Petrol, Enflasyon ve FED

Son dönemin en fazla öne çıkan konularından birisi de enflasyonda gerileme ve FED’in yaklaşımı. Dün açıklanan ve manşette eksi olan CPI sonrası da bu konunun tartışıldığını görüyoruz. Gerileyen Petrol fiyatlarına karşı FED ne yapmalı. Birkaç grafikle basit bir MB politika yaklaşımı taslağı paylaşmak istiyorum. FED gerileyen petrolün enflasyona olan etkisi ile hareket etmeli mi? Soru bu ve baskın cevap da aslında “evet”. Ancak sadece enflasyona bakmak neden sorusunun cevabını atlamak anlamına da geliyor olacak.

Başlangıc dengesiYukarıda talep ve arz dengesini görüyorsunuz. 3% reel talep ve FED hedefi olan 2% enflasyonla Agg. Demand 5% büyüyor. Bir nedenle, örneğin herkesin hatalı olarak söylediği QE ile, pozitif bir şok yaşandı ve talep cizgisi sağ kayarak  4%ye yükselirken enflasyon da 3% oldu, yani AD büyümesi 5′ten 7′ye çıktı.

Pozitif şokEnflasyonu takip eden FED faiz arttıracak ve grafikteki gibi talep normale dönecek.

Negatif şok

Yukarıdaki iki grafikte ise aksi bir durum var. Talepte bir düşüş yaşanıyor ve reel büyüme -3% “enflasyon” ise -2% oldu. Yani toplamda -5%. FED hemen faizleri düşürdü ve deflasyonu bertaraf ederken düşen faizler tüketimi arttırdı. Böylece yeniden denge noktasına geri döndük. Buraya kadar telep kaynaklı tüm sorunlarda FED’in faiz ve enflasyona yönelik adımları sorunu çözdü.

Şimdi negatif bir ARZ şokuna bakalım. Aşağıda Bernanke’nin bahsettiği örnek. Kısa vadeli şokla beraber enflasyon 3%ye yükseldi  talepte ise 2′ye düşüş var. FED bu noktada sadece enflasyonu gözeterek müdahale ederse evet bir noktada enflasyonu 2%ye geri getirecek ama talep eğisi de etkileneceğinden büyüme sadece 2.5%’e gerileyecek. Yani sadece enflasyonu gözeterek atılan adım dengeyi bozdu. Hiç hareket etmeden 5%li (ama enf 2 reel talep 3 şekilnde değil enf 3 reel talep 2 şeklinde) durumu korusaydı petrol fiyatları normale döndüğünde işsizlik, talep ve fiyatlar da dengesine dönecekti.

Negatif arz şokuVe nihayet geldik bugünkü duruma. Pozitif bir arz şokuna yani petrolde sert ve büyük bir düşüşe. Üstelik fiyatlar da düşük kalacak. Yani enflasyon kalıcı olarak 1%’ye düşerken  harcanabilir geliri artmış hisseden tüketici talebinin büyütüyor ve 4% yapıyor. FED’in enflasyon hedefinin çok altında olduğundan güverçinler müdahale ediyor ve faizler düşürülüyor. Ancak bunu yaptığınızda talep dengelenmiyor aksine artıyor ve denge 5%ten 7%ye doğru gidiyor. Bu aslında Greenspan’ın yaptığı hata, sürdürülemez bir tüketim yaratıyor ve sonu kriz. Yani arz kaynaklı enflasyon sorunlarında FED’in faizle müdahalesi telebin aksine çalışmıyor.

Pozitif Arz Şoku

Dolayısı ile “deflasyon aşağı deflasyon yukarı” tartışmasında deflasyonun nereden geldiğine FED bakmak zorunda. Petrol 140 dolara gittiği dönemde bunun stagflasyon değil deflasyona neden olacağını da yukarıda anlattığım nedenlerle savunuyordum. Şu anda talepte bir sorun yok ve ABD’de talep daha da artacak. Deflasyon çok daha farklı bir yerden gelecek.

Neyse ki FED içinde bu durumun farkında olan bir kesim var. Aslında konu FED’in enflasyon hedefine bağlı kalmasından da kaynaklanıyor Nominal GDP hedeflemesi tarzı bir stratejiye geçiş şu ortamda daha uygun olurdu.

Bütün ornekler Tyler Cowen ve Alex Tabarrok’un kitabından alınmıştır.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senetleri ve Türev

mail ve rapor alti banner 468x68_20141027

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İkili (Binary) Opsiyonlar Kumar mı?

binary-options

Literatürde binary opsiyon olarak yer alan ikili opsiyonlar; bir finansal varlığın vade sonunda bir eşik değerin üzerinde (ya da altında) tamamlanması durumunda sabit bir ödeme yapan opsiyonlardır.

Eşik değer (Kullanım fiyatı) aşılmazsa ödenen prim yanar. Eşik değerin ne kadar aşıldığı; %1 ya da %50, hiç farketmez. Standart düz opsiyonlarda opsiyon yazan tarafın kazanç potansiyeli sınırlı kayıp potansiyeli sınırsızken (opsiyon alan için de tersi geçerli); ikili opsiyonlarda olası kayıp da kazanç da tarafların ikisi için de sabittir. Örnek olarak; BIST30 endeksinin bugün 100,000 olan değerinin 2 ay sonraki kapanışının 105,000 üzerinde olması halinde sabit bir ödeme yapacak bir ikili opsiyonu alalım. Bunun prim tutarı bugün ödenir, vade sonunda endeks 105,000 üzerindeyse primden yüksek olan opsiyon ödemesi gerçekleşir. Kullanım fiyatı spot fiyatın ne kadar üzerindeyse; başka bir deyişle opsiyonun karda kapama ihtimali ne kadar düşükse; opsiyon ödemesi o kadar yüksek olacaktır.

Bu haliyle ikili opsiyonlar yatırımcı açısından hiç kompleks olmasa da, fiyatlaması ve hedge işlemleri açısından son derece kompleks ürünlerdir. Bu tür opsiyonları alan satan piyasa oyuncuları; özel hedge algoritmaları uygulamak zorunda kalır. Bu haliyle bu opsiyonlara kumar demek büyük haksızlık olur. Ancak piyasadaki uygulamalara da bir bakmakta fayda var. SPK’nın daha önce hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama başlıklı maddeden suç duyurusunda bulunduğu bazı ikili opsiyon siteleri gibi yapılar, yatırımcılara aslında finansal ürünler sunmamaktadır. Burada söz konusu işlemlerin vadesi çok kısa olduğu için muhataplarına yatırımcı demek de doğru olmaz, spekülatör daha yerinde bir ifade olur.

Özellikle Güney Kıbrıs gibi denetimin ve yasal düzenlemenin daha uygun olduğu ülkelerde kurulu olan bu tür şirketler, piyasaya internet üzerinden vadesi günlerle aylarla değil saatlerle dakikalarla ölçülen opsiyonlar sunmaktadır. Zaman aralığının bu kadar kısaldığı bir tabloda beklenen volatilite anlamını yitirecektir. Zaten anılan opsiyonların eşik değerleri, spot seviye ile hemen hemen aynı olduğu için; aslında dayanak varlığın önümüzdeki kısa sürede aşağı mı yoksa yukarı mı gideceğine yönelik bir bahis söz konusudur. İşin içinde zaman değeri olmadığı için vadede beklenen fiyat; spot fiyata eşittir, başka bir deyişle opsiyonun karda bitme ihtimali, zararda bitme ihtimaline eşittir. Piyasa beklentisi elbette önemlidir, ama bu kadar kısa vadeli değerlendirmelerde piyasa beklentileri veya temel analize dönük yaklaşımlar önemini yitirmekte; istatistiki sonuçlar öne çıkmaktadır; anılan ikili opsiyonlar içinse bu istatistik %50’dir; yani kırmızı ve siyah (yeşili ihmal ediyoruz) ya da yazı tura istatistiği kadardır. Aslında anılan opsiyonların dışında, kaybın ya da kazancın sabit değil de lineer olduğu opsiyon yapılarında da eğer zaman değeri ortadan kalkıyorsa, işin finansal boyutu kaybolmaktadır. Ancak bu yapıların aritmetiği daha basit olsa bile, son kullanıcı tarafından anlaşılması daha zor oldukları için ikili opsiyonlar popüler olmuştur.

Şans faktörünün kavramlarla oynanarak işin içine bu kadar kolay dahil edilmesi, türev ürünlere haksızlık yapılmasına neden olabilir. Burada şans faktörünün ağırlığını arttıran; ürünün kendisi değil vadesidir. Aynı şekilde, türev olmayan spot piyasalarda da, mesela hisse senedi piyasasında da; alım satımların çok kısa zaman aralıklarında yapıldığı durumlarda (eğer flow bilgisi ya da algoritmik alım satımlar söz konusu değilse) da aynı şekilde sonucu belirleyecek faktör finansal değerlendirmelerden çok şans olacaktır.

Yasin Demir
Müdür | Hazine ve Portföy Yönetimi

Hazine ve Portföy Yönetimi kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

FOMC Toplantısı Üzerine

shadow_rate

Yukarıda şayet 4 trilyonluk FED bilançosunu faiz olarak modelleyebilsek FED faizleri nerede olurdu sorusunun cevabı var. Çalışmanın akademik detaylarını da daha önce paylaşmıştım. Taylor modeli ve hatta haftasonu paylaştığım FED’in kendi OC’u faiz artışına işaret ediyor ama bunun çok ötesinde piyasanın bence hatalı durduğu nokta konuya cari enf-işsizlik seviyelerinden bakarak yaklaşması. (Konumum nedeni ile bana çakmak kolay, buyurun S. Fischer’e de yanlış biliyorsun sen bunu deyin)

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Faiz Türevleri ve Kaybettirdikleri

Faiz Türevleri ve Kaybettirdikleri

Global dünyada 1990’lardan itibaren yaygınlaşan türev enstrümanlar ülkemizde 2000’lerden itibaren ilgi görmeye başladı. Türev araçların kaybettirdikleri deyince spekülatif amaçla yapılan türev işlemlerde yaşanan kayıplar akla gelebilir. Kamuoyunun piyasalarla çok içiçe olmayan kesimi içinse 2008 krizi zaten bir nevi türev araçlar krizi olarak yaşandı. Ancak faiz türevlerinin kaybettirdikleri dediğim zaman kastettiğim faiz türevlerini kullanmamanın kaybettirdiklerini kastediyorum. Vadeli işlemler ve opsiyonlarla başlayan türev işlemler, mevzuattaki çeşitli zorluklara rağmen yaygınlaşmaya devam ediyor ve kurumsal ve bireysel yatırımcıların riskleri sınırlama yönündeki ihtiyaçlarına cevap veriyor. Türev işlemlerin dayanak varlıklarına baktığımızda başta döviz olmak üzere hisse senetlerini, hisse endekslerini, altın gibi emtiaları görüyoruz. Global piyasalarla kıyasladığımızda faizler ve özellikle tahvil bono gibi borçlanma araçları üzerine olan türev enstrümanlar en büyük eksikliği oluşturuyor.

Okumaya devam et

Hazine ve Portföy Yönetimi kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Panik yapmayalım ama hazır olun

2013 Kasımı’nda Yellen’in VP olduğu dönemde oluşturduğu Optiomal Control modeli üzerine bir konuşmasına değinmiştim, yine bu blogda değinmiştim. Cuma günü açıklanan veriden sonra bu konuya geri dönmekte fayda görüyorum. Yaklaşık 1 yıl 1 ay önce paylaştığım yazıyı “Asıl “Balon” bu adımdan sonra oluşacaktır. ” diyerek bitirmiştim. ABD endekslerinde halen bir balon yok ve düzeltmeler alım fırsatı, çok daha yukarıya gidecekler.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın