Bayram hediyesi…

Bayram tatili sonrası iyi haberlerle haziran ayına başlıyoruz. Vaka sayısının azalması ve ekonominin açılması beklentisi ile %3’e yakın yükselen S&P 500 psikolojik olarak önemli 3.000 seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Doların zayıflaması, altının gerilemesi ve gelişmekte olan ülke piyasalarından çıkışın azalması risk iştahının iyileşmeye başladığını gösteriyor. Hava yolları, otomotiv, bankacılık gibi salgın dolayısıyla aşırı cezalandırılan sektörlerin borsa geneline göre daha iyi performans göstermesi de genele yaygın bir iyileşme olduğuna işaret ediyor.

Piyasaların keyfini kaçırmaya aday tek gelişme ABD – Çin geriliminin yeniden tırmanmaya başlaması. Çin’in Hong Kong’un güvenliği ile ilgili bir yasayı kendi meclisinde onaylaması üzerine ABD’nin yenden yaptırım silahını çekeceğinden endişe ediliyor.

ABD – Çin gerilimi piyasaların uzun zamandır öngördüğü ve fiyatladığı bir risk. İki ülkenin Tukidides tuzağına düşmeden -öldürücü bir kavgaya girmeden- orta şiddetli bir gerginlik içinde olması küresel risk iştahını bozmaz.

Başkanlık seçimleri öncesinde Başkan Trump, Çin’i hedef göstererek seçmen kitlesini konsolide etmek isteyecektir. Ancak bunu kendine ve küresel risk iştahına zarar verecek bir boyuta getirmesini beklemiyoruz. Türkiye varlıkları dünya piyasalarının gerisinde kalsa da küresel risk iştahındaki iyileşmeden yararlanıyor. Yabancı yatırımcıların katılımı olmamasına rağmen yerleşik yatırımcıların alışlarıyla 103.000 direncini aşan Borsa İstanbul 105.000 seviyesinin üzerinde tutunmayı başardı.

Reel faiz oranlarının eksi seviyelere inmesinden rahatsız olan yerleşik yatırımcıların alternatif getiri arayışları Borsa İstanbul’un yükselişinin arkasındaki itici gücü oluşturuyor. Borsada bireysel hesap sayısındaki çok uzun bir aradan sonra görülen artış önümüzdeki günlerde borsanın 106.500 – 108.000 dirençlerini denemesini sağlayabilir.

Ancak borsadaki yükselişin devam etmesi için genele yayılması gerekiyor. Geçen hafta havacılık ve otomotiv gibi salgının cezalandırdığı sektörlerdeki alışlar bizi umutlandırıyor. Bankacılık gibi geride kalan sektörlerin de katılması durumunda borsadaki yükseliş devam edebilir. Salgınını kontrol altına alınması, ekonominin açılması ve hayatın normale dönmesiyle birlikte Türkiye varlıklarının küresel dalgayla beraber yükselmesini bekliyoruz. Ekonomi yönetiminin bu süreci ekonomi politikalarının da normalleştirmek için kullanacağını umuyoruz.

Gelişmekte olan ülkelere göre halen çok yüksek risk primimizi düşürmek için ekonominin açılmasıyla beraber ekonomi politikaların da serbest piyasa dinamiklerine uygun şekilde normalleşmesi gerekiyor.

Serhat Gürleyen
Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın