Risk iştahında engellenemez yükseliş…

 

Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki görüşmelerin tıkanmasına rağmen küresel piyasalarda risk iştahı yüksek seyrini koruyor. Avro bölgesinin bütünlüğünü korumak için kararlılığını koruması ile ABD ve Asya’dan gelen güçlü ekonomik veriler ekonomik büyümenin yeni bir dip yapacağı endişesini azaltarak risk iştahını destekliyor.

Piyasalarla ilgili görüşlerimizde değişiklik yok. Büyümenin azalarak da olsa devam etmesi ve dünya ekonomisinde aşağı yönlü risklerin azalması ile küresel sermaye emin limanlardan riskli varlıklara yönelmeye devam edecek. Son dönemde ABD, Almanya ve İngiltere devlet tahvili faizlerinde görülen hafif yükselişi para politikasının beklenenden önce sıkılaştırılacağının değil risk iştahındaki artışın işareti olarak görüyoruz.

ABD’nin mali uçurumun kenarından döneceğini ve Avrupa’da işlerin kademeli olarak daha iyiye gideceğini öngördüğümüz baz senaryomuzda 2013 yılında gelişmekte olan ülkelere para akışının devam etmesini bekliyoruz.  Miktarsal genişleme ve finansal baskılama nedeniyle devlet tahvili faizleri tarihi olarak gördüğü en düşük seviyelere gerileyen ABD, Japonya Almanya ve İngiltere’de yatırımcılar  hisse senedinden, özel sektör tahviline, gelişmekte olan ülke varlıklarından emtiyalara uzanan riskli varlıklara yönelmeye devam edecekler.

Büyüme potansiyeli yüksek, kamu maliyesi güçlü, bankacılık sektörü sağlam, hane halkı borçluluğu düşük ve özel sektörü rekabetçi Türkiye  küresel risk iştahındaki artıştan  yararlanan piyasalardan birisi olmaya devam edecek. Ulusal tasarrufları yatırım ihtiyacının çok altında kalan Türkiye bu sayede uzun dönemli büyümesinin finansmanını daha ucuza sağlayacak.

2013 yılında Moody’s ve/veya S&P’nin Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyeye yükseltmesi sermaye girişlerinin daha da hızlanmasına yol açacaktır. Fitch’in sermaye artırımı sonrası ABD ve Asya’da daha önce Türkiye’ye hiç yatırım yapmamış oyuncuların ilgisinin arttığını gördük. İkinci bir not artırımı gelmesi söz konusu eğilimi hızlandıracaktır.

Geçtiğimiz yılların aksine 2013 yılında ekonominin önündeki temel risk sermaye girişlerinin çok artması durumunda dış borcun arttığı, Türk lirasının değer kazandığı, cari açığın çok yükseldiği bir sarmala girilmesi. Merkez Bankası başkanı Başçı geçtiğimiz haftalarda yaptığı konuşmada bu riskin farkında olduğu ve sermaye girişinin hızlanması durumunda Merkez Bankası’nın müdahale edeceğinin sinyalini verdi. Başkanın açıklaması sonrasında Türk lirası not artırımı öncesindeki seviyelere gerilerken, tahvil piyasasında ve borsada sermaye kazançları devam etti.

Geldiğimiz noktada Türk lirasını  ve İMKB’yi cazip bulmaya devam ediyoruz. Ancak devlet tahvili piyasalarında fırsat penceresinin kapandığına inanıyoruz. Mevcut seviyelerden alınacak devlet tahvillerinin vergi sonrasında reel getirisinin %1’in altına gerilediğini görüyoruz. 2013 yılında portföy getirilerinin görece yüksek getirili özel sektör tahvilleri, temettü verimi  yüksek hisse senetleri kullanarak artırılmasını öneriyoruz. Önümüzdeki haftalarda 2013 yılı yatırım fırsatlarını daha detaylı inceleyeceğiz.

Serhat Gürleyen, CFA

Araştırma Direktörü

Serhat Gürleyen hakkında

Galatasaray Lisesi’ni takiben lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Çalışma hayatına Boğaziçi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak başlayan Serhat Gürleyen, finans sektöründe on sene boyunca araştırma, yurtdışı satış ve fon yönetimi alanlarında çalıştıktan sonra 2002 yılında İş Yatırım’a katılmıştır. Araştırma Direktörü olarak görev yapan Serhat Gürleyen aynı zamanda müşteriler için yatırım stratejilerinin oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Araştırma kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir