Risk primi neden düşmüyor?

561b62620f254458dcf2327e

Politika cephesinde belirsizlikler azalıyor. Binali Yıldırım’ın kurduğu 65. hükümet meclisten güvenoyu aldı. Yeni hükümetin önceliği belli. Başkanlık sistemine gitmek üzere gerekli anayasa değişikliklerini yapmak için ülkeyi referanduma taşımak. Süreç tıkanırsa ve şartlar uygun olursa erken seçim kararı alınacak. Bu süreçte büyümeyi destekleyici maliye ve para politikaları uygulanacak.

Ancak piyasa fiyatlamaları Başbakan Davutoğlu’nun görevi bırakması öncesindeki seviyelere geri dönmekte zorlanıyor. Ekonomi yönetiminin başında Mehmet Şimşek’in olması haberinin piyasalarda yarattığı etki kısa sürdü. Davutoğlu hükümetinde Mehmet Şimşek’in görev tanımında yer alan “ekonomik konularda genel koordinasyon” ifadesinin Yıldırım hükümetindeki görev tanımında yer almaması piyasalardaki risk primini artırdı.

MSCI Türkiye hisse senetlerinin gelişmekte olan ülkelere göre ıskontosu %25 ile politik şok sonrası seviyelere yakın yerlerde seyrediyor. Uzun vadeli devlet tahvilleri ve Türk lirası Mayıs ayında en kötü performans gösteren gelişmekte olan piyasalar içinde yer alıyor.

Risk priminin önümüzdeki dönemde yüksek kalması için üç temel sebep görüyoruz:

  1. küresel konjonktür gelişmekte olan piyasaları desteklemiyor
  2. sonbahar aylarında erken seçime gidilme riski azımsanmayacak kadar yüksek
  3. yeni dönemde izlenecek ekonomi politikalara yönelik belirsizlikler azalmadı. 

Küresel konjonktür ile başlayalım. Fed’in kısa bir aradan sonra yaz aylarında faiz artırmaya devam edeceği sinyali vermesi gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını bozmaya başladı. Temmuz ayında faizlerin artması ihtimali %54’e yükselirken, gelişmekte olan piyasalar Mayıs ayında gelişmiş ülkelerin %4 gerisinde kaldı.

Yeni hükümetin ajandasında ülkeyi başkanlık sistemine taşımak öncelikli hedef olarak belirlendi. Anayasa değişiklikleri yapmak üzere gerekli destek meclisten sağlanamazsa erken seçime gidilecek.  Muhalefet partilerinde yaşanan iç karışıklıklar Ak Parti’nin kamuoyu desteğini yükselterek erken seçim ihtimalini  artırmaya başladı. Olası bir erken seçim riski piyasalardaki risk priminin yüksek kalmasına yol açıyor.

Yeni hükümetin izleyeceği ekonomi politikalar henüz netlik kazanmadı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanları tarafından iki ana mesaj veriliyor:

  1. İhracat ve üretim odaklı bir  programla büyümenin hızlandırılması
  2. ekonomiye ayak bağı olan güçlü kamu maliyesi ve sıkı para politikalarının değiştirilmesi.

Liberal politikaların yerine milli ekonomi politikaların  uygulanmaya başlanması olarak özetlenebilecek bu süreçte ekonominin temel dengelerine müdahale ihtimalinin artması piyasalardaki risk primini yüksek tutacaktır.

Piyasalarla ilgili orta vadeli görüşümüzde bir değişiklik yok. Dışarıda küresel risklerin içeride erken seçim ihtimalinin ve izlenecek ekonomi politikalara yönelik belirsizliğin arttığı bir ortamda piyasalardaki yükselişlerin Türk lirası varlıklarda pozisyonların azaltılması ve dolara geçilmesi için kullanılmasını önermeye devam ediyoruz.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Serhat Gürleyen hakkında

Galatasaray Lisesi’ni takiben lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Çalışma hayatına Boğaziçi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak başlayan Serhat Gürleyen, finans sektöründe on sene boyunca araştırma, yurtdışı satış ve fon yönetimi alanlarında çalıştıktan sonra 2002 yılında İş Yatırım’a katılmıştır. Araştırma Direktörü olarak görev yapan Serhat Gürleyen aynı zamanda müşteriler için yatırım stratejilerinin oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Araştırma kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir