Hisse Geri Alma (buyback) Meselesi

Biliyorsunuz bir süredir şirketlerin kendi hisselerini geri alması (buyback-BB) konusu tartışılıyor. GS’da konu hakkında bir rapor yazarak görüşlerini paylaştı. Birkaç detayla ben de görüşlerimi paylaşmak isterim. Önce konunun geçmişine bakalım, 1930’lardan 1982 yılına kadar buyback yasadışı görülen bir uygulamaydı ve manipülasyon olarak kabul ediliyordu. 1982 yılında ise 10b-8 olarak bilinen bir düzenleme ile, ki Enron skandalı sonrası 2003 yılında revize edildi, serbest bırakıldı.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

FED’in iki sonraki adımı

FED’in bir sonraki adımı piyasa açısından büyük oranda belli. FED fund vadelilerine baktığımızda bu yıl artış yok, seneye ise 1 faiz indirimi geliyor. Benim de görüşüm malum, FED bu yıl faiz artırmaya devam edecek. Fazla zaman harcayacak bir şey yok , kimin haklı çıkacağını zaman gösterecek. Aşağıda reel faizler ve GDP var.

Resesyon reel faizlerin büyümeyi aştığı noktada geliyor. Henüz bu durumun tekrarından uzak bir noktadayız Ancak sanırım asıl tartışmamız gereken konu faiz 2.5% veya 3.0% seviyesinden sıfıra çekildikten sonra neler olacağı. 1990’da faizler 8.25’ten 3%’e indirilmiş. 2001’de 6.50%’den 1.0%’e, 2008’de de 5.25’ten 0.25%’e düşürülmüş. Yani kısa veya uzun vadeli ortalama miktardan çok daha düşük bir faiz indirimi söz konusu olabilecek.

İstenilen ama cari yapıda henüz mümkün olmayan şey kağıt paranın yerini tamamen dijital paraya bırakması. Böylece MB ve bankalar eksi faiz uygulamasına geçtiğinde hane halkının manevra alanı büyük ölçüde daralır. İleride olacak bir senaryo ama bir sonraki resesyonda kullanılabilecek araçlardan birisi değil. Bir sonraki adım paranın “vadesi” olması gibi daha teknik stratejiler de olabilir. Şimdilik bunlara hiç girmiyorum.

Daha realist bir araç QE’lerin devamı olabilir. Piyasanın daha önce hiç bilmediği daha doğrusu akına getirmediği bu uygulama bilançonun 800 bn dolar olduğu bir noktada işe yaramış olabilir (biraz gri bir alan bu, henüz literatür de bir uzlaşmaya varabilmiş değil). Ama 3.5 veya 3 trilyon dolar civarında başlayıp 5-6 trilyona çıkartmak marjinal olarak aynı etkiyi göstermeyecektir. Japonya vakası da inancımızı sarsan bir vaka. Bir gün “bu gün” gelirse FED’in uyması gereken kurallar değiştirilerek kamu varlıkları yerine kurulduğunda yaptığı gibi özel şirket tahvilleri ve hisse almasına onay verilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.

Kısa vadede karşılaşmamız mümkün olan strateji ise anlaşılan enflasyon seviyesi ve hedeflemesi konusu olacak. Şu anda 2% ideal seviye olarak görünse de geride bıraktığımız uzun yıllar boyunca PCE çok az süre için 2% ve üstü seviyelerde vakit geçirdi. FED’in ekonomik bir zayıflık yokken bu konuya yönelik bir müdahalesi olmadığını biliyoruz. Burada en basit teklif 2% olan enflasyon hedefinin ör. 4% olarak revize edilmesi. Böylece piyasalar merkezin daha uzun süre daha güvercin davranacağından emin olacak ve başta beklentiler olmak üzere pek çok davranış biçimini buna göre ayarlayacak. Ama 2 veya 4 şayet FED hedefin uzun süre altında kaldığında  herhangi bir adım atmayacaksa (örneğin 3 yıl boyunca 3’te kalırsa) netice fazla değişmeyecektir. Williams’ın basit örneğine bakalım: Enflasyon vaktinin 80%sini ortalama 2% 20%sini 1% civarında geçirsin. Yani ortalama 1.8% civarında olmalı. Ki bu durumda piyasanın uzun vadeli enflasyon beklentisi de istenildiği gibi 2% değil 1.8% olarak gerçekleşir.

Yukarıdaki senaryomuza dönelim. Herhangi bir nedenden yeni bir resesyona girdik, faizler sıfıra çekildi ancak benim gibi düşünenler MB’lerin bu işin altından kalkamayacağına inandığı için enflasyon beklentileri gerileyecektir. Bu durumda reel faizler , Japonya örneğinde olduğu gibi, sıfır sınırında olmamıza rağmen düşmeyecek ve hatta artacak ve talep daha da ötelenecek. 2 FED başkanının önerilerinden bir tanesi Fiyat Seviyesi Hedeflemesi bir diğer de kuzeni diyebileceğimiz Ortalama Enflasyon Hedeflemesi. Örnek vermek gerekirse; şayet FSH stratejisi uygulanıyorsa ve seviye yine 2% ise 2019 yılında enflasyon 3% olduğunda piyasanın 2020 beklentisi 1% olacaktır. eğer EH stratejisi içinde olsak beklentiler 2020 yılında oranın 2% olmasın yönünde oluşacak ve fiyatlamalara girecekti. Aşağıda günümüzde uygulanan 2% hedefi vs FSH stratejisini görebilirsiniz.

Bu durumda bir sonraki resesyonda enflasyon 0.5%’e veya -1%e düştüğünde FSH stratejisinde piyasalar 2% seviyesine dönüşü değil 5% seviyesine kadar pasif bir FED duruşunu fiyatlamaya başlayacaktır (tabii ben çok kısa vadeli bir aralıkta bakıyorum, birkaç yıl 3% de olabilir). Yükselen enflasyon beklentileri sayesinde reel faizler gerileyecek ve işler yoluna girecek (New Keynesiansanız böyle en azından) Aşağıda 2% FSH hedefi olsa  günümüzde PCE’de nasıl bir “piyasa hedef”i olması gerektiğini görüyorsunuz. Bu anlattıklarımın bir versiyonu da nominal GDP hedeflemesi.

FED başkanlarının yaptığı hiç bir tartışma boşa değildir ve çok bilgilendiricidir. Hazırlandıklarına inanıyorum. İşe yarayacağına ise pek inanmıyorum.

Şant Manukyan 

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İdeal FED Bilançosu

Aşağıda FED varlıklarında ve banka kredilerinde önceki yıla göre değişimi görüyorsunuz..

Bu grafik kredi-FED bilançosunun büyüklüğü ya da rezervlerin büyüklüğü arasındaki ilişkinin zannedildiği gibi kuvvetli olmadığını göstermeye yeterli olmalı. FED’in bilançosunda yaşanacak bir daralmasının tam olarak hangi reel kanal üzerinden piyasayı vuracağına dair üzerinde görüş birliği olan bir analize de henüz rastlamış değilim.  Son dönemde en fazla konuşulan konu bilanço büyüklüğü olunca gelen sorular da FED’in hangi noktada durabileceği yönünde oldu. Hafta sonu çeşitli görüşler üzerinden gittim ve bir özet olarak paylaşıyorum.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

FOMC Toplantısı

1-    Powell ne yapmak istiyor? Bu soruya vereceğim cevap tarot falına bakmakla sınırlı ancak yine de şansımı deniyorum. Önce ufak bir istatistik Eylül 2013 FOMC toplantısından sonra yayınlanan açıklama tam 798 kelimeden oluşuyordu. Aralık 2013- 867, Aralık 2014 -734 , Aralık 2015-596, Aralık 2016-535, Aralık 2017-485 ve Kasım 2018- 303 kelime. Peki krizden önceki yıllarda durum nasıldı ? Merak edenler için Aralık 2005-164 kelime… Yani FED krizden sonra kız whatsup grubu şeklinde çalışırken krizden önce annesine mesaj çeken ergen erkek modundaymış. Powell’ın son konuşmasında yapmaya çalıştığı ve “accomodative” kelimesinin de açıklamadan çıkartılması ile aslında varılmak istenen nokta bu. Kimsenin ideal seviyesini bilmeden (Phd’ler dahil) tartıştığı r*’lar, başka türlü ol(a)mazmış gibi  fwd. guidancelar, gradual hikelar vs gibi elini açık eden stratejilerden kurtularak sadece ekonomik verilere göre para politikasını belirlemek.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Türk şirketleri Avustralya macerasına hazır mı?

Geçen hafta Avustralya’nın bende bıraktığı intibaları paylaşmıştım. Şimdi Dünya Gazetesinin ruhuna daha uygun bir şekilde ekonomik konulara değinmek istiyorum.

Başkan Powell’ın önceki hafta yaptığı konuşmada ilginç bir cümle vardı: Her ülkenin ekonomisi bir noktada resesyona girer, tabii Avustralya değilseniz. Gerçekten de resesyona girmeden, ki NBER bu kavramı biraz detaylı olarak tanımlar ama ben genel kabul görmüş kaba tanım olarak ekonominin 2 çeyrek üst üste daralmasından bahsediyorum, 27 yıl boyunca büyümeyi başaran bir ülkeden bahsediyoruz. Elbette bu başarıda “doğru yerde doğru zamanda bulunmak” yani Çin ile olan ilişkiler ve Çin ekonomisi büyük rol oynuyor. Ancak bu süreci akıllıca yöneten kamu politikalarını da küçük görmemek gerekiyor.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın