Merkez Bankası Dijital Parası: Yönetici Özeti

Bitcoin ve kripto para birimlerinin popülaritesinin hızla artması neticesinde pek çok merkez bankası da dijital para (CBDC) ihraç edip etmemesi gerektiğine dair çalışma grupları kurdu, analizler yaptı ve raporlar yayınladı. Temelde merkez bankaları zaten dijital paraya geçmiş durumda. Bankaların Merkez Bankası hesaplarında tuttuğu para/rezerv dijital para kavramına birebir uyan bir formattadır. Top yekûn dijital paraya geçiş ise söz konusu Merkez Bankasının bu hesapları bankacılık sektörü dışındaki diğer unsurlara yani finans dışı şirketlere ve kişilere açması ile gerçekleştirilebilir. Bu adım sırasında kripto paralarda kullanılan dağınık veri tabanı (DLT) teknolojisi kullanılabileceği gibi merkezi uygulama (CL) sürdürülerek de gerçekleştirilebilir. Hangi teknolojinin tercih edileceği tamamen kullanım kolaylığı, hızı ve maliyetine bağlıdır.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Libra: Yeni Bir Denge

Nihayet Facebook Libra projesinin whitepaper’ını açıkladı. Aşağıda sızan bilgilerle derlediğim noktalara yakın açıklamalar var ama adım adım gidelim. Öncelikle amaç sistem dışında kalmış olan 1.7 milyar insanı sisteme çekmek olarak açıklansa da Libra’nın her türlü ortamda kullanılmasının hedeflendiği anlaşılıyor. Cari kriptoparaların da benzer bir misyonu olduğuna değinildikten sonra (örneğin Lumen’in yaratıcılarının da hedefi buna benzer) “Mass-market usage of existing blockchains and cryptocurrencies has been hindered by their volatility and lack of scalability, which have, so far, made them poor stores of value and mediums of exchange”  volatilite ve ölçeklenebilirlik sorunları nedeni ile değişim ve değer özelliklerine sahip olmadıkları iddia ediliyor. Elbette özellikle BTC dünyasında store of value olduğu noktası çok şiddetli bir şekilde savunulacaktır.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Facebook Coin

Dün G-20 açıklamasında  genel kavram kendisine bir kez daha yer bulduğu için konuya bugün değinmek istedim. Son anda bir değişiklik olmazsa Facebook 18 Haziranda (FED toplantısının başladığı gün )BBC tarafından adı Globalcoin olduğu iddia edilen ancak muhtemelen başka bir isim taşıyan kripto parasının whitepaperını yayınlayacak (Libra Projesi). Bu yazıda sadece sızan veya sızdığı sanılan bilgileri işleyeceğim ama tabii ki whitepaper sonrası daha kapsamlı bir analiz de paylaşmaya çalışacağım. Henüz aşılması gereken pek çok regülasyon da bulunuyor.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hisse Geri Alma (buyback) Meselesi

Biliyorsunuz bir süredir şirketlerin kendi hisselerini geri alması (buyback-BB) konusu tartışılıyor. GS’da konu hakkında bir rapor yazarak görüşlerini paylaştı. Birkaç detayla ben de görüşlerimi paylaşmak isterim. Önce konunun geçmişine bakalım, 1930’lardan 1982 yılına kadar buyback yasadışı görülen bir uygulamaydı ve manipülasyon olarak kabul ediliyordu. 1982 yılında ise 10b-8 olarak bilinen bir düzenleme ile, ki Enron skandalı sonrası 2003 yılında revize edildi, serbest bırakıldı.

Okumaya devam et

Uluslararası Piyasalar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

FED’in iki sonraki adımı

FED’in bir sonraki adımı piyasa açısından büyük oranda belli. FED fund vadelilerine baktığımızda bu yıl artış yok, seneye ise 1 faiz indirimi geliyor. Benim de görüşüm malum, FED bu yıl faiz artırmaya devam edecek. Fazla zaman harcayacak bir şey yok , kimin haklı çıkacağını zaman gösterecek. Aşağıda reel faizler ve GDP var.

Resesyon reel faizlerin büyümeyi aştığı noktada geliyor. Henüz bu durumun tekrarından uzak bir noktadayız Ancak sanırım asıl tartışmamız gereken konu faiz 2.5% veya 3.0% seviyesinden sıfıra çekildikten sonra neler olacağı. 1990’da faizler 8.25’ten 3%’e indirilmiş. 2001’de 6.50%’den 1.0%’e, 2008’de de 5.25’ten 0.25%’e düşürülmüş. Yani kısa veya uzun vadeli ortalama miktardan çok daha düşük bir faiz indirimi söz konusu olabilecek.

İstenilen ama cari yapıda henüz mümkün olmayan şey kağıt paranın yerini tamamen dijital paraya bırakması. Böylece MB ve bankalar eksi faiz uygulamasına geçtiğinde hane halkının manevra alanı büyük ölçüde daralır. İleride olacak bir senaryo ama bir sonraki resesyonda kullanılabilecek araçlardan birisi değil. Bir sonraki adım paranın “vadesi” olması gibi daha teknik stratejiler de olabilir. Şimdilik bunlara hiç girmiyorum.

Daha realist bir araç QE’lerin devamı olabilir. Piyasanın daha önce hiç bilmediği daha doğrusu akına getirmediği bu uygulama bilançonun 800 bn dolar olduğu bir noktada işe yaramış olabilir (biraz gri bir alan bu, henüz literatür de bir uzlaşmaya varabilmiş değil). Ama 3.5 veya 3 trilyon dolar civarında başlayıp 5-6 trilyona çıkartmak marjinal olarak aynı etkiyi göstermeyecektir. Japonya vakası da inancımızı sarsan bir vaka. Bir gün “bu gün” gelirse FED’in uyması gereken kurallar değiştirilerek kamu varlıkları yerine kurulduğunda yaptığı gibi özel şirket tahvilleri ve hisse almasına onay verilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.

Kısa vadede karşılaşmamız mümkün olan strateji ise anlaşılan enflasyon seviyesi ve hedeflemesi konusu olacak. Şu anda 2% ideal seviye olarak görünse de geride bıraktığımız uzun yıllar boyunca PCE çok az süre için 2% ve üstü seviyelerde vakit geçirdi. FED’in ekonomik bir zayıflık yokken bu konuya yönelik bir müdahalesi olmadığını biliyoruz. Burada en basit teklif 2% olan enflasyon hedefinin ör. 4% olarak revize edilmesi. Böylece piyasalar merkezin daha uzun süre daha güvercin davranacağından emin olacak ve başta beklentiler olmak üzere pek çok davranış biçimini buna göre ayarlayacak. Ama 2 veya 4 şayet FED hedefin uzun süre altında kaldığında  herhangi bir adım atmayacaksa (örneğin 3 yıl boyunca 3’te kalırsa) netice fazla değişmeyecektir. Williams’ın basit örneğine bakalım: Enflasyon vaktinin 80%sini ortalama 2% 20%sini 1% civarında geçirsin. Yani ortalama 1.8% civarında olmalı. Ki bu durumda piyasanın uzun vadeli enflasyon beklentisi de istenildiği gibi 2% değil 1.8% olarak gerçekleşir.

Yukarıdaki senaryomuza dönelim. Herhangi bir nedenden yeni bir resesyona girdik, faizler sıfıra çekildi ancak benim gibi düşünenler MB’lerin bu işin altından kalkamayacağına inandığı için enflasyon beklentileri gerileyecektir. Bu durumda reel faizler , Japonya örneğinde olduğu gibi, sıfır sınırında olmamıza rağmen düşmeyecek ve hatta artacak ve talep daha da ötelenecek. 2 FED başkanının önerilerinden bir tanesi Fiyat Seviyesi Hedeflemesi bir diğer de kuzeni diyebileceğimiz Ortalama Enflasyon Hedeflemesi. Örnek vermek gerekirse; şayet FSH stratejisi uygulanıyorsa ve seviye yine 2% ise 2019 yılında enflasyon 3% olduğunda piyasanın 2020 beklentisi 1% olacaktır. eğer EH stratejisi içinde olsak beklentiler 2020 yılında oranın 2% olmasın yönünde oluşacak ve fiyatlamalara girecekti. Aşağıda günümüzde uygulanan 2% hedefi vs FSH stratejisini görebilirsiniz.

Bu durumda bir sonraki resesyonda enflasyon 0.5%’e veya -1%e düştüğünde FSH stratejisinde piyasalar 2% seviyesine dönüşü değil 5% seviyesine kadar pasif bir FED duruşunu fiyatlamaya başlayacaktır (tabii ben çok kısa vadeli bir aralıkta bakıyorum, birkaç yıl 3% de olabilir). Yükselen enflasyon beklentileri sayesinde reel faizler gerileyecek ve işler yoluna girecek (New Keynesiansanız böyle en azından) Aşağıda 2% FSH hedefi olsa  günümüzde PCE’de nasıl bir “piyasa hedef”i olması gerektiğini görüyorsunuz. Bu anlattıklarımın bir versiyonu da nominal GDP hedeflemesi.

FED başkanlarının yaptığı hiç bir tartışma boşa değildir ve çok bilgilendiricidir. Hazırlandıklarına inanıyorum. İşe yarayacağına ise pek inanmıyorum.

Şant Manukyan 

Müdür | Uluslararası Piyasalar

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın