Petrol Piyasası

Son 10 yılda petrol piyasasını takip ettiyseniz 2 ana senaryo olduğunu görmüşsünüzdür. Önce bir noktaya kadar ekonomiye bağlı bir yükseliş ardından spekülatif bir dalganın başlaması ve gerek yatırım bankalarının gerekse Uluslararası Enerji Ajansı gibi kurumların hemen “petrol bitmek üzere, arz talebi karşılayamaz” hikayesini gündeme getirmeleri ve ardından bunun doğru olmadığının anlaşılması ile gelen sert düşüş. Son bir ayda yine bu senaryoyu aynı şekilde izledik.

İran ambargosunun devreye girmesinden hemen önce ortaya çıkan petrol 100 dolar olacak raporları, IEA’den gelen uyarı mesajları ve 77 dolardan 55 dolara 15 gün içinde gerileyen (WTI) petrol. Peki tam olarak neler oluyor? İran konusu ile başlamak doğru olabilir. Elbette Libya ve Venezuela gibi iki önemli üreticinin kapasitelerinin çok altında bir üretimde bulundukları ortamda Iran petrollerine getirilen kısıtlama önemli bir gelişme. Ancak 1- bu yeni bir gelişme değil ve çoktan fiyatlandı 2- İhracatın sıfırlanması noktasından bazı ülkelerin Mart ayına kadar belli miktarda petrol alımına muafiyet verilmesi noktasına geldik. Yani “şimdilik” İran petrolleri konusunda en kötüsünü görmüş değiliz. Diğer bir dinamik elbette OPEC+ grubunun aldığı kararlar. Söz konusu grup fiyatların çok düşmesi üzerine kısıntıya gitme kararı alarak piyasayı dengelemişti. Ancak özellikle son 2 ay içinde hem ABD üretiminin 11.6 milyon varil ile zirve yapmasına şahit olduk hem de stoklarda ciddi bir artış meydana geldi. Dahası Başkan Trump İran korkusu ile yükselen petrol fiyatları nedeni ile Sudi Arabistan’dan müdahale talep etmiş ve üretimi belli bir oranda yükseltmişti. Siyasi alanda S. Arabistan ve dünyanın geri kalanı arasında yaşanan çekişme nedeni ile Suudilerin ciddi bir kısıntıya gidebileceklerini sanmıyorum. Ve en önemli dinamik; 2019 yılında talebin de azalacağı gerçeği. Son 2 çeyrekte ABD büyümesinin 4% civarında seyrettiğini görüyoruz.

Ancak 2019’da, özellikle ikinci yarıda, vergi indirimlerinin etkisinin devreden çıkması ile beraber büyüme eski ortalamasına yani 2.0% seviyesine gerilemek zorunda. Bu dünyanın en hızlı büyüyen gelişmiş ekonomisinin net bir yavaşlamaya gireceği anlamına geliyor. Resesyon olmasa da net bir yavaşlama. Çin ise zaten yıllardır yavaşlıyor ve 2019’da bu durum değişmeyecek. Çok ciddi bir ticaret savaşı Çin’i yeni bir büyüme paketi açmaya zorlayabilir ancak senaryoda bile Çin yeni bir büyüme trendinden ziyade sadece geçici bir hızlanma yaşayacaktır. Avrupa ise ECB’nin aradan çıkması ile belirsiz bir döneme girmiş olacak.

Otomotiv sektörü nedeni ile zor bir 2018 ikinci yarı geçiren Alman ekonomisi 2019’da yeniden toparlanabilir ancak büyümenin tüm Euro Bölgesinde hız kazanacağını söylemek doğru olmaz. Kısacası 55 doları Petrol fiyatları açısından makul bir alt bant 65 doları ise makul bir üst bant olarak görebiliriz. Bu aralıktan çıkmak için yeni bir dinamik gerekecektir.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Şant Manukyan hakkında

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde lisans eğitimi alan Şant Manukyan, yüksek lisans programını da Cornell Üniversitesi MBA dalında tamamladı. 2002 yılında İş Yatırım Uluslararası Piyasalar bölümünde göreve başlamış, 2007 yılında Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı görevine getirilmiştir. Global Stratejist olan Şant Manukyan, Kasım 2012 itibariyle de Uluslararası Piyasalar Müdürü konumunda görevine devam etmektedir. Global ekonomik durumun yatırımcılara yansıtılarak yabancı hisse senedi, foreks ve emtia stratejilerinin belirlenmesinden ve bu stratejilere yönelik yatırımcı tavsiyeleri oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir