Super Mario’yu Beklerken…

efa8fa69-b5f3-4236-859a-d2c1b5847ae7

Temmuz ayında gerçekleştirilen toplantıda Brexit’in Avrupa ekonomileri üzerindeki etkilerini görebilmek için erken olduğu konusunda görüş birliğinde olan ECB, üyelerin ekonomik beklentilerini güncelleyecekleri Eylül toplantısında ek önlemlere yönelik kapıyı açık bırakmıştı. Mevcut €80 milyarlık aylık tahvil alım programının sona ereceği Mart 2017 tarihi yaklaştıkça, Ağustos verilerindeki zayıflamayla beraber ECB’nin yeniden harekete geçeceğine yönelik beklentiler de artmakta. Bu doğrultuda bugün Draghi ve ECB’nin başvurabileceği ek önlemler arasında;

Brexit’in gölgesinde kalan seçimler

4818

Bremain’i destekleyen İşçi Partisi üyesi Joanne Cox’a geçtiğimiz hafta Perşembe günü düzenlenen suikastla, 23 Haziran’daki AB referandumunda ibre Bremain’e dönmüş durumda. Piyasalara bugün hakim olan iyimserliğin arkasındaki neden olarak öne çıkan Bremain morali, bahis sitelerinin en son yayınladığı oranlarda yansımakta. (William Hill; Bremain 1/5, Brexit ise 7/2).

Brexit vs Güvenli Liman Talebi

An EU official hangs the Union Jack next to the European Union flag at the VIP entrance at the European Commission headquarters in Brussels on Tuesday, Feb. 16, 2016. British Prime Minister David Cameron is visiting EU leaders two days ahead of a crucial EU summit. (AP Photo/Geert Vanden Wijngaert)

Cuma günkü The Independent/ORB anketinde Brexit tarafının farkı 10 puan açması, yaklaşan 23 Haziran öncesi Sterlin üzerindeki baskıyı arttırırken, güvenli limanlara da talep artmış durumda.  Anket öncesindeki CFTC verilerine göre, GBP kısa pozisyonlar -66bin kontrata (-5,8 milyar kısa pozisyon) ulaştı – brexit olmadığı takdirde kısa pozisyonlar üzerinde oluşabilecek baskıyı göstermesi açısından.  (Peg nedeniyle CHF’de alınan kısa pozisyon toplamı 15 Ocak 2015 öncesi yaklaşık $4 milyardı)

Brezilya (Ba2/BB/BB) Yüce Divan Oylaması

1872041_720x360

Latin Amerika’nın en büyük ekonomisi olan Brezilya’nın politik gelişmelere olan kırılganlığı dün bir kez daha test edildi.  Parlamento’nun alt kanadının geçici Başkanı’nın Nisan ayındaki Yüce Divan oylamasını iptal edeceği açıklamasıyla Bovespa endeksi gün içerisinde %5 geriledi. Ancak, Senato’nun Çarşamba günü için planlanan Yüce Divan oylamasını gerçekleştireceği ve Parlamento’nun geçici Başkanı’nın kararından vazgeçtiği açıklamasıyla endekslere ve Brezilya Real’ine tepki alımları geldi.

İngiltere Kredi Notu / S&P

İngilterenin-kredi-notu-35-yıl-sonra-düşürüldü

David Cameron açısından politik varoluş hikayesine dönen 23 Haziran’daki Brexit referandumu öncesinde, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla karşı karşıya kalacağı durumu gösteren uyarı mesajları ardı ardına gelmekte. Geçtiğimiz hafta Amerikan Başkanı Obama’nın “As your friend, let me say that the EU makes Britain even greater” yazısı ile Brexit’e karşı açıkça Cameron’un yanında yer alması sonrasında yapılan anketlerde AB’de kalma yanlılarının momentum kazandığı görüldü.  Aşağıda görülen 3 aylık ATM GBP opsiyon volatilitesinde de Obama etkisi gözüküyor.

GBP VOL

stay

Ve Oscar’ı kazanan…

oscar-with-money-cropped-e1330230162196

60’ıncı Oscar töreninde Michael Douglas’a en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandıran “Wall Street” filmindeki tiplemesi “Gordon Gekko”, hem film içerisindeki ağırlığı hem de akıllarımıza kazınan sözleriyle kariyer olarak finans piyasasını seçen birçok kişi için kült olmuş bir karakterdir. 2013 yılında Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı “The Wolf of Wall Street” olarak anılan Jordan Belfort bile yaptığı ropörtajlarda Gordon Gekko’nun kendisine rol modeli olduğunu itiraf etmiştir. Filmde Gekko karakterinin vermiş olduğu akıllara kazınan mesajı “Greed is Good” ise, halen karşı karşıya kaldığımız finansal krizlerde insan faktörünü kötü yola iten ideoloji olarak öne çıkmaktadır.

ETF’lerde Yükselen Değer

cover

FED’in normalleşme takviminin Amerika’yı gitgide global ekonomilerin realitesinden uzaklaştırdığı bir dönemde, kur savaşlarının varlığı tekrardan sorgulanmaya başladı. Jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarına bağlı olarak deflatif senaryoların hakim olduğu ülke ekonomilerinin para politikalarında alınan radikal önlemler, majörler olarak adlandırılan “currency elite”in gelişmekte olan para birimlerini kıskandıran fiyat hareketliliğine maruz kaldığını görmekteyiz.

Bilinen Bilinmeyen…

Bilinen Bilinmeyen…Sene başından beri artan jeopolitik riskler, örümcek ağını hatırlatan Avrupa’nın köklü şirketlerinde ortaya çıkan saadet zincirleri, ve üye ülkelerdeki politik çekişmeler Avrupa ekonomisini raya oturtmaya çalışan Mario Draghi’yi diğer Merkez Bankaları’nın geçtiği kaçınılmaz yola doğru yönlendirmeye yetti. Haziran ayında artan baskılara yanıt vererek piyasaların beklediği adımı atan Draghi Avrupa ekonomisinde eksi faiz dönemiyle yeni bir sayfa açtı. Aynı toplantıda Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (ABS) piyasasındaki alımlarında ilk sinyalini verildi. Ardından, Ağustos ayındaki Jackson Hole’da Yellen’dan beklenen güvercinliği üstlenerek öne çıkan Draghi, ay başındaki AMB toplantısında da faizler dışında somut adım atmayarak kelime oyunlarıyla Haziran toplantısında başlattığı algı yönetimine devam etti.

“From Russia With Love”

Global ekonominin temel taşlarını oluşturmaları beklenen BRIC ülkeleri, son dönemde çok farklı gündem maddeleriyle yatırımcı algısındaki risk unsurunun tekrardan gözden geçirilmesine neden olmaktadır. Amerika’nın “Axil of Evil” ülkeleri ile özdeşleşen jeopolitik risklere ek olarak 2014 yılının ilk yarısında Ukrayna’daki politik krizin Rusya’nın ilgisini çekmesiyle piyasalar nezdinde de yeni bir cephe açılmış oldu. Soğuk savaş dönemini anımsatan hamleler Mart ayı başında Rusya riski taşıyan finansal enstrümanların fiyatlamalarında sert hareketlere neden olurken, korkulanın aksine Rusya’nın enerji arzındaki stratejik konumu nedeniyle Amerika ve Avupa ülkelerinin cevapları cılız yaptırımlarla sınırlı kaldı.

İlk olarak düzenlenen referandumla Kırım’ın bağımsızlık kararı alması ve Rus Donanması’nın karargahının yer alması nedeniyle Rusya’nın hızlıca Kırım’ı kendi ülke topraklarına katması, risk algısının önemli bir göstergesi olan Rusya 5 yıllık CDS’inin 190 baz puandan 280 paz puana kadar yükselmesine neden oldu. Rusya’nın Sovyet dönemini andıran taktik hamlelerine Amerika ve Avrupa ülkelerinin bakakalmaları, hem CDS oranlarının hem de ilk şokla yaklaşık %18 gerileyen MICEX endeksininde hızlıca toparlanmasına neden oldu. Tam piyasalar FED ağırlıklı gündemine geri dönmeye hazırlanırken,  bu seferde yine Rus yanlısı Donetsk ve Luhansk bölgelerinin aldıkları referandum kararları fiyatlamaları üzerinde dejavu etkisi yarattı.  Ancak, hem Putin’in Kırım’ın aksine diğer iki bölgedeki referandum hareketine karşı mesafe koyması hem de Yushchenko ve Yanukovych hükümetlerinde görev almış Poroshenko’nun Ukrayna Cumhurbaşkanlığına seçilmesi Rus kıymetlerine baharın geçte olsa geri gelmesine neden oldu.

Baharın gelmediği piyasa ise Rus devletinin ve şirketlerinin sıkça kullanıp 2011 yılında $20 milyardan 2013 yılında $52 milyar borçlandıkları tahvil ihraç piyasası oldu. İki aylık dönem boyunca, jeopolitik risk algısı ve yaptırımların Rus hükümetine yakın şahıslarla sınırlı kalmayacağı beklentisi, Rusya’nın kredi notunu Moodys’in negatif görünüme almasına ve Standard&Poors’un da 25 Nisan’da bir not indirmesine neden oldu.  Ayrıca yabancı finans kurumlarının Rus kredilerine karşı temkinli yaklaşmaları nedeniyle, birinci piyasadaki Rusya riski taşıyan tahvil ihraçları bıçak gibi kesilerek çoğu Mart öncesi borçlanmalar olmak üzere 2014 yılındaki tahvil ihraç miktarı $5,9 milyar ile sınırlı kaldı. Kriz döneminde second-tier bankalardan Promsvyazbank ve Sovcombank’ın 100’er milyon dolarlık ve %10’ların üzerindeki getiriyle gerçekleştirdikleri blok tahvil satışları dışında ihraç aktivitesi sıfıra inerken, Rus devleti 11 Mart’ta bankalara gönderdiği tahvil fiyatlama talebi sonrası sessiz kalmayı tercih edip 2014 için hedeflenen $7 milyarlık dış borçlanma planını tekrardan gözden geçirmeye başladı.

Gerilemeye devam etmesine rağmen halen 468 milyarlık reservinin arkasına sığınan Rusya Merkez Bankası kısa dönemde kapalı borçlanma piyasasının etkisini üzerine fazla hissetmeyecektir.  Benzer şekilde Rus şirketleri de dikkatlerini Yuan cinsi Dim-Sum borçlanmalarına çevirmiş durumda. Ancak, ortalama vadelerin 2-3 yıl ile sınırlı kaldığı $110 milyarlık Dim-Sum piyasası Rus şirketleri açısından sadece kısa vadeli bir çözüm olabilecek durumda. Her ne kadar Rusya’nın Çin ile yapmış olduğu 30 yıllık $400 milyara ulaşması beklenen doğalgaz anlaşması Rus kredilerinin Asya piyasalarındaki bilinilirliği açısından olumlu olsa bile, geçtiğimiz sene sadece Rus bankaların toplamda $600 milyonluk borçlanma ile test ettikleri Dim-Sum piyasasının örnek olarak Temmuz ayı sonunda 1,75 milyarlık itfası olan Gazprom’un ihtiyacını ne düzeyde karşılayabileceği şüpheli.  Ayrıca, Çin piyasasında özellikle konut sektöründe artan risklere paralel olarak Amerika’yı geçen Çin’deki banka kredilerindeki NPL oranlarıyla sene başından beri Yuan’ın dolara karşı %3,5 değer kaybetmesi, Dim-Sum talebini de negatif etkilemiş durumda.   Bu nedenle Rusya kredileri açısından bahar esintisine fazla kendimizi kaptırmadan önümüzdeki kara günlere yönelik hazırlıklara başlamak için ‘fırsat bu fırsat’ demek daha doğru olacaktır.

 

Piyasaların son dönemde dile getirilen yeni düzene alışmaya başladığı bir dönemde Rusya’ya yönelik artan jeopolitik risklerin olumlu yansıdığı bir piyasa var mı diyecek olursanız, akıllara filmseverler tarafından en iyi Bond filmleri arasında gösterilen “From Russia With Love” filminin başlığı ve içeriğinin gelmemesi içten bile değil.  1978’deki Geceyarısı Expressi filminin Türkiye’in dış imajında yarattığı travma öncesi, 1963 yılında gösterime giren “From Russia With Love”  İstanbul’un Yerebatan Sarnıcı ve Ayasofya dahil birçok tarihi mekanını içeren görüntüleriyle Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunmuştu.  Geçtiğimiz üç aylık dönemde Rusya’ya yönelik talebin alternatif arayışında, finans merkezi olma yolunda Türkiye hisse senedi piyasası iyi bir alternatif olarak öne çıkarken, özellikle ihraç piyasasında bekleyen Türk Telekom, Vakıfbank gibi Türk kredileri açısından Temmuz ve Ağustos aylarının getireceği durgunluk öncesi kaçırılmaması gereken bir fırsat döneminde olduğumuzu belirtelim.

Cüneyt Akdemir

SGMK ve FX Müdürü | Uluslararası Piyasalar

Hız Tuzağı

Filmseverler hatırlayacaklardır; 2011 yılında vizyona giren, Brad Pitt’in canlandırdığı Billy Beane’in Oakland Athletics beyzbol takımında istatistiki veriler yardımıyla yakaladığı başarıyı anlatan “Moneyball” adlı filmi Oscar’a da en iyi film kategorisi başta olmak üzere 6 kategoride aday gösterilmişti.  Filmin alıntı yapıldığı “Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game” adlı kitabın yazarı Michael Lewis, 31 Mart’ta yayınlanmasına rağmen şimdiden En Fazla Satan Kitaplar kategorisinde ilk sıraya yerleşen “Flash Boys” ile bu sefer film kriterleri yerine birçok piyasa düzenleyici kurumu ve hatta FBI’ın dikkatini çekmiş durumda.

High Frequency Trader’ları konu alan kitap Amerika Hisse Senedi piyasalarındaki emir iletim hızına yönelik yapılan yatırımlarla kazanılan milisaniyelik avantajla nasıl gerçek emirlerin frontlandığı detaylandırılıyor. Aslında, emir iletim hızını arttırmaya yönelik yarışı 2007-2010 yılları arasında Spread Network adlı firma Chicago ile New York arasındaki 1300 kilometrelik mesafeye düz bir fiber-optik hattı döşemek için $300 milyon harcayarak başlattı. Hattı kullananların normalde 17 milisaniye olan erişim hızını 13 milisaniyeye indirebildiği ancak 4 milisaniyelik avantajın o dönemde senelik $14 milyonluk bir fatura karşılığında geldiğini belirtmek gerekir (bir insanın gözünü açıp kapama hızı 150 milsaniyedir).

Kitapta yer alan iddialar Amerika piyasalarında o kadar ses getirdi ki, Nisan ayının ilk haftasında halka açılarak $3 milyar piyasa değerine ulaşması beklenen HFT şirketi Virtu Financial (VIRT)’da bu kararını ertelemek zorunda kaldı.  Bir not olarak Virtu Financial’ın son 5 sene içerisinde sadece 1 gün zarar ettiğini belirtmeden geçemeyeceğim. HFT şirketlerine yönelik SEC, CFTC ve FBI’ın başlattığı inceleme, son dönemde NASDAQ’ta yüksek hacim ve hisse senedi fiyatına sahip hisse senetlerindeki satışlarında arkasındaki nedenlerden birisi olarak öne çıkmaktadır.

Son yıllarda hisse senedi piyasalarında artan HFT işlemlerinin ayrıca, Spot FX işlemlerindeki günlük $5 trilyonluk hacmin %40’ına ulaştığı belirtiliyor. Piyasa yapıcısı bankaların Londra, New York ve Chicago’da bulunan işlem serverlarına mümkün olduğu kadar yakın lokasyonlarda data merkezlerini kuran HFT’ler, emir iletim hızlarını 1 milisaniyenin altına indirmiş durumdalar. FX piyasalarında işlem yapan HFT’lerin ellerindeki hızın verdiği avantajla, en fazla işlem gören EUR/USD, USD/JPY ve EUR/JPY pariteleri arasında anlık arbitraj fırsatları yakalamaya çalıştığı, diğer kurumların gecikme süreleri nedeniyle yüksek montanlı emirler öncesi pozisyon aldıkları, FX platformları arasındaki arbitraj fırsatlarını yakaladıkları ve örnek olarak ekonomik verilere hızlı tepki vermeye yönelik modeller üzerinde yoğunlaştıkları bilinmektedir. Ancak, FX piyasalarının hisse senedi piyasaları gibi merkezileştirilmemiş oluşu ve eksik olan şeffaflık nedeniyle, Amerika’da HFT’lere yönelik incelemelerin FX piyasalarına uzanması şimdilik uzak bir ihtimal olarak gözükmektedir.

Regülasyon dalgasının finans piyasalarında yayıldığı bir dönemde, HFT’lere 1987 yapımı Wall Street filmindeki Gordon Gekko karakteriyle özdeşleşen “Insider Trading” konseptinin 21. Yüzyıl damgası vurulduğu takdirde, hisse senedi piyasalarına ek olarak global FX hacimlerinde de dalgalanmalara neden olabileceğinden gelişmeleri yakından takip etmekte fayda olacaktır.  

Cüneyt Akdemir

SGMK ve FX Müdürü | Uluslararası Piyasalar