Dünyanın Gerisinde Kalmak

23-04-dolar-intro

Aralık’ta faiz artırılması ihtimalini daha da güçlendiren Fed tutanakları sonrası dünya piyasalarındaki iyimser hava devam ediyor. Olası faiz artışını ABD ekonomisinin yeterince güçlenmesinin kanıtı olarak gören Wall Street ve Avrupa Borsaları son bir haftada yüzde 3 civarında değer kazandı.

Faiz artışı beklentisini arkasına alan dolar endeksi 2003 yılından beri gördüğü en yüksek seviye olan 100 seviyesinin yüzde 1 altında işlem görüyor. Piyasalar faizlerin kademeli olarak yükseldiği doların güçlendiği riskli varlıkların değer kazandığı yeni normal senaryosuna alışmaya çalışıyor

Uzun bir aradan sonra uluslararası yatırım bankalarının raporlarında yeniden gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu mesajlar görüyoruz. Goldman Perşembe günü yayınladığı 2016 yılına bakış raporunda gelişmekte olan ülkelerde büyümenin yeniden canlanmaya başlayacağını ve getirilerin yeterince cazip olduğunu vurguladı.

Çin ekonomisinde aşağı yönlü risklerin devam ettiğinin vurgulandığı raporda 2016’nın emtia üreticisi ülkeler için zorlu bir yıl olacağının altı çiziliyor. Malezya, Güney Afrika, Kolombiya ve Türkiye 2016 yılında kırılgan ülkeler olarak görülmeye devam ediliyor. Emtia üreticisi Rusya ve Brezilya’da en kötü geride kaldı denilirken Türkiye’de risklerin vurgulanması kısmen politikadan kaynaklanıyor.

Borsa İstanbul gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahının iyileşmesine rağmen hafta başından beri yüzde 2’ye yakın değer kaybederek dünya piyasalarının gerisinde kaldı. Piyasaların istikrarın sembolü olarak gördüğü Babacan, Şimsek ve Yılmaz’ın yeni kabinede yer almayacağına yönelik spekülasyonlar Türkiye hisse senetlerinin dünyanın gerisinde kalmasında önemli rol oynadı.

Politika cephesinde görece iyimser bir görüşe sahibiz. Bakanlar kuruluna ak ya da karanın değil gri bir renk hakim olacağına inanıyoruz. Piyasaların sevdiği ve sevmediği isimlerden oluşan karma bir bakanlar kurulu ile yola devam edileceğini tahmin ediyoruz. Eski ve yeni üyeler Başbakan Davutoğlu’nun yönetiminde uyumlu bir şekilde çalışacak.

Büyüme ve reformlara odaklanan bir ekonomi programı ile piyasaların, çözüm süreci ve Alevi reformu ile kitlelerin desteği sağlanarak orta vadede başkanlık sürecine gidilmesi hedeflenecek.

Bu süreçte Türkiye piyasalarının seyri ağırlıklı olarak küresel risk iştahına bağlı olarak belirlenecek. Dünya piyasalarının yükseldiği bir ortamda Türkiye piyasalarının uzun süre geride kalamayacağına inanıyoruz. Bu yüzden borsadaki gerilemeyi geçici bir tepki olarak görüyoruz.

Seçim öncesi gördüğü seviyelere yaklaşan Borsa İstanbul’un gelişmekte olan piyasalara göre fiyat kazanç oranı ıskontosu yeniden %18 seviyelerine yükseldi. Seçimden önce yüzde 20’nin üzerine çıkan bu ıskonto oranı küresel risk iştahının iyi olduğu ortamlarda yüzde 7’ye kadar geriliyor. Tahvil piyasası, CDS ve Türk lirasındaki olumlu seyir ile ters düşen borsadaki satışı kısa vadeli bir alış fırsatı olarak görüyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın