Büyüme ve para politikası

TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı sanayi üretimi verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış endeks %2,4 olan piyasa beklentisinin ve %2,2 olan öngörümüzün altında yıllık bazda sadece %1,4 büyüdü. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endeks ise aylık bazda%0,1’lik sınırlı bir artış kaydedebildi.

Sonuçlar Haziran ayında keskin bir düşüş gösteren PMI endeksleriyle uyumlu gerçekleşti (Haziran: 48,8; Mayıs: 50,1). İkinci çeyrekte yıllık bazda %3,1 artan ortalama sanayi üretimi ilk çeyrekteki %5,3’lük büyümeye kıyasla gerileyerek ekonomik aktivitede yumuşak inişe işaret ediyor.

Ekonomideki yavaşlamayı Irak’taki iç savaşa veya son dönemde Avrupa’daki gelen yavaşlama işaretlerinden ziyade iç talepteki zayıflamaya bağlamak daha doğru olur. Irak’ta yaşanan iç savaşa rağmen ihracatın Haziran ayında %6 civarında artması bunun en iyi göstergesi.

Bayram tatili nedeniyle yaşanan üç günlük iş kaybına ve Irak pazarındaki %46 gerilemeye rağmen Temmuz ayında ihracat yatay bir seyir izledi. TİM raporu çalışılan gün bazında baktığında %12’lik bir ihracat artışına işaret ediyor. İhracatın arkasındaki itici güç yavaşlama işaretleri gösteren Avrupa olmaya devam ediyor.

Ekonomideki yavaşlamada BDDK’nın aldığı önlemler nedeniyle iç talepteki yavaşlama etkili oldu. Faizlerdeki yükseliş nedeniyle iç piyasada inşaat, otomotiv, beyaz eşya, gibi sektörlerdeki yavaşlama daha belirgin olarak ortaya çıktı.Buna rağmen Avrupa’ya olan ihracattaki artış sayesinde iki sektörün yıllık bazda büyümesinde sırasıyla %6,0 ve %13,1 düzeyinde artışlar gerçekleşti.

Haziran ayı verisi sonrasında %3,5’lik büyüme tahminimizde aşağı yönlü sapma ihtimali arttı. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama işaretleri, Ukrayna ve Irak’ta yaşanan iç savaşlar, FED’in para politikasına yönelik belirsizlikler yılın ikinci yarısında büyümeyi aşağı yönlü baskılayacak.

Buna rağmen büyüme tahminimizde değişikliğe gitmiyoruz. 2013 ikinci yarısında ve 2014 ilk çeyreğindeki güçlü büyüme rakamları sonrasında Türkiye’nin dışsal ve içsel dalgalara karşı daha güçlü olduğuna ikna olduk.

Önümüzdeki dönemde ekonominin izleyeceği seyir de Merkez Bankası’nın para politikasındaki tercihi etkili olacak. Temmuz ayında beklentilerden yüksek gelen enflasyon rakamları, çekirdek göstergelerdeki bozulma Merkez Bankası’nın ilave faiz indirimi yapmamasını gerektiriyor. Benzer şekilde jeopolitik risklerdeki artış nedeniyle Türk lirasında yaşanan değer kaybı da faiz indirimine devam edilmemesini gerektiriyor.

Ancak geçmiş tecrübe gelecek için bir gösterge ise Merkez Bankası’nın enflasyondan çok büyümeye duyarlı olduğunu söyleyebiliriz. Küresel risk iştahında küçük bir toparlanma görülmesi durumunda bile Merkez Bankası para politikasını gevşetmeye devam ederek büyümeyi destekleyecektir.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Serhat Gürleyen hakkında

Galatasaray Lisesi’ni takiben lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Çalışma hayatına Boğaziçi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak başlayan Serhat Gürleyen, finans sektöründe on sene boyunca araştırma, yurtdışı satış ve fon yönetimi alanlarında çalıştıktan sonra 2002 yılında İş Yatırım’a katılmıştır. Araştırma Direktörü olarak görev yapan Serhat Gürleyen aynı zamanda müşteriler için yatırım stratejilerinin oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Araştırma kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir