Küresel büyümede yavaşlama

Geçtiğimiz haftalarda açıklanan veriler küresel büyümenin yavaşladığı görüşünü güçlendiriyor. ABD, Çin ve Avro bölgesinde açıklanan ekonomi verileri 2013 yılı gerçekleşmelerinin büyük ihtimalle IMF’nin %3,3’lük tahmininden daha kötü olacağını gösteriyor.

ABD ekonomisinde kamu desteğinin azalmasının etkileri görülmeye başlandı. Savunma sanayindeki yavaşlamanın etkisiyle İlk çeyrek GSYİH verisi %3.0 civarındaki beklentilerin gerisinde kalarak %2,5 düzeyinde gerçekleşti. Tüketici güveninin görece güçlü olmasına rağmen PMI Sanayi verileri Mart ayındaki 54.6’dan Nisan ayında 52.0’ye geriledi.

Çin ekonomisindeki yumuşak iniş devam ediyor. İlk çeyrek GSYİH verisi %8,0 civarındaki beklentilerin gerisinde kalarak %7.7 düzeyinde gerçekleşti. HSBC Sanayi PMI verisi Mart ayındaki 51,6’dan 50,5’e düştü. Çin’in yavaşlamasını dünya ekonomisi felaket habercisi olarak görmemek lazım. Hizmet sektörününün büyümesinin son üç çeyrektir hızlanmasını ve sanayinin üzerinde büyümesini Çin ekonomisindeki yeniden dengelenmenin işaretleri olarak görmek daha doğru olur.

Avro bölgesi ekonomisi kötüleşmeye devam zediyor. Mali piyasalarda yaşanan düzelmeye rağmen PMI sanayi verisi Mart ayındaki 46,8’den Nisan ayında 46,5’e, ZEW anketi 33,4’den 24,9’a geriledi. Açıklanan veriler Avrupa Merkez Bankasının Mayıs veya Haziran ayında faizleri 25bp indirmesi ihtimalini artırıyor. Faiz indiriminin Avrupa’nın sorunlarını hafifletmesini beklemek gerçekçi olmaz.

Açıklanan veriler ABD ve Çin’de büyümenin hızla yavaşladığını, Avrupa’da ise durgunluğun devam ettiğini gösteriyor. Buna rağmen piyasalar yukarı yönlü dalgalı seyrini sürdürüyor. Avro bölgesinde istikrarın sağlanması için alınan cesur kararlar ve ABD’de mali uçurum riskinin ötelenmesi küresel risk iştahını güçlü tutmaya devam ediyor.

Küresel büyümenin zayıf olmasını G4 merkez bankalarının uyguladığı genişleyici para politikalarının ve finansal baskılamanın devam etmesinin teminatı olarak gören küresel sermaye riskli varlıklara yönelmeye devam ediyor.

Büyümenin zayıf, faizlerin düşük küresel risk iştahının yüksek olduğu yeni normal konjonktür Türkiye için iyi yönetilmesi gereken bir tablo çiziyor.

Kötü haber! Büyüme cephesinde aşağı yönlü riskler artıyor. Avrupanın durgunluk ile boğuştuğu, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın sert bir şekilde yavaşladığı bir global konjonktürde Türkiye’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya yönelerek ihracat cephesinde yakaladığı ivmeyi sürdürmesi zor gözüküyor.

İç talepteki canlanmanın yarattığı ithalat baskısının emtia fiyatlarındaki düşüşle kısmen dengeleneceği mevcut konjonktürde dış ticaretin büyümeye olan katkısı azalacak. 2013 yılı büyümesi ekonomi yönetiminin makro ihtiyati tedbirlerle kredi büyümesini ne kadar yavaşlattığına bağlı olarak %4’lük hedefin bir miktar altında kalacak.

İyi haber! Emtia fiyatlarındaki gerileme görece güçlü büyümeye rağmen cari açıktaki artışı sınırlayacak ve son yıllarda hedeften çok uzaklaşan manşet enflasyonun kabul edilebilir seviyelerde kalmasını kolaylaştıracak.

Büyümenin finansmanında bir sorun beklenmiyor. G4 merkez bankalarının para politikasını gevşetmeye devam etmesi ve küresel risk iştahındaki artış Türkiye gibi makul hızla büyüyen ve faiz oranları görece yüksek gelişmekte olan ülkelere para akışını hızlandıracak. Gerek Türk bankaları gerekse büyük Türk şirketlerinin yurtdışından kaynak sağlamasında bir sorun gözükmüyor.

Söz konusu konjonktür Türkiye gibi ağırlıklı olarak iç talep ve dış kaynakla büyüyen ülkeler için iyi yönetilmesi gereken bir fırsat yaratıyor. Bankaların ve şirketlerin yurtdışından kolay kaynak sağladığı bu konjonktür Türkiye’nin büyümesini daha ucuz ve daha uzun vadeli kaynakla finanse etmesini sağlayacak.

Ancak bol ve ucuz yabancı kaynak ekonominin temel dengeleri açısından önemli bir risk oluşturuyor. Cari açığın finansmanının kolaylaşması, Türkiye’nin dış borcunun ve finansal kaldıracının kontrolsüz artmasına ve Türk lirasının aşırı değer kazanmasına neden olabilir.

Durumun farkında olan Merkez Bankası bir yandan sıcak para girişini yavaşlatmak için faizleri indirirken diğer yanda munzam karşılık oranları ve rezerv opsiyon mekanizması ile ve BDDK’nın desteğiyle kredi büyümesini dizginlemeye çalışacak.

Serhat Gürleyen

Direktör | Araştırma

Serhat Gürleyen hakkında

Galatasaray Lisesi’ni takiben lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Çalışma hayatına Boğaziçi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak başlayan Serhat Gürleyen, finans sektöründe on sene boyunca araştırma, yurtdışı satış ve fon yönetimi alanlarında çalıştıktan sonra 2002 yılında İş Yatırım’a katılmıştır. Araştırma Direktörü olarak görev yapan Serhat Gürleyen aynı zamanda müşteriler için yatırım stratejilerinin oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Araştırma kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir