Bakakalırım giden doların ardından…

bakakalırım

ABD ekonomisinde büyümenin hızlanmaya başladığı bir dönemde gelişmekte olan ülkelerin yavaşlaması dolar endeksinin son bir sene içinde %20’den fazla değer kazanmasına neden oldu. Gelişmekte olan ülke paraları geleneği bozmayarak dolara karşı değer kaybında başı çekmeye devam ediyor. Politika riski taşıyan ve/veya emtia üreticisi olan ülkelerin paraları gelişmekte olan ülkeler geneline göre çok daha sert değer kaybediyor.

Brezilya reali, Kolombiya pezosu ve Türk lirası dolara karşı sene başından beri en çok kaybettiren para birimleri arasında yer alıyor.  Son bir aylık dönemde bu gruba Rusya ve Şili de girdi.  Gelişmekte olan ülke paralarındaki değer kaybı yabancı yatırımcının çıkışından daha çok kendini koruma ihtiyacından  kaynaklanıyor. Yerleşik yatırımcının davranış şeklindeki değişiklik de değer kaybının daha şiddetli olmasına yol açıyor.

Yabancı yatırımcının Türkiye’deki hisse senedi, tahvil ve repo pozisyonu sene başından beri sırasıyla 0,5 milyar, 0,2 milyar ve 4,2 milyar dolar azaldı. Söz konusu çıkış Fed’in varlık alımlarına başlamasından bugüne kadar hisse senedine girişlerin %4’ünü, tahvilin %10’unu oluşturuyor.  Repoda ise %100’ü civarında.

Zaten piyasalarda azalan likidite yabancı yatırımcının çıkmasına pek de izin vermiyor. Borsada ve tahvilde kuruyan likidite yüzünden yabancı yatırımcı pozisyonunda büyük değişiklikler yapamıyor. Bu yüzden yabancı yatırımcılar likiditenin daha fazla olduğu döviz piyasasını kullanarak kur riskini azaltma yoluna gidiyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin de içinde olduğu bir yığın gelişmiş ülke de döviz kurunun volatilitesi zaman zaman hisse senedi ve tahvilden çok daha yüksek oluyor.

Arka arkaya darbe yiyen yerli yatırımcının davranışı değişiyor

Peki küresel piyasalarda derin bir değişim yaşanırken yerleşik yatırımcı ne yapıyor? Dünyada dalgalanmanın arttığı, Türkiye’de iktisadi ve siyasi risklerin arttığı bir ortamda yerleşik yatırımcı finansal varlıkları içinde dövizin payını artırmaya başladı. Yabancı para faizlerinin %1,0 – %2,0 bandında seyretmesine rağmen bankaların döviz tevdiat hesapları Temmuz sonu itibariyle 2014 sonuna göre 27 milyar dolardan daha fazla artarak 185 milyar doları aştı. Döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduat içindeki payı 5 puandan fazla artarak %40’ı geçti.

Daha önemlisi, yerleşik yatırımcıların davranış sekli değişti. Eskiden yerleşik yatırımcılar ‘ortalamaya dönüş’ prensibiyle işlem yaparlardı. Türk lirası çok değer kazandığında (kaybettiğinde) döviz satar (alırlardı). Bu sayede yabancı yatırımcıların giriş çıkışlarında döviz kurundaki hareketlilik daha az olurdu.

2012 – 2015 dönemi sonrasında arka arkaya yenen darbeler yüzünden yerleşik yatırımcı stratejisini değiştirmek zorunda kaldı. Yüksek servet sahibi kesim artık elindeki dövizi satmaktan imtina ediyor. Yüksek döviz borcu olduğu için elinde döviz varlığı tutan şirketler artık ellerindeki döviz varlığını kullanmak yerine piyasadan döviz alarak ödemeyi tercih ediyorlar. Hal böyle olunca baka kalıyoruz giden doların ardından.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Bir Cevap Yazın