Bitcoin Vadeli İşlemler ve Kaygılar

CME’nin Bitcoin vadelileri için 18 Aralık’ı işaret etmesinin ardından ben de bu konuda süre gelen bir konuya değinmek istiyorum. Daha önce farklı bir noktadan ama aynı kaygılarla, VIX-Takasbank ilişkisini paylaşmış ve “büyük VIX short pozisyonları ve ETF’leri sistemik bir risk yaratabilir mi?” sorusunu sormuştum. 14 Kasım ve 27 Kasım tarihinde IB’nin yönetim kurulu başkan CME ve OCC’ye 2 mektup yazarak Bitcoin vadelileri hakkında kaygılarını paylaştı. Ana kaygı saklama ve bunun sistemde yaratabileceği sorun. Thomas Peterffy sorunu o kadar ciddiye alıyor ki 1-Bitcoin margin ve takası yasal olarak ayı bir iştirakte yapılsın veya 2-takasbankın yasal sorumluluğu sınırlandırılsın veya 3-takası gerçekleştirmeye yetkili kurumların min sermayesi 10 milyar dolar ve üstü olsun önerilerini getiriyor.

Aşırı volatilite ve değerleme yöntemlerindeki belirsizlik nedeni ile alıcı 100% marginlense bile satıcıların nasıl yeterli şekilde teminatlandırılabileceği konusunda kaygılar var .1980’ler Gümüş Hunt Biraderler manipülasyonu gibi bir vakada tavan uygulaması olsa bile short pozisyonların tavanları kovalamak zorunda kalacağı ve hem kendilerini hem de bu esnada takas kuruluşlarını imha etme potansiyelleri var ( bu olaydan sonra alınabilecek gümüş miktarının sınırlandırılması başta olmak üzere bazı önlemler alınmıştı). Böyle bir durumda ise Bitcoin işlemleri yaptırmayan kurumlar, ör. IB veya belki JP, bu işten uzak duruyor olmalarına rağmen UST veya S&P vadelilerde  alınan pozisyonların karşılığını hala ödemek zorunda kalacak ve bu karşılıkları tahsil edebileceği takas kurumu batık olacağından kriz bir anda kontrolden çıkacak. Yani bu kurumların Bitcoin vadelilerden kazanacağı bir şey olmamasına rağmen her şeyi kaybetme riski olduğunu söylüyor Peterffy.

Bu noktada yukarıda paylaştığım mektubun içeriklerini tamamlayarak tekrar vadeli Bitcoin’in özelliklerine geri dönelim. CME’nin açıklamalarına göre henüz netleşmemiş olsa da uygulanacak margin oranı 35% civarında olacak. 100% teminatlandırma bile geçtiğimiz haftalarda gündeme gelmişti. Referans fiyat  (BRR) ve endeks fiyat (BRTI) belirlemede 4 kaynaktan gelen fiyatlar ve ortalamalar kullanılacak. Bunlar Bitstamp,GDAX,itBit ve Kraken. Bu borsaların doğru isimler olup olmadığını bir kenara bırakırsak en önde gelen risklerden biri daha önce defalarca örneğini gördüğümüz şekilde bu borsaların FBI tarafından basılması, kapatılması veya hacklenerek hesapların sıfırlanması gibi gelişmeler. Kripto-paranızı borsada tutuyorsanız bir özel anahtar/adresiniz söz konusu değil demektir ve hissenizi tuttuğunuz şirketin batmasının/basılmasının/hacklenmesinin aksine varlığınız bir kez gitti mi gitti demektir (bu nedenle mutlaka kendi adresinize çekmenizi öneriyorum).

İkinci bir risk bu borsaların yatırımcılar cash out etmesi yani nakde dönmeleri durumunda yeterli pozisyona sahip olup olmamaları.  Kripto para dünyasının en sıcak tartışma konularından biri ihraç edilen Tetherlerin (dolara peglenmiş, işlemleri kolaylaştıran kripto-para) bir karşılığı olup olmadığı. Teorik olarak ihraççı kurum Tetherlerin bire bir karşılığı olduğunu yani yatırılan her 1 dolar karşısından Tether ihraç ettiklerini ve banka hesaplarının şeffaf olduğunu iddia ediyor. Bir grup ise Bitcoin rallysinin karşılıksız Tether basımı ile gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Konunun detaylarına bu mailin ana fikrini etkilemeyeceğinden girmiyorum. Kısacası kontrol diğer varlık sınıflarına göre çok daha az ve konuyu anlayan insan sayısı da az. Bu durumda CME “güvencesine” gelen yatırımcılar yine de başka hiçbir enstrümanda olmayan bir riskle karşı karşıya kalabilir. Ve bu risk bir anda takas kurumundan piyasaya yayılabilir.

Bir diğer tartışma konusu ise kontratların cash yani nakit uzlaşı niteliği taşıması. Yukarıda saydığım risklerden hack başta olmak üzere CME’nin KYC, özel adres vb uygulamalarla uğraşmamak açısından nakit uzlaşı seçeneğini tercih etmesi son derece doğru. Ancak gelen eleştirilerden biri Libor ve Libor skandalında olduğu üzere, bir OTC endeksi baz alınarak uzlaşı gerçekleşecekse bunun manipüle edilmesi son derece mümkün. Dahası CFTC raporlarında gördüğünüz üzere piyasa sadece long veya short giden spekülatörlerden oluşmuyor. Spot- vadeli (fiziki teslimat bu açıdan önemli), 2 farklı vade arasında arb fırsatı kovalayanlar yani çarpıklıkları düzeltenler ( bitcoin faizi vs bu noktada önemli), hedge etmek için işlem yapanlar gibi spekülasyonun karşı bacağını oluşturan başka büyük işlemci gruplar da var. Ancak şu anda bu grupların fazla yapabileceği bir şey yok gibi zira vadeli kontratları bu stratejilere tam olarak , en azından şimdilik, hizmet etmiyor. Yani ilk işlemler tıpkı birkaç yıl önce Çin endekslerinde kurumsal yatırımcının olmaması ve 99% spekülatif işlem yapılması gibi doğrudan yön pozisyonları olacak. Yani vadeli kontrartlar “efficient market” oluşturmayabilir.

Vadeli işlemler üzerine piyasada dönen kaygıları toparlamaya çalıştım. Her zaman olduğu gibi konuyu işlemeye devam edeceğim.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev

Şant Manukyan hakkında

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde lisans eğitimi alan Şant Manukyan, yüksek lisans programını da Cornell Üniversitesi MBA dalında tamamladı. 2002 yılında İş Yatırım Uluslararası Piyasalar bölümünde göreve başlamış, 2007 yılında Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı görevine getirilmiştir. Global Stratejist olan Şant Manukyan, Kasım 2012 itibariyle de Uluslararası Piyasalar Müdürü konumunda görevine devam etmektedir. Global ekonomik durumun yatırımcılara yansıtılarak yabancı hisse senedi, foreks ve emtia stratejilerinin belirlenmesinden ve bu stratejilere yönelik yatırımcı tavsiyeleri oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir