İşsizlik ve FED

fed

Cuma günü açıklanacak NFP verisi (yine) çok önem taşıyor. Ancak FED bu veriye çok fazla önem verdiği için değil. Piyasa FED’in bu veriye çok fazla önem verdiğine “inandığı” için. Dolayısı ile verinin fiyatlama üzerinde etkisi olacağı konusunda hepimiz mutabık olsak da FED üzerindeki etkisi tartışmaya açık.

FED neden bu veri çok yüksek gelse bile Eylül ayında harekete geçmeyebilir (veya tersi)? Çünkü insanlarda var olan ve dolayısı ile piyasalarda da bulunan Serial Position Effect (konuya Ritzotz’un bir makalesinden doğrudan ve fazlası ile esinlenerek giriyorum) FED’in hareketlerine yansımaz. SPE geniş anlamda insanların bir seri içinde ilk ve son maddeleri diğerlerinden daha iyi hatırlaması anlamına gelir. Son maddeleri daha iyi hatırlama yani Receny Effect nedeni ile bu NFP’da 230K görürsek FED’in harekete geçeceğine inanıyoruz (hareketli ortalamalarda da ağırlıklı HO kullanılması bir Receny Effect etkisidir aslında). Oysa Aylardır NFP ortalaması 200K üzerinde geliyor ve işsizlik oranı 5.3%’e geriledi. FED hiçbir zaman faiz artışına İşsizlik oranı denge seviyesine geldiğinde başlamaz. Denge seviyesine “geliyor” diye başlar.

Son 2 ay içinde İster Yellen, isterse Fischer veya Dudley olsun hiçbir konuşma veya çoğu yayında bir zamanların popüler ve faiz artışına engel kelimeler olan “katılım oranı, uzun vadeli işsizlik, slack ve hatta ücretleri” duyamıyoruz. Ve hatta A substantial body of theory, informed by considerable historical evidence, suggests that inflation will eventually begin to rise as resource utilization continues to tighten. It is largely for this reason that a significant pickup in incoming readings on core inflation will not be a precondition for me to judge that an initial increase in the federal funds rate would be warranted.” [Kaynak Link]

Toparlarsak FED açısından “bu NFP”’un extra bir önemi yok. Son konuşmalardan da anladığımız üzere önemli olan konu “enflasyon” veya “enflasyonu yaratacak” koşulların oluşup oluşmadığı. Bu noktada bizde de zamanında tartışılan (ama tabii doğru düzgün tartışılmayan) ve benim de tarafların teorisyenlerini tanıttığım bir konu bir daha ortaya çıkmış durumda. Faiz artışının kendisi “normalizasyonu” tetikliyor olabilir mi? Yani FED faiz arttırmayarak “normalizasyonu” geciktiren etkenin bizzat kendisi olabilir mi?

Bu tezin temeli şu: Fisher Denklemi der ki R=r+i yani nominal faiz=reel faiz+enflasyon. Neo Fisherciler’in tezine göre FED ne yaparsa yapsın uzun vadede “r” denge noktasını bulur. Bu düşünceye göre FED R’yi uzun süredir düşük tuttuğu için artık enflasyon “düşüyor”. Bunu FED’in içinden bir isim de söyledi. (To sum up, over the long run, a low fed funds rate must lead to consistent—but low—levels of deflation.) Krugman’da fena ayar vermişti. Bu konuyu detaylandırdığım önceki mailde pek çok kaynak da paylaşmıştım. Bu kez konunun sadece yeniden gündemde olduğunu söylemek için değiniyorum (ama son derece profesyonel makaleler düzeyinde). Ağır topların tartıştığı ortamlarda bana ağzı açık takip etmek düşer.

Ancak FED’in faiz kararının bir signaling effecti olduğunu da düşünüyorum. Şu anda yaşanan volatilite de korktuğu net görülen FED’in Hisse piyasası gibi ekonomik durumu tespitte son derece başarısız bir göstergeyi baz alarak ve Çin’den gelen 3%lük bir hareketi bahane ederek faiz artışını ötelemesi  geride kalan yıllarda yaşanan toparlanmayı yetersiz gördüğü ve “Greenspan Put’u” sürdürdüğü anlamına gelecektir. Hele ki 2015 yılında faiz artacak dedikten sonra yaşanabilecek bir 2016 ertelemesinin (ekonomik veri bazlı olmamasından bahsediyorum) FED açısından da piyasadaki ABD ekonomisi algısı açısından da son derece negatif olacaktır.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

468x68

Bir Cevap Yazın