Ekonomi yönetimi yangını söndürmeye çalışıyor

Küresel piyasalar, ABD-Çin gerginliğinde tırmanış gerekçesiyle haftayı satıcılı bir şekilde bitirdi. Başkan Trump’ın ulusal güvenlik gerekçesiyle WeChat ve Tik tok gibi şirketlerin kullanımını yasaklaması sonrası Çin teknoloji hisselerinde ağır kayıplar yaşandı. Çin’in misilleme yapacağı endişesiyle ABD teknoloji hisselerinde sınırlı gerileme görülüyor. ABD – Çin gerginliği ABD seçimleri öncesinde tırmanarak küresel risk iştahını bozacak mı bilmiyoruz. Ancak rezerv erimesi yönelik endişeler gerekçesiyle Türkiye varlıklarında 2018 Ağustos ayını andıran kayıplar yaşandığı bir dönemde, olası bir dış şok ihtimalini ciddiye alıp eylem planımızı buna göre yapmamız gerekiyor.

Türkiye varlıkları kayıplarını geri almaya çalışıyor. MSCI Türkiye endeksi ekonomi yönetiminin attığı adımlar sonrası Cuma gününü kurun normalleşmeye başlamasıyla %3 yukarıda kapattı. Buna rağmen Ağustos’un ilk haftasında yüzde 8 değer kaybettik. Son beş haftada dünyadan negatif ayrışma oranımız ise yüzde 18 düzeyine ulaştı. Döviz kurunda, tahvillerde ve CDS piyasasında da açık ara en kötü performans gösteren ülkeyiz.

Satışların arkasında Türkiye’nin rezervlerinin erimesi endişesi yatıyor. Pandeminin yarattığı hasarı onarmak için uygulanan genişletici maliye ve para politikaları, kamu bankalarının agresif kredi fıyatlaması, aktif oranıyla desteklenen kredi büyümesi ve finansal baskılama, cari dengeyi bozarak ve portföy çıkışını tetikleyerek rezerv kaybına yol açıyor.

Ama enseyi karartmayın. Ankara’nın elinde bu durumu tersine çevirecek imkanlar var. Uygulanan politikaları normalleştirerek piyasalara güven verilmesi ve faizlerin artırılarak Türk Lirasının yeniden cazip hale getirilmesi mümkün.

Ankara, genişletici politikaların kademeli olarak normalleştirileceği açıklaması ve kamu bankalarının kredi faiz oranlarını yükselterek bu yönde ilk adımları attı. Haftalık repo ihalesinin iptal edilip 1,5 puan daha yüksek olan gecelik borç verme faizinden piyasalara para verilmesi ile devam edildi. Piyasa doğru yönde atılmış bu adımlara olumlu cevap verdi. Ancak devamının gelmesi lazım.

Kısa vadede Ankara’nın piyasalara güçlü bir mesaj vermek için yapabileceği iki temel eylem görüyoruz. (i) Aktif oranının parametrelerinin kredi büyümesini normale çevirecek şekilde düzeltilmesi; (ii) Faiz oranının Türk Lirasını finansal baskılamayı ortadan kaldıracak ve Türk Lirasını cazip hale getirilecek şekilde artırılması. 2018 kur şokunda Ankara eylemle değil sözle piyasaları ikna etmeye çalışmış ve çok zaman kaybetmişti. Eyleme geçme konusunda geç kalındığı için çok yüksek bir faiz artırımına gitmek zorunda kalmıştık.

2020 Ağustos’unda benzer bir şokla karşıyayız. Bu defa başrolde Suriye politikamız gerekçesiyle ABD ile karşı karşıya gelmemiz değil, aşırı genişletici politikalar ve finansal baskılama nedeniyle rezerv kaybı yatıyor. Sorunun doğru tespit edilmesi ve doğru politikaların uygulanması 2020 Ağustos şokunun büyümesini engelleyebilir. Ankara doğru adımları atarsa bir kaç ay içinde düzlüğe çıkarız.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın