Piyasaya değil, şirkete ortak oluyorsunuz

Bazen aynı anda inşaat, korna ve diğer rahatsız edici seslerin kontrolsüz bir şekilde neden olduğu gürültüye maruz kalır, rahatsız oluruz. Bugünlerde ise, yazılı ve görsel basında liyakatından şüphe edilen bazı kişiler tarafından para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeler hakkında paylaşılan olur olmaz görüşler, benzer şekilde yatırımcılarda gürültü etkisi yaratıyor.

Makul bir yatırımcı, normal şartlarda yatırım yapmayı planladığı ülkenin makro ekonomik göstergelerini, şirketin faaliyet gösterdiği sektörün dinamiklerini ve nihayet şirketin sektördeki payını ve projeksiyonlarını anlamaya çalışır. Ancak, dedikodu ve rastlantısal değerlendirme ile yorumların başrol aldığı ve bundan dolayı da temel analizin neredeyse oyun dışı kaldığı bugünlerde, yatırımcıların sağlıklı bir değerlendirme yapabilmeleri maalesef olanaksız hale casino online geldi. Bu durum, özellikle sayısı son derece sınırlı olan yerli yatırımcıların sermaye piyasalarından daha da uzaklaşmalarına neden oluyor.

Bu nedenle, özellikle orta ve uzun vadeli yatırımcılar için temel analizin halen esas olduğu unutulmamalıdır. Buna göre bir şirket;

  • Farklı faaliyet alanlarından gelir elde ediyor ve sürdürülebilir karlılığa sahipse,
  • İstikrarlı temettü politikalarıyla kazancını yatırımcılarıyla sürekli paylaşıyorsa,
  • Finansal değerlemeler sonucunda yurt içi ve dışı rakiplerine göre ucuzsa ve
  • Şeffaf bir yönetime sahipse

pay piyasası yatırımcısı için önemli bir yatırım fırsatı olarak görülmelidir.

Uluslararası ekonomik ve siyasi gelişmelerin piyasalar üzerindeki baskısının en yüksek düzeyde hissedildiği böylesi dönemlerde yatırımcılar, biraz soluklanıp, gürültüye bir süre kulaklarını tıkamalı ve yukarıdaki  kriterlere uyan şirketleri araştırmalıdır.

Diğer yandan, piyasalar için çeşitli gerekçelerle “al” ya da “sat” tavsiyesi verilmesi doğaldır. Hatta sadece siyasi risk nedeniyle fiyat artış beklentilerinin aşağı çekilmesi de doğaldır. Ancak bunların uzun vadeli öneriler olmadığı, her şekilde kendi özel koşulları nedeniyle piyasadan pozitif yönde ayrışabilecek şirketlerin olabileceği ve bu şirketlere de seçici bir yaklaşımla yatırım yapılabileceği dikkate alınmalıdır.

Bu yazının kısa vadeli kazanç sağlamayı hedefleyen yatırmcılar için olmadığını belirtmem gerekiyor. Konjonktürün bu kadar dalgalı ve belirsiz olduğu zamanlarda, şirket özelinde analiz yapıp uzun vadeli yatırımlara yönelmek daha da fazla önem taşıyor. Zira, piyasaya değil şirkete ortak oluyorsunuz.

Ozan Altan

Müdür Yardımcısı | Yatırımcı İlişkileri

Ozan Altan hakkında

Özel Yükseliş Koleji’ndeki orta öğrenimini takiben, lisans ve yüksek lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat ana bilim dalında tamamladı. 2002 yılında İş Bankası’na katılan Ozan Altan, 2004 yılında İş Yatırım’da göreve başladı. Borsa ve Acente Hizmetleri Müdürlüğü’nden sonra Mevzuat ve Uygunluk Müdürlüğü’nün kuruluş çalışmalarında yer aldı. Şirketin halka arzıyla birlikte 2007 yılında Yatırımcı İlişkileri Müdürlüğü’nü kuran ve halen birim yöneticiliği görevini sürdüren Ozan Altan, aynı zamanda şirketin Kurumsal Yönetim Komitesi üyesidir.
Bu yazı Yatırımcı İlişkileri kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir