AIIB’ye devam

3txjslygS7Q8XZxNpscLttsXEKrqD6oZ5A-DDGa4WhgdLwSKxfiu7UyAMSNtFmLgpRhjlIM4LQ2UdVQG_VNqWNRtUZp6aMHheBvEiEoeOx--gIV74k8dsZOsZeuQ1R4HSg

Cari planda Çin AIIB’nin 100 bn dolarlık sermayesinin 50 bn dolarını koymayı taahhüt ediyor (Dünya bankasının 223bn). Bu da AIIB’yi tek başına yönetmesi demek. Ancak yeni üyeler katıldıkça kendi payını dilute edeceğini de açıkladı. Yine de cari kurumlar arasında ABD’nin bile bu kadar baskın olduğu bir kurum yok.

Doğrudan karşılaştırabileceğimiz kurum ADB. ADB’nin taahhüt edilmiş sermayesi 162,809 mn $ ödenmiş sermayesi ise 8,169 mn dolar. Bu yapıda Japonya 15.7%, ABD 15.6% hisseye sahip olurken Çin 6.5%’te kalıyor. Japon ekonomisinden açık ara, bazı metriklere göre ABD ekonomisinden de büyük olan Çin’in bu noktada rahatsız olması doğal. ADB bir zamanlar (1970’lerde) Asian Dams and Bridges olarak anılan bir kurumdu. Ancak zaman içinde fokusu alt yapıdan fakirliğin azaltılması, çevre, cinsiyet eşitliği, işçi hakları vb konulara kaydı. Yıllık 20 bn dolar civarında projeyi finanse eden kurumun 2020 hedeflerine baktığımızda ise çok daha geniş bir yelpazeye yoğunlaştığını görüyoruz. İşte oluşan bu boşluk (730 bn dolar yatırım ihtiyacı vs 20+ bn ve kayan fokus) Çinliler tarafından AIIB ile doldurulacak.

Konuyu bir basamak daha yukarıya alıp IMF’e getirdiğimizde sıralama 16.7% ABD, 6.0% Japonya, 5.81% Almanya ve 3.6% Çin şeklinde gidiyor. Yine ekonomik büyüklük üzerinden baktığımızda uyumsuz bir görüntü ve karar almada etkisizlik.

AIIB tarzından yatırım bankaları çalışmalarını IMF-Dünya Bankası borcun sürdürülebilirliği çerçevesi altında yürütmek durumundalar. Kritik noktalar rakamlarla belirlenmiş halde. AIIB henüz bu konuyu, pek çok konu gibi, netleştirmediğinden dolayı aşağıda da bahsettiğim gibi ABD’yi tedirgin ediyor. Banka gelişmekte olan bir ekonomiye aşırı veya verimsiz kredi sağlarsa sonrasında oluşabilecek sorunların IMF’in kucağına kalması söz konusu olabilir. Global anlamda Uluslararası Kalkınma Bankaları (UKB) IFI Uniform Framework for Preventing and Combating Fraud  ve Agreement for Mutual Enforcement of Debarment Decisions gibi anlaşmalar imzalayarak rüşvet, yolsuzluk, kaynaklara eşit ulaşım gibi konular üzerinde kuralları belirlemiş durumda. Ki Çinliler büyük ölçüde bu kurallara bağlı kalacaklarını da ifade etti.

Kısacası temelde 2 farklı büyüme modeli ve buna uygun konumlanmış 2 farklı Yatırım Bankası ortaya çıkmış oluyor. ABD’nin koyduğu kurallara meydan okuma ihtimali…

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

mail rapor altA� TEFAS

Bir Cevap Yazın