Küresel satışlara karşı Ankara’nın faiz dışı adımları

Hisse, tahvil ve emtia piyasalarını eşanlı olarak vuran bir küresel satış dalgasıyla haftaya başlıyoruz. Farklı varlık gruplarını eşanlı ve sert bir şekilde vuran düzeltme küresel yavaşlama endişesinin arttığını ve risk iştahının bozulmaya başladığını gösteriyor.

Açıklanan verilerde piyasalardaki satışı doğrulayacak bir kötüleşme yok. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışa rağmen hane halkı tüketiminde önemli bir gerileme yok.  Yaşanan şoku geçici bir gelişme olarak gören ve emek piyasasının canlılığına güvenen hane halkı tasarruflarını azaltarak yoluna devam ediyor.

Batı ile Rusya arasında sertleşen ekonomik savaşa rağmen Fed’in eylül sonuna kadar 4 x 50 baz puan faiz artıracağı endişesi risk iştahındaki bozulmanın arkasındaki temel gerekçe.

Açıklanan güçlü şirket karlarına rağmen ABD hisselerinin sene başından beri %11 değer kaybetmesi büyümenin yavaşlayacağının fiyatlandığına işaret ediyor. Nakit akışı geriden gelen teknoloji hisseleri faizlerdeki artış beklentisi nedeniyle daha çok değer kaybediyor.

Emin liman olarak görülen ABD tahvillerinin sene başından beri kaybı 10 yıl vade için %10, 30 yıl vade için %20. Verim eğrisindeki ayı yataylaşma Fed faiz artışının durgunluğa yol açabileceğinin fiyatlandığını gösteriyor.

Enflasyonun son 20 yılın en yüksek seviyelerine çıktığı, doların güçlendiği ve küresel risk iştahının bozulmaya başladığı konjonktürde Türkiye’nin ekonomi politikasında bir değişiklik yok. Ankara faiz dışı araçlarla ekonomide dövizin kullanımını ve enflasyonun yükseltmesini azaltmaya çalışıyor.

Gerçek kişi kur korumalı mevduat dönüşüm hedeflerini tutturamayan bankaların, yabancı para zorunlu karşılık oranlarının artırılması bu amaçla atılan bir adım. Yabancı para mevduat faizlerinde aşağı, kredi faizlerinde yukarı yönlü etki yaratır. Kur seviyesi ve enflasyon üzerinde orta vadede önemli bir etkisi olmaz.

Makro ihtiyati tedbir adı altında Türk Lirası ticari kredilere %10 munzam karşılık getirilmesi, sene başından beri artışı %20’yi geçen krediler üzerinde %20’yi aşan kısım için %20 munzam karşılık uygulanması seçime yürüyen Türkiye’de anlam vermekte zorlandığımız bir adım. Faiz dışı yöntemle parasal sıkılaşma olarak görüyoruz.

KOBİ, ihracat, yatırım, tarım, kamu kredilerinin munzam karşılıktan hariç tutulması sistemi bir nebze rahatlatır. Ancak emtia fiyatlarının bu kadar sert yükseldiği bir dönemde işletme sermayesi ihtiyacının istisna kapsamına alınmamasını anlamlandıramıyoruz.  Atılan adımın kredi faizlerini yukarı çekmesini bekliyoruz.

Borsa İstanbul cuma günü kapanışa doğru gelen sert satışlarla %3,5 gerileyerek küresel dalgaya katıldı. Hafta sonu açıklanan daraltıcı makro ihtiyati tedbirler nedeniyle kısa vadede satış baskısı devam edebilir.

Ancak değerlemelerin düşüklüğü, açıklanacak güçlü ilk çeyrek karları ve uygulanmakta olan vahşi finansal baskılama orta vadede Borsa İstanbul’u desteklemeye devam edecektir.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments