Altın Standardı ve Bitcoin Standardı

Son zamanlarda ağırlıklı coinleri inceleyen yazılar yazdım. Teknolojisi açısından IOTA ve Rippla göre ucuz olduğunu vurguladığım Lumens iyi bir rally gerçekleştirdi. Lite da bugün itibarı ile manşetlere girdi. Şimdi vadeli işlemlerin başlaması ile beraber parasal sistem içinde Bitcoin’e değinmek istiyorum. Ama önce, daha önce detaylı olarak işlediğim için, kısaca Altın standardına değineceğim. Hem çoğunlukla yanlış bilindiği ve fakat ona rağmen ısrarla anlatıldığı için, hem de sınırlı olması nedeni ile Bitcoin-Altın benzerliği kurulması nedeni ile.

Bir süredir X “hoca” veya Y “üstadın” Bitcoin’in nasıl bir sahtekarlık/ponzi vs olduğuna dair tespitlerini paylaşıyorsunuzJ O halde ben de eli yükseltiyorum. Aşağıda Krugman’ın internet tespiti ve burada da yeni yaşanan bir gelişme var.

Krugman örneğini dalga geçmek için değil, zaten haddim de değil, sadece bir gerçeği vurgulamak için paylaştım. Internet dünyayı değiştirdi mi? Elbette evet. Bunu gören ve 5000’den, 4000’den Nasdaq’a giren para yaptı mı? Elbette, hayır. Kısacası hiç birimiz bir yeniliği hemen değerlendirecek kadar zeki değiliz. Doğru bir değerlendirme yaptığımızda da hemen zengin olmak zor.

Altın Standardı

“Finally, the term ‘gold standard’ could hardly be applied to the period as a whole, in view of the overwhelming dominance of silver during its first decades, and of bank money during the latter ones. All in all, the nineteenth century could be far more accurately described as the century of an emerging and growing credit-money standard, and of the euthanasia of gold and silver moneys, rather than as the century of the gold standard.” (Triffin ).”

İlk hali ile altına dayalı sistemde ekonomik gelişme ve fiyat seviyeleri tamamen Altın veya değerli metallerin arzına bağlıydı. En güzel/çarpıcı örnek de İspanyolların kadim Amerika medeniyetlerinden yağmaladıkları değerli metalleri Avrupa’ya getirmesi ile oluşan enflasyondur. Daha yakın bir örnek ise 1886 yılında Güney Afrika’da keşfedilen madenler ve siyanürün kullanılması olabilir. Dönemin enflasyon oranları bu gelişmeleri derhal yansıtmıştır. Normal koşullarda gerçek anlamı ile madenciler ekonomik ihtiyaca paralel oranda altın üretebilirse her şey yolunda gider. Bu sistemde Hume’ın fiyat-mal teorisi işler. Altın bir nedenle X ülkesinden Y ülkesine gidiyorsa X’de deflasyon ve ücretlerde gerileme yaşanırken Y’de ekonomi patlar, alım güçü yükselir. Böylece zaman içinde Y X’te üretilen ürünleri daha ucuz bulur ve altın akışı tersine döner. Kendi kendini düzenleyen ve denge bulan bir mekanizma. Dikkat ederseniz günümüz komplocularının arzusu ve The Economist’in manşetine uygun şekilde bir “dünya parası” söz konusu. Üzerinde kralın veya sultanın damgası bulunduğu sürece altı/gümüş vs para herhangi bir ülkede diğer bir ülkedeki kadar geçerlidir.

Bu sistemde borç almak vermek mümkün olsa da 2cil piyasa oluşturmak veya büyük bir kredi hacmi yaratmak çok zor. Bu nedenle insanlık bir adım ileri gitmiş ve hepinizin bildiği üzere zeki bir kuyumcu kendisine emanet edilen ve karşılığında banknot verdiği altınların hepsinin geri istenilmediğini görmüş. VE “rezervindeki” altından daha fazla banknot piyasaya sürmeye başlamış. Dikkat ederseniz “ama bugün paranın karşılığı yok bik bik” yorumları çoktan darbe yedi. O zaman da paranın karşılığı 100% altın değildi… Örneğin 1844 tarihli yasa (Peel’s Act) BOE’ye belli bir oranda para basmasını ama sınır aşıldığında geri kalan miktarın tamamının altınla desteklenmesini ön görür. ABD’de oran 40% altındı. Kanada 8 milyon dolar basabilir ve ilk 5 milyon doları sadece 20% altınla desteklerken sonraki 3 milyon doların arkasında 25% altın olması gerekiyordu vs vs

Bu dönem ABD’de Free Banking/serbest bankacılık olarak tanımlanır. (Önce US Mint’te resmileştirdiğiniz, darphaneye götürdüğünüz Altında bazen brassage adı verilen maliyetler kesilirken bazen de senyoraja benzer bir vergi de kesilebiliyordu.,) Altınınızı yatırdığınız banka istediği kadar banknot piyasaya sürebilir.Yeter ki piyasa bankaya güvensin. Güvenmediği anda banka ve muhtemelen sizin tasarruflarınız da batacaktır ancak devletin hiçbir müdahalesi söz konusu olmaz. Öyle ki bankaların sermayesi bile olmasına gerek yoktu. Diğer bir sorun şu anda olanın tam aksine MB değil piyasa tarafından belirlenen faizler doğal olarak iyi zamanlarda düşük, kötü zamanlarda ise yüksekti. İyi zamanda kimse altını geri istemediği için piyasaya banknot gelmeye devam ediyor ve faizler düşük. Kötü zamanda herkes altınını geri istediğinden bankalar faizleri yükseltiyor. Ve buna rağmen kriz nedeni ile bankalar bir birine altını borç olarak vermiyor. Ve sonuç sık sık banka krizleri. Yukarıda bahsettiğim altın-mal hareketi mekanizması yine çalışıyor. Bu nedenle enflasyon kontrol altında ama sistem bahsettiğim nedenlerle dengesiz.

Bu sistem de gelişen ekonominin ihtiyaçlarını tatmin etmedi. Bir adım ötesinde yine Altın sistemindeyiz aman bir MB iliştiriyoruz sisteme. Şimdi mudi veya banka altınlarını artık MB’ye yatırıyor . MB karşılığında banknot veriyor.  İstediğinizde banknotu verip altını alırsınız. Ama MB’de istediğinde istediği kadar banknotu piyasaya sürebilir ve faizleri vs kontrol edebilir. MB’yi kontrol altında tutan şu halde kasadaki altın değil halkın güveni ve yukarıda paylaştığım ticaret mekanizması, ki enflasyonu/ticaret dengesini vs kontrol altında tutan da bu “arbitraj”. Fractional Banking burada devreye giriyor. Ama giriş nedeni bankalar dönemsel olarak gelen çıkış taleplerini karşılasın diye değil. MB bankaların kredi verme yeteneğini kontrol altında tutsun diye. Aşağıda 19’yy ve 20’yyılın başında para arzının kompozisyonu var. Bu tablo zaten tüm yazıya bedel.

Bretton Woods yani Doların altına diğer paraların dolara bağlı olması ise daha önce de vurguladığım gibi Altın sistemi falan değil. Zira kişilerin banknotu verip altını aldığı bir sistem değil. Sadece devletler altını talep ediyor ve Fransızlar da bunu sık sık yaparak sistemi çökertmeyi başardı. Bugün paranın nasıl yaratıldığını, mevduatın krediyi değil kredinin mevduatı oluşturduğunu vs daha önce çok işlediğim için değinmiyorum.

Şimdi gelelim Bitcoin konusuna. Temelde Altınla paralellik gösterse de çok ciddi farklar da söz konusu. Altın sisteminde olduğu gibi tamamen Bitcoin (altın), MB’nin Bitcoin’e (altına) dayanarak bastığı banknotlar ve/veya bankaların bastığı banknotlar gibi 3 yöntem de mümkün olabilir. Ancak Altın arzı madenler/teknolojik gelişmeler gibi unsurlara bağlı ve belirsizken Bitcoin ‘de  son üretim tarihi 2140’a kadar nasıl bir artış olacağını önceden biliyoruz. Ör 2018’de 2% civarında 2022 de 1% civarında ve 2026’da 0.5% civarında bir büyüme olacak. Bu Altın standardında gördüğümüz bazen deflasyon bazen de hafif enflasyona geçişlerin Bitcoin’de mümkün olmayacağını gösteriyor. Yani Bitcoin’de fiyat istikrarı daha ön görülebilir olacaktır.

Para politikası açısından Altın standardı MB’lerin manevra alanını Altın arbitrajı nedeni ile daraltsa da tamamen yok etmiyordu. Zira altını bir ülkeden ( o dönemin teknolojisi ile bakarsanız NY’dan Londra’ya) diğerine hareket ettirmek taşıma vs sigorta masrafları nedeni ile maliyetli olduğundan arb ancak belli bir noktadan sonra mantıklı olabiliyordu. İncelediğinizde tüm dünya altın standardındayken coğrafik anlamda yakın ülkelerin kurları ile uzak ülkelerin kurları arasında daha sıkı/gevşek ilişkiler olduğunu görebilirsiniz. Bugün Bitcoin’in bir ülkeden diğerine hareket etmesi dakikalar içinde gerçekleşebilir. Ancak bankacılık sistemi açısından MB kamunun güvenine sahip olduğu sürece bankacılık sistemine “lender of last resort” sorumluluğunu yerine getirebilir veya Bitcoin (altın) çekme talepleri arttığında bir başka MB ile Bitcoin (altın)  borçlanma anlaşmasına gidebilir. Bitcoin sisteminde  MB’lerin/hazinelerin hem senyoraj hem de para politikası güçlerini kaybetmesi söz konusu olduğundan siyasi açıdan Bitcoin standardı Altına oranla kabul ettirilmesi daha zor bir adım gibi görünüyor. Altın-Bitcoin standardı karşılaştırmasında benim kafamı kurcalayan noktalardan biri Altının aksine (saklama riski) Bitcoin’lerin bankaya yatırılması için çok fazla bir neden görmeyen kesimlerin bulunacak olması (ruhu ve yapısı da buna uygun).Yani Bitcoinler bankacılık sistemine hiç girmeyebilir de.

Bu kısa özete baktığımızda gelecekte keskin bir Bitcoin standardından ziyade 1-Özel para  2-SDR 3-Bitcoin benzeri ancak algoritması üretimini bazı kurallara bağlı kalarak sürdürebilen bir kripto para gibi alternatifler daha mümkün görünüyor.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev

Şant Manukyan hakkında

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde lisans eğitimi alan Şant Manukyan, yüksek lisans programını da Cornell Üniversitesi MBA dalında tamamladı. 2002 yılında İş Yatırım Uluslararası Piyasalar bölümünde göreve başlamış, 2007 yılında Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı görevine getirilmiştir. Global Stratejist olan Şant Manukyan, Kasım 2012 itibariyle de Uluslararası Piyasalar Müdürü konumunda görevine devam etmektedir. Global ekonomik durumun yatırımcılara yansıtılarak yabancı hisse senedi, foreks ve emtia stratejilerinin belirlenmesinden ve bu stratejilere yönelik yatırımcı tavsiyeleri oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir