Borsanın yakıtı mı bitiyor?

Haftayı şiddetli bir satış dalgasıyla bitirdik. Biden’ın 1.9 trilyonluk Salgın Yardım Paketinin Senato’dan geçirilemeyeceğine yönelik endişeler ve Avrupa’da salgın nedeniyle kapatma tedbirleri alınması satışın arkasındaki temel gerekçeler olarak gösteriliyor.

Bizim görüşümüzde bir değişiklik yok. 2021 yılını aşının yaygın kullanımıyla küresel büyümenin canlandığı, genişleyici maliye ve para politikalarının piyasaları desteklediği pozitif bir yıl olarak görüyoruz.

Türkiye varlıklarıyla ilgili olumlu görüşümüzü koruyoruz. G20 ülkelerine göre güçlü büyümesi, piyasa dostu ekonomi yönetimi, ucuz değerlemesi ve cazip reel faizi ile Türkiye’nin cazibe merkezi olmaya aday olduğuna inanıyoruz.

Salgına karşı alınan önlemlere ve uygulanan sıkı para politikasına rağmen büyüme cephesinde sert iniş tehlikesi görmüyoruz. İlk çeyrekte yavaşlama sonrası salgının hız kesmesi ile birlikte büyümenin canlanmasını ve yıllık yüzde 4’ü geçmesini bekliyoruz.

Emtia fiyatlarındaki artış ve gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle enflasyon cephesinde iyimser değiliz. Merkez Bankası’nın enflasyonun düştüğünü görerek kademeli bir şekilde faizleri indirmesini bekliyoruz. Sene sonu için enflasyon ve politika faizi beklentimiz yüzde 11 ve yüzde 13 seviyelerinde.

Geçen hafta bankaların faiz indirmesi için yapılan çağrıları anlamlı bulmuyoruz. Son üç yılda iki büyük kur şoku yaşayan ve para ikamesi eğilimi tehlikeli bir şekilde artan bir ülkenin para politikasını gevşetme lüksü yok.

Enflasyonla birlikte faizlerin gerilemeye başlaması için 6-7 aylık bir süreye ihtiyacımız var. Önceki sene yapılan önden yüklemeli faiz indirimi hatasının bu yıl tekrarlanmasını beklemiyoruz. Olası bir hatanın 2023 seçimleri öncesinde siyasi maliyeti çok yüksek olur.

Piyasa oyuncularının iyimser pozisyonlanması nedeniyle geçen hafta yaşananın benzeri düzeltmeler bizi endişelendirmiyor. Temel dinamiklerde bir bozulma olmadığı müddetçe piyasalardaki geri çekilmeleri alış için fırsat olarak görüyoruz.

Ancak Borsa İstanbul’un yükseliş ve geri çekilme dönemlerinde verdiği sinyaller bizi rahatsız ediyor. Son iki haftadır yükselişe katılmayan ancak geri çekilmelerde önden giden bir borsa görüyoruz.

Küresel risk iştahı iyiyken büyük şirketlerden çok yan hisselerle yükselmemiz, geri çekilmelerde ise banka, holding gibi ana hisselerle gerilememiz yabancı kurumsal yatırımcıların katılımının sınırlı olduğunu gösteriyor.

Lafı çok uzatmadan toparlayalım. Reflasyon senaryosuna inanmaya devam ediyoruz. Olumlu küresel konjonktür, piyasa dostu politikalar izleyen ekonomi yönetimi ve cazip değerlemeler Borsa İstanbul’u destekliyor.

Ancak Borsa İstanbul’un daha önce de denediği dolar bazında 2.100 seviyesini kıramaması bir konsolidasyon dönemine girdiğimize işaret ediyor. Yeni zirveler görmemiz için salgının kontrol altına alınması, kısıtlamaların azaltılması, Avrupa’nın büyümesinin hızlanması gibi pozitif gelişmeler görmemiz lazım.

Orta vadeli düşünen yatırımcılar dolar bazında 2100 seviyesinin kırılması beklentisiyle 2300 – 2400 seviyelerini hedefleyerek uzun pozisyonlarını koruyabilirler. Ancak satışların devam etmesi durumunda dolar bazında 2.000 (Türk lirası bazında 1480) seviyesini zarar- durdur olarak kullanmakta fayda var.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın