Ticaret Tartışmasına Giriş – 4

Bu yazı, 9 Şubat 2017 tarihli “Ticaret Tartışmasına Giriş – 3” başlıklı yazının devamı niteliğindedir.

Tartışmanın son bölümünde BAT ve ticaret açığına etkisi üzerine fikirleri özetlemek istiyorum. Pharma ticaretinde verilen açığın İsviçre ve İrlanda ile veriliyor görünmesi vergi uygulamalarının ne kadar etkili olabileceğine işaret ediyor. Verdiği cari açığa rağmen (yani ABD yurtdışından borçlanmak durumunda) ABD’nin portföyünde bulunan yabancı varlıklardan elde ettiği gelir yabancıların tuttuğu ABD menkullerine oranla daha yüksek bir getiri sağlıyor (konu sadece ABD tahvilleri olsa güvenilir ve likit olmaları nedeni ile taşındığı ve düşük getirileri göz önüne alınırsa anlaşılabilir bir durum diyebilirdik) . Bu da açığın yönetilebilir olmasına katkıda bulunan bir durum.  Aşağıda bu durumu grafiksel olarak görebilirsiniz.

Ancak asıl “kazanç” FDI tarafında. ABD’nin global FDI miktarı 7 trilyon dolar seviyesinde seyrederken dünyanın da ABD’ye FDI’yı 6.5 trilyon dolar civarında. Nette çok büyük bir fark yok. 500 milyar dolar 16-17 trilyon dolarlık ABD ekonomisine oranla 3%lik bir büyüklük. Ancak ABD’nin FDI’larından kazancı (yani aldığı temettü- ödediği temettü) da GDP’nin 1.5%’ine yakın bir seviyede. Hesaplara göre ABD’nin ortalama getirisi 6% olurken ABD’ye yatırım yapanların getirisi 2.5%’te kalıyor. Bu farkın nereden kaynaklandığına baktığınızda da kaynağında “yurtdışı kazançların yeniden yurtdışına yatırılması” stratejisi görülüyor. Ve tahmin edebileceğiniz üzere söz konusu karlar Almanya, Çin vb ülkelerde değil Irlanda, Lüksemburg vb vergi cennetlerinde tutuluyor. Bu stratejiye yol veren de ABD vergi sistemi nedeni ile şirketlerin karlarını yurtdışında tutmayı tercih etmeleri.  Karlar otoritelere raporlansa bile yurtiçine gelmediği sürece bir vergi ödenmiyor.  Karşı taraf yani ABD’de yatırımlarını tutanlar açısından baktığınızda ise elbette böyle bir durum söz konusu değil. Bu da farkı açıklıyor.

Devam etmeden önce Apple ve Iphone satışlarının ticari olarak nasıl bir kayıt yarattığına bakalım . Iphoneunuzun kapağını çıkartıp arkasına baktığınızda ne yazıyor? Designed by Apple in Calif. Assembled in China. “Normalde” bu “fikri haklar/intellectual property rightshizmet ihracatı olarak ABD rakamlarında görülmeli.  Veya R&D olarak vs de kaydedilebilir. Ancak Apple Avrupa veya Asya’da sattığı telefonlarda fikri hakların Apple Irlanda’ya ait olduğunu söylüyor ve Apple ABD iştirakinden çok az bir ücret alıyor. Senato soruşturmasına da konu olan bu durum rakamsal olarak şöyle kayda geçmişti: “ 2011 yılında Apple’ın global satışlarının 40%si Amerika kıtasında 60%si ise diğer bölgelerde gerçekleşti.  Aynı yıl Apple’ın R&P harcamaları 2.4 trilyon doları buldu. Apple Inc. ve ASI (Apple Sales Int.) oransal olarak ödeme yaptı ve Apple Inc 1 bn dolar öderken ASI de 1.4 bn dolar ödedi.” İşte bu 1.4 bn dolar Apple Irlanda’nın fikri haklar karşılığında ödediği ve ABD’nin hizmet ihracatına giren kalem.  Oluşan kar ABD’ye yatırılmıyor ve FDI rakamlarına giriyor. Aşağıda 413 bn dolarlık getirinin 304 bn dolarını reinvested başlığı altında olduğunu görebilirsiniz.

Bu durumda Apple ticaret dengesi açısından negatif ancak gelirler açısından ise pozitif etki yaratıyor. O halde Trump’ın veya Cumhuriyetçilerin düzenlemeleri ile vergi uygulamaları yenilenirse (BAT) ticaret açığını düşürücü etkisi olacaktır. Şayet söz konusu satışlar ABD ihracatı olarak muhasebeleştirilmeye başlanırsa açık 2.75%’ten 1.5%’e kadar gerileme potansiyeline sahip.

Bu mail ile beraber güncel ticaret tartışmasını özetlemiş oldum. Özet Prof. Navarro&W.Ross’un hazırladığı white paper, Prof. N.Smith’in  wp’ye karşı Bloomberg’de paylaştığı analiz, Prof. Petis’in Carnegie’de yazdığı -Is Peter Navarro Wrong on Trade- ve CFR B. Setser –Dark Matter- makalelerinden oluşturulmuştur. Ne olacağı ise Trump planını tam olarak açıkladığında göreceğiz.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev

Şant Manukyan hakkında

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde lisans eğitimi alan Şant Manukyan, yüksek lisans programını da Cornell Üniversitesi MBA dalında tamamladı. 2002 yılında İş Yatırım Uluslararası Piyasalar bölümünde göreve başlamış, 2007 yılında Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı görevine getirilmiştir. Global Stratejist olan Şant Manukyan, Kasım 2012 itibariyle de Uluslararası Piyasalar Müdürü konumunda görevine devam etmektedir. Global ekonomik durumun yatırımcılara yansıtılarak yabancı hisse senedi, foreks ve emtia stratejilerinin belirlenmesinden ve bu stratejilere yönelik yatırımcı tavsiyeleri oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir