal government is looking into legal action” açıklamasını yaptı. Yani “helikopter uygulaması” ECB yasalarında yok o alana girilirse kanuni olarak engellemeye çalışırız denildi.


Shauble-GR-IBNA-565x318
Son olarak da Finans Bakanlığı : “ECB bağımsızdır. Ancak bu bağımsızlık ancak hukuken verilmiş yetkiler çerçevesindedir. Ama şu anda hükümetin yasal bir adım atmayı düşündüğü doğru değil”“The ECB is independent. However, independence exists only in the framework of the legally-given mandate. But it is not correct that the federal government is looking into legal action” açıklamasını yaptı. Yani “helikopter uygulaması” ECB yasalarında yok o alana girilirse kanuni olarak engellemeye çalışırız denildi.

draghi08

 

Buna mukabil Drahgi ve ECB yetkilileri Almanya özel değil tüm Euro Bölgesi açısından düşünerek strateji belirlemek zorunda olduklarını, şu ana kadar atılan adımlar olmasa büyümenin 1.5% daha düşük olacağını, helikopter konusunu tartışmadıklarını, faizleri kendilerinin düşürmediklerini ve global olarak zaten düşük olduğunu, deflatif baskılar nedeni ile tüketicilerin daha yüksek alım gücü sayesinde diğer bazı dezavantajların nötralize edildiğini ve emeklilik fonları düşük getiriden şikayet ederken değerlemelerden para kazandıklarını vs söyleyerek savunmaya geçti.

Politik söylemlerde ön plana çıkartılan ve pek daha hatalı olmayan emekliler ve emeklilik fonları konusunu dışarıda tutarak Almanların asıl derdi ne ve bu kavga neden karakolda bitmek zorunda ona bakmak istiyorum.

Hafta içinde Draghi TLTRO-2’nin Haziran ayında başlayacağını açıkladı. Ki bu kez banka dışı özel sektör tahvilleri de alınacak. Finans piyasasının bu tip açıklamaları frontladığını ve önümüzdeki haftalarda özel sektörün tahvil ihraç etmek için finans sektörünün de bu tahvilleri yatırım yapılabilir seviyesine getirmek (olmayanlardan bahsediyorum) için cambazlık yapacağını biliyoruz. Yani ECB İtalya, Portekiz, İspanya gibi krizin üzerinden zaman geçmesine rağmen borç oranları yüksek, büyümesi düşük, bazıları hükümetsiz, bazlıları kemer sıkma politikalarına karşı yeni hükümetlere sahip ülkelerin bonolarını almaya devam ederken özel sektörü de sırtlayacak (ki aslı yapılması gereken bence de buydu).

Doğru ECB olmasa da faizler düşük olacaktı.Ama ECB olmasa Bundesbank’ın bilançosu çok daha küçük olacaktı zira QE gibi bir karar alınmayacaktı, hele şirket tahvili hiç… Bundesbank aylık 10 bn Euro civarından sadece Alman tahvili alıyor olsa da ECB bilançosunun arkasında Almanya durduğu için piyasa rahat hissediyor. ECB bilançosu büyüdükçe ve kalite açısından bozuldukça (FED ne alıyordu?) Almanya işin içine ya daha da batacak veya biz yokuz diyerek yine kendisini vuracak bir krizi kendisi tetikleyecek.

Almanları rahatsız eden bir diğer nokta ise aslında tüm dünyayı krize sokabilecek olan bir konu. Basel kriterlerine göre Devlet tahvilleri sıfır riskli değerleniyor. Ancak “para basamayan” ülkeler açısından , yani Euro Bölgesi, böyle olmadığını gördük. Bu nedenle BIS dahil pek çok kurum bu uygulamanın değiştirilmesini inceliyor. İtalyan bankalarının sıfır karşılık ayırarak tuttuğu Italyan tahvillerine karşılık ayırması gerekirse ne olur?…. (kopya: sermaye açığı nedeni ile Euro Bölgesinde bankacılık sistemi çöker)

001ec94e6794154e736527

EB finans bakanları Amsterdam’da bu konuyu görüşmek üzere toplandı. Hollandalılar 5 öneri ile geldiler:

1– Cari durumun devamı

2– Banka bazında düzenleme

3– Sıfır risk uygulamasında değişiklik

4– Pozisyon limitleri uygulanması

5– 3 ve 4’ün bileşimi bir uygulama.

Almanlar Hollanda’nın değişiklik yapılması önerisine destek veriyor (3 ve 4) ve “banka birliği, ortak sigorta fonu” gibi uygulamalara geçilmeden önce banka risklerinin azaltılmasını şart koşuyor. Italyanlar ise konunun EB’nin tek başına karar veremeyeceği kadar kritik olduğunu söyledi. Zaten Basel bu konu üzerinde çalışıyor ve muhtemelen en erken 2016 2. yarısında bir karar çıkacak.

452134966-1400x788

Bu durumda ECB, aslında hepimizin bildiği gibi, riski sıfır olmayan bonoları alıp duruyor. Ve şayet BIS veya EB’nin kendi kurulları bir saç tıraşı getirirse bankacılık sistemi çok ciddi bir sermaye açığına düşeceği gibi stoklarını da küçültmek zorunda kalacak. Finansal gücü olan tek Euro bölgesi ülkesi Almanya hızla fırtınanın gözüne doğru ilerlediğini biliyor. Alman bankacılık sistemini kurtarmak ayrı bir konu tüm Avrupa’yı omuzlamak zorunda kalmak ayrı bir konu. Ve görünen o ki Almanya da yaklaşan kaostan kurtulamayacak. Yani  Draghi diyor ki:” Le boche payera tout” Bırakın Almanlar hepsini ödesin…. (Aşağıda; Almanya Target2 hesabı.)

sg2016042431572

Şant Manukyan
Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

petrol_468

Bir Cevap Yazın