A Gadibus usque ad Auroram*

South Sea Şirketi balonunda tarihe geçen anektod  Isaac Newton’a aittir demek sanırım doğru olur. Newton şirket hisselerinin yükselişi ile ilgili bir soruya “Yıldızların hareketlerini hesaplayabilirim ancak insanların deliliğini hayır” şeklinde cevaplandırmıştır. Trade zararı olarak mı yoksa fırsat maliyeti olarak mı netleşmemekle beraber Newton’un South Sea’den 20 bin pound (günümüzde 2.4 milyon pound) zarar ettiği söylenir.

Araştırdığım kaynaklardan birinde Newton’un  işlemleri aşağıda gördüğünüz gibi verilmişti. Büyük bir fizikçi, astronom ve Hermetik üstadının bile borsada zarar edebileceği gerçeği ile kendimizi avuttuktan sonra geçelim South Sea şirketi nedir ne değildir bölümüne.

South Sea dünyanın en büyük borsa köpüklerinden biri olarak benim gözümde bazı yönleri ile Nasdaq balonunu bazı yönleri ile de günümüzde yaşanan borç balonunu bünyesinde barındırır.

17 Yüz Yılın Sonu : Dönüşen Ingiliz İmparatorluğu

1660lardan itibaren Ingiltere’de bügün anladığımız biçimde bir bankacılık sistemi oluşmaya başlarken 14 civarında olan “kamuya açık” şirket satısı 1690larda 100e yükselmişti. Dahası Kral kanunlar tarafından sınırlandırılmış ve “borçlarını” ödemekle yükümlü hale düşmüştü. Vergi arttırımları için de parlamentonun onayını almak zorundaydı. Pek çok kaynak 1693 yılında hükümetin borçlanmalarının Parlamento tarafından garanti edilmesini “ulusal/kamu borç” kavramının ortaya çıkması olarak değerlendirir. Dikkatinizi çekmiştir Ingiltere’de hava kuvvetlerinden hastanelere kadar herşey “Royal” damgası taşırken borç “national”dır (tespit elbette benim değil).

Ingiltere sosyal ve ekonomik olarak dönüşürken War of the Leagues of Augsburg (1688-89) ve the War of the Spanish Succession (1702-13) olarak bilinen iki savaş hazineyi de zora sokmuş ve günün sonunda 35 milyon pound civarında bir borç yükü bırakmıştır. Bu durum dünyanın 2. en eski (ilki hakkında daha önce detaylı yazmıştım) MB’si Bank of England’ın 1694 yılında kurulması ve kamuya 8% faiz oranları ile fonlama sağlanması gibi önemli gelişmeleri tetiklemiştir. Ancak Bank of England bu dönemde tıpkı daha sonra ABD’de de görüleceği üzere (bu konuda da detaylı yazmıştım ) kalıcı olarak değil dönem dönem yetkileri uzatılan bir merkez bankası konumundaydı. Ve Sword Blade Bank gibi rakipler “merkez bankası” olmak için veya East India Company gibi şirketler spekülayon amaçlı saldırılarda bulunabiliyor veya ihalelere girebiliyordu. Bu durum devlet tarafından da daha düşük oranlarda kredi vermesi için Bank of England aleyhine kullanılıyordu.

Yine böyle bir dönemde bankanın faaliyetlerinden yeterince tatmin olmayan Sir Robert Harley devlet borcunu konsolide etmek amacı ile 1711 yılında South Sea Company’i kurdu (şirket kurulmadan önce savaş için milli piyango bileti satılmasından özel borçlanmalara kadar çok ilginç bir dönem var). Altını çizmekte fayda var şirket kapitalist amaçlardan ziyade kamu borcunun daha rahat çevrilebilir hale sokulması için kurulmuş bir şirkettir. Zira o tarihte 9 milyon pound tutarında bir borcun (toplam 35 milyondu) karşılığı olmadığı anlaşılmıştır. Sir Harley bu sorunu çözmek için South Sea Şirketini oluşturmuş, borç verenlere şirket hisselerini vermiş ve yıllık olarak 6%lik bir kupon faizini de temettü olarak dağıtmayı vaad etmiştir. Böylece kısa vadeli yüksek faizli bir borç uzun vadeli ve daha düşük faizli bir hal almıştır.

Bugün finans piyasalarında “sweetener” olarak bilinen ve yatırımcıyı “kafakola almak” için kullanılan yöntem (örneğin GDP 3%yi geçerse 0.25% daha fazla faiz ödenir gibi) o zaman da kullanılmış ve Parlamento Şirkete South Seas olarak bilinen (o zaman okyanus falan yok) Güney Amerika denizlerinde ticaret monopolü olma hakkı verilmiştir.

the sole trade and traffick, from 1 August 1711, into unto and

form the Kingdoms, land etc. of America, on the east side from

the river Aranoca, to the southernmost part of the Terra del

Fuego…”, all trade from the Western Americas and “into unto

and from all countries in the some limit, reputed to belong to

the Crown of Spain, or which shall hereafter be discovered

Ancak ufak bir sorun vardı; bölge Ispanyolların egemenliği altında olduğundan ticaret monopolü olmanın reelde bir anlamı yoktu. Bugün Maxis’in de yakınlarında olduğu ve dönemin finans merkezi sayılan Threadneedle Street’te başlıkta kullandığım motto ile şirket kurulmuş oldu. Bu arada kuruluş aşamasında debt-equity oranının net bir şekilde belirtilmemiş olması bir süre sonra şirket yönetiminin gözünden kaçmayacak ve bir süre sonra şirket lehine kullanılmaya başlayacaktır.

1713 tarihine kadar şirket (tıpkı Nasdaq balonunda olduğu gibi) ilerideki yıllarda South Seas’de yapılacak ticaretten gelecek karların hayali ile yaşamıştır. Bu tarihte ise Ispanya ile yapılan Utrecht anlaşması ile Kral Beşinci Philip 30 yıl süre ile İngiltereye o zamanki adı ile “Assiento de Negros” köle ticareti izni vermiştir. Bu izne göre Ingiltere bölgedeki İspanyol kolonilerine yılda 4800 köle gönderebilecek ve bu sayının 4000i üzerinden vergi toplam karında da 10%sini kar payı olarak ödemede bulunacaktır. Ayrıca yılda bir kez 500 tonu aşmayacak şekilde Buenos Aires, Caracas, Cartagena, Havana, Panama, Portobello ve Vera Cruz limanlarından birine kargo gönderilebilecek ancak kardan 25% pay Ispanyollara verilecektir. Adam Smith daha önce köle ticaretine giren Portekiz ve Fransız şirketlerinin battığına dikkat çekerek Wealth of Nations kitabında kargo ticaretinin de başarsız olduğunu belirtir:

Of the ten voyages which this annual ship was allowed to

make, they are said to have gained considerably by one, that of

the Royal Caroline in 1731, and to have been losers, more or

less, by almost all the rest.

Kağıt üzerindeki bu avantajlar gerçekte işe yaramamış ve 1717 yılında ilk yolculuktan sonra çıkan savaşla şirketin G. Amerika’daki tüm mal varlığına el konulmuştur.  Böylece ortaya kamudan alınacağı varsayılan “sermaye” ile kurulmuş ve G. Amerika ile ticaret edilerek kar edeceği varsayılan bir şirket çıkmıştır.

1718 yılında ünlü ekonomist (kart saymakla da ünlü) John Law (kendisinin de Mississippi Şirketi Balonu vardır) Fransız ekonomisini toparlayıp borç miktarını azaltmaya başlayınca Ingiltere yatırımcıların kendisine olan güvenini kaybetmemek için benzer bir yola girmeye karar vermiştir. Bu amacla 1719 yılında kamunun milli piyango ödemelerinin (32 yıl bounca sürecek şekilde ayarlanmıştı) 69%lik kısmı şirket hissesine çevrildi. Bu işlemden şirketin karı 76,180 pound oldu.Daha öncesinde de South Sea sermayesini 12 milyona yükseltmek ve hükümete 2 milyon pound borç vermek için teklifte bulundu. Aynı sırada Bank of England da benzer bir teklifle geldi. Görüşmeler neticesinde 3 yasa çıktı ve her iki kurumun da talepleri onaylandı:

  • The South Sea Act
  • The Bank Act
  • The General Fund Act

Fransada Mississippi balonu ile yaşanan “başarıyı” gören şirket yetkilileri daha da ileri giderek  22 Ocak 1720de Parlamentoda görüşülecek olan teklifi sundu: Ülkenin  30,981,712 poundluk borcunu 1727 ortasına kadar 5%lik bir faiz ödemesi ile almak! Bank of England’ın da karşı teklif vermesi ile Palemento 5 gün sürecek bir değerlendirme sürecine girdi. Ardından Parlamento şirket lehine kararını açıkladı. Aşağıdaki grafikte gördüğünüz üzere ö günlerde 130 pounddan işlem gören hisseler önce 300 pounda yüksekdi ardından da kendisini kaybetti.

Hisse Performansı:

Karar aşamasında Bank of England lehine konuşan parlamenter Robert Walpole sesi bugün de dönem dönem yankılanan konuşmasını yaptı :

Hisse işlemleri ülkenin enerjisini ticaret ve endüstriden uzaklaştırır.

Hayali zenginlik peşinde koşanlar ise yıkılacaktır.

Asla ödenemeyecek temettüler vaadederek South Sea Şirketinin hisselerini suni olarak yükseltmek şeytanca bir spekülasyon.

Şayet bu plan işe yararsa şirket yöneticileri hükümetin efendisi olacak ve hatta diktatör olacaktır.

Şayet başarısız olursa, ki buna inanıyorum, ülke iflas etmiş olacak.

South Sea is all the rage and fashion; the ladies sell their

jewels to buy, and happy are they that are in (dönemim folklorundan )

Yasa Avam Kamarasında bulunduğu 2 ay boyunca şirketin başkanı Ispanya ile serbest ticaretin çok yakın olduğunu, Potosi-la-Paz’dan ülkede var olan demir kadar gümüş getirileceğini, Meksikalıların pamuk ve giyecek karşılığında tüm altınlarını Ingilizlere vereceğini vs vs pompalayıp durdu. 55 Hayır 172 Evet oyu çıktığında hisse 330 Pounddan işlem görüyordu. Aynı sonuç Lordlar Kamarasından da çıkacak ve 17ye karşı 83le karar onaylanacaktı. Bu sırada hisse 310 Pounddan 290a geriledi.

Grafikte Money Subscription işaretlerini görüyorsunuz. Bu tarihlerin ilkinde Şirket 100 pound nominal  karşılığında 300 poundluk 1 milyon hisse ihraç etti ve 340 pounda kadar yükseldi. 21 Nisanda şirket temettü miktarını 10% açıkladıktan sonra 1 milyon hisse daha ihraç edildi ve fiyat 400 Pound oldu.

Bu sırada elbette piyasadaki heyecandan faydalanmak isteyen başka şirketlerde ortaya çıkmıştı. Bubble Companies olarak nitelendirilen bu şirketler (kaynaklarda 80 küsürünü bulabilirsiniz) South Sea Şirketinin baskısı ile çıkartılan Bubble Act (satın alınmış veya hisseleri satın almış soyluların koruması sayesinde) ilk aşamada Şirkete pozitif etkide bulundu ve daha güvenilir olduğu düşünülerek alımlar yaşandı.Ancak Bubble Act yatırımcıları korkutmuş ve South Sea hisselerini alacak “greater fool” bir kitle de zaten kalmamıştı. Bunun üzerine 3 Haziranda hisseler 890 pounddan 640a kadar geriledi. Şirket yöneticilerinin alıma girişmesi ile hisse günü 750 pounddan kapatı. Daha sonra Temmuz sonuna doğu 1000 poundu göre hisse şirketin yönetim kurulu başkanı Sir John Blunt’ın paylarını sattığı dedikodusu ile gerilemeye başladı. Ağustos ayı boyunca gerileyen hisseler 2 Eylülde 700 pounda düşünce panik yaygınlaşmaya başladı.8 Eylülde yapılan hissedar toplantısında bir çok Duke, Earl, Kont vs konuşma yapmasına rağmen hisse günü 640 Pounddan 9 Eylülü ise 540 Pounddan tamamladı . 12 Eylülde Bank of England’ın şirkete müdahale edeceği yönünde haberlerle senet 640 pound kadar yükseldi ancak haberin asılsız olduğu anlaşılınca (ama daha sonra karışmak zorunda kalacaktı) 400 pound görüldü .13 Eylüle bir parlemento üyesi Borderick başbakana mektup yazarak “Various are the conjectures why the South Sea directors have suffered the cloud to break so early. I made no doubt but they would do so when they found it to their advantage. They have stretched credit so far beyond what it would bear, that specie proves insufficient to support it. Their most considerable men have drawn out, securing themselves by the losses of the deluded, thoughtless numbers, whose understandings have been overruled by avarice and the hope of making mountains out of mole-hills.” diyecekti.

Paniğin büyümesini göze alamayan kesimler Bank of England’ı ikna ederek uygun gördükleri bir şekilde 3 milyon Poundluk South Sea Bonosu ihraç etmesini sağladı. Ancak The Sword Company başta olmak üzere para çıkışı o kadar hızlanmıştı ki bir noktada Bank of Englanda bono almak için gelen para çıkan paranın çok gerisinde kalmıştı.  29 Eylülde senet 135 dolara geriledi. BOE dalganın yönünü çevirmek bir yana dalganın altında kalacağını anlayınca anlaşmaya uymayacağını açıkladı ve geri çekildi.

Hikayenin bundan sonraki kısmı cenazenin nasıl kaldırıldığı ile ilgili. O konuya girmiyorum. Ancak bu görevi ilk günden durumun farklında olan Robert Walpole’un üstlendiğini ve South Sea’de bulunan borçu BOE-Hazine ve bugün Avrupa için konuşulan bir Sinking Fund arasında paylaştırarak operasyona başladığını söylemek gerek.

Bu arada bugün halen faaliyette olan C. Hoare&Co. nun kurucularından Henry Hoare (muhteşem Henry olarakta bilinir) bu köpüğü satarak 28,000 pound kar etmiştir. Peki o dönemde “değerlemeler” nasıl yapılıyordu. Dönemin hisse değerleme yöntemlerine de kısaca bir giriş yapmak faydalı olabilir. Örneğin bir kaynakta bir “şeyin” değeri “estimate the Value of a Thing . . . [by] the yearly Profit which it will bring in” yıllık karla hesaplanır diyor. Doğal olarak arsa ve gayrımenkul değerlemesi üzerinden gidilmiş.

Diğer bir kaynak Remarks on the celebrated calculations (1720) ise şöyle demiş :“The main principle, on which the whole science of stock-jobbing is built, viz. That the benefit of a dividend (considered as a motive to the buying or keeping of stock) is always to be estimated according to the rate it bears to the price of the stock, because the purchaser is supposed to compare that rate with the profits he might make of money, if otherwise employed. Doğal olarak temettünün öne çıktığını görüyoruz . Buradan yola çıkarak Archibald Hutcheson(1720),South Sea için 15 yıllık bir dönem ön görmüş ve yılda 3%lik earninglerle 15 yılı çarpmıştır (45%) . 1726 yılında DCF için Richard Hayes’ın The money’d man’s guide: or, the purchaser’s pocket-companion kitabı başucu eser oluyor.

1725 yılından bazı tespitler “Upon the arrival of some Intelligence about the situation of our affairs, which we call bad News, these Views have been given over, and the Declension of our Stocks on that Occasion attributed to and accounted for only from that Intelligence” 1720den:“Everybody knows that the chief business of stock-jobbers consists of selling out of one stock, and buying in another, as particular circumstances at home or accidents from abroad may lessen the value of one, and raise that of another  De La Vega daha 1688de hisse hareketlerini anlamak için: In order that you should not come to the conclusion that the movements of the stock exchange are inexplicable and that nothing is firm, take note and realize that there are three causes of a rise in the prices on the exchange and three of a fall: the conditions in India, European Politics, and opinion on the stock exchange itself.” Yani eksikte olsa belli bir ölçüde “değer anlayışı” var.

South Sea hesaplarına geri döndüğümüzde çeşitli kaynaklarda “yüksek veya düşük” gelir senaryolarına göre balonun tepesinde şirket PE oranının 750-950 veya 20-25 aralığında olduğu görülüyor (biz bu aralığa piyasa diyoruz).

Bir balonun daha sonuna geldik. Bir sonrakinde buluşana kadar esen kalın.

*Şafaktan Cadiz’e kadar

Kaynaklar: http://core.ecu.edu/econ/rothmanp/ec5000de/South_Sea_Bubble.pdf

http://www.aequi-libria.com/Publications/Economic%20History%20and%20Theory/2003%20South%20Sea%20Bubble.pdf

http://www.thesouthseabubble.com/

http://www.stock-market-crash.net/south-sea-bubble/

http://www.historic-uk.com/HistoryUK/HistoryofEngland/South-Sea-Bubble/

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev

Şant Manukyan hakkında

İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde lisans eğitimi alan Şant Manukyan, yüksek lisans programını da Cornell Üniversitesi MBA dalında tamamladı. 2002 yılında İş Yatırım Uluslararası Piyasalar bölümünde göreve başlamış, 2007 yılında Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı görevine getirilmiştir. Global Stratejist olan Şant Manukyan, Kasım 2012 itibariyle de Uluslararası Piyasalar Müdürü konumunda görevine devam etmektedir. Global ekonomik durumun yatırımcılara yansıtılarak yabancı hisse senedi, foreks ve emtia stratejilerinin belirlenmesinden ve bu stratejilere yönelik yatırımcı tavsiyeleri oluşturulmasından sorumludur.
Bu yazı Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir