Tarihte Bugün: Türkiye İş Bankası

Geçen yıl vefat edene kadar, bazı toplantılar sayesinde kendisiyle pek çok kez bir araya gelme şansına sahip olduğum torun Atilla Celal Bayar’dan, pek çok ilginç Atatürk ve Celal Bayar hatırası dinleyebilmiştim. Ama bu ondan değil.

Atatürk’ün tam 90 yıl önce bugün doğrudan İş Bankası İdare Meclisine söyledikleri:

“Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın! Böyle kurumlar için en kuvvetli sermaye, zekâ, dikkat, iffettir; teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu inançla işe sarılınız, mutlaka başarırsınız!… Bu işte başarı kazanmayı, eğer şahsî bir onur meselesinden daha ileri, millî bir gurur, millî bir onur meselesi yaparsanız çalışmak için, amacınıza ulaşmak ve daha yükselmek için muhtaç olduğunuz ateşi, enerjiyi bol bol yüreklerinizde bulacaksınız.”

Muhtemeldir Atatürk’ün bu konuşmasını veya ilgili diğer konuşmalarını daha önce de okumuşsunuzdur. Belki bilinmeyen bir nokta İş Bankası’nın Merkez Bankası’nın kuruluşunda oynadığı roldür. Daha doğrusu Merkez Bankası’nın “kendisi” olma ihtimalidir.

Yakın tarihimizde ilk MB veya o fonksyonları üstlenen banka Bank-ı Osmani Şahane’dir. Ortakları arasından Rothschild’ın Fransa kolu da vardır. Biz Osmanlı Bankası olarak tanıyoruz. Bu ismi Cumhuriyetin kurulması ile almış ve 10 Mart 1924′te para basma intiyazını cumhuriyete devretmiştir, ancak işlevini sürdürmüştür. İmparatorluk sırasında bu banka kredi hacmi, borçların ödenmesi, hazine işlevleri, altın rezervleri gibi fonsyonları elinde tutardı. (Yerine Mart 1917′de Itibar-ı Milli Bankası kurulmuş, ancak savaşın kaybedilmesi ile işlevsiz kalmıştır.)

1925 yılında sona erecek imtiyazlı şirket statüsü 1924 yılında 1935′e kadar uzatılmıştır. Yeni anlaşmaya göre basılan banknotların 1/3 kadar altın tutacak, genel müdür için Maliye Bakanlığı onayı gerekecek, Türk çalışan sayısı artırılacaktır. Bu sırada ise milli bir Merkez Bankası çalışmaları başlar.

1927 yılında Maliye Bakanı Abdülhalik Renda MB taslağını Atatürk’e sunar. Atatürk örneklerin incelenmesini ister. Bunun üzerine İş Bankası Hollanda MB’sinden G. Vissering’i 1928′de davet eder. Raporunda acil bir merkezin kurulması gerekliliğine değinir ve 30 milyon liralık bir sermaye ön görür. Celal Bayar rapora kendi fikirlerini ekleyerek İsmet İnönü’ye yollar. Notunda İş Bankası’nın zaten benzer bir konumda olduğunu, bu nedenle Merkez Bankası’na dönüştürülmesini tavsiye eder. Ancak İnönü MB’nin tam bağımsızlığını ve sistemde hiç bir ilişkisi olmaması gerektiğini öne sürerek Celal Bey’in önerisini reddeder.

İkinci ziyaret için Alman MB başkanı Hjalmar Schacht davet edilir, ancak yerine Karl Müller gönderilir(1929). Müller bir kaç ay çalıştıktan sonra raporu önce Schacht’a okutmak için geri döner ve yıl sonu raporu gönderir.

Müller’in raporunda ise ülkede bir Merkez Bankası kuracak ekonomik ortam yoktur ve reform yapılması gerekir. Bu sırada 1929 krizi başlamıştır.  1930 yılında 1.125.000 sterlin sermaye ile Bankalar Konsorsiyumu kurulur ve spekülasyonun engelenmesi için faaliyete geçer.

Devamını da Merkez Bankası’nın kuruluş yıldönümünde paylaşırım :)

Heyecanlı not/ödülsüz soru: Neden kağıt paraların üzerinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazarken madeni parada Türkiye Cumhuriyet”i” yazar?

Kısmi kaynak: Tarih ve Siyaset Blogu

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | 3 yorum

Olağandışı Popüler Yanılsamalar ve Kitlelerin Çılgınlığı

Önce Yellen’in söylediklerine biraz daha detaylı bir bakış sonra Draghi. Dün Yellen konuşmasında 19 gösterge kullanılarak oluşturululan bir endeksten bahsetti: “Following this methodology, Federal Reserve Board staff developed a labor market conditions index from 19 labor market indicators…”

Gösterge istihdam piyasasının hızla toparlandığını ancak işsizlik oranında düşüşün durumu doğru yansıtmadığına işaret ediyor”muş”.

Söz konusu 19 indikatörün tamamını paylaşmayacağım. İlgilenen olursa modeli gönderebilirim. Ama özetle bu model;

  1. Unemployment/underemployment
  2. Employment
  3. Workweeks
  4. Wages
  5. Vacancies
  6. Hiring
  7. Layoffs
  8. Quits
  9. Consumer/business surveys

ana başlıklı göstergelerin alt başlıklarından oluşur. Aşağıda paylaştığım grafikte hemen gözünüze çarpması gereken şey bu gösterge tarihinde ilk kez 5 yıl aralıksız artı seyretmeyi başarmış durumda.

İkinci noktayı ise aşağıdaki tabloda paylaşıyorum. 2009-14 arası dönem kümülatif 290 skoru ile en iyi ikinci skor. Ancak kriz sırasında -370 görüldüğünü göz önünde tutarsak etkileyiciliği azalıyor. Buna rağmen aylık ortalama 5 skoru hem toplam ortalamadan yüksek hem de en iyi skorlardan birisi.

Aşağıda ise hangi alt indikatörlerin endeksi etkilediğini görebiliyoruz.

Toparlanma kuvvetlendikçe daha az sayıda indikatör endekse yön veriyor. Şimdi olduğu gibi. Son olarak aşağıda bu gösterge ve daha önceki faiz artışları var.

Diyecek tek bir şey var. Yellen faiz arttırmamak için bahane uydurup duruyor. Veriler devamlı belirttiğim gibi aylardır faiz artışının 2015 ilk yarısında gelmesi gerektiğine işaret ediyor. Zaten FOMC’de toparlanmanın beklenenden hızlı olduğunu ve dezenflasyon riskinin azaldığını kabul ederek bu noktaya geldi. Ancak Yellen’ın bu tutumu , büyük çok büyük bir hisse rallysine neden olacak. Bu nedenle Eylül-Ekimde görülecek bir dibin alış fırsatı olacağını ve çok büyük bir balonun ileride bir yerlerde olduğunu düşünüyorum.

Asıl sorun FED değil EB ekonomisi ve Çin olacak. Balon demişken Kindleberger’in kitabından sonra(belki de önce çünkü basım tarihi 1841) balon oluşumu ile ilgili kütüphanemdeki en nadide kitap yazımın başında kapağı yer alan Extraordinary Popular Delusions and The Madness of Crowds’dur. J.Livermore ve B. Baruch’un da favori kitabıdır. Balon sadece CAPE’ye veya RSI’a bakılarak anlaşılamaz, ayrı bir psikolojisi vardır. Delusion kelimesi şu anda yaşadıklarımızı tarif ediyor…

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tamam mı devam mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini geride bıraktığımız, başbakan ve ekonomi yönetimine yönelik belirsizliklerin büyük ölçüde ortadan kalktığı bu hafta piyasaların gündemini Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu kararı belirleyecek. 

Merkez Bankası faiz indirmeye devam edecek mi, yoksa duracak mı? Yurt içi enflasyon dinamikleri ve küresel risk iştahındaki bozulmaya paralel Türk lirasında yaşanan değer kaybı Merkez Bankası’nın faiz indirmeye devem etmesini zorlaştırıyor.

Geçen hafta yayınlanan anketler piyasa ekonomistlerinin Merkez Bankası’nın faiz indirimine ara vermesini beklediğini gösteriyor. Türk lirası verim eğrisi piyasaların faiz indirimini değil önümüzdeki bir yılda 50—100 baz puanlık faiz artışını fiyatlamaya başladığını anlatıyor. Ancak, büyüme cephesinde aşağı yönlü riskler büyük resmi karıştırıyor.

Ukrayna ve Iraktan eşanlı olarak gelen jeopolitik şoklar Türkiye’nin dışa dönük dengelenmesi konusunda riskleri artırıyor. Batının Rusya’ya karşı yaptırımlarını artırmasının Avrupa ekonomisinin zaten zayıf olan büyümesini durduracağından endişe ediliyor.

İkinci büyük ihracat pazarımız olan Irak’ta iç savaş yaşandığı bir dönemde gelecek Avrupa şoku Türkiye’nin büyümesini önemli ölçüde aşağı çekebilir. Genel seçimlere bir yıldan az kalan mevcut konjonktürde ekonomide yaşanabilecek bir yavaşlama hükümet için önemli tehdit oluşturabilir. Bu nedenle Merkez Bankası’nın faiz kararı AKP hükümeti için hayati önem taşıyor.

Politika sahnesindeki karışıklık faiz cephesinde alınacak kararın önemini artırıyor. Kredi derecelendirme kuruluşları geçen hafta yayınladıkları raporlarda cumhurbaşkanlığı seçimlerinin politik belirsizliği çözmediğini vurguladı. Açıklanan raporlara göre, Erdoğan sonrası dönemde partiyi seçimlere kimin götüreceği, ekonomi yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlikler devam ediyor.

2015 seçimlerine giden süreçte AKP yönetimi önceliği kaçınılmaz olarak yapısal reformlara değil büyümeyi canlandıracak politikalara verecek. Derecelendirme kuruluşları bu süreçte Merkez Bankası gibi kurumlar üzerindeki baskının artabileceğinden endişe ediyor.

Hal böyle iken Merkez Bankası faiz indirmeye devam edebilir mi? Bizim görüşümüz Türk lirasında ve faizlerdeki baskı nedeniyle Merkez Bankası’nın önümüzdeki hafta beklemeyi tercih edeceği yönünde. Ancak büyüme cephesinde artan aşağı yönlü riskler nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz hassasiyetinin sürdüğüne inanıyoruz. Küresel risk iştahının düzeldiği ilk ortamda Merkez Bankası faizleri indirerek ve makro ihtiyati politikaları gevşeterek büyümeyi destekleyecektir.

Serhat Gürleyen, CFA

Direktör | Araştırma

Araştırma kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın